• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

17 “Aralık” var, uçurum yok! Format lazım!

23.12.2013 12:13
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

 

 

Son günlerde cereyan edenler, herkesin çok şey dediği “derinliği olan” bir mesele!

Konuya ilişkin olarak yazı yazıp görüş paylaşmam konusunda bazı dostlarımdan ve okuyucularımdan öneriler aldım. Öncelikle altından çok suların aktığı/akacağı belli olan oldukça netameli bir mevzu… İlk günler, hadisenin biraz daha olgunlaşmasını ve kanaatlerin biraz daha belirginleşmesini beklemek ve daha sonra yazmanın doğru olacağını düşündüm.

Yerel ve ulusal ölçekte yapılan değerlendirmelerden çıkan sonuçlara göre, belli başlı noktalarda çoğunluk ittifak etmiş gibi görünüyor!

Her şeyden önce; yapıldığı iddia edilen ve Bakan çocuklarına kadar uzanan yolsuzluk belası, asla tasvip edilecek bir mesele değildir. Suçlu; Peygamberlerin evladı dahi olsa, gereken cezalar verilmelidir. Mesele zaten yargıya intikal etti edeceği kadar! Bu konudan çok çekmiş ve inancı gereği hassasiyetleri fazla, dikkati ve rikkati olan bir toplumuz. Masumiyet karinesinin; son karar anına kadar muhafaza edilmesi gereken insani bir hak olduğu asla unutulmadan…

Kimileri meseleyi; hükümetin dershane hamlesine cemaatin bir misillemesi olarak değerlendiriyor. Buna kısaca değinmek istiyorum. Yapılan bunca eylemden sonra, nasıl ki Sayın Başbakanın bu konudan haberi olmamışsa ve konu bütün Ak Parti camiasına mal edilmemeli ise, aynı şekilde, cemaat tarafından yapıldığı varsayılan iddiaların tam tersine, Fethullah Gülen Hocaefendi’ninde haberi ve onayının olmadığına, en azından usul ve ayrıntıların ondan saklandığına inanan ve düşünenlerdenim. Olsa olsa, kendi muvazenesine hâkim olamayan bazılarının, kişisel karşı hamle inisiyatiflerini kullanarak yapmış olabilecekleri yönündedir. Böyle bir durum dahi varsayılacak olsa, Hizmet Hareketi’nin tümünü böylesi bir kumpasın içine çekmek, Ak Parti camiasının tümünü karalamak gibi olur ve asla doğru olmaz. Yanlışlar, doğruların yeşerdiği alanları sever.Yanlışın ne coğrafyası, ne cemaati, ne mezhebi, ne dini, ne ırkı, ne de partisi olmaz! Her yer ve kişi açısından yanlış, yanlıştır!

Sayın Başbakandan; yapılan kötülüğü ve yanlışı örtbas etmesi, görmezden gelmesi, meseleyi hiçe sayması beklenebilir mi?

Ak Parti’nin kuruluş şartlarında, varlık sebepleri arasında gördüğü, olmazsa olmaz dedikleri “3 Y”şartı: Yolsuzluk, Yoksulluk ve Yasaklar! Yakın geçmişimizde, ülkemizin ve insanlarımızın yolsuzluklardan mütevellit neler çektiklerini en iyi yaşayan ve bilenlerdeniz. Verilen mücadeleyi inkâr etmek, insaf sınırlarına sığmaz. Bu gerçek ve Ak Parti’nin varlık nedeni söylemler ve ilkeleri, kötülüğün örtbas edilmeyeceğine dair en güçlü referanstır.

Bir diğer husus; dış politikalar açısından yaşananlar üzerine yapılan kurguların yutturulmaya çalışılan kaos’un, Erdoğan ve Ak Partiyi infaz operasyonu’nun foyasının kısa bir sürede deşifre olmaya başlamasıdır. Elde edilen veriler, kısa bir süre öncesinden başlayan ve planlı olarak, uluslararası medya başta olmak üzere sürece sokulan dezenformasyon içerikli haber, yorum ve söylemler bunu kanıtlıyor.

Ak Parti iktidarını yıkma, Sayın Erdoğan’ı en hassas ve iddialı olduğu yerinden vurma, seçimlere yaklaşılan böylesi kritik bir süreçte olabildiğince ağır hasar verme, Turgut Özal gibi, ANAP tarzı, Ak Partiyi bitirme operasyonu olarak adlandırılabilir.

Dünyanın en iyi dezenformasyon (bilgi çarpıtma) uzmanı İsrail’in MOSSAD’ı ve ABD’nin CIA’sıdır. Ortadoğudan asla çıkmayan ve korkunç danslarıyla tanınan İngilizlerin meşhur MI6 ve Almanların sinsi BND’si asla untulmamalı..

Başbakanın infazını isteyen iç ve dış güçler var! Yıllardır mücadelesi verilen “sessiz devrimler” niteliğindeki kazanımlar nasıl unutulabilir? Yapılan son anlaşmalar, hedeflenen büyüklük ve öze dönük hamleler, son yüzyılın en radikal ve önemli projeleridir. Bunlar birilerini hem üzmüş hem de korkutmuştur. Onların boş duracaklarını kim söyleyebilir? Nitekim öyle oldu. Ancak her zaman olduğu gibi, ustaca gerçekleştirdikleri çirkin emeller, daha önceleri yıllar sonra ortaya çıkıyordu. Şimdi ise, gerek toplum, gerekse yönetim olarak refleksler, birkaç günlük sarsıntı ile tekrar olması gereken duruş ve kararlılıkla harekete geçebiliyor.

Özetle söylemek istediğim ve aslında sanırım olması gereken de şu;

Gerek Ak Parti ve Hükümet, gerekse Hizmet Hareketi, kendi içlerinde, dış mihrakların bulaştırdıkları ve asla genele teşmil edilmemesi gereken virüslerden kurtulmak adına; kendilerini yeniden yapılandırmalı, temiz bir format ve muhasebe ile makul bir özeleştiri süzgecinden geçirmelidirler.

Her iki kesimin müntesipleri, aynı ortak değerlerin savunucusu, bir süre beraber aynı yolda yürüyüp, yağan yağmurda beraber ıslanan insanlar!

2023 ötesi, 2071’li yılların siyasi inşasını hedefleyen, arkasında Milletin kahir ekseriyetinin desteğini aldığı bilinen, entrikalardan sıyrılma noktasında uzmanlaşmış, deneyimli bir yönetim kadrosuna karşı akıl almaz bir diklenmenin, ne cemaat mensuplarına, ne hizmet bekleyen garip guraba insanlara, ne Ak Partiye, ne de Milletimize faydası olmaz! Çatışma ikliminin acımasız sonuçlarından kaçınıp, teenni ile hareket ederek, özeleştiri ve içe dönük muhasebe iradesini göstermek lazım. Yarın çok geç olmadan!

Pirincin taşları biran önce; usta aşçılarımız tarafından ayıklanmalı, ihtiyaç duyulan hizmet yemeği, bilgece pişirilerek, dağılıp parçalanmaya müsaade etmeden halka verilmelidir. Pusuda ağzından salya akan mihraklar dururken, dikkat ve rikkat gerek!

Bu konuya ilişkin olarak; çözüm hareketi içinde yer alan “Akil İnsanlar” grubunu, bu toplumsal ve oldukça önemli konu ile ilgili olarak bir araya gelerek, binbir emekle inşasına çalışılan kardeşliğin zarar görmemesi için, bu konuda da sorumluluk almaya ve çaba göstermeye davet ediyorum!

Her zamankinden daha fazla teenni, sabır, gelinen seviyeyi yeterli görmeden, daha iyi aşamalara geçiş açısından sabır ve anlayışa, sevgi ve kardeşliğin inşasına, birlik ve bütünlüğün heder olmaması için akl-ı selime ihtiyacımız var!

Oluşturulan “Aralık”, uçuruma dönüştürülmemeli, “Mart” ile birlikte, gelecek heba edilmemelidir!

Sevgi ile Kalın…

akt

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
hicri.yetiş
31 Aralık 2013 Salı 10:35
10:35
Stuncer.ülkemizdeki.76.Milyonu.aklı.selime davet.ediyorum
Tarihçi
28 Aralık 2013 Cumartesi 11:04
11:04
Sayın Yazar,tespit,tahlil ve çözüme dayalı satırlarınız yüksek bir ufuk ve derin bir vicdan muvazenesini ihtiva ediyor.Kalem ehli sizin gibi akl-ı selim bir duruş sergilemiyorlar.Satırlarınız gelecekteki on yıllara atfen yazılmış olmasına rağmen acil çözüm reçetelerini de içeriyor.Sağduyulu yaklaşımınız için teşekkür ederim.Yüzyıllık dini akımların kendini ve tarihsel misyonunu reddetmesi manasına gelen 'stratejik tazyiklerini' akılla izah etmek mümkün değil.
Talip TEMİN
26 Aralık 2013 Perşembe 07:34
07:34
Türkiye'nin geleceğine dair tavrımız doğrudan itikadi tercihimizle alakalıdır. Bütün mesele; İbranî-Hıristiyan medeniyetin Türkiye'ye ve İslâm'a biçtiği yere ve bu yerin kaçınılmaz bir realite olduğuna rıza ya da red meselesidir. Bu rıza küfrün figüranlığına, red ise kulluğun asaletine râci'dir. Asaletini kaybettiğin vakit, vekâleten yaşadığın hayat cehenneme alıştırma yapmaktan başka bir şey değildir bu durumu iyi bellememiz gerekir vesselam.

Talip TEMİN
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim