- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Adana'da bir "Başkan"

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Dr.Ömer Uluçay
Yerel Yönetimler
Görülüyor ki örgütlenmeler idari rejimlere göre olmakta ve sonuçta ortak noktalar bulunmaktadır. Devletler, vatandaşı daha iyi kontrol etmek ve sonra da hizmet sunmak bakımından ülkede idari bölgeler ihdas ederek yönetmektedirler.
Yerel yönetim unsurları olarak, İdare Hukukumuzda üç birim bulunmaktadır: İl Özel İdaresi, Belediye, Köy'dür. İl Özel İdaresinde; Vali, İl Genel Meclisi, İl Daimi Encümeni vardır. Belediye teşkilatında ise; Başkan, Belediye Meclisi, Belediye Encümeni esastır. Köy teşkilatında; Muhtar, İhtiyar Meclisi, Köy Derneği bulunmaktadır.
Zaman içinde merkezi idare yasal olarak düzenlemeler yapmakta, yerel idarelerin yetki ve gelir kaynaklarını belirlemekte, yerleşme birimlerinin bağlantısını değiştirmektedir. Daha sonra İl, İlçe ve Belde Belediyelerini içeren, yeniden düzenleyen, daire varlıklarını devreden Büyük Şehir Yasası çıkarıldı. Yerel idareler, Avrupa Birliği(AB)ne giriş düzenlemeleri olan bu değişikliklere intibak etmek gayretindedirler.
"Küçük Amerika-I /Başkan"
Yılların araştırmacı gazetecisi ve yazar Çetin Yiğenoğlu, dünyadaki ve Türkiye'deki son 50 yılda baş döndüren gelişmelere denk düşen Adana Belediyesinin yönetimini, uygulamalarını "Küçük Amerika-I /Başkan"[1] adlı kitabında anlatmaktadır: Kitap hacimli olmasına rağmen konulmuş ara-başlıklarla, eklenmiş anı-anekdot-mizah-ironi ile rahat okunmaktadır. Kitapta çok şey var ama kapatılıp bakılınca özet bir konuşma yapmak zor olmaktadır, yeniden kitaba başvuru gerekiyor. Bir kez çok olay var.
Birlikte yaşadığımız insanları anlatan ve eleştiren bir kitabın, üslubunun çok düzenli ve isabetli olması gerekli. Tezyif edici, kırıcı ve kasıtlı bir ifadenin ve hatta dil sürçmesinin dahi bulunmaması gereken böyle bir konuda Çetin Yiğenoğlu, gerekli hassasiyeti göstermiş ve başarılı olmuştur, kutluyorum. Olayın içeriğine katılmamak, eleştirmek ayrı bir konudur. Anlatım akıcı ve düzeylidir.
Çetin Yiğenoğlu, Belediyecilik konusunda deneyimlidir. Yıllarca Yazı İşleri Müdürlüğü ve bir ara Başkan Vekilliği de yapmıştır. Bu nedenle Başkanların ruhiyatını, Belediye Meclisini ve Üyelerini, Daire Müdürlerini, Belediyeye yapılan müracaatları ve şikâyetleri, Belediyenin kaynaklarını ve bunlardan nasıl yararlanıldığını, yapılan usulsüzlükleri, Bakanlık teftişlerini, Belediye Bütçesini, İmar Plan ve Projelerini-bunların getirisini, Başkanlık seçimlerini ve daha nice sır işleri ve ilişkileri bilen, arşivleyen bir yazardır. Belediyede görev yapanlarla dostlukları da vardır. Ama bütün bunlara karşın "kendisi kalmayı" becermiştir. Kitabında anlattığı uzun sürede, Belediyeyi ve Başkanı rahatlıkla yazabilmiştir. Bu çalışma ile Yerel Yönetimlerin handikaplarına ışık tutmuştur.
Çetin Yiğenoğlu, "Başkan" kitabında; kitabın kahramanı, konusu olan Başkan Aytaç Durak'ı anlatmaktadır. Durak, kendisinin "yazdığı biyografik notları"da yazara vermiştir. Yazar; bunu değerlendirmekle birlikte, eleştirel ve araştırmacı olarak yaklaşmış, Başkanla röportaj yapmış, onu yakın arkadaşlarından sormuş, kendi arşivindeki belgeleri değerlendirmiş ve böylece kitabı yazmış. Bütün bu duyarlılığa rağmen eleştirilerin, eksiklerin bulunması doğaldır. Bu konuda yanlışa işaretle doğrusunu yazanlar olursa, kitaba katkı, muhataplara saygı olur.
"Başkan" kitabının 1.Baskısının adeta toplatılır gibi alındığını ve Yayınevinin hemen 2.Baskısını yaptığını ve bunun piyasada olduğunu biliyorum.
Karahan Yayınevi (Seyfi Karahan-Adana), kitabı tanıtmak üzere Seyhan Kültür Merkezinde, "Adana Yerel Yönetimler" konulu bir panel düzenlemişti (14.11.2014). Bu panelde akademisyen Taylan Koç, Prof. Nurçay Türkoğlu, Av. Ali Ozanemre konuşmacı ve Orhan Apaydın moderatör idi.
Konferans salonu dolu idi. Herkes tartışmalı ve anıları tazeleyen, örneklerin söylendiği bir ortam bekliyordu. Önce yazar Çetin Yiğenoğlu'na ait biyografik bir VTR gösterildi, sempatik ve duygu dolu idi. Bunun yanında Adana Belediyesini incelemiş ve bunu bir kitap olarak yayınlamış akademisyen Taylan Koç, ayrıntılı, delilli bir konuşma yaptı. Bir-iki konuda tartışma oldu ama kişiselleşti. Ozanemre ise Osmanlıdan başladı, Karacaoğlan ve Dadaloğlu'nu anlattı, Belediyeye ve Başkana kavuşamadı. Türkoğlu, Adana-Kayseri Belediyelerini karşılaştıracaktı ama tablosu ile söyledikleri ayrı uçlarda kaldı, kitabın paragrafına, tanzimine takıldı, kapıyı çaldı fakat Başkana ulaşamadı. Moderatör toparlamağa çalıştı ama konu oluşmamıştı.
Bunun nedenini sorduk; her konuşmacıya birkaç defa telefon edildiği ve izin alma sırasında baskıya maruz kaldıkları belirtildi. Etkinlik ibretli oldu.
*
Çetin Yiğenoğlu, 12.Eylül.1984 tarihinde Adana Belediye Başkanlığı Makamına oturan ve 25 yıl Belediye Başkanlığı yapan (1984-1989, 2004-2014) görev süreleri içinde 22 kez görevden alınan, hakkında 19 dava açılan Başkan Aytaç Durak'ı şöyle tanıtmaktadır:
"Öyle bir siyasi karakter ki, siyasi yaşamı boyunca tam 7 partiye (DP-AP- Demokratik Parti-ANAP-DYP-AKP-MHP) üye oldu. 2 partiyle (GP-CHP) de dirsek temasında bulundu. Bunlardan ikisini belediye meclis üyesi, dördünü de büyükşehir belediye başkanı sıfatıyla temsil etti. Üç partiden (ANAP-AKP-MHP) 5 kez başkan seçildi, bir kezinde seçilir seçilmez parti değiştirdi (ANAP’tan DYP’ye) (s.1).
"Başkan" kitabında; Aytaç Durak (1938-Karaisalı doğumlu, bu ilginç, kendisince başarılı, kararlı, inatçı, tartışılan siyasetçi); bir kısmını kendi dilinden olmak üzere çocukluğunu, yetişmesini, okul dönemlerini, davranışlarını, ilgilerini, düşüncelerini, inanç ve eylemlerini, siyasetle ilgisini, bazı anı ve anekdotlarını, aile ilişkilerini, bürokrasiyi, siyasi tercihlerini, işini ve inşaat müteahhitliğini, yaptığı ve gerçekleştirdiği projeleri, servetini ve kaynağını anlatmaktadır (s.1-252).
Bu bölümdeki arabaşlıklar ilginçtir: Tipi, zekâsı, liseden kovulması, din ve inanç duygusu, partileri, militan ve taktisyenliği, övünmesi, güveni, sanatçı ve kova dersleri, sağ eylemci ve zor işlerin adamı, Duraklar sahnede, iş ve politika, sermaye ve adaylık, yasa çiğnemek, özelleştirme, planlı evlilik, kuzey Adana, kentleşme, Balcalı arazisi, Çatalan projesi, keçi yasağı, Adana-Kop, Metro, Sapmaz-Köymen-Sabancı aileleri.
Uzun Başkanlık döneminde Başkan Durak, serveti nedeniyle suçlandı, ancak son dönemlerinde uzun süre birlikte çalıştığı Belediye Meclisi üyesi Mustafa Tuncel (hakkında 12 dava açılmıştır) ile kapıştılar ve mahkemelik oldular. Olaylar basına ve medyaya intikal etti, uzun süre konuşuldu.
"Başkan Durak hakkındaki ortak görüş şöyle":
Başkanın, "eşi Yıldız Hanım’dan gelen bin 600 dönüm bir tarla, bahçe var". Fakat burada söz konusu olan "4 bin dönüm arsa"dır. Bu arsaların dağılımı dikkat çekmektedir. Bunlar; üçer, beşer, onar dönüm halinde Adana’nın her yerine yayılmışsa o zaman Adana Durak tarafından teslim alınmış demektir. Bulvarlar, nedense hep Durak’ın parsellerinin olduğu yerlerden geçmiş… Bu düşünülmeye değmez mi?"(s. 249).
Başkanı suçlayan ve kamuoyunda tartışan ""Mustafa Tuncel, Durak görevden alındıktan sonra kendisinin bir milyar Dolar, Durak’ın ise 2,5 milyar Dolar servetinin olduğunu söyledi. Doğrusu az söylemiş… Mustafa Tuncel'in... Bir Bedford kamyonu vardı, nakliyat işi yapardı... Olaylar patladığında şoförünün banka hesabında 10 milyon lira çıkmışsa Tuncel’le Durak’ın 10’ar milyar Dolarının olması normal”" (s. 249).
Başkan Aytaç Durak'ın mal varlığı, inşaat işine girdiği 1970 yılından sonra bahis konusu olmuştur.
İkinci tartışma, 2001 yılında mülkiye müfettişinin belediye teftiş raporunun bir yerel gazetede haber yapılmasıyla başladı. Bu raporda, "Aytaç Durak’ın belediye başkanı olmadan önce icra takipleriyle başının belada olduğu, icra dairelerince hakkında 8 adet takip dosyası açıldığı, ancak başkan seçildikten sonra hızla zenginleştiği, kendisiyle eşinin üzerine kayıtlı 2 milyon metrakareye yakın gayrimenkul bulunduğu" belirtilmektedir(s.250).
Bu ve benzer suçlamalara karşı, 2009 Yerel Seçimler öncesinde Başkan Durak, İstanbul Swiss Hotel'de yaptığı basın toplantısı yapmış ve şunları şunları söylemiştir:
“Allah'a şükür bana 'çaldı, çırptı, beceriksiz, hizmet yapmadı' diyemiyorlar. Malvarlığımı ortaya atıyorlar. Müteahhitlik geçmişimden dolayı bir arazi varlığım var. Varsa ne var, olsun. Kuyumcunun kasasında altın, mobilyacının deposunda kereste, terzinin atölyesinde kumaş olur. İnşaat müteahhidinin de arsası olur. Ben 2 binden fazla konut yapan bir şirketin sahibiydim. Onlarca konut kooperatifi arsası satın aldım. Hiçbirini de devletten, belediyeden almadım... Kimse bana 'yolsuzluk yaptı' diyemez, ağzına tıkarım o lafı. Bu ülkede savcılar, hâkimler var” [2] (s. 251).
Çetin Yiğenoğlu, Başkan Durak hakkında açılmış 20 davanın olduğunu, dosya özetlerini, kararları bildirmektedir(s.368-403):
"Eylül 2013’e değin ikişer aylık dönemlerle tam 22 kez İçişleri Bakanlığı’nca görevden alınarak, açılan davalarla, tam anlamıyla siyasal iktidarın hışmına uğradı. Bu sürede, sekizi görevden alındığı yıl, beşi 2011’de, dördü 2012’de olmak üzere (2003’te açılan iki davayla birlikte) toplam 20 dava açıldı… Geçen sürede hakaret, tehdit, görevi kötüye kullanma, seçim yasaklarına muhalefet içerikli açılan dokuz davada aklanırken bazı davalarda süre açısından küçük mahkûmiyetler aldı; mahkemeler bu davalarda “hükmün açıklanmasını geri bırakma” kararları verdi. “Belediyeyi zarara uğratma, ihaleye fesat karıştırma, haksız kazanç, üçüncü kişilere çıkar sağlama, görev gereğini yerine getirmeme” içerikli önemli davalardan biri dışında aklama kararı çıktı"(s.7).
Sonuç olarak, ilginç içeriği ile kitap; türünde özgün olup, okunacak ve üzerinde düşünülecek, ibret alınacak olaylar/ konularla doludur. Değerlendirme okura kalmıştır.
*
Burda amacımız bir kitabı tanıtmaktır, kişileri incitmek değildir. Bu önemli çalışma, devam eden Belediye hizmetlerini yürütenler için bir ibret vesikası olmalıdır.
Güzel Adana'mız, kavga ve negatif olaylarla değil, örnek uygulama ve hallerle öne çıkmalıdır. Bu konuda herkesin görevi ve sorumlulukları vardır. Yerine getirmeliyiz.
Çetin Yiğenoğlu'nun yazdığı "Başkan" kitabında, Belediyecilik uygulamalarını anlatılmış ve bazı çarpıklıklar gözler önüne serilmiştir. Kitabın "sonuç" bölümünde bunun nedenleri ve önlemleri tartışılmamıştır. Diyebiliriz ki bu ayrı bir araştırma konusudur. Kabul. Ama bu örnek tek/yegâne midir? Ülkemizin diğer Belediyeleri ne durumdadır? Kıyaslama konusunda bir çalışma, kaynak var mıdır? Bu şekliyle çalışma, daha bir bütüncül olacaktır.
Ben böyle düşünürken Çetin Yiğenoğlu'nun yazdığı Doğu Akdeniz Projesini tartışan "Kumpas" kitabını (Karahan yayını, 2015) da okuyordum. İşaret ettiğim konularda yazar; ayrıntılı ve derin, kapsamlı, belgelere dayalı açıklamalarda bulunmaktadır.
Çetin Yiğenoğlu, Çukurova'daki sanayi, tarım ve ekonomideki gelişmeleri tartışarak çarpıcı tespitlerde bulunuyor. 24 Ocak 1980 Ekonomik Kararlarını ele alarak desteklenen neo-liberal süreçteki Adana'yı anlatmaktadır:
"(1950’lerin türedi zenginleri) “komprador burjuva”lığa soyunup önce Çukurova'daki derebeyliklerini tasfiye ederek verimli toprakların rant birikimini, sanayi sermayesi olarak Marmara’ya transfer ettiler... Eskiden patron Sabancı'ydı, Sapmaz'dı, Sabuncu'ydu, Bosnalı'ydı... Onların hepsi birer birer yok oldu piyasadan, imitimi belirsiz oldu... Adana; nakavt oldu, iyice yoksullaştı... sanayi kenti niteliğini de yitirdi"(Kumpas, s.270)
Bu arada, birikimli ve eğitimli insanlar Çukurova'dan ayrılmış, yatırımlar azalmıştır:
"Özetle, yatırım teşviklerinden yararlanamama, devlet desteğinden, korumasından yoksun kalma bir yana, utanmazlığın, para düşkünlüğünün, rantiyeciliğin yaşam biçimi olduğu, yüz kızartıcı çıkar ilişkilerinin, rüşvetin, yolsuzluğun, bilgisizliğin, yurtsever Adanalı olma onurundan yoksunluğun alıp başını gittiği, her türlü kuralsızlığın liberalizm diye sunulduğu kaos ortamında ekonomik, sosyal ve kültürel alanlarda yaşanan tahribatlar sonucu Çukurova'nın merkezi konumundaki Adana, ulusal ekonominin doruklarından 22. sıraya düştü. Bu ara, Türkiye’de gelir adaletsizliğinin en yüksek olduğu kent durumuna da geldi. Ayrıca, nüfus yoğunluğu ve toplam değerler açısından 6. sıraya, “Sosyo-ekonomik Gelişmişlik” sıralamasında 9’a, “Beşeri Gelişmişlik Düzeyi” açısından 16’ya ve kamu yatırım harcamalarında 30. sıraya geriledi" (Kumpas, s.271).
Çukurovada tarım ve buna bağlı sanayi çökertilmiş, kâr eden KİT'ler özelleştirilmiştir.
Çetin Yiğenoğlu, uyguladığı okutma tekniği ile "Küçük Amerika-2 Kumpas" kitabını incelemeyi de gerekli kılmaktadır. Bu kitapta emperyalizm, dünyanın bölüşümü, Ortadoğudaki emperyalist projeleri, buna göre yapılan düzenlemeleri, bu ortamda Türkiye ve Çukurova'yı ve ilgili daha birçok konuyu tartışmaktadır. Dolayısıyla okuyanlarını da tartışmağa davet etmektedir.
Ç.Yiğenoğlu, serinin "İncirlik Üssü"nü merkez alacak üçüncü kitabının yazımını da tamamlamıştır.
Bu çalışmalar dolayısıyla yazarı kutluyor, okuyanları tartışmaya davet ediyoruz.
Herkese selam olsun.
[1] Çetin Yiğenoğlu: Küçük Amerika-I / Başkan, Karahan Kitabevi (Adana), 2. Baskı, 2014, Öz Baran Ofset, Ankara, 444 s, 14x21 cm.
*Kitap bölümler halindedir:1-Başkanın biyografisi (s. 1-252) 2-Arkadaşları Başkanı anlatıyor(s 253-260) 3-Değişen paradigma ve son seçim(s 261-337) 4-Aytaç Durak'la röportaj(s 339-356) 5-Sonuç (s 357-366) 6- Ekler(s 369-428) 7-Dizin ve Foto (12 adet)(s 429-444)
[2]Taylan Koç, Dr., A.Ü.S.B.F./ BİA Haber Merkezi/27.03.10
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












