• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

“Adana Mütesellimi Karslızâde Hacı Ali Ağa ”

18.05.2015 05:00
Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

Prof. Dr. Yılmaz KURT / Yazar

Adana Mütesellimi Karslızȃde Ali Ağa, Adana Tarihi içerisinde çok önemli isimlerden birisidir. Buna rağmen Ali Ağa hakkında hiçbir bağımsız çalışma yapılmamıştır.

Ali Ağa, Karslı Hüseyin Ağa’nın oğludur. Bugünkü Kadirli, Andırın, Geben, Göksun ilçelerini kapsayan Kars-ı Maraş Sancağı’ndan gelerek Adana’ya yerleşen Hüseyin Ağa askeri sınıftan birisidir. Ali Ağa’nın annesi  Fatma Hatun şürefâdan Yazıcızâde Ömer Ağa’nın kızıdır. Bu yüzdendir ki aile zaman zaman “seyyid” unvanını kullanmıştır.

Ali Ağa, Mekke’ye gidip “hacc” görevini yerine getirdikten sonra halk kendisini “Hacı Ali Ağa” olarak anmaya başlamıştır.  İşin ilginç yanı ailede farklı nesillerde 3 ayrı Hacı Ali Ağa ortaya çıkmıştır.  Eski dönemlerde arşiv belgelerine ulaşmak ve onları okuyabilmek bugünkü kadar kolay olmadığından bu 3 ayrı Hacı Ali Ağa  birbirine karıştırılmıştır. Hatta 3 ayrı Hacı Ali Ağa olduğunu dahi anlamamışlar ve Ramazanoğulları Şeceresi olarak  sunulan 3,5 metrelik şecerede bile Ali Ağa’lar karıştırılmıştır. Burada sözünü ettiğimiz Hacı Ali Ağa,  I. Hacı Ali Ağa’dır.

Ali Ağa’nın doğum tarihi konusunda bir bilgimiz yok.  1748 yılında  yaşlılığı sebebiyle  “vilȃyet hacılığı” görevinden kendi isteği ile çekilen Es-seyyid Hacı Hamza’nın yerine “vilȃyet hacısı” olmuştur. Bu belgede kendisinin eski  görevinin “şehir vekȋli” olduğu bildirilmektedir  Hacı Ali eski görevini sürdürürken bu yeni görevi de İsmail Efendi ile müştereken yürütecektir[1].  Her yıl hacca gidecek olanların güvenli bir şekilde hacca gitmelerini sağlamak üzere “emȋrü’l-hacc” olarak atanan kişinin Adana’daki vekili olarak görev yapacaktı. Hacı Ali Ağa “vilayet hacısı” olarak atandığına göre 30- 40 yaşlarında olgun bir insan olmalıydı ve  Hasan isimli birisinin kızı olan Hatice Hanım ile evli bulunuyordu[2].

Ali Ağa’nın Ömer Ağa isimli bir kardeşi Adana Serdengeçti ağalarından idi.  1746 yılında İran savaşında şehit düşmüş ve geride İbrahim ve İsmail adlarında iki sabi çocuk bırakmıştı. Adana mahkemesi 1749 yılında bu sabi çocukların vasiliği görevine amcaları Hacı Ali Ağa’yı  lȃyık görmüş ve onu “vasi” olarak atamıştı.

Ali Ağa’nın 2 oğlu ve bir de kızı oldu.  Oğlu Hüseyin’e  Türk  ad verme geleneğine uygun olarak kendi babasının ismini vermişti. Hüseyin,  medrese tahsiline devam etti ve kendisine ilmiye mesleğini seçti. Adana müftüsü oldu. Ancak kardeşi Hasan Ağa gibi Hüseyin de siyasetten bir türlü uzak duramıyordu. İlmiye sınıfından bir kişi olmasına rağmen onun da mukataa satın alması, siyasete bu kadar bulaşması hakkında şikȃyetlere sebep oluyordu. Kardeşi Adana mütesellimi iken kendisinin de Adana Müftülüğü görevinde bulunması ailenin ilerlemesinde önemli bir etkendi. Oğlu Hasan Ağa daha sonra Çorum Sancakbeyi ve arkasından Adana Beylerbeyisi oldu. Adana Beylerbeyiliği görevi Hasan Ağa’ya, 2.000 süvari ile Özü Muhafazasına katılması şartıyla verilmişti. Hasan Paşa, Özü’den geri dönemedi  ise de bu tarihten sonra aile Hasanpaşazadeler olarak anılmaya başlanıldı.

