2015'e şarkılarla veda

ADANA KENT KONSEYİ KADIN MECLİSİ’NDEN 2015 YILINA ANLAMLI VEDA
İÇİNDEN YILLAR GEÇEN ŞARKILAR
Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’nin bu yılın son etkinliği, Adana Kent Konseyi Kadın Meclisi Türk Sanat Müziği Topluluğunun Türk Sanat Müziği Konseri sunmasıyla noktalandı.
2015 yılına, ışıl ışıl duygu saçan sanatçılar ile veda ettik.
Bu kültür merkezinde birçok etkinliğin bire bir tanığı oldum; edindiğim izlenimler ve duygularımı elimden geldiği kadar sizinle paylaştım.

Fakat bu etkinlik, ayrı bir neşe, ayrı bir coşku ile başlayıp sona erdi.
“İçinden Yıllar Geçen Şarkılar” yorumlandı. Deyim çok hoşuma gitti; yıllar geçiyor ama şarkılar kalıyor. Ve yıllar şarkıların içinden geçip gidiyor.
Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin Türk Sanat Müziği Topluluğu’nun üyeleri düşler şenliğinin perileri gibi yerlerini aldı. Ruhlarının ışıltısına bir de yılbaşı fularlarının ışıltısı eklendi. Ramazanoğlu Konağı’nın mistik atmosferi ile duyguların ışıltısı karıştı ve akıp giden yılların hüznünü oluşturdu.
Yine bir ışıltılı pencere olan Sayın Azmi Yeşil, Kent Konseyi Başkanı Ahmet Özen’in yanı sıra Adana’nın sevilen simalarından oluşan konuklar yerlerini aldı.
Gözde Ramazanoğlu sunum yaptı. Sayın Ramazanoğlu bir mesaj okudu: Adana Milletvekili Sayın Elif Doğan Türkmen programa katılmayı planlamışken CHP’nin Kongre çalışmaları nedeniyle bu nezih toplulukla birlikte olmadığını üzüntüyle bildirdi. Başarılar diledi.
Bendir; Müge Çiğdem / Ud; Yasin Önenli / Kanun; Polat Göçen / Keman; Veysel Başözdeş / Ud; Karaoğuz / Tambur; Uğur Türe saz sanatçıları olarak yerini alırken Yönetmen Şenay Apaydın adı üzerinde bir orkestra şefi gibi organizasyon yapıyordu.
Sayın Zambak Türe ve Uğur Doğan Türe’nin hazırladığı konser, hıncahınç dolu salonda başladı.
Babam, amatör olarak cümbüş çalardı. Sadece evde ve özel olarak aile ortamında cümbüş çaldığı zaman neşelendik. Ancak bazen babamın kendi haline cümbüş çaldığına tanık olurdum. O zaman duygularını cümbüş ile paylaştığını ve onunla derin sohbete girdiğini anlardım. Uğur Doğan Türe, Ud Taksimi ile başlayınca, onun notalarında babamı dinledim.
Koro ilk olarak Bimen Şen’in Hicaz Makamında eserini seslendirdi: Yıllar ne çabuk geçti o günler arasından…”
Zarif Hanımefendi Neriman Aşarsoylu, Bestesi Avni Anıl’a Güftesi de Rüştü Şardağ’a ait olan yine Hicaz Makamında “Rüya Gibi Uçan yıllar / Biraz durun, durun biraz…” şarkısını yorumladı.
EN MÜKEMMEL KAYBEDİŞ AŞK UĞRUNA OLANDIR
Akıp giden yıllara isyanın, notalara dökülmüş haliydi. Bir aşk uğruna kaybolup giden yıllara anışın şarkısıydı. Oysa neler uğruna kaybetmiyoruz ki yaşamı; her halde en mükemmel kaybediş aşk uğruna olandır.

Ve efsane şarkı; “Senede bir gün” Bestesi ve güftesi Şekip Ayhan Özışık’a ait olan bu eseri Necla Altındağ Hanımefendi seslendirdi. Bizim nesilden olup da bu şarkıyla yüreği titremeyen insan yoktur. Kartal Tibet ve Hülya Koçyiğit’in başrollerini paylaştığı film ile ağlamayan kimse kalmamıştır. Gerçekte, imkânsız bir aşkı ve saf biz özlemi simgeleyen bir filmdir. Şimdi ki neslin bizim yaşadığımız aşkı anlamasını beklemek haksızlık olur. Elbette biz de bu günkü neslin aşkını anlamıyoruz. Şimdi hangi genç, senede bir gün yüzünü görebileceği diğer bir insana aşık olabilir? Mektupların 3-5 ayda geldiği yıllarda böyle bir aşka tahammül edilebilir ama şimdi? Şimdi hayır. Bu başka bir şey…
Bazen kişi, kendinin dışında başka bir kişiye dönüşür. Kendini bir yabancıymış gibi düşünür. İşte o duygusal yoğunlaşmalarda zamanın nasıl geçtiği gerçeği ile yüzleşir. Cahit Sıtkı Tarancı bu duyguları:
“Şakaklarıma kar mı yağdı ne?/Benim mi Allah’ım bu çizgili yüz?/Ya gözler altındaki mor halkalar? / Neden böyle düşman görünürsünüz; / Yıllar yılı dost bildiğim aynalar?” dizelerinde dile getirirken Necip Fazıl da:
“Tam otuz yıl saatim işlemiş ben durmuşum?/Gökyüzünden habersiz uçurtma uçurmuşum” diyerek habersiz geçen yılların varlığıyla yüzleşmiştir.
Evet “Nasıl Geçti Habersiz o güzelim yıllarım” Teoman Alpay’ın Hicaz bestesini de Nihal Kükürt Hanımefendi yorumladı.
Ve duygu yüklü insan Esin Ünlü Hanımefendi, Güftesi İlkan San’a ve Bestesi de Sadettin Öktenay’a ait olan Hicaz Makamındaki “Sevgimizin ve aşkımızın üstünden, sene geçti, mevsim geçti ay geçti” şarkısını seslendiriyordu.
Ben başka duygu, diyar ve zamanlara savruldum. Gerçekten yıllar sadece sevgimiz ve aşklarımızın üzerinden mi geçiyor? Örneğin beklentilerimiz, isteklerimiz, yüzleşmelerimizin üzerinden geçmiyor mu? Pişmanlıklarımız, hayal kırıklıklarımız, yalanlarımız ve ihanetlerimiz… Peki ya aldanışlarımız, yıkıntılarımız ve kayboluşlarımız; bunların üzerinde kışlar, bahar ve yazlar geçmiyor mu?
Tanrım! Unutmak ne mucizevi bir olgu… Bana göre unutmak, Allah’ın insanlara bahşettiği en büyük armağandır. Geçen yıllar ise bu armağanın veriliş biçimidir.
Esin Hanım şarkıyı bitirince kendime geldim.

HER KAYBOLUŞ BİR İZ BIRAKMAKTIR
Sayın Seher Tüylü, “Kayboldum kaybolan Yıllar İçinde” şarkısıyla salonu doldurdu. Beste ve Güftesi Metin Eryürek’e ait olan bu Hicaz şarkı ancak bu kadar güzel seslendirilebilirdi. Seher Tüylü yoruma başlayınca önce koro ardından da bütün salon eşlik etti. Kavrayıcı, içli ve hâkim bir frekans.
Yaşam bir kayboluşlar senfonisi midir? Kaybolan yılların içerisinde kaybolmak… Düşündürücü bir saptama. Bu kayboluşlar geride iz bırakarak devam ediyor.
Esasında her kayboluş bir iz bırakmaktır.

YILLARA İNAT…
Ve akıp giden yıllara meydan okuyan bir şarkı; Erol Sayan’dan Rast Makamı… “Geçsin günler haftalar / Aylar mevsimler yıllar…” Yıllar nasıl geçerse geçsin, sana olan duygularım daima canlı kalacaktır. Olabilir mi?
Olabilirse ne kadar mükemmel…
Ve ardından bir arayış ve istek: “Bir sevgi istiyorum…”
“Yılları durduracak güneşi doğduracak / Dünyayı durduracak bir sevgi istiyorum…” Güstesi Halit Çelikoğlu, bestesi Necdet Tokatlıoğlu’na ait bu şarkıyı ilk duyduğum zamanı hatırlıyorum. 12 Eylül’ün yıkımını unutmaya- görmemeye- veya gidermeye çalıştığımız zamanlardı. Aslında istenen “bir sevgi değil” yeni bir dünya idi… Sayın Ferhan Aktaş Hanımefendi bu şarkıyı seslendirirken, şarkı bir yandan duygusal olarak beni kavradı, diğer yandan, unutmamamız gereken dönemin içinden düşünsel bir tur attırdı.

SÖZ MÜ? NOTA MI?
Ve Melek Yiyin Hanımefendi, bütün ruhları bir neşe yağmuruna tuttu. Güftesi Bülent Pezan’a, Bestesi İ. Nedim Saatçi’ye ait olan muhayyer-Kürdi Şarkı: “Günlerdir aramızdaki sevgimiz hep yalan mıydı? Kapat kapat perdeleri bu komedi oyun bitti.” Düş kırıklığı içen bu şarkının salonda yankılanması bana ilginç bir çelişkiyi anımsattı.
Sözler mi etkilidir yoksa nota mı?
Bunu yanıtlayacak bilgi birikimine sahip olmadığımı düşünüyorum. Ancak sözleri düş kırıklığını ifade eden bir şarkının notası nasıl bu denli neşe saçabilir. Bence bu bir tartışma konusudur. Özellikle Veysel Başözdeş’in keman taksiminden sonra gelen neşe, çoğalarak yayıldı.
ÇOCUKLUĞUNDA SEVGİLİSİ OLMAYAN BERİ GELSİN
Koro Yıldırım Gürses’in “Yıllar sonra rastladım çocukluk sevgilime” derken, salona baktım, her halde çocukluğunda bir sevgilisi olmayan kimse yoktur. Yoksa bir şarkı, ruhlara bu denli etki edebilir miydi. Koro keyifle seslendirdi.
Yine Veysel Başözdeş’in keman taksiminin ardından gelen –benim için – mükemmel bir şarkı: “Uzun yıllar ötesinden hatırını sorayım mı?” Güftesi Fuat Edip Baksı, bestesi Rüştü Şardağ’a ait olan Hüzzam Şarkıyı Sevgi Göçen Hanımefendi yorumladı. Bu şarkı için söyleyecek söz çok. Özellikle “Karanlığı sarayım mı?” deyimini açmak istiyorum. (Bir başka yazının konusu)
Ve Emine Gürlek Hanımefendi ; “Gezdiğim dikenli aşk yollarında / Elimden bir kırık saz geldi geçti…” derken sanki 70’li yıllara gittim. Sayın Gürlek, Bestesi Kadri Şençalar, Güftesi Necdet Atılgan’a ait olan Hüzzam Şarkıyı seslendirirken, konuklar eşlik etmekten kendini alamadı.
PARLAYAN KURUM: ADANA KENT KONSEYİ
Polat Göçen’in Kanun Taksimi’nin ardından Hatice Albayrak Hanımefendi Beste ve Güftesi Zeki Müren’in olan “Manolyam” adlı şarkısı ile duygu denizini okyanusa çevirdi.
Ve koronun günün anlamını simgeleyen şarkısı; “Bir yıl da böyle geçti şirin sözlü sevgilim…”
Ardından artık gelenek haline gelmiş olan “10 Yıl Marşı” coşkusu ile konser sona erdi.
Şimdi bir tespit: Adana Kent Konseyi, Sayın Ahmet Özen ile birlikte kentin en aktif kurumlarından biri haline gelmiştir. Ayrıca, burada kısaca söz edeceğim, Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı olan Sayın Cennet Ünal Hanımefendiyi ilk kez Balkan Türkleri Derneği’nde görmüş ve demiştim ki “Kadın meclisi, nihayet aradığını bulmuş. Sayın Ünal büyük bir sinerji yaratacak.” Bir aksilik olmazsa 2016 yılının ilk haftasında kendisiyle röportaj yapmış olacağım.

Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Haber Yazılımı: CM Bilişim







.20160727090929.jpg)












