19 Mayıs ruhu ile yeniden..

Pek çoğumuz gibi gençlerimiz de maalesef Atatürk’ün büyük eseri Nutuk’u okumamıştır. . Okuyanlarımızın da büyük bir kısmı ne yazık ki önemini anlayamamıştır. Bu, çok büyük bir ayıbımız ve eksikliğimizdir.
Nutuk’tan bir bölümü özetleyerek sizinle paylaşmak istiyorum. Bakınız Atatürk ne yazmış;
“1919 yılı Mayısının 19’uncu günü Samsun’a çıktım. Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir; Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup I. Dünya Savaşı’nda yenilmiş, bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Millet yorgun ve yoksul durumda. Milleti savaşa sürükleyenler ülkeden kaçmışlar. Vahdettin, şahsını koruyabilecek alçakça önlemler araştırmakta. Hükumet aciz ve korkak. Yalnızca padişah iradesine boyun eğmekte… Ordunun elinden silahları alınmakta, İtilâf Devletleri anlaşma hükümlerine uymamaktadır. İtilaf donanma ve askerleri İstanbul’da, Adana, Urfa, Maraş, Gaziantep işgal edilmiş, Antalya, Konya, Merzifon ve Samsun’da düşman askerleri bulunmaktadır. Her tarafta yabancılar, özel ajanlar faaliyettedir” (…)
“Azınlıklar kendi çıkar ve amaçları için çalışmakta, devleti çökertme peşindeler, partiler ve dernekler kuruyor, toplantı ve propagandalar yapıyorlar. Ne var ki, bu dernekler kendi bölgelerini kurtarma, merkezden ayrılma amacı güdüyor. Kürt Teali Cemiyeti, Teali-i İslâm Cemiyeti, İtilâf ve Hürriyet, İngiliz Muhipleri Cemiyeti” gibi millî varlığa düşman kuruluşlar türemiş. Daha acısı, bazı aydınlar da İngiliz veya Amerikan mandası istiyor. Kimi yurtseverler de boş durmuyor, kurtuluş çareleri düşünüyorlar.”
Kısaca demek istiyor ki, Düşman saldırıda, Padişah kendi derdinde, Millet başsız, Ordu güçsüz, Yurtseverler çare arıyor. Anlatılanlar Türkiye’nin bugünkü haline ne çok benziyor öyle değil mi?
Atatürk devamla şunları söylüyor “Kurtuluş çareleri iki koşula dayanıyor:
*Padişah’a bağlılık
*Büyük devletleri gücendirmemek…
Burada pek önemli bir noktayı belirtmeliyim. Millet ve ordu, Padişah’ın hainliğinden habersizler, yüzyılların kökleştirdiği din ve gelenek bağlarıyla ona boyun eğiyor ve sadık kalıyorlar. Dolayısıyla kurtuluş çaresi düşünürken, kendilerinden önce, o makamın kurtarılmasını düşünüyorlar. Halifesiz ve padişahsız kurtuluşu kavrayamıyor, bu inanca aykırı bir görüş ileri sürenleri de derhal dinsiz, vatansız, hain ilan ediyorlar.
Bu dönemde üç ayrı kurtuluş çaresi ortaya çıktı:
*İngiliz himayesi
*Amerikan mandası
*Bölgesel kurtuluş.
Benim Kararım ise Millet egemenliğine dayalı, tam bağımsız yeni bir Türk devleti kurmaktı. İstanbul’dayken düşündüğümüz, Samsun’a çıkar çıkmaz uygulamaya koyduğumuz işte bu karardır.”
Atatürk o dönemde almış olduğu kararın gerekçelerini ise şu sözlerle açıklamıştır:
“Temel ilke, Türk milletinin şerefli bir millet olarak yaşamasıdır. Bu ilke, ancak tam bağımsızlıkla gerçekleşebilir. Yabancı bir devletin koruyuculuğunu kabul etmek, insanlık niteliklerinden yoksunluğu itiraftan başka bir şey değildir. Oysa Türk milleti; haysiyetli, gururlu ve yeteneklidir. Esir yaşamaktansa, yok olsun daha iyidir! O halde ya istiklal, ya ölüm!”
Gelelim günümüz Türkiye’sine!
Bu gün de ordu etkisizleştirilmekte, tüm yurtta yabancı misyonerler, sömürge müfettişleri, ajanlar bulunmaktadır. Yine Ermeni, Rum, Kürt, Laz, Çerkez kökenli yurttaşlarımız tahrik edilmekte, Rum ve Ermeni patrikleri sürekli toplantılar ve propagandalar yapmaktadır. Yurtseverler ise yine eski günlerde olduğu gibi kurtuluş çareleri aramaktadır. Anlayacağınız ülkemiz bu gün de o günkü kadar kötü durumdadır.
Yine ülkemizde düşman kuruluşlar var (AB-D’den beslenen sivil toplum kuruluşları, ümmet devleti kurma hevesinde olan vakıflar vs. vs.) Yine işbirlikçi yöneticiler var. Yine aydınlar arasında AB-D mandası isteyenler var. Yâni var oğlu var.
Tüm bunlar ülkemizin parçalanma projesinin hala uygulamada olduğunu gösteriyor. Yine ülkeyi yönetenler kendilerini kurtarmakla meşguller. Yine Ordu ve Millet sessiz, başsız, sindirilmiş, uyuşturulmuş, başına gelecekleri beklemekten başka bir şey yapamıyor. Ve maalesef yine başladığımız noktaya geri dönmüşüz.
ORTADOĞU; PAYLAŞILAN PASTA
Kim ne derse desin Ortadoğu’da bu gün yaşananlar bir paylaşım savaşıdır. Türkiye bu batağın içine niçin sürüklendi, amaç neydi, ülkemizin çıkarı olmadığı halde niçin bundan ölümcül derecede etkilenmesine izin verildi? Ne yazık ki sağlıklı bir yanıt verenimiz yok.
Emperyalizmin projelerinin sonu gelmez. ABD ve ortakları ülkemizin bu savaşa girme alt yapısını bilerek oluşturdular. Bunun için yıllarca uğraştılar. Hatırlayınız, ABD eski başkanı Bill Clinton Kasım 1999’da TBMM’nde ne demişti? “20. yüzyılı anlamak için Türkiye'nin tarihi, bir anahtardır. Ancak ben inanıyorum ki, Türkiye'nin geleceği önümüzdeki bin yılın ilk yüzyılının şekillenmesinde de son derece önemli bir rol oynayacaktır.”
BOP, BATAK PROJESİDİR
Bunun gerçekleşmesi için Ortadoğu projesine tam destek verecek bir iktidar gerekiyordu. Amerika, fırsatı 2000’li yılların başında yakalamış, dâhili ve harici bedhahlar bir kez daha bir araya gelmişlerdi. Artık ABD harekete geçebilirdi. Planını BOP adıyla uygulamaya koydu. İşbirlikçilerin önüne ise ‘Yeni Osmanlıcılık ve Bölge Liderliği’ zokasını attı. Türkiye batağa işte böyle çekildi.
ATATÜRK DİYOR Kİ;
Atatürk diyor ki; “Dünya iki zümreye ayrılır: Birisi Doğu ki, kendi varlığını, insanlığını, bağımsızlığını idrak etmek, bu bilinçle el ele vermek zorundadır. Diğeri ise, sırf kendi hırslarını tatmin için çalışmaktadır. Gayeleri insanlığın iyiliğine yönelik olmadığı gibi, aksine zulümdür, baskıdır. Bu zümre kudret ve kuvvet konumunda oldukça, mazlumlara merhamet ve şefkat göstermesi mümkün değildir. Emperyalistler kendilerini dünyanın sahipleri olarak görür, hak ve adaletten hiç anlamazlar. Kaynak ve pazarlarına el koymak için milletleri köleleştirir, tutsak yapmak isterler. Yoksul halkları, o halkların insanlarını birbirine karşı kullanırlar.”
Bugün de Ortadoğu’da, Irak’ta, Suriye’de, hatta Türkiye’de yaptıkları budur; hiç değişmemişlerdir, hiç değişmeyeceklerdir.
Peki, şimdi ne yapmamız gerekiyor?
Bu soruyu yine Atatürk’ün sözleriyle yanıtlayalım. Bakın 19 Ocak 1923’te İzmit konuşmasında ne diyor?
MİLLİ İRADE KONUŞUR EMPERYALİZM DURUR
“Aynı fikirde ve aynı görüşte bulunan insanların –ki o görüş bugün bizim için, hepimiz için bu ülkeyi bayındır kılmak, bu ülkeyi koruma altında bulundurmak, gönençli ve mutlu kılmaktan başka bir şey olamaz- ortak hedefe ulaşabilmeleri için kesinlikle, esaslı bir program ve o programın etrafında bir örgüt kurmaları gerekir. İşte böyle bir kuruluşla el ele vererek bütün millet çalışırsa, o milletin çalışma bileşkesinden çıkan sonuç bütün millete ışık serper, mutluluk serper. İçerde Millî İrade konuşur, dışarda Emperyalizme set çekilir.”
ATATÜRK’ÇE DÜŞÜNMELİYİZ…
Anlaşılan o ki; Kurtuluşumuz yine Atatürkçü düşünce sistemi ile olacaktır. Her birimiz Atatürk’çe düşünebilmeli, Atatürk’çe konuşabilmeliyiz. Ne kadar çok şey bilirsek bilelim, bildiklerimiz düzenli ve birbiriyle bağlantılı değilse işe yaramaz, yaratıcı olmaz. Hepimizin kafasında bir fikir sistemi olmalıdır. O sistemin verilerini, bağlantılarını ve sonuçlarını kullanarak fikir üretmeli, konuşmalı ve çalışmalıyız. En önemlisi de bütün bunları bilinçli olarak yapmalıyız…
Atatürkçülüğü adım adım ve mutlaka sistemli olarak yeniden öğrenmeliyiz!
Emin olun, Emperyalistlerin himayesini isteyenler geçmişte olduğu gibi bugün de kaybedecektir. Kararımız değişmemiştir, değişmeyecektir: Türkiye Cumhuriyeti, sonsuza kadar tam bağımsız bir devlet olarak yaşamalıdır, yaşayacaktır. Sadece eksik olan, bu kararı uygulayacak güçlü bir iradedir.
Haydi Türkiye! Etnik kimliğimiz ne olursa olsun ‘yeniden kurtuluş’ için, ‘ülkemiz, geleceğimiz ve çocuklarımız’ için, 19 Mayıs ruhuyla hep beraber haykıralım.
“Ya istiklal ya ölüm!”
Hasan Çevik
16.05.2016 – Adana
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












