• BIST 77.779
  • Altın 127,998
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 28 °C
  • İzmir : 26 °C
  • Ankara : 24 °C

Adana Barosu 'AB' ile ilgili açıklamaya tepki gösterdi

18.12.2014 13:48
Adana Barosu 'AB' ile ilgili açıklamaya tepki gösterdi
Adana Barosu AB ve Dış İlişkiler Komisyonu Siyasi İktidara Tepki gösterdi

 

 

“Avrupa Birliği’ ne alınıp alınmama gibi bir derdimiz yok” sözü yarım asırlık kazanımlara zarar vermektedir”

 

Adana Barosu Avrupa Birliği ve Dış İlişkiler Komisyonu yaptığı yazılı açıklamada, Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanların “Avrupa Birliği’ ne alınıp alınmama gibi bir derdimiz yok” şeklindeki beyanatlarına tepki gösterdi.

Adana Barosu Mahmut Esat Bozkurt Salon’unda gerçekleşen basın açıklamasında söz alan Komisyon Başkanı Avukat Zehra Bulut, AB ile gelinen noktanın bitirilmemesi gerektiğine vurgu yaptı. Daha sonra basın açıklamasını Komisyon Üyesi Avukat Serkan Ulufer okudu.

Açıklamada, “Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanların “Avrupa Birliği’ ne alınıp alınmama gibi bir derdimiz yok” şeklindeki beyanlarının; yarım asrı aşkın bir süredir devlet politikası olarak takip edilen Avrupa Birliği üyelik sürecine, bu uğurda harcanan emeklere ve demokratik kazanımlara son derece zarar vermektedir” denildi.

BASIN AÇIKLAMASI

Ülkemizin Avrupa Birliği serüveni 1959 yılında Avrupa Ekonomik Topluluğu’ na başvurusu ile başlamıştır.

Türkiye-Avrupa Birliği ilişkileri 1970 li yılların başından 1980’lerin ikinci yarısına kadar siyasi ve ekonomik sebeplerden dolayı istikrarsız bir seyir izlemiştir. 1996 yılında Türkiye-Avrupa Birliği arasında Gümrük Birliği anlaşmasının devreye girmesiyle ilişki ivme kazanmıştır.

 

Helsinki de 1999 yılında Türkiye’ nin Avrupa Birliği adaylığı onaylanmıştır. 2002 yılından itibaren, kriterlerin tamamlanmasına yönelik,  Avrupa Birliği uyum yasaları yoğun bir şekilde meclisten geçerek yürürlüğe girmiştir.

 

2005 yılında ise Lüksemburg da yapılan Avrupa Birliği toplantısında, Türkiye ile resmen üyelik müzakerelerine başlanmıştır.

……………………….

Ülkemiz yarım asırdan fazla bir süredir yönünü AB ye dönmüş ve AB üyeliği bir devlet politikası haline gelmiştir. Hatta bu amaca yönelik bir de bakanlık ihdas edilmiştir. Ülkemizde sadece demokrasinin askıya alındığı dönemlerde AB üyelik çalışmaları sekteye uğramış, bunun dışında her hükümet bu süreci kararlılıkla sürdürmüştür.

 

Özellikle 1999 yılında, Türkiye’nin Avrupa Birliği adaylığı onaylandıktan sonra, Avrupa Birliği kriterleri çerçevesinde bir çok uyum yasasının çıkartılmasıyla, Avrupa Birliği müktesebatı artık Türk hukuk sisteminin bir parçası olmuştur.

 

Ancak son zamanlarda artan, kolluk eliyle yaşam hakkına saldırılar, temel yasalarda yapılan dönemsel değişiklikler ile adil yargılanma hakkına müdahaleler, çalışma güvenliğinin sağlanmaması, toplantı ve gösteri hakkının kısıtlanması ve basın özgürlüğünün ciddi yaralar almasına neden olan düzenlemeler ve baskılar, ülkemizi Avrupa Birliği ve üye ülkelerin önemli eleştirilerine maruz bırakmıştır.

 

Bu eleştiriler karşısında Cumhurbaşkanı ve ilgili bakanların “Avrupa Birliği’ ne alınıp alınmama gibi bir derdimiz yok” şeklindeki beyanatları; yarım asrı aşkın bir süredir devlet politikası olarak takip edilen Avrupa Birliği üyelik sürecine, bu uğurda harcanan emeklere ve demokratik kazanımlara son derece zarar vermektedir.

……………

Avrupa Birliği üyelik kriterleri için bugüne dek yapılan çalışmalar ve harcanan emeği hiçe saydığımız taktirde, Avrupa Birliği’ne üyelik yolculuğunda zemin kaybedeceğimiz tartışmasızdır.

 

Yürürlüğe sokulan yargı paketlerinin, yasa yapma tekniğine uyulmadan, gündelik olaylara tepki olarak, hızlı bir şekilde yürürlüğe konması, yasaların istikrar kazanmadan günlük gelişmelere ve olaylara göre sürekli değiştirilmesi, hukuk güvenliğini ve sosyal, siyasi, ekonomik istikrarı sarsmaktadır.

 

Bu neviden tutumlara, sadece demokrasinin askıya alındığı olağanüstü darbe dönemlerinde, devlet gücünü elinde tutanların, uluslar arası baskılardan kurtulmak amacıyla başvurduğu görülmektedir.  Son dönemlerde siyasal iktidarın temel hak ve özgürlüklere, evrensel hukuk kurallarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve diğer Avrupa Birliği müktesebatında yer alan temel kriterlere aykırı baskıcı tutum ve davranışlarında artış oldukça Avrupa Birliği ile olan ilişkilerin de ,özellikle, zayıflatıldığı dikkat çekmektedir.

 

Avrupa Birliği’ne üyelik yolunda adım atmış olan ülkemiz, Avrupa Birliği içinde eşit haklara sahip onurlu bir üye olarak yer almaya ilişkin yol haritasından ayrılmamalı, bu yolda emin adımlarla yürümeye devam etmelidir.

 

Siyasi iktidardan öncelikli beklentimiz; tüm işlem ve uygulamalarını evrensel hukuk kurallarına, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve diğer Avrupa Birliği müktesebatında yer alan temel kriterlere uygun olarak yapmalarıdır. Bununla beraber yarım asrı aşkın bir süredir devlet politikası halini almış Avrupa Birliği üyelik ilişkilerini günlük siyasete ve popilizme feda etmemeleridir. Bu endişe ve beklentilerimizi kamuoyu ile saygı ile paylaşırız.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Necati Şaşmaz da Taksim'de demokrasi nöbetinde21 Temmuz 2016 Perşembe 10:05
  • Adana darbeye karşı tek yumruk oldu21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
  • Büyükşehir projelerine ÇÜ’den teknik destek20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:27
  • Adana Demirspor'da toplu imza20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:24
  • Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 09:31
  • Darbe şehidi polis memuru toprağa verildi19 Temmuz 2016 Salı 20:00
  • 4 pilot adliyeye sevk edildi16 Temmuz 2016 Cumartesi 15:11
  • Halk, darbe girişimindeki askerleri polise teslim ediyor16 Temmuz 2016 Cumartesi 02:16
  • Bahçeli'den Hükümete tam destek16 Temmuz 2016 Cumartesi 01:05
  • Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tazminat ödeyecek14 Temmuz 2016 Perşembe 19:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim