- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
“Adana Müftüsü Karslızâde Hüseyin Efendi ”

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar
Adana Müftüsü Hüseyin Efendi bugün Adana’da Ramazanoğlu soyadını taşıyan ve Ramazanoğlu soyundan geldiğini söyleyen birçok ailenin dip dedesi olan İshak Efendi’nin babasıdır. Bugün Adana’da Ramazanoğlu, Ener, Tarımer, Oral, Uygur gibi farklı soyadları taşıyan aile fertleri Hüseyin Efendi’nin oğlu İshak Efendi soyundan gelmektedirler[1]. 1982 yılında tamamlanan ve Ramazanoğulları Şeceresi olarak bilinen 3,5 metrelik şecerede bütün bu aileler yer almaktadır.
Hüseyin Efendi geçen hafta bu köşede tanıtmış olduğumuz Adana Mütesellimi Karslızâde Hacı Ali Ağa’nın oğludur[2]. Annesi Hatice binti Hasan isimli bir hatundur. Kendisine aileye adını veren dedesi Karslızâde Hüseyin Ağa’nın ismi verilmişti.
Hüseyin Efendi’nin Adana müftüsü olarak görev yaptığı sırada kardeşi Hasan Ağa da Adana’da çeşitli mukataaların işletim hakkını elde etmiş, Adana a‘yȃnı, Adana mütesellimi ve daha sonra Adana Beylerbeyi olmuştu. İki kardeşten Hüseyin Efendi ilmiyeden, kardeşi Hasan Ağa da askerȋ sınıftan bir kimse olarak gerekli yardımlaşmayı çok iyi yürütmekteydiler. 1769 yılında Adana mütesellimi bulunan Hasan Ağa’ya 1.810 kuruş verilmesi gerektiğinde mahkeme şahitleri arasında ilk sırada Adana Müftüsü Eş-şeyh El-hȃcc Hüseyin Efendi bulunmaktaydı[3].
Karslızȃde Hasan Paşa 1768-1774 Osmanlı-Rus savaşında Özü Kalesi muhafızı iken 1771 yılında vefat etti. Devlete olan borçlarına karşılık malları müsadere edilmek istenildiğinde mallarını ortaya çıkarmak üzere kardeşi Hüseyin Efendi’nin de sorgulanması gerekli görülmüştü[4].
Hüseyin Efendi hakkında 4 Ocak 1775 tarihli belgede çok önemli bilgiler verilmektedir. İstanbul Başbakanlık Arşivi’nde Cevdet tasnifi Zabtiye kısmında 4394 numara ile kayıtlı bu belge Adana kadısı’nın bir arzıdır[5]. Bu belgeye göre:
1775 yılında Adana’da oturmakta olan bütün müderrisler, salih kimseler, imamlar, hatipler, eşrȃf ve a‘yȃn, şerifler, esnȃf şeyhleri (meslek odaları başkanları) ve diğer halktan kimseler Adana Mahkemesi’ne gelmişler ve kadı efendiye isteklerini iletmişler ve kadı defterine kayıt ettirmişlerdi.
Asıl olarak Maraş Karsı (Kars-ı Maraş) sakinlerinden olup Adana’da yerleşmiş bulunan Hüseyin Efendi’den halk şikȃyetçi idi. Hüseyin Efendi, “nice müddet Yeniçeri eşkıyȃsından iken” yakın zaman önce kendisine fetva verme izni tanınmış ve Adana müftülüğü ile şeref kazanmıştı. Ne var ki Hüseyin Efendi müftülük görevine atanmış olmasına rağmen müftü gibi davranmıyor, “cibilliyet-i asliyesine binȃen” yeniçeri namıyla ortaya atılan ve bölgede fitne ve fesat çıkaran kimseleri sahiplenmekten geri durmuyordu. Yeniçeri eşkıyȃsının bölgede yapmış oldukları fenalıklar artınca bunlara destek olan Hüseyin Efendi de Kıbrıs adasına sürgün edilmişti.
“Osmanlı’nın yasağı üç ay sürermiş”. Mahkemeye gelen halk da Hüseyin Efendi bir yolunu bularak af edilmesinden ve tekrar Adana’ya gelerek yeniden fitne ve fesat çıkarmasından korkmaktaydılar. Kadıya bu yüzden gelmişler ve Hüseyin Efendi’nin Kıbrıs’ta sürgünde tutulması ve serbest bırakılmaması için arzuhal yazmışlardı. Halk ve ulemȃ Hüseyin Efendi’den “ȃciz” olduklarının İstanbul’a bildirilmesini istemişler ve kadı efendi de bu isteğe uyarak bu hususu yüce tahtın eşiğine arz ve i’lȃm etmişti. Arzın tarihi 02 Zilka‘de 1188/ 4 Ocak 1775 idi.
Halkın korktuğu şey başlarına geldi ve Hüseyin Efendi bu olaydan yaklaşık bir sene sonra 1776 yılında Adana’ya döndü. 13 Haziran 1776 tarihinde “sabık” müftü olarak adlandırılan Hüseyin Efendi’yi mukataa satışlarıyla ilgilenirken bulmaktayız[6].
Hüseyin Efendi’nin nerede ve ne şekilde öldüğünü, mezarının nerede olduğunu şimdilik bilmiyoruz. Kasım Ener’in sözünü ettiği, aile mezarlığı haline gelen Hacı Ali Ağa Tekkesi’nde babasının yanında defin edilmiş olması mümkün gözükmektedir[7]. Hüseyin Efendi’nin İshak Efendi’den başka Hatice isimli bir kızı olduğu ve Ramazanoğlu vakfından günde 15 akça aldığı yolundaki bilgi ise henüz kesinlik kazanmamıştır.
Adana Müftüsü Hüseyin Efendi’den sonra oğlu İshak Efendi Adana müftülüğü yaptı. İshak Efendi Hasanpaşazadelerin Menemencioğulları ile olan mücadelelerinde önemli rol üstlendi. Oğlu Hacı Hamza Efendi Menemencioğulları ailesinden Kuğu Hatun ile evlendi. Diğer oğlu Hacı Abdurrahman Efendi Adana müftülüğü yaptı. Bu yüzden bazı belgelerde aile Müftüzȃdeler olarak geçmektedir. Başta söylediğimiz gibi İshak Efendi’nin Ayşe Hanım’la olan evliliğinden dolayı aile fertleri bir süre sonra kendilerini Ramazanoğlu olarak tanıtmaya ve Ramazanoğlu Vakfı’nda hak iddia etmeye başlayacaklardır.
Herkesin politika konuştuğu bir zaman diliminde bölge tarihi kaç kişinin ilgisini çeker bilemiyorum. Ama bu konular bölge tarihi için önemlidir. Bize göre de kalıcı hizmet bu yolla mümkündür. Umarız faydalı olacaktır.
[1] Kasım Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına (Çukurova'ya) Bir Bakış, 7.Bs., Kayı Yayıncılık, İstanbul 1986, s. 283, dipnot.
[2] Yılmaz Kurt, “Adana Mütesellimi Karslızâde Hacı Ali Ağa ”, Adana Medya, Tarihin İçinden, 18 Mayıs 2015.
[3] Adana Şer’iye Sicili No: 49, sayfa 28, belge no: 32.
[4] Bâb-ı Âlî Başmuhâsebe, D.BŞM.MHF, Dosya no: 54, Gömlek no: 42, Tarih: 1185 H. / 1771 M.
[5] BOA, Cevdet Zaptiye, No: 4394.
[6] Adana Şer’iye Sicili No: 64, belge no: 249.
[7] K. Ener, Tarih Boyunca Adana Ovasına (Çukurova'ya) Bir Bakış, s. 282.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- 15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz Demokrasi Saldırısı19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Bir Demokrasi Şehidi: Cavit Bey04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Sosyal Cinnet: Ankara Üniversitesi’nde 4 eczacı öldürüldü27 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Bir Anı: Tatar Dostlarımla Bir Cuma Namazı20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Gabriel Noradunkyan Efendi13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- IV. Uluslararası Balkan Tarihi Araştırmaları Sempozyumu'nun Ardında07 Haziran 2016 Salı 06:00
- “Amid” Adı Üzerine31 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Babasına İhanet Edenden Kime Ne Fayda Gelir23 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Bağdat’ta Bir Zorba: Bekir Subaşı16 Mayıs 2016 Pazartesi 08:54
- Bozok sempozyumu'nun ardından12 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