Ali Ağa 1748 yılında Vilȃyet Hacısı olduğundan  şehir vekȋli görevini yürütmekte halka  salınacak vergilerin taksiminde halkı temsil etmekteydi. Açıkça şehrin ileri gelenlerinden birisi idi. 1753 yılında Adana-Çakıt yolu yapımı işini üstlendi[3]. Bu tür işlerde önce devletin mühendisleri tahmini bir keşif hesabı çıkartırlar ve işi alan kişi bu doğrultuda işleri yürütürdü. Ali Ağa için buna ihtiyaç duyulmadı ve iş doğrudan kendisine emanet edildi.

1757 yılı başlarında yeni vali İbrahim Paşa Adana’ya gelinceye kadar mütesellim yani vali vekili olarak Karslı El-hâcc Ali Ağa işleri yönetecekti[4].

1762 yılında Hacı Ali Ağa Serrȃcȃn Mahallesi’ndeki konağında öldüğü zaman kızı Fatma henüz evlenmemişti. Eşi Hatice Hanım ve iki oğlu ile birlikte 4 mirasçısı olduğu tespit edildi. Ancak küçük bir sorun vardı:

Ali Ağa, Dündarlı nahiyesi koyun vergisine ilişkin mukataanın ½ hissesini mȃlikȃne olarak elinde bulundurmaktaydı. Bu mȃlikȃne mukȃtaanın hesaplarından dolayı devlete 19.763 kuruş borcu çıkmıştı. Bu borcun tahsili için mallarına el konulması gerekti ve İstanbul’dan Hasan Ağa isimli birisi bu iş için Adana’ya gönderildi. Hasan Ağa, Ali Ağa’nın oğlu ve aynı zamanda ortağı ve adaşı olan  Hasan Ağa ile görüştü. Hasan Ağa babasının borcunu kabul etti, ancak ödeyebilmek için 90 günlük bir süre istedi. 19.763 kuruş hiç de az bir para değildi. Hacı Ali Ağa’nın Serrȃcȃn Mahallesi’ndeki koca konağı için 1.750 kuruş değer biçilmişti. Hacı Ali Ağa’nın Şeyhzade Mahallesi’nde 350 kuruş değerinde bir evi ve yine Serrȃcȃn Mahallesi’nde 500 kuruş değerinde bir evi daha vardı. Zimmiyȃn Mahallesi’nde ise 400 kuruş değerinde bir değirmeni  ayrıca Seyhan nehri üzerinde kurulu 150 kuruş değerinde bir değirmeni bulunmaktaydı. Bunlardan başka Adana çevresinde değişik köylerde toprak  kuyular içerisinde saklanmakta olan binlerce kile (1 kile 25, 6 kg) buğdayı, pamuk kozası, hayvanları, gümüş ve altın ev  ve süs eşyaları, kıymetli kürkleri, köleleri ve cariyeleri bulunmaktaydı.  Ali Ağa’nın bütün emlȃk ve akȃrı kadı efendi  tarafından 11.226 kuruş olarak tespit edilmişti.

Ali Ağa’nın iki oğlundan Adana Müftüsü Hüseyin Efendi’nin oğlu İshak Efendi  Ramazanoğlu sülalesinden olduğu bildirilen Ayşe Hanım ile evlenecek ve bu kol zamanla kendisini Ramazanoğlu olarak tanıtmaya başlayacaktır. Ali Ağa’nın diğer oğlu Hasan Ağa kolundan gelenler ise kendilerini Hasanpaşazade olarak tanıtacak ve aile 1831’e kadar gelecektir. İshak Efendi’nin torunu  III. Hacı Ali Bey’in oğlu olan İsmail Hakkı Bey’in çocuğu olmayacak ve ailenin askerȋ kolu son bulacaktır.

Çukurova tarihinin bu ünlü a’yan ailesinin tarihi aynı zamanda Menemencioğullarının, Kozanoğulları’nın, Küçükalioğulları’nın  da tarihidir. Kısacası tüm Çukurova’nın tarihidir.

 

 

 

 

 

 

[1] Adana Şer‘iye Sicili, No: 28, s.3, tarih 10 Zilkade 1161 / 1 Kasım 1748.

[2] Adana Şer‘iye Sicili, No: 34, s. 74.

[3] Adana Şer’iye Sicili, No: 132, sayfa 128, belge no: 199.

[4] Adana Şer’iye Sicil, No. 31, img: 20, s. 122, belge no: 168, 5 Receb 1170/  26. 03. 1757  tarihli belge.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim