- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
154 dolarlık ölüm

Sedat MEMİLİ / Yazar
DAĞLICA’DA YILDIZLAŞAN ÇOCUKLARIMA…
Gözyaşının Fransızcası,
Düş kırıklığının İngilizcesi var mı?
“Annelik duygusu” nun Almancası ile Yunancası arasında fark var mı?
Ya da ölümün vatanı…
Acıkan çocuk Arapça mı ağlar, Hintçe mi?
Peki ya sevdalar?
Sevdalar hangi milliyetin hangi bayrağında dalgalanır.
El ele tutuşmadaki sıcaklık, Sevecen bakışlar, mutlulukla parlayan gözler
Flamanca da başka, Türkçe de başka mı?
Ayağa batan devedikenin verdiği acı
Güney Afrika’da az, İtalya’da daha mı çok?
Peki ya ölüm?
Ölüm, hangi vatanın, hangi yurttaşının yüreğinde.
Bedeli 154 dolarla karşılanan ölümlerin vatanı ile bedelsiz ölümler, hangi toprağın hangi kültürlerinde?
Ölüm masumdur; acısı da…
Ölüm’ün öldürülmesi ancak ucuz zihniyetlerin ürünüdür.
Ölüm doğaldır; insanla buluşması da:
Ölümü çekilmez kılan, ölümü bir vatana bir milliyete ait kılanlardır.
Rus annenin Rus çocuğu olabilir.
Rus kadının Rus sevgilisi…
Annelik sevgisi Rusça olabilir mi? Bir sevgilinin bakışı Rus yüreği ile atabilir mi?
Bu duygular, ne vatan duygusuyla sınırlanabilir, ne de milliyet.
Vatan da milliyet de sevilebilir, uğruna ölünebilir.
Ama ne ölümün ne de sevginin vatanı yoktur.
154 dolarlık yavaş ölüm, Rusların değil insanlığın sorunudur.
Onları ölüme kurban verenler bu insanlık suçu ile hala ayakta duruyorlarsa; maalesef bu da insanlığın sorunudur: Ölümün değil.
O insanlar için yüreğim yandı.
Adlarını bilmediğim, yüzlerini görmediğim, ellerini tutmadığım o insanlar için yandım.
Utandım. Sivas’ta katledilenler, depremde göçük altında kalanlar, kaybolanlar gibi.
Yandım. Utandım.
Günlerdir izliyorum. Belki (bu bile çirkin bir kelime) teknik olarak ölümlerine engel olunamazdı. Bunu bilemiyorum. Ama ölümlerine karşılık para olarak değer biçilmesi, parçalanmış yüreğimi kin ve nefretle doldurdu.
Onlar, kendi ölümlerini ölemediler. Ve buna değer biçildi 154 dolar.
Evet, ölümün vatanı yoktur; ama ölüme değer biçilen vatanlar vardır.
Sevginin, gözyaşının ne milliyeti ne de bayrağı vardır; ama gözyaşlarına değer biçilen topraklar vardır.
İnsanları 154 dolarlık ölümlere mahkum eden tüm düşüncelere lanet olsun.
Bu düşünce sahipleri bilsinler ki;
Nefretin de vatanı yoktur.
01.09.2000 /Adana
(*)
(Not) Bu yazıyı 15 yıl önce yazmıştım. 21.08.2000 tarihinde Rusya'da beraberindeki 118 kişilik mürettebatıyla Barents Denizi’nde batan Kursk denizaltısında hayatını kaybedenlerin ailelerine “154 Dolar Ölüm Tazminatı” verilmesine karar verildi.
Şimdi Dağlıca’da şehitlerimiz var… Aynı duygularla bu yazımı “k,mlerin hatasına kurban olduğunu bile bilmeden” şehit olan sayısını henüz bilmediğim şehit çocuklarıma ithaf ediyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












