• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

12 Eylül ve milli irade

13.09.2014 10:17
Doğan Gülbasar / Gazeteci Yazar

Doğan Gülbasar / Gazeteci Yazar

 

12 Eylül 1980’de Türkiye en karanlık günlerinden birini yaşadı. Yıllarca sürecek karanlığın başlangıç noktasıydı bu tarih...

O günden sonra partiler kapatıldı, meclis feshedildi, yüzbinlerce eve baskınlar yapıldı, yüzbinlerce genç gözaltına alındı, işkencelerden geçirildi ve onlarcası idam edildi. Kitapların suç unsuru sayıldığı, insanların ülke gündemiyle ilgili konuşmaktan korktuğu günlerdi.

Vahşi kapitalizmin acımasızlığını yoksul halk üzerinde uygulayacak koşulları oluşturmak için yapıldı 12 Eylül darbesi. Ülkenin içinde bulunduğu terör ortamı da gerekçe olarak gösterildi. Sadece siyasi partiler ve meclis kapatılmadı. Örgütlü toplum yok edildi; sendikalar da kapatıldı, işça hakları gaspedildi.

Sanki terörün suçlusu işçilermiş gibi...

1982’de de yeni Anayasa için (güya) referandum yapıldı. Ama referandum tarihine kadar Devlet Başkanı Kenan Evren şehir şehir gezip, yeni anayasanın ne kadar özgürlükçü olduğunu anlattı. Anayasa aleyhine konuşmak ve yazmak ise yasaklandı. Onlarca gazeteci ve aydın anayasa aleyhine propaganda yaptığı için tutuklandı.

Beklenen oldu ve yeni anayasa yüzde 91.37 oranında oy alarak kabul edildi. Hayır oyları yüzde 8.63’te kaldı.

Hafızam beni yanıltmıyorsa evet oyları için kırmızı oy pusulası, hayır oyları için de mavi oy pusulası kullanılıyordu. Oy pusulasının konulduğu zarf o kadar inceydi ki içindeki oyun rengi seçilebiliyordu. Bu da Cunta’nın halkı baskı altına alabilmek için kullandığı yöntemlerden biriydi.

Sonraki yıllarda iktidara gelen tüm partiler 12 Eylül Anayasası’nın anti-demokratik bir anayasa olduğunu, Türkiye’ye yakışmadığını söyleyerek özgürlükçü anayasa vaadinde bulundular. Ancak hiçbiri bunu yapmadı.

Çünkü hepsinin işine geldi 12 Eylül’ün baskıcı anayasası...

Bugün iktidarda olan AK Parti de özgürlükçü anayasa söyleminde bulundu 12 yıl boyunca. Ama her seçimden başarıyla çıktıkça baskıyı artırdı. Hem de “milli irade” diyerek.

Yukarıda ifade ettim; 12 Eylül Anayasası da yüzde 92’e yakın evet oyu ile kabul edilmişti. Yani “milli irade” orada da tecelli etmişti! Milli iradeye biraz da bu açıdan bakmak gerekmiyor mu? Çünkü milletin tamamına yakınının evet oyu verdiği anayasaya bugün söylediğimizi bırakmıyoruz.

İşin aslı elmayla armutu karşılaştırmamak lazım. 12 Eylül Anayasası’nın kabul edildiği dönemle bugünü kıyaslamak insafsızlık olur. Ne olursa olsun bugün muhalefet var, işlevi kalmasa da sendikalar ve sivil toplum örgütleri ile az sayıda bağımsız gazeteci ve aydınlar var.

Ama sandık konusunda biraz daha esnek olmak gerekiyor.

Sandıktan çıkan her şeyin mutlak doğru olduğunu kabul etmemek lazım.

Sandıktan çıkana saygı göstermek koşuluyla tabi ki...

Dileriz Türkiye bir daha 12 Eylül ve benzeri rejimleri yaşamaz...

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim