• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Ankara : 24 °C

“ 1768 Osmanlı-Rus Savaşı ve Savaş Çığırtkanlığı ”

02.03.2015 08:00
“ 1768 Osmanlı-Rus Savaşı ve Savaş Çığırtkanlığı ”
Yılmaz KURT yazdı

TARİHİN İÇİNDEN

Prof. Dr. Yılmaz KURT

Ankara Üniversitesi

E.mail: ykurt@ankara.edu.tr

E.mail, Facebook, Twitter :  yilmazkurt2002@yahoo.com

 

“ 1768 Osmanlı-Rus Savaşı ve Savaş Çığırtkanlığı ”

 

Suriye’de bulunan Süleyman Şah Türbesi’nin boşaltılması ve Türk sınırına yakın Eşme köyüne taşınması bazı vatandaşlarımız tarafından geri çekilme olarak nitelendirildi ve tenkit edildi. Bu tenkitlerden bir kısmı son derece iyi niyetle yapılmış olsa da bir kısmı sadece politik amaç taşımaktadır. Bunları okuyunca ben 1768 Osmanlı-Rus savaşındaki savaş çığırtkanlarını ve 1774 Küçük Kaynarca Antlaşması’nı nasıl imzalamak zorunda kaldığımızı hatırladım.

1768 Osmanlı-Rus savaşında da buna benzer bir durum yaşanmıştı. Rusların Lehistan işlerine müdahalede bulunması ve Osmanlı Devleti’nin uyarılarına kulak asmaması Osmanlı topraklarında haklı bir öfkeye sebep olmuştu.

Osmanlıların Rusya ile savaşa girmesini isteyen Fransa elçisi halkı savaşa teşvik etmekteydi. Sultan III. Mustafa, Rus yayılmasından endişe ediyor ve Rusların durdurulması için savaş istiyordu. “Gerekirse Edirne Kapısı’ndan Rusçuk’a kadar iki geçeli altın dizerim” diyordu. Koca Ragıp Paşa ise askerin savaş için hazır olmadığını biliyor ve Osmanlı’yı “tırnakları sökülmüş heybetli bir arslan”a benzetiyordu. Ragıp Paşa’nın ölümünden sonra yerine geçen Muhsinzade Mehmed Paşa da Özi valiliğinde bulunmuş sınırdaki durumu ve askerin durumunu bilen bir devlet adamıydı. O da Padişah’ın harp isteğine ihtiyatla yaklaşıyordu. “İstanbul kaldırım kabadayıları” ise “Türk ordusu Tuna’ya doğru hareket etsin de görün Ruslar Lehistan’ı nasıl boşaltırlar” diye nutuk atıyorlar ve halkı da inandırıyorlardı. Sadrazam Mehmed Paşa’yı korkaklıkla suçlayan Padişah onun yerine Silahdar Mahir Hamza Paşa’yı sadrazam yaptı (Eylül 1768). Yeni Sadrazam’la birlikte Padişahın huzurunda yapılan toplantıda Ruslara bir nota verilmesi ve kabul etmedikleri taktirde savaş açılması kararı verildi. Rus elçisi iki ay vakit isteyerek Ruslar’a zaman kazandırmak istedi ise de kabul edilmeyerek Yedikule zindanlarına gönderildi ve Rusya’ya resmen savaş açıldı (5 Ekim 1768).

Savaş ilanından 9 gün sonra Sadrazam Hamza Paşa’nın akıl sağlığının bozuk olduğu görülerek görevden alındı ve yerine Yağlıkcızade Mehmed Emin Paşa getirildi. Savaşı önlemek isteyen İngiltere elçisinin arabuluculuk teklifleri Padişah tarafından kabul edilmedi. İstanbul’da savaş için acele edilmemesi, gerekli hazırlıkların yapılmasını tavsiye edenler veya harbe taraftar olmayanlar “vatan haini” sayıldı. Savaş taraftarları ise sandalye üzerinde Hamzanȃme okuyan pehlivanlar gibi nutuklar atıyorlar: “12.000 seçkin asker tedarik ettikten sonra Kızılelma’ya dek gitmemeğe ne minnet vardır” diyorlardı. Ahmet Resmȋ Efendi bu kimselerin “Kızılelma semtini Boğdan’dan gelen Alyanak elma gibi yenilir bir şey zanneden safdiller” olduğunu ekliyor.

Güz mevsiminde resmen savaş ilan edilerek Ruslara çok önemli bir hazırlık zamanı verilmiş oldu. Ordu 22 Mart 1769 tarihinde  İstanbul’dan hareket ettiği zaman Rus ordusu bütün hazırlıklarını tamamlamış bulunuyordu. Bender’e yakın Yassıtepe mevkiine varıldığı zaman Bender ahalisi: “Zahiremiz yoktur, niye geldiniz” diye yakınmaya başladılar.  II. Katerina Osmanlıları içinden meşgul etmek için Karadağlılar’ı isyan ettirdi.

Hotin kalesini kuşatan Rusların mağlup olarak çekilmeleri üzerine askerler Lehistan içlerine akın yapıp ganimet almak istediler. Oysa biz Lehistan’ı Ruslara karşı korumak için savaşa girmiştik. Bu akına karşı çıkan Hüseyin Paşa  ve bazı subaylarımız  askerleri tarafından öldürüldü ve asker akına gitti. Durumu öğrenen Ruslar tekrar gelerek Hotin’i kuşatıp Hotin kasabasını yaktılar.

Turla (Dinyester) nehrine köprü kurularak asker geçirildi. Ancak Sonbaharda sular kabarınca köprü yıkıldı ve nehrin öbür tarafında kalan askerlerimizden bir kısmı kayıklarla bu tarafa alınabildi. Diğerleri döğüşe döğüşe son neferine kadar şehit oldu.  Askerlerimiz açlıktan ve soğuktan kırılıyordu. Savaşın merkezi durumuna gelen Hotin kalesi harap bir durumdaydı ve içeride zahire kalmamıştı. Bu yüzden de hiç kimse Hotin’de kalmak istemiyordu. Sonunda binlerce şehit verilen Hotin kalesinin kapıları açık bırakılarak Hantepesi’ne çekilmek zorunda kaldılar ( Eylül 1769).

Hotin’i işgal eden Ruslar Boğdan ve Eflak taraflarına yayıldılar. Özi ve Bender kaleleri  düşman saldırılarına açık hale geldi.

Kırım Hanı Kaplan Giray, Kırım atlılarının yanında savaşacak piyade askere ihtiyaç duyduğundan, İsmail Muhafızı Mehmed Paşa ile eskiden Çorum mutasarrıfı olan Adana Beylerbeyisi Karslızȃde Hasan Paşa 2.000 süvarisi ile Kaplan Giray’ın emrine verildi[1]. Daha sonra Adana’da Hasanpaşazadeler diye anılmaya başlayacak olan aileye adını veren Hasan Paşa bu savaştan dönmedi. Devlete olan borçlarından dolayı malları müsadere edildi.

Kartal sahrasında yeni  Sadrazam Halil Paşa 100.000 kişilik Osmanlı ordusu ile Romanzov komutasındaki 18.000 kişilik Rus ordusunu kuşattı. Ruslar Prut’ta olduğu gibi ümitsiz bir duruma düşmüşlerdi. Korkaklık derecesinde aşırı tedbirli hareket eden Halil Paşa’nın eğitimsiz 100.000 kişilik ordusuna karşı harbeli tüfeklerle taarruza geçen Rus askerleri 30.000 kadar askerimizi şehit ederek büyük bir ganimet aldılar. 143 top, 7.000 zahire yüklü araba Rusların eline geçti. Birçok kahramanlığa sahne olan Bender kalesi düşman eline geçti. Tuna’nın sol kıyısında bulunan Kili, İbrail, Akkerman kaleleri  düştü. Sarayından dışarı çıkmayarak savaş yöneten, ordunun durumunu bilmeyen, kendisine anlatılanları dinlemeyen Sultan III. Mustafa bütün bunlara rağmen savaşa devam edilmesinde ısrar ediyordu. İstanbul hȃlȃ:  “O işe biz bunda nizam veririz” demekteydi.

II. Katerina, Osmanlı devletini iç meselelerle uğraştırmak için Mora’da yaşayan Ortodoks Rumları ayaklandırmak üzere buraya Rusya’da topçu kumandanı olan Papasoğlu Mavrumihal’i gönderdi. Baltık denizinde hazırlanmış olan Rus filosu İngilizlerin de desteğini alarak Akdeniz’e indi ve bu isyana destek verdi. Fırtına yüzünden Manya limanına gelen Rus donanmasını gören Manyalılar kararlaştırılan isyan saatinin geldiğini sanarak isyana başladılar (Mart 1770). Mora’nın merkezi olan Tripoliçe’de bulunan 10.000 kadar Türk, 20.000 kadar asi Rum tarafından kuşatıldı.  Arkadya’da bulunan Müslüman halk teslim olmalarına rağmen evlere doldurularak diri diri yakıldılar. Çeşme limanında bulunan Osmanlı donanması bir baskınla yakıldı (7 Temmuz 1770).

Ruslar 1771 yılında Kırım üzerine tekrar saldırdılar. Askeri harekȃtın yanında psikolojik harbi de kesinlikle ihmal etmiyorlardı. Rus propagandistler Kırımda cirit atıyorlar sanki Kırımlıları çok seviyorlarmış gibi: “Siz Cengiz sülalesindensiniz, niçin Osmanlıya bağlı olarak yaşayacaksınız” diyorlardı. İktidar yarışı içerisindeki bazı Kırım hanzȃdeleri ve Kırım ümerȃsından bu sözlere inanan kimseleri de ne yazık ki bulabiliyorlardı.  Kırım Seraskeri İbrahim Paşa yalnız bırakılmış,  hatta ona karşı cephe alınmıştı. Bu haris mirzalar ve yardakçıları 1771 yılında 30.000 Rus askeri, 60.000 Nogay ve Tatar askeri ile Kırım’ın kilidi konumundaki Ur Kapısı’na saldırdılar. Kale kapısının Rus taraftarlarınca açılması üzerine Kırım düştü (8 Temmuz 1771). 

Yeni Kale’de görevli olan Abaza Mehmed Paşa, Kırım’ın düştüğünü öğrendi. “ 120 adamla bir ülkeyi fethetmek insan kudretinin haricindedir” diyerek  gemiye binip Sinop limanına geldi. Görev yerini izinsiz terk ettiği için de burada idam edildi.

Osmanlı ordusu Sadrazam Silahdar Mehmed Paşa’nın komutasında Babadağı kışlağına çekilmiş ve askerin çoğu kış sebebiyle terhis edilmişti. Bunu haber alan Ruslar, 2-3.000 askerin bulunduğu Babadağı kışlasına saldırdılar.  Gafil ve tedbirsiz Sadrazam 5-10 adamıyla Sancak-ı Şerif’i alarak kaçmaya çalıştı.  Sancak-ı Şerif arabası arkada kaldığından, Sancak-ı şerif arabadan alınarak bir bohçaya sarıldı ve arabanın atlarından birisi ile kaçırılarak düşmanın eline geçmesi önlenebildi.

Avusturya ve Prusya temsilcilerinin aracılığı ile 1772 yılında 4 aylık bir ateşkes imzalandı. Sulh görüşmelerinde Ruslar Avusturya ve Prusya’nın duruma müdahil olmasını kabul etmediler. İstedikleri ana madde Kırım’a bağımsızlık verilmesi idi. Böylece Kırımın ilhakının birinci aşamasını gerçekleştirmiş olacaklardı. Ancak İstanbul’da toplanan mecliste delege Osman Efendi’nin “bu sulhün aslı yoktur, Rusların dimağı fesattadır” şeklinde konuşması üzerine dünyadan bȋ-haber olan Kadıasker efendiler de buna destek verdiler ve savaş yeniden başladı. Gelen kötü haberlere daha fazla dayanamayan III. Mustafa’ya inme indi. Kardeşi I. Abdülhamid padişah oldu. Kozluca mağlubiyetinden sonra Ruslar Şumnu ordugȃhı üzerine yürüdüler. Rusyadaki Don Kazakları’nın isyanı ve çıkan veba salgını sebebiyle büyük bir zafer kazanmış olan Ruslar barış görüşmelerini kabul ettiler.

1768 yılı sonunda başlayan ve 1774’e kadar 5 yıl devam eden bu savaş, Osmanlı tarihindeki en ağır yenilgilerden birisi oldu. 1774’te Küçük Kaynarca’da yapılan sulh görüşmelerinde Ruslar “ateşkes” teklifini kabul etmeyerek doğrudan “masaya” davet ettiler. Osmanlı’nın elinde “ordu” denebilecek bir ordu kalmamıştı. Hazinede para yoktu. Halkta moral gücü sıfırdı. Böylece ne istedilerse hepsini tek tek kabul ettirdiler.   Anlaşmadan sonra Ruslar söz verdikleri maddelerden çoğunu yapmadılar veya şeklen yaptılar. Ruslar Osmanlı topraklarında istedikleri yerde konsolosluk açma yetkisini alarak Osmanlı Ortodokslarını istedikleri gibi kışkırtma imkȃnını resmȋ olarak elde ettiler. Anlaşmanın en ağır maddesi ise Kırım’ın kaybı idi. Savaşa sebep olan Lehistan ise Rusya, Avusturya ve Prusya arasında paylaşıldı. Osmanlıya ise yüzbinlerce nüfus kaybı; yıllarca altından kalkamayacağı bir borç kaldı[2].

Şimdi gözünüzde kısaca canlandırmaya çalıştığımız bu felaket günlerini günümüzle kıyaslamaya çalışınız. Yaklaşan seçimler sebebiyle her tarafta “aday adayları” nutuklar atıyor. “Referanslar” takdim ediliyor. Keskin bir “vatanseverlik yarışı” sürüyor. Daha önce 2 defa yeri değiştirilmiş olan Süleyman Şah Türbesi’nin yeni bir yere taşınması kahramanlık ile hayinlik arasında en uç noktalarda yorumlara sebep oluyor. Büyük Ortadoğu Projesi’ni yapanlar; Filistin’i ilhak peşinde koşanlar; Türkiye’nin daha fazla güç kazanmasını istemeyenler; ülkelerindeki 2,5 milyon Türk nüfustan kurtulmak isteyenler ise ince ince hesap yapıyorlar. Batının, babası belli olmayan tüp bebeği IŞİD’i Esad üzerinden çekip de Türkiye ile çatıştırdıklarında bir taşla birkaç kuş vurmuş olacaklar. Biz de yeni bir Küçük Kaynarca imzalamak zorunda kalacağız. Bir daha hiç kimse çıkıp: “One minute” diyemeyecek.

Bir kısım arkadaşlarım bu sözlerimizi günlük siyaset olarak değerlendirebilirler. İnanın bana değil. Bu yazdıklarımın hiçbirisi günlük siyaset için değil. Biliyorum ki sokak kabadayılarının nesli kesilmedi. Biliyorum ki İstanbul’a komutanlarını şikȃyet için koşup gelen yeniçeriler, savaş alanından ilk kaçan askerlerdi. Göğsünü siper edip son nefer düşünceye kadar savaşarak şehadet şerbetini içenler de vatan sevgilerini bu şekilde ispatladılar.

Tarih tekerrürden ibaretse vatanını ve milletini gerçekten sevenlerin günlük politikaların etkisinden çıkarak meselelere bu gözle bakmaları gerekiyor. Kırımlıların başlarına gelenler hepimize ders olmalıdır.

 

 

 

[1] Adana Şer’iye Sicili, No: 5, s. 127.

[2] İsmail Hakkı Uzunçarşılı, Osmanlı Tarihi, c.IV/ 1, 2.Bs., Ankara 1978,  s. 404- 425.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim