Abdullah Dönmez: Tek sermayem dürüstlük

HIRSLARIMA TESLİM OLMADIM
Bazı mekanlar sizi ezer ve küçük olduğunuz duygusuyla yüzleştirir.
Bazı mekanlar da iç huzur ve güven verir. İnsana değer verildiğini hissedersiniz.
Dönmez Yapı Grubu’nu Adana’ya kazandırmış olan iki kardeşten biri olan Sayın Abdullah Dönmez’in mekânına Taner Talaş ile birlikte gittik.
KUCAKLAYAN BİR MEKAN
Devasa bir mekân; ama sizi inciten küçülten değil, kucaklayan bir büyük bir salon…
Salonda her orta halli ailede olabilecek düzeyde ama tertemiz bir oturma grubu.
Ve çevreye bakıyorum: Türk Bayrağı, Seramik bir levha üzerine işlenmiş Atatürk Portresi, torunlarla ve çocuklarla çekilmiş fotoğraflar… Kurucu olan Abdullah – Hasan Dönmez’in yıllar önceki fotoğrafı, genç bir delikanlının fotoğrafı (bu konuya döneceğim; fotoğraf hüzün kokuyordu)…
Ve ödüller… Ve ödüller… Ve Plaketler…


Bu kadar. Başka bir şey yok bu salonda… Ne gösterişli tablolar, ne süslü püslü ve gözleri yoran aksesuarlar, zenginlik belirtisi olan halı ve döşemeler, insanı ezen ve küçüklüğünü yüzüne çarpan hiçbir şey yok bu devasa salonda.
Daha içeri girer girmez, göğsünüzü kabartan ve insan olduğunuzu size bir kez daha hatırlatan eşyalar görürsünüz.
“Fakirlik” ile “sefillik” birbirinden ne kadar farklı ise “zenginlik” ile “paralı” olmak o kadar farklıdır.
KİBİR DEĞİL TEVAZU…
Fakirlik, maddiyat; sefillik ruh ve anlayış yoksulluğudur. Paralı olmak kasa ve banka hesabının dolu olmasıyla; zenginlik yüreği “insani değerler” ile dolu olmaktır.
Bazı mekanlara girdiğiniz zaman sizi ezen ve dışlayan bir mekanla karşılaşırsınız.
En rahatsız edici olanı da ruhen sefil, maddiyat olarak paralı olmaktır. Bu anlayışın hâkim olduğu mekânlar geleni kibir, kendini beğenmişlik ile karşılar; ezilmiş, küçülmüş olduğunuzu hissedersiniz. Üzerinize, tedirginlik ve önlem alma duygusu yapışır… Tetikte olursunuz.
Ancak, gönül zenginliğinin dekor ettiği mekânlar işte bu sadeliği ile konukları karşılar.
Hayatımda ilk kez girdiğim bu (Abdullah Dönmez’in) mekân, güven, içtenlik ve değerlilik duygusu ile karşıladı beni.
Öyle hissettim.
Taner Bey ile dostluklarının çok eskiye dayandığını gördüm. Karşılıklı olarak sohbet etmeye başladık. İlk sorum şöyle oldu:
Sedat Memili (S.M): Öğretmen kökenli olduğunuzu duydum. Mekanın dekorundan belli olan bu asalet ve insana verilen değeri de görünce Köy Enstitüsü mezunu olduğunuzu düşündüm?”
A.D: “Hayır. Köy Enstitülerinden mezun değilim ama beni okutan öğretmenler köy enstitüsü mezunlarıydı.

Taner Talaş (T.T): Abdullah Amca ben senin öğretmen olduğunu biliyorum. Senin döneminde insanlar memur olmak için uğraşırlardı. Sen memuriyeti bırakıp iş hayatına atıldın. Nasıl oldu?
Bu soruyla birlikte Abdullah Bey’in gözlerinden dalgınlık; dudaklarından ise tebessüm dalgası geldi geçti. Belli ki bir anlık zaman tüneline girip yıllar öncesine gitmişti.
Abdullah Dönmez (A.D): Memurken bile gözüm ticarette idi. Daha o yıllar Küçük Saat’te konfeksiyonculuk yapardım. O zamanki adı ile Adana İktisadi ve Ticari İlimler Akademisine gittim. (Bu arada aynı dönemin öğrencileri olduğumuz ve aynı hocalardan eğitim aldığımız çıktı ortaya. S.M) İşletme okudum.
S.M: Ya öğretmenlik?”
Ben aynı zamanda Öğretmen Okulu mezunuyum. Memuriyet için tayinim Mardin’e çıktı. Bir müddet orada görev yaptım. Karaisalı’nın Hacılar Köyü’nde de 6 yıl kadar öğretmenliğe devam ettim. Sonra Havuzlubahçe’de öğretmenlik yaptım. Dediğim gibi gözüm ticarette idi. İşte o aralar konfeksiyon mağazası açtım. Ama sermayem yoktu. Şahin Mağazalarının sahibi Tahir Şahin’in babası o zaman tüccardı ve ilişkilerimiz çok iyiydi. Sıkıştıkça ondan borç alırdım. Ama öyle herkese borç para verecek biri değildi. Çabalarımı görüyordu. Bu yetmez. Dürüst olduğunuzu da bilmesi gerekirdi. Günlü para alırdım ama söz verdiğim gün borcumu öderdim. Bakın o zamanki anlayışta bu çok önemliydi. Eğer güven vermiyorsanız, piyasada iş yapma şansınız yoktu.
BİR BRİKET MAKİNESİ BİR BEDFORD KAMYON
Kısmet şu an bulunduğumuz yer boş bir arazi idi. Burada briket imalathanesi yaptım. Sene 1974 idi. Siz eski briket imalathanelerini bilirsiniz, çoğu alet manuel çalışır. Nakliye aracı olarak da Bedfort Marka bir kamyonumuz vardı. Yorucu bir iştir. Ama ev yapanlar ve inşaat yapanlardır müşterileriniz. Ürettiğimiz ürünün sağlamlığı, verdiğimiz güven ile Allah’a şükür işlerimiz açıldı. Bu arsanın hemen bitişiğinde 57 M2 bir yer vardı. Onu kiraladım. İşte o küçük yerler, gördüğünüz ve bu noktaya gelmiş olan “Dönmez Yapı Grubu”nun çekirdeği oldu. Bu yapının toprağa ekilmiş tohumu oydu.
Bu tohum dürüstlük ile sulandı. Kendimizi mahcup edecek hiçbir sözümüz ve davranışımız olmadı. Siz dürüst olun, toplum size hak ettiğiniz değeri veriyor ve sizi ödüllendiriyor.


MALZEMELER GİBİ İNSANLARDA DEĞİŞTİ…
T.T : O yıllarda kullanılan inşaat malzemeleri ile şimdikiler arasında büyük değişiklik var mı?
A.D: Çok değişti Taner’im. O zaman, bilim ve teknolojiye göre üretilmiş olan briketinden, elektrik kablolarına kadar, bir çok şey belki de her şey değişti. Daha dayanıklı, daha kullanışlı ve sağlıklı malzemeler arttı. Değişen sadece malzeme olmadı Taner’im insanlar da çok değişti. Size bir şey anlatayım. Eskiden horoz dövüştüren kahveler vardı. Asla böyle yerlerde olmadım. Ancak bir vesile ile horoz dövüştüren bir yerde bulunmak zorunda kaldım. Etrafı gözledim. Herkes bahis oynuyordu. Şuna on lira, buna 20 lira… Şöyle olursa böyle olur… Böyle olursa şöyle olur… Ortada ne bir kağıt ne de bir kalem vardı. Yani kayıt yok. Horoz döğüşü bitti. Herkes söz verdiğini yaptı. Kimse “ben şunu demedim…”, “sen böyle dememiş miydi?” , ben böyle demedim i?” gibi tartışmalara girmedi. O zaman toplumun büyük bir bölümü tarafından kınanan kumarcıların bile kendi içinde bir ahlak anlayışı vardı. Düşünüyorum da şimdi olsa kavga çıkar. Ben herkese şunu öneriyorum: “Vay kimse dürüst değil, ben neden dürüst olayım?” Sakın bu hataya düşmeyin. Hele ticaret yapıyorsanız.
Ben iki okul bitirdim; biri insan eğitme diğeri ticaret üzerine… Ama hayatım boyu başarılı olmak için dürüstlükten daha üstün bir yolun olduğunu görmedim. Belki vardır. Ben görmedim. Duymadım. Bilmiyorum.”
T.T: “Abdullah Amca, hiç sıkıntı yaşadınız mı?”
A.D: “Yaşamadım. Hiçbir sarsıntı ve sıkıntı yaşamadım. Yaşamam için bir nedenim olmadı. Merdivenlerin basamaklarını tek tek çıktım. Gözümü hırs bürümedi. Kendimi asla hırslarıma teslim etmedim. Sadece işimi huzur ve güven içinde yapmaya çalıştım. Mesela çimento alışverişi hem riskli hem de karı düşük bir malzemedir. Ama sattım. Satarım. Bir bakkalın ekmek satması gibi… Ekmeğin karı yoktur ama ekmek olmazsa bakkal iş yapamaz. Hırsına hakim olan her şeye hakim olur.
T.T: “Siyaset ile aranız nasıl?”
A.D: Adana’da AK Parti’nin kurucu üyeliğini yaptım. Daha önce de ANAP’tan Seyhan Belediye Meclis Üyesi idim. Şehrimizin sorunlarını bilecek, çözüme katkıda bulunacak kadar siyaset ile ilgilendim elbette.
T.T: Peki, bu gün şehre bakıp da keşke şu olmasaydı dediğiniz ne var?
A.D: Keşke bu kadar çarpık kentleşme olmasaydı. Bu şehrin çok daha güzel olması için çok değerli fırsatlar vardı.
T.T: Aile ve çocuklar?
A.D: İnsanın hayatındaki en önemli konulardan biridir bu. Aile bir insanın her şeyidir. Ailede huzuru sağlayamayan başka hiçbir yerde sağlayamaz. Üç çocuğum var. 2 si kız biri erkek. Hepsi de okuyup meslek sahibi oldu. Kızımın biri öğretmen diğeri meslek sahibi ama ev hanımı olarak yaşamını sürdürüyor. Fehmi’yi tanıyorsun. Aynı iş kolunda devam ediyoruz. Kardeşim, yeğenim… Biz hala çok güzel bir aileyiz.

S.M: Abdullah Bey, odanızın başköşesinde olan, Bayrak, Atatürk, aile, torun ve “Mahir Konkur’un fotoğrafı. Biraz bunlardan söz eder misiniz?”
A.D: “Bunlar benim hayatta en değer verdiğim şeyler…” Ayağa kalktı ve tek tek tabloları anlatmaya başladı. “Bayrak ve Atatürk için bir şey söylememe gerek yok. Bize yaşanacak bir vatan ve bağımsızlık veren insan için ne söylenebilir ki? Mahir Konkur, Allah Rahmet Eylesin, Konkur İnşaatın sahiplerinden birkaç yıl önce trafik kazasında kaybettik. Evladım gibiydi. (Sayın Dönmez’in sahip olduğu yoğun vefa duygusuna tanık oldum. S.M) Gerisi de torunlarım işte…”
Torunlarına bakarken, benim torunlarıma baktığım gibi gözleri parladı. Evet ben her zaman derim, bir jaguarın kuyruğuyla ancak yavrusu oynayabilir… Ah torunlar…
Çok keyifli ve çok ders verici nitelikte bir görüşme idi.
Çok büyük başarıların çok derin tevazuya neden olması için Abdullah Dönmez gibi asil ruhlu olmaya gerek var…
Amacımız işletmeyi tanıtmak değil, Abdullah Dönmez ile sohbet etmekti.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












