- BIST 77.779
- Altın 127,998
- Dolar 2,9850
- Euro 3,3066
- Adana : 27 °C
- İzmir : 24 °C
- Ankara : 20 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
19 Mayıs ruhu ile yeniden..

Hasan Çevik / Yazar
Pek çoğumuz gibi gençlerimiz de maalesef Atatürk’ün büyük eseri Nutuk’u okumamıştır. . Okuyanlarımızın da büyük bir kısmı ne yazık ki önemini anlayamamıştır. Bu, çok büyük bir ayıbımız ve eksikliğimizdir.
Nutuk’tan bir bölümü özetleyerek sizinle paylaşmak istiyorum. Bakınız Atatürk ne yazmış;
“1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir; Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Millet yorgun ve yoksul durumda. Milleti savaşa sürükleyenler ülkeden kaçmışlar. Vahdettin, şahsını koruyabilecek alçakça önlemler araştırmakta. Hükumet aciz ve korkak. Yalnızca padişah iradesine boyun eğmekte… Ordunun elinden silahları alınmakta, İtilâf Devletleri anlaşma hükümlerine uymamaktadır. İtilaf donanma ve askerleri İstanbul’da, Adana, Urfa, Maraş, Gaziantep işgal edilmiş, Antalya, Konya, Merzifon ve Samsun’da düşman askerleri bulunmaktadır. Her tarafta yabancılar, özel ajanlar faaliyettedir” (…)
“Azınlıklar kendi çıkar ve amaçları için çalışmakta, devleti çökertme peşindeler, partiler ve dernekler kuruyor, toplantı ve propagandalar yapıyorlar. Ne var ki, bu dernekler kendi bölgelerini kurtarma, merkezden ayrılma amacı güdüyor. Kürt Teali Cemiyeti, Teali-i İslâm Cemiyeti, İtilâf ve Hürriyet, İngiliz Muhipleri Cemiyeti” gibi millî varlığa düşman kuruluşlar türemiş. Daha acısı, bazı aydınlar da İngiliz veya Amerikan mandası istiyor. Kimi yurtseverler de boş durmuyor, kurtuluş çareleri düşünüyorlar.”
Kısaca demek istiyor ki, Düşman saldırıda, Padişah kendi derdinde, Millet başsız, Ordu güçsüz, Yurtseverler çare arıyor. Anlatılanlar Türkiye’nin bugünkü haline ne çok benziyor öyle değil mi?
Atatürk devamla şunları söylüyor “Kurtuluş çareleri iki koşula dayanıyor:
*Padişah’a bağlılık
*Büyük devletleri gücendirmemek…
Burada pek önemli bir noktayı belirtmeliyim. Millet ve ordu, Padişah’ın hainliğinden habersizler, yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla ona boyun eğiyor ve sadık kalıyorlar. Dolayısıyla kurtuluş çaresi düşünürken, kendilerinden önce, o makamın kurtarılmasını düşünüyorlar. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşu kavrayamıyor, bu inanca aykırı bir görüş ileri sürenleri de derhal dinsiz, vatansız, hain ilan ediyorlar.
Bu dönemde üç ayrı kurtuluş çaresi ortaya çıktı:
*İngiliz himayesi
*Amerikan mandası
*Bölgesel kurtuluş.
Benim Kararım ise Millet egemenliğine dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmaktı. İstanbul’dayken düşündüğümüz, Samsun’a çıkar çıkmaz uygulamaya koyduğumuz işte bu karardır.”
Atatürk o dönemde almış olduğu kararın gerekçelerini ise şu sözlerle açıklamıştır:
“Temel ilke, Türk milletinin şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam bağımsızlıkla gerçekleşebilir. Yabancı bir devletin koruyuculuğunu kabul etmek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu itiraftan başka bir şey değildir. Oysa Türk milleti; haysiyetli, gururlu ve yeteneklidir. Esir yaşamaktansa, yok olsun daha iyidir! O halde ya istiklal, ya ölüm!”
Gelelim günümüz Türkiye’sine!
Bu gün de ordu etkisizleştirilmekte, tüm yurtta yabancı misyonerler, sömürge müfettişleri, ajanlar bulunmaktadır. Yine Ermeni, Rum, Kürt, Laz, Çerkez kökenli yurttaşlarımız tahrik edilmekte, Rum ve Ermeni patrikleri sürekli toplantılar ve propagandalar yapmaktadır. Yurtseverler ise yine eski günlerde olduğu gibi kurtuluş çareleri aramaktadır. Anlayacağınız ülkemiz bu gün de o günkü kadar kötü durumdadır.
Yine ülkemizde düşman kuruluşlar var (AB-D’den beslenen sivil toplum kuruluşları, ümmet devleti kurma hevesinde olan vakıflar vs. vs.) Yine işbirlikçi yöneticiler var. Yine aydınlar arasında AB-D mandası isteyenler var. Yâni var oğlu var.
Tüm bunlar ülkemizin parçalanma projesinin hala uygulamada olduğunu gösteriyor. Yine ülkeyi yönetenler kendilerini kurtarmakla meşguller. Yine Ordu ve Millet sessiz, başsız, sindirilmiş, uyuşturulmuş, başına gelecekleri beklemekten başka bir şey yapamıyor. Ve maalesef yine başladığımız noktaya geri dönmüşüz.
ORTADOĞU; PAYLAŞILAN PASTA
Kim ne derse desin Ortadoğu’da bu gün yaşananlar bir paylaşım savaşıdır. Türkiye bu batağın içine niçin sürüklendi, amaç neydi, ülkemizin çıkarı olmadığı halde niçin bundan ölümcül derecede etkilenmesine izin verildi? Ne yazık ki sağlıklı bir yanıt verenimiz yok.
Emperyalizmin projelerinin sonu gelmez. ABD ve ortakları ülkemizin bu savaşa girme alt yapısını bilerek oluşturdular. Bunun için yıllarca uğraştılar. Hatırlayınız, ABD eski başkanı Bill Clinton Kasım 1999’da TBMM’nde ne demişti? “20. yüzyılı anlamak için Türkiye'nin tarihi, bir anahtardır. Ancak ben inanıyorum ki, Türkiye'nin geleceği önümüzdeki bin yılın ilk yüzyılının şekillenmesinde de son derece önemli bir rol oynayacaktır.”
BOP, BATAK PROJESİDİR
Bunun gerçekleşmesi için Ortadoğu projesine tam destek verecek bir iktidar gerekiyordu. Amerika, fırsatı 2000’li yılların başında yakalamış, dâhili ve harici bedhahlar bir kez daha bir araya gelmişlerdi. Artık ABD harekete geçebilirdi. Planını BOP adıyla uygulamaya koydu. İşbirlikçilerin önüne ise ‘Yeni Osmanlıcılık ve Bölge Liderliği’ zokasını attı. Türkiye batağa işte böyle çekildi.
ATATÜRK DİYOR Kİ;
Atatürk diyor ki; “Dünya iki zümreye ayrılır: Birisi Doğu ki, kendi varlığını, insanlığını, bağımsızlığını idrak etmek, bu bilinçle el ele vermek zorundadır. Diğeri ise, sırf kendi hırslarını tatmin için çalışmaktadır. Gayeleri insanlığın iyiliğine yönelik olmadığı gibi, aksine zulümdür, baskıdır. Bu zümre kudret ve kuvvet konumunda oldukça, mazlumlara merhamet ve şefkat göstermesi mümkün değildir. Emperyalistler kendilerini dünyanın sahipleri olarak görür, hak ve adaletten hiç anlamazlar. Kaynak ve pazarlarına el koymak için milletleri köleleştirir, tutsak yapmak isterler. Yoksul halkları, o halkların insanlarını birbirine karşı kullanırlar.”
Bugün de Ortadoğu’da, Irak’ta, Suriye’de, hatta Türkiye’de yaptıkları budur; hiç değişmemişlerdir, hiç değişmeyeceklerdir.
Peki, şimdi ne yapmamız gerekiyor?
Bu soruyu yine Atatürk’ün sözleriyle yanıtlayalım. Bakın 19 Ocak 1923’te İzmit konuşmasında ne diyor?
MİLLİ İRADE KONUŞUR EMPERYALİZM DURUR
“Aynı fikirde ve aynı görüşte bulunan insanların –ki o görüş bugün bizim için, hepimiz için bu ülkeyi bayındır kılmak, bu ülkeyi koruma altında bulundurmak, gönençli ve mutlu kılmaktan başka bir şey olamaz- ortak hedefe ulaşabilmeleri için kesinlikle, esaslı bir program ve o programın etrafında bir örgüt kurmaları gerekir. İşte böyle bir kuruluşla el ele vererek bütün millet çalışırsa, o milletin çalışma bileşkesinden çıkan sonuç bütün millete ışık serper, mutluluk serper. İçerde Millî İrade konuşur, dışarda Emperyalizme set çekilir.”
ATATÜRK’ÇE DÜŞÜNMELİYİZ…
Anlaşılan o ki; Kurtuluşumuz yine Atatürkçü düşünce sistemi ile olacaktır. Her birimiz Atatürk’çe düşünebilmeli, Atatürk’çe konuşabilmeliyiz. Ne kadar çok şey bilirsek bilelim, bildiklerimiz düzenli ve birbiriyle bağlantılı değilse işe yaramaz, yaratıcı olmaz. Hepimizin kafasında bir fikir sistemi olmalıdır. O sistemin verilerini, bağlantılarını ve sonuçlarını kullanarak fikir üretmeli, konuşmalı ve çalışmalıyız. En önemlisi de bütün bunları bilinçli olarak yapmalıyız…
Atatürkçülüğü adım adım ve mutlaka sistemli olarak yeniden öğrenmeliyiz!
Emin olun, Emperyalistlerin himayesini isteyenler geçmişte olduğu gibi bugün de kaybedecektir. Kararımız değişmemiştir, değişmeyecektir: Türkiye Cumhuriyeti, sonsuza kadar tam bağımsız bir devlet olarak yaşamalıdır, yaşayacaktır. Sadece eksik olan, bu kararı uygulayacak güçlü bir iradedir.
Haydi Türkiye! Etnik kimliğimiz ne olursa olsun ‘yeniden kurtuluş’ için, ‘ülkemiz, geleceğimiz ve çocuklarımız’ için, 19 Mayıs ruhuyla hep beraber haykıralım.
“Ya istiklal ya ölüm!”
Hasan Çevik
16.05.2016 – Adana
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- İkinci islam15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İslamiyet terör ve siyaset 212 Temmuz 2016 Salı 06:00
- İslamiyet, Terör ve Siyaset!11 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Yarınlar aydınlık yüzlü insanların olacaktır…30 Haziran 2016 Perşembe 06:00
- Kürtçe, Türkçe'nin alternatifi değildir28 Haziran 2016 Salı 06:00
- Yaşar Nuri Öztürk'ün anısına24 Haziran 2016 Cuma 06:00
- Biz birlikte Türkiye'yiz22 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Unutturulan Filistin ve Filistin savaşçıları20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Terörizmin dini imanı olmaz, olamaz13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- “Muhteşem Bölge “ namı diğer “Ortadoğu”10 Haziran 2016 Cuma 06:00
- Dışişleri’nden Cevap ve düzeltme07 Haziran 2016 Salı 14:23
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












