• BIST 77.779
  • Altın 128,079
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 30 °C
  • İzmir : 33 °C
  • Ankara : 28 °C

Adanalı cesaretiyle 30 yıl dublörlük yaptı

17.12.2014 08:20
Adanalı cesaretiyle 30 yıl dublörlük yaptı
Yener EKİNCİ söyleşi

 

Ökkeş Avgın’ın adını duymamış olabilirsiniz, ama işlerini kesinlikle biliyorsunuzdur. İster Kahpe Bizans’ta surlardan atlasın, ister Aşk-ı Memnu dizisinde intihar sahnesini gerçekleştirsin... Kısacası, kahramanlarımızın yapamadıklarını yapan adam o…Tam 30 yıldır korkusuzca dublörlük yapıyor ve usta olduğunun en büyük kanıtı da, yüzlerce tehlikeli sahneye rağmen ciddi bir kaza yaşamaması. Adana’da büyüyen Avgın, Türkiye’de icrası çok zor olan dublörlük mesleğiyle ilgili Adana Medya’nın sorularını yanıtladı.

Ölüme meydan okuyan Adanalı dublör

ADANA MEDYA - Ökkeş Avgın 1964 yılında Kahramanmaraş’da doğdu, Adana’da büyüdü. Bu yüzden kendini daha çok Adanalı görüyor. İstanbul Halıcıoğlu'nda askerlik yaparken ağabeyi Yeşilçam da Metro Video Film şirketinde, pazarlama müdürlüğü yapıyordu. Çarşı iznine çıktıkça ağabeyinin yanına geliyordu. Yeşilçam'ın birçok ünlü-ünsüz aktörleri ile bu vesile ile tanıştı. Askerlik bittikten sonra memlekete döndü. Bir yıl sonra tekrar İstanbul'a geldi ve ilk TV dizisi olan "Polis" dizisinde sivil polis olarak 3 bölüm çalıştı. Sinema emektarlarından, avantür (Kavga), yumruk atma, yumruk alma, gibi teknikler öğrendi. Sinema da oyunculukla yetinmedi. Avgın, bir çok filmde ünlü jön ve jöndam'a dublörlük yaptı. Onun için önemli olan, öyle ya da böyle bir şekilde sevdiği sinema sektöründe olmaktı. Öyle de oldu. Bir şekilde girdiği sinema sektöründe 30 yılı geride bıraktı. Bir çok filmde oyuncunun yaptığına inandığımız, ‘'vay bee''dediğimiz sahnelerin görünmez kahramanı oldu.

SİNEMADA DUBLÖRE NEDEN GEREK DUYULUR?

Filmlerin bazı tehlikeli sahnelerini başrol oyuncuları yapamadığı için, ya da oyuncusunu tehlikeye atmamak için prodüktörler dublörler ile çekerler. Bu çekilen sahneler ağır ve tehlikeli sahnelerdir. En küçük bir hata sizi ölüme ya da ciddi sakatlanmaya götürebilir.

DUBLÖR OLMAK İÇİN SADECE CESARET Mİ GERİYOR?

Hayır bir çok şey gerekiyor. Aksiyon ve oyunculuğu bilmeniz gerekiyor. Dublörü olduğunuz kişiyi oynuyorsunuz onun hareketlerini iyi okumalısınız, onun gibi oynamalısınız.

DUBLÖRLÜK YAPARKEN PRODÜKSİYONUN ALDIĞI GÜVENLİK TEDBİRLERİNİ YETERLİ BULUYOR MUSUNUZ? YOKSA SİZ KENDİNİZ Mİ ALIYORSUNUZ BU TEDBİRLERİ?

Prodüksiyon istediğimiz malzemeleri alıyor. Ben yapacağım harekete göre o malzemeyi kullanıyorum. Eğer Prodüksiyon'a güvenip işe başlarsak sonraki filmi çekemeyebiliriz.

PEKİ, MALZEMELER YETERİ KADAR GÜVENLİ OLUYOR MU?

Türkiye standartlarında malzeme yetersiz güvenlik tedbirleri için. Hala günümüzde bir şişme yatak bile bulunamıyor. 5.6 kattan atlama sahnelerinde karton kolilerle, yataklarla güvenlik önlemleri alıyoruz. Hiçbir kamera hilesi olmaksızın bire bir çekiyoruz. Ve tek kamera ile çalışıyoruz çoğu kez. Olmadı bir daha yeniden yeniden defalarca bu tehlikeli oyunu oynuyoruz.

 

İNSAN HAYATI BU KADAR UCUZ MU? NEDEN DAHA GÜVENLİ TEDBİRLER ALINMIYOR?

Sinemaya olan sevdamdan dolayı gözümü karartıyorum. Sonucu ne olursa olsun o kısmını pek düşünmüyorum. Verilen işi aksaksız layıkıyla yerine getiriyorum. Aldığımız ücretler yetersiz olduğu için geçinmemizi zar zor sağlıyor. Daha güvenli malzemeler daha modern teçhizatlar alamıyorum.

İŞ KAZALARI YAŞIYORSUNUZ. SETTE DOKTOR AMBULANS BULUNUYOR MU?

Bir dublörün bilmesi gerekenlerden bir de bu. Genelde ufak tefek iş kazalarını ayaküstü kendimiz tedavi ediyoruz. Dublör oluyorsanız tehlikelere karşı olası durumda kendinizi tedavide edebilmelisiniz. Bunun için ilk yardım tekniklerini de bilmelisiniz. Çünkü birçok tehlikeli sahne çekilirken sette doktor ambulans bulunmuyor. Ancak ciddi bir kaza olursa ambulans geliyor. Mesela Yasemin Yalçın'ın "Şuayip" tiplemesinin dublörlüğünü yapıyorum. "Şuayip"in 4 üncü kattan atlayarak intihar etmesini oynayacağım. Bana Prodüksiyon 2’inci kat dediği için ben karton kolileri 2’inci kata göre düzenledim. Yönetmenimiz bu mesafenin çok kısa olduğunu söyleyerek 3’üncü kata çıkmamı söyledi. Oradan da verim alamayacağını söyleyerek 4’üncü kata çıkmamı söyledi. Bende karton kolilerin 2’inci kata göre ayarlandığını söyleyerek daha dışarıya doğru çıkarmalarını söyledim. Yönetmenimiz, ‘'gün batıyor bu sahneyi almalıyız bu sahneyi böyle idare et!'' diye söyledi. Ve ekledi. ‘'Burada 200 oyuncu seni bekliyor, korkuyorsan ben yapayım?'' diye de iğneledi. Karton kolileri daha dışarıya doğru aldılar. Karton kolilerin yerleştirdiğim düzenini de bozmuşlar. Sanata ve yönetmene saygımdan dolayı kendi can güvenliğimi hiçe sayarak, ‘siz hazırsanız bende hazırım’ dedim. ‘Kamera kayıt’ denildi kendimi boşluğa bıraktım. Karton kolilerin üzerine düştüğümü hatırlıyorum gerisi yok. Bayılmışım. Gözümü hastanede açtım ancak. Bu gibi durumlarda ambulans geliyor! Bir bardak kırıyoruz garsondan 10 defa özür diliyoruz. Kalbimiz çok kırılıyor bir özür dilemek bu kadar mı zor?

BUNA BENZER YAŞADIĞINIZ BAŞKA KAZALAR OLDU MU?

Zaptiye-i vaka filminde, komedi türü bir film. Rol gereği. Koşarak birine sarılı vaziyette camdan aşağı düşme sahnemiz vardı. Birinci prova yapıldı.  Çekimde alt alta üst üste düştük. Sağ ayağım bileğimden tamamen tersine döndü. Ben bunu düzelme şeklini bildiğim için, setteki arkadaşlarımdan ricada bulundum. Ayak parmak uçlarından tutun ve topuğumdan tutarak serce çevirip kendinize çekin dedim. Kendimi bu şekilde tedavi ettim. Levent Kırca'nın son filmini çekiyoruz. Oyunculuğun yanında dublörlüklerini de yapıyordum. Kağıthane’de ki tarihi harabelerin önünde çekim yapıyoruz. Üzerimizdeki elbiseler tarihi, dönem kıyafetleri kılıç kalkan miğfer, mızrak. Herkes birer ata binsin denildi. Oyuncu arkadaşlarımız at sahiplerine hangi atların uysal ve haşarı olduğunu sorarak seçiyorlardı. Benim dublör olduğum için en serseri at bana tahsis edildi! Şehrin merkezinde atlarla film çekmeye uğraşırken, bu serseri at bende üzerinde iken asfaltta dörtnala koşmaya başladı. Çok iyi at binicisi olmama ramen atı kontrol etmem imkansızdı. Benim üzerimde ne miğfer ne kılıç kalkan kaldı. Böylece döküle saçıla iki kilometre kadar koştuk. İnsanlar, araçlar film çektiğimizin farkında değillerdi. Hayretlerle bakıyor korna çalıyorlardı. Benim serseri atım bu korna seslerine tepki olarak daha da çıldırıyordu. İyice huysuzlaşmıştı. Koşa koşa yordum atı. Anca durdurabilmiştim. Aynı filmde benim 6’ıncı kattan atlama sahnem vardı. Levent Kırca itfaiyeden bana şişme yatak getirdi. Yatağı yerine kurduk, Atacan beyin dublörü olduğum için plastik makyajlarımı ban kendi elleri ile yaparak bire bir benzetti. İtfaiye şefi gelerek, "Levent Bey, bu yatak 3’üncü kattan atlayanlar içindir. 6’ıncı kattan atlanırsa yatak patlar ben risk almak istemiyorum" dedi. Levent Kırca bana defalarca sordu ‘yapabilir misin?’ Ben ‘yaparım hocam’ dedim. 6’ıncı kata çıktım atlama vaziyeti aldım. Yerel TV muhabirleri Levent hocaya bu sahnenin tehlikeli olduğunu vurgulayarak tekrar tekrar sormuşlar. Levent hoca megafonu eline alarak, ‘'Ökkeş, uçan adam sakın atlama! Yürüyerek merdivenlerden in yanıma gel'' diye anos yapıyordu. Aşağı indim. Levent hoca ‘'oğlum, Ökkeş ben bu sahneyi yaptın saydım sen beni mat ettin. Ücretini de sana ödüyorum ana sütün gibi helal olsun'' dedi. Levent Kırca için sadece dublör değil her şeyden önce bir insandım ve o bunun farkındaydı. Filmin konusu da zaten Yeşilçam oyuncularının çilesini anlatan bir filmdi.

ÇOK FİLMDE DUBLÖR KULLANILIYOR AMA JENERİĞE BU DUBLÖRLERİN ADI YAZILMIYOR. SİZİN YAPTIĞINIZ İŞLERDE ADINIZ YER ALIYOR MU?

Maalesef. Bu konuda çok üzülüyorum. Sır çocukları filminde dublör olarak yanma sahnem var. Gecenin saat 10'unda sete çağırıldım. Sabahın 4.30'unda sıra bana geldi nihayet. Geçmişte birçok dublör sahnelerini oynadığım bir arkadaşımla olan Mehmet Uğur ile beraber yanmayan elbiseleri hazırlayıp giydik. Bir fıçı su ile iki battaniye ısladık. Sette yangın söndürücü bile yoktu bırakın itfaiyeyi. Üstümüze bally tenekesi dökerek daha gür alev çıkmasını sağladık. Biz bu sahneyi başarı ile çektik. Ama sonrasında üzerime atılan battaniyeler alevi söndürmeye yetmedi. Battaniyelerin altında hala yanmaktaydım. Nefessiz kaldım. Kendi çabamla yuvarlanarak yanan ateşi söndürmeye çalıştım ve başardım. Bir dublör olarak hayatınızı tehlikeye atıyorsunuz ama o filmin jeneriğinde adınız bile yazılmıyor. Bu beni çok üzüyor. O film 12 dalda ödül alıyor ama adınız yok!

 

TEHLİKELİ SAHNELERDE DUBLÖRLÜK YAPIYORSUNUZ. BU SAHNELERE BU ROLLERE NASIL MOTİVE OLUYORSUNUZ?

Geçmişte yapmış olduğumuz sporlardan ve sinemaya olan aşkımız bizi bir şekilde motive ediyor. Ancak, setlere gittiğimiz zaman yönetmenlerimiz jönlerin ve jöndamların sahnesini çekiyor. Gelsin sette beklesin deniliyor. Bu bekleme süresi bizi motivasyondan düşürüyor. Çalışacağımız sahnelerde hata yapmamıza neden oluyor. Bir dublör sete geldiğinde bekletilmeden sahnesi çekilmeli. Çünkü ölüm ile yaşam arasındaki ince çizgide yürüyoruz!

BU KADAR TEHLİKELİ SAHNELER ÇEKİYORSUNUZ. HAYAT SİGORTASI, KAZA SİGORTASI YAPILIYOR MU?

Yapılıyor ama şu şekilde oluyor genelde. Bir iş kazası yaşamışsanız sigortanız anında yapılıyor. Eğer o işte kaza yoksa sigorta da yok. Ben 26 yıldır sinema sektöründe oyunculuk, dublörlük yapıyorum toplam 550 gün sigortam var!

DÜNYA SİNEMASINDA DUBLÖRLER BÖYLE ŞARTLARDA MI ÇALIŞIYORLAR? YOKSA BİZE ÖZGÜ BİR SİSTEM MİDİR?

Avrupa da ki dublörler benzerliğinden dolayı yalnız bir tek oyuncuya çalışır. Kontratla sözleşme yapılırken en az jön kadar para alır. Oysaki bizim sinemamızda jön'ün vücut ölçüleri uysun yeterli. Hayatında hiç dublörlük yapmayan hiç oyuncu olmayan kişiye bile o sahneyi yaptırmaya çalışırlar. Bizim Yeşilçam da herkes bir dublördür! Camdan çıkar, attan düşer, vurulur uçurumdan düşer. Devasa yüksekliklerden atlar. Buna benzer birçok sahneleri oyuncu arkadaşlar can siperane yaparlar. Bu sahnelerin üstesinden herkes gelemez. Ne elimdir ki canınızı koyduğunuz bir iş maddi olarak da çok komik bir bütçe ile kapanmaktadır.

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Van'da hain saldırı: 6 asker şehit24 Mayıs 2016 Salı 20:49
  • Anadolu Lisesi'nden sergi23 Mayıs 2016 Pazartesi 11:32
  • Kadın hurafeler ve gerçekler19 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • Cumhurbaşkanı dokunulmazlıkları referanduma götürür mü?18 Mayıs 2016 Çarşamba 15:54
  • Adana Sedat Memili’ye borçlu18 Mayıs 2016 Çarşamba 09:00
  • Kaçak tur ve rehber denetimi11 Mayıs 2016 Çarşamba 16:01
  • Adana'da elektrik kesintisi08 Mayıs 2016 Pazar 19:00
  • Akyürek'in kızı dünya evine girdi03 Mayıs 2016 Salı 11:08
  • Kadın ve yaşam sayfası02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
  • Kızılay'a kan bağışı otobüsü26 Nisan 2016 Salı 16:40
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim