Adalet güneşinin batmasına sebep olan toplumdur...

ADALET GÜNEŞİNİN BATMASINA SEBEP OLAN TOPLUMDUR.. HAYALLERİMİZİ GERÇEKLEŞTİRMEMİZE ENGEL OLDUĞU GİBİ
Ey toplumum! Nedir bu, kalabalığa takıntın? Nedir bu, sayılara sevdan? Nedir bu, çoğalma ihtiyacın? Nedir bu büyük olma sevdan? Seni var eden, sadece mikro boyda bir damlacıktan oluşturdu...Tohumdan var etti, yaradan bütün doğayı. Hiç kimse vaz geçilmez değil.. Mezarlıklar vazgeçilmezlerle dolu..
Ey toplumum! .. Tek yapman gereken; kıymetin, kıymetini bilmende saklı...Yani niteliği ,niceliğe boğmaman, tarafını nitelikten yana kullanman. Gücün yanında değil, haklının yanında olman. Bazen düşünürüm, toplum nedir ,nasıl davranır? Bir şablonu var mı? Ama bulamam.
Anarşistler toplumu şöyle tarif eder; "Toplum yığındır. . Devletin iradesini sürdürür ve onun iktidarını tesciller. iddia edildiği gibi kendi iradesi falan da yoktur; Zira tepesine çöküldüğü, yetinmek zorunda bırakıldığı, hep denetlendiği, her daim kontrol edildiği için; daha ileri bir teknoloji ya da sağlık konusunda bir buluş varsa bile kapitali yönetenler ulaşmaları gereken zamanın geldiğine karar vermeden hiçbir şeye ulaşamayan; televizyondan ve gazetelerden gördüklerini gerçek sanan ve oysa sanal bir gerçekliğe hapsedilmiş, bunun içgüdüsel olarak farkında ama bilinç olarak ayırdına varamayan; zaten bilinci, iradesi, amaç, hedef ve arzuları bizzat kendisi -yani kalabalık- tarafından köreltilmiş, sürekli devinen ama hareket üretemeyen hatta gelişme olasılığı bulunan hareket girişimlerini de muhtaç olduğu ve taptığı iktidarın bekası için sorgulamadan sabote edebilen faydasız bir çokluktur. Asla hayallerine ulaşamayacak mutsuz bir kitleyi tarif eden toplum: başımızın belası, kişiliğimize çizilmiş sınırların sebebi ve bir hunharca tüketen bir deliler ordusudur. Toplum yığındır." diyor anarşistler...
Peki gerçekte, sağlıklı bir toplum olmak için sağlıklı bireyler olmak gerekmiyor mu? Sağlıklı birey olabilmek için ne yapmak gerekir? Veya birey bu kadar kutsamak , örgütlü toplum açısından, handikap değil midir?.. Bu konuda görüşüm; birey kendine özgün olmadan, biz olamayacağıdır. Yani iki benden, biz olur. Eğer bir ben ile kişiliği oturmamış birey arasındaki ilişki, karakterini bulmamış, ikili hukukunu kuramamış, hukuksuz bir ilişkidir.
Her ilişkinin kendine has bir karakteri olur ve bu karakterin özelikleri kalıcıdır, geliştiricidir. Gelişime açıktır, denetleyicidir. Açıktır, saygındır ve en önemlisi kendini sürekli geliştiren bir çizgi izler.
Bu ilişkilere sahip bireyler; yığın olmaktan kurtulan bireyleri, oluştururlar. Geleceğimizi şekillendirirler.
Bu günlerde, seçilecek milletvekili adaylarımızı ,bu çerçevede değerlendirmek gerekir. Ne kadar özgür, üreteken birey fazla olursa, geleceğimiz o kadar aydınlık olur. Peki sizce bu mümkün mü?
Bence değil, çünkü toplum yapımız, beğenilerimiz buna izin vermiyor.. Bize dayatılan birbirimizi kilitlercesine, akıllara ziyan, toplumsal kurallarımızdır.
Bireyler, birleşerek özgür, üretken bir toplum yaratırsak, geleceğimiz aydınlık olur. Diğer sonucu düşünmek bile istemiyorum..
Şimdi hep beraber düşünelim; Bizim toplum yapımız sağlıklı, özgür bireylerden oluşmuş bir yapıda mı? Bizim bir kişi kurduğumuz ilişkide, ilişkimizin bir kendini yenileyen, bir hukuku var mı?.. Yoksa biz o ilişkide bir hiç miyiz?
Saygılarımla
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












