• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Adana’da “Karasoku” (1)

26.06.2015 09:10
Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar

 

Folklorik Unsurlar: Soku ve Buğday Dövmesi

Ülkemizin her yöresinde, farklı kültür öğeleri bulunduğu gibi ortak unsurlar da vardır. Zaman içinde, kültürel değişim nedeniyle bunlar da bir anı olarak kalmaktadır. Bu güzelliklerin kâğıda dökülerek ölümsüz kılınması yararlı olacaktır.

Buğday kaynatma, öğütme ve dövme hep imece ile yapılır.

Sert buğday; elenir, savrulur, büyük kazanlarda kaynatılır ve kurutulur. Kurumuş-kaynamış buğday farklı iriliklerde öğütülerek ufaltılır. İriliğine göre “bulgur, simit, irmik” vb olarak isimlendirilir. Bunun için “destar” kullanılırdı, şimdi her şey mekanize olmuştur. Sırtında bulgur çekme makinesi olan adamlar,  mevsiminde mahallede gezer veya belli noktada durur, hizmet görürlerdi. Destar çekme/öğütme zahmeti sona erdi.

“Soku”, dövme yapmanın bir aracıdır, bazalt[1] taşından yapılmıştır ve siyah renktedir (her taşın ayrı bir rengi vardır) ve çok sağlamdır. Ev malzemesi arasında havandan büyük ve aynı amaçla kullanılan küçük soku da vardır. Soku; ayakta durup dibek/tokaç vurulacak yükseklikte (70 cm), çukuru ise silindir/koni şeklinde (50 cm çap, 50-60 cm derinlikte) olur. Sokunun kalınlığı taşa göre değişir (10-15 cm), kaidesine doğru konik şekil alır (Dibekçinin ayak hakkı vardır, bununa sokuya iyi yaklaşır). Dibek; 50x60 cm uzunluk ve 15-20 cm çapta sert ağaçtır, uçları hafif bombedir, 2/3 kısmından açılmış bir delikten 3-5 cm çapında ve 50-60 cm uzunluğunda bir sap takılmıştır. Dibekçi, sapından tuttuğu dibeği, ellerini omuz hizasına kaldırarak hızla sokuya vurur. Bazen bir eliyle de taşan buğdayı, dibek çukuruna süpürür.

Sokunun çukuru, 2/3 dolacak kadar ıslatılmış, kaynamış kuru buğday ile doldurulur. Tokaççı hafif vuruşlarla, buğdayı ezer. Buğdayın üzerinde ince bir zar vardır, dövülünce soyulur. Bunun için, sokudaki buğday karılır ve böylece dövülür. Zarın tamamen soyulduğu görülünce çıkarılır ve ince tabaka şeklinde güneşte kurutulur. Sonra savrulur, böylece kabuk/zar (buna “kavuz” denir) taneden ayrılır. Bu kaynatılmış, dövülerek kabuğu soyulmuş, kuru buğdayın adı “dövme/yarma”dır.

Nüfus artınca ihtiyaçlar da arttı. Bizim baba komşumuz, geniş damın altını bir değirmen gibi düzenledi. Yerden 60-70 cm yüksekte, 2-2,5 m çapında merkeze meyilli, mermer döşeli bir tabla yaptı. Ortasına mil üstünde dönen bir direk koydu ve üst tarafını da tespit etti. Bir değirmen taşını ortasından delerek bir şaft ile orta direğe bağladı, şaftın fazlasını çeki aracına monte etti. Atı arabaya koşar gibi, taşa koşarak, tabladaki ıslak buğdayı ezdi, bir kürekle buğdayı taşın önüne sürerdi. Çeltik kavlamak için yapılan sistem, buğday dövmeye uygulanmıştı. Daha sonra elektrik ve jeneratör olunca her şey yeniden değişti. Su değirmenleri tarihe karıştı, cereyanlı değirmenler şehirde kuruldu. Ama unun kokusu ve ekmeğin tadı da değişti.

Bu değişim ve anlatımlar bana, göğüsle keçe dövmeği anımsattı: Hamamın neminde, hazırlanmış ham keçe ile hamama gelen usta, onu hamamda göğüs kafesi ile döverdi. Olunca xalayı (örtüyü) söker güneşe serer ve dönüp yıkanır, giyinir, omuzda keçe çarşının yolunu tutardı. Müşteri olursa satardı, eve eli dolu giderdi. Gece karısı ile yeni keçeyi hazırlardı. Sabah, hazır keçeyi satar, evin ihtiyacını temin eder ve sonra “doğri hemama, keça duvmağa” giderdi. Şimdi kompresörlü, elektrikli küçük makineler çıktı, keçecileri dinlendirdi (kökünü kazıdı).

Bulgur fabrikaları, bu geleneği nerdeyse yoka indidgedi. Tarım ve ürünleri mekanize oldu. Birleşip büyüyenlerin sayısı azdır. Ama birleşemeyip heder olanlar daha fazladır.

Mahalleye, köye ait olan soku, herkesin ücretsiz kullanacağı bir meydanda/yerde’dir. Bazen birisi görevlendirilir ve buğday dövmeye gelenler sıraya konulur.

Buğday dövümü bir seremonidir, çalışanlar için yemekler, tatlılar yapılır. Herkes çalışır, iş türküleri söylenir. Çocuklar etrafta oynaşır, mangala şişler konur. Buğday dövümü bir imecedir. Her evde dibek vuracak genç olmayabilir. Bunun için ücretli dibekçiler vardır.

Bazen dibekçi bir civanın yanında genç kız süpüreni olur. Bunlar arasında denizde dalga olur, yarım saatte dövülen soku, unutularak bir saat dövülür ve buğday ezmesi olur. Sonra bu sokuluk buğday öğütülür de değirmencinin ekmeği (xewre) yapılır. Genç kadın ve erkek birlikte dövdükleri zaman, sokuda buğday taşıp/dökülmezse kısa sürede devir gelir. Gencin dibeği, sokunun dibini öper.

Kadın-erkek-ikisi birden, dibekçi olabilir ve bunların sayısı 1-4 arasında değişir. Dibeğin iniş sırası arasında inanılmaz bir ahenk oluşur. Her dibekçi eliyle buğdayı dibek çukuruna atar.

Bütün bu anımsatmalar; değerli yazar-şair Mustafa Emre'nin yazdığı "Adana'nın Yüreği Karasoku" kitabını anlamak içindir.

 

 

Mustafa Çevik: Kâhta,21.6.2015‎ face.

ustafa Çevik: Kâhta,21 Haziran 2015‎

 

KAHTA'nın fotoğrafı.  soku taşı ile ilgili görsel sonucu  

 

 

 

             

 

 

 

 

[1] Bazalt, volkanik kaya kütlelerinden biridir. Siyah renkte ve kesif yığınlar halindedir. Doğada kütle, damar ve akıntı halinde bulunur. Altıgen prizmalar biçiminde, büyük sütunlar meydana getirmektedir. Bu sütunlar, magma akıntılarının soğuyup büzülmesinden meydana gelmiştir. Sert ve dayanıklı bir taştır; kaldırım, yapı taş, demiryolu, köprü malzemesi olarak kullanılır. Yeryüzünde çok miktarda bazalt taşı bulunur.( Vikipedi, özgür ansiklopedi). Soku ve destarlar tercihan Bazalt taşından yapılmaktadır. Yazıdaki fotoğraflar bunun örnekleridir.

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim