• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Acınası kimseler

19.04.2016 06:00
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

Tanıdığım, kendince kurnaz bir işadamı vardı. Eli, gözü, kulağı, her tarafı oynardı. Göz göze bakışmaktan kaçınırdı. Gözler, yüreklere açılan pencere olduğu için, yüreğinin ve niyetinin anlaşılmasından korkardı.

Parayı severdi, parayla vedalaşmaktan nefret ederdi. Borcunu ödememek için öylesine zekice bahaneler üretirdi ki, "kirletilmiş zekâya" örnek gösterilebilirdi.

Çevresinde bir felaket olduğu zaman, bunu büyük bir nimet sayardı. "Çocuğum hasta", "Kaynanam Öldü", "Bacanağım trafik kazası geçirdi" vs. Karşı tarafın insani zaaflarından faydalanma konusunda, hiçbir fırsatı kaçırmazlar.

Bu tipleri tanıyorum; her zaman her yerde varlar.

Sadece iş dünyasında değil, ortaklaşa yaşamın bulunduğu her yerde; özel şirketlerde, kamu kurumlarında, kamu adına kurulmuş özel kurumlarda, özetle, insanın yaşadığı her yerde.

Bundan böyle de var olacaklar.

Bu tipler doğanın üretimi değil, "çıkar ortaklığı"nın üretimleridir.

YETKİYİ KAYBETME KORKUSU

İş adamlarının korkusu parayla vedalaşmaktır; kamu kurumlarında olanlar ise "yetkiyle vedalaşmak" korkusuyla tiril tiril titrerler.

Bazı İş adamları taahhütlerini yerine getiremez. Bahane üretir. Peki, bir kamu kurumunda görev yapan yetkili, taahhüdünü neden yerine getiremez?

Şimdi Adana'da bir söylenti yaygın; herkes fikir yürütmeye, yetkisini kullanmaya korkuyor... Daha doğrusu herkes birbirinden korkuyor. Kimin kimi ne zaman satacağı, kimin, kimin yerinde gözü olduğu, hangi koltukların ve görev yerlerinin kaygan olduğu belli değil. Adana'da özellikle belediyedeki koltuklar, 1 Temmuz Kabotaj bayramlarında, bir kruvazöre monte edilmiş yağlı direkler gibi kaygan. Direğin ucundaki flamaya ulaşmak için, memurların düştüğü pozisyonları görseniz acırsınız.

Bir yerde kardeşlikten ne kadar çok söz ediliyorsa o kadar düşmanlık; barıştan ne kadar söz ediliyorsa o kadar kargaşa vardır. Ortak Akıl ve Ortak Başarı’dan ne kadar söz ediliyorsa da... Gerisini siz ekleyin.

Bu söylentilerin doğruluğunu ve yanlışlığını bilemiyorum. Zaten bilenler de konuşmayacaktır.

Bir yetkili, (Müdür, Genel Müdür, Yönetim Kurulu Başkanı, Daire Başkanı vs...) kurum adına sözleşme yapıyor, taahhütlerde bulunuyor. Taahhütlerini yerine getiremiyor. Suçu üstlerine atıyor. Ha şimdi adama sorarlar...

Kardeşim bu imzayı sen atmadın mı? Attın.  Eğer üstlerine karşı imzana sahip çıkamıyorsan, hangi ilke ile o koltukta oturuyorsun?

Hayır, imzana sahip çıkacak gücün ve ilken varsa, taahhütlerini niçin yerine getirmiyorsun? Çözümsüzlük için yüzlerce bahanen vardır... Ama gerçeğin bahaneye ihtiyacı yok ki. Gerçeği söyle kurtul.

 

Zihinsel kargaşa, kurumların felaketidir.

Ama bazı memurlar da (veya görevli veya yetkililer) bu kargaşayı kendi lehlerine kullanma konusunda hiçbir fırsatı kaçırmazlar.

Söyle kardeş değer mi?

Söyle arkadaş değer mi?

Ne için oradasın? Kendin olmak için mi yoksa parça parça kendini gittikçe yok etmek için mi?

Bu soruları otur, kendi kendine yanıtla.

Sonuçta herkes, kendine yakıştırdığı şekilde yaşar

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim