• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Adana/lı olsaydı?

06.12.2011 09:59
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

Gündelik tercihlerimizin arasına, hatırda tutmamız gerekenlerden bir tutam empatiyi katmak istedim.

Kendimizi başkasının yerine koyarken, genel olarak onu en iyi şekilde anlamış olmanın seviyesini, algılama biçimimiz belirliyor. Bunda da en önemli faktör, sanırım “istemeyi istemek” tir diye düşünüyorum.

Meseleye daha sofistike/bilgece tutum ve anlayışla analiz yapanlar, fotoğrafın arka planını gözlemleyenler, ona rötuş çekenler, ya da üstün körü bakanlar, veya umursuzluğun tam orta yerinde içine kapananlar olabiliyor. Herkes kendi kategorisini seçer ya da bunu belirlemede seçime yönlendirilir.. Gerçek ise gün gibi açıktır.. Asla değişmez!

İmdii.. Birileri; evinizin önündeki bahçeden, değil bahçe kapısını kapatıp sizi zor durumda bırakmayı, bahçenizin orta yerinde, size sormadan, izin ve olurunuzu almadan, varsa meyve ve ağaçlarınızı talan ederek, el koymaya kalkışırsa, ne yaparsınız?

Peki üzerine “zorla kondu” bir de yapı inşa ederse nasıl olur? Üstüne üstlük sizi evinizden alıkoyar ve kovmaya kalkarsa, aynı tutum ve davranışları tüm kente uygularsa ne der, ne yaparsınız? 

Aklı Selim ile yapılması gereken her türlü meşru “yasal zemin” ve çıkar yol arayışlarınızı kullanmak istediniz.. Soğukkanlı olarak.. Virüs gibi ortalığı kasıp kavuran ceberut bir anlayışın karşısındaki bütün olması gereken metotları denediğiniz halde çare olunmadı..

Siz bunlarla uğraşırken, bir bakmışsınız ki; bahçenizin kapısı, bahçeniz, eviniz, mahalleniz, çarşınız, pazarınız, kentiniz, vatanınız işgal edilmiş.. Payanda olmayı kabul etmek mümkün mü?

Tarihin zulüm kokan sayfaları var.. Onur veren taç mahal köşeleri gibi..

Bırakınız evinizin muhasara/kuşatma altında olmasını, kendinizin ve kentinizin kelimenin tam anlamı ile abluka altına alındığını bir nebze olsun, en azından; bu yazının sonuna kadar biraz daha candan düşünelim.. Çocuklarınız aç bî ilaç bırakılmış, iş yok, aş yok, bütün haklarınız elinizden alınmış sözde bir hayat yaşıyorsunuz.. Bitmedi.. Üstünüzdeki karabulutlar, ummadığınız bir anda; fosfordan oluşan ölüm kusmuklarına dönüşüveriyor.. O can alıcı, kahredici kusmuk yağmurlarının altında ölümüne ıslanıyorsunuz.. Çoluk çocuğunuzla.. Ölümüne bir ıslanma..

Çıkar yol arıyorsunuz.. Bir kutu ilaç, serum lazım hamile eşinize, yaşlı babanıza, sakat kalmış kardeşinize, kusmuktan etkilenmiş çocuğunuza.. Yeryüzünüze kabus gibi çökülmüş. Gökyüzünüz ise, çelikten bir örgü ile örtülmüş.. Bir güvercin bile uçuramıyorsunuz karşı ellere..

Köstebeklik yapmak zorunda bırakılıyorsunuz.. Çözüm yerin altında.. Tüneller kazıyorsunuz özgür görünen bir şehirde.. Hapisten kaçmak için değil, hapishaneye dönüşmüş kentinize birkaç kutu ilaç ve birkaç paket bebek maması getirmek için.. Tamir etmek niyetine, biraz da çimento, demir alabilmek için.. Aklınız, gönlünüz ve onurunuz hariç, her taraf kuşatılmış haldeyken.. Elde var onur.. Yürekte inanç..

Kendi hakkınızı arama reflekslerinizin sınırı ne olur?  Neleri yapma hakkını kendinizde görürsünüz?

Sizin düştüğünüzü varsaydığımız duruma düşen, bu acıları iliklerine kadar yaşayan, 1 Milyon Altıyüzbin’den fazla insanın var olduğunu, bir arada feryat ettiğini, seslerinin kısıldığını, sessiz çığlıkların  asla susmadığını bir düşünün.. Koskoca bir Kent’in, dünyanın en büyük açık hava hapishanesi’ne dönüştürüldüğünü birazcık olsun düşünün.. Hissederek..

Vicdanlı zeminlerde karşılığı olmayan böylesi bir durumu, sinema filmlerinde bile seyrederken, tahammül damarlarının çatlaması gereken insanoğlunun, buna seyirci ve bigâne kalmasının izahını kim yapabilir?

Bir iki gün, hafta, ay, yıl değil.. 2007 Yılından beri, tam 4 Yılı aşkın bir süredir devam eden, vahşet ve acının, kitlesel ölçekteki tanımının en açık tarifini içine alan bir kuşatma.. Vahşetin naklen seyredilen hali..

Onlar Filistinli Ademoğlu, bir de Müslüman.. Kentlerinin adı : Gazze!

Ya Adana/lı olsaydı kuşatılan.. Ne yapardı sizce?

Anlamak istemeyi, istemek lazım değil mi?

Neşter

Bıktırdı!

Bıktırdı, boğdu artık irin kusan fikirler,
Hissizlik girdabında nefis kulaç atıyor!
Her geçen gün sönüyor ceberut zihniyetler.
Tarihin kalbi her an, “Ya Hû!” diye atıyor.

 İbrahim’in neslini ağzına alan sefil,
“Kurban” etme işini İbrahim’ce yapmıyor!
Mazlum Filistinliler, Tek Allah’a İsmail,
Beyinsizler tarihi çok çabuk unutuyor!

Sevgi ile Kalın..
akt

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
salih erdem
08 Aralık 2011 Perşembe 22:14
acı gerçek
kuşatılan ve işgale uğrayan adana olsaydı sesimiz çıkmazdı sanırım.demek oluyor ki onlar bizim onurumuz.
ALİ YILDIZ
08 Aralık 2011 Perşembe 12:29
FİLİSTİN
SADECE VE SADECE AAAAH FİLİSTİN VE YİNE YÜREKTEN AAAAH FİLİTİN DİYORUM.RUHUMUZ OLMUŞ SÖYLENECEK SÖZ BULAMIYORUM.
HÜSEYİN AĞUŞ
06 Aralık 2011 Salı 12:34
FİLİSTİNİN KURTULACAĞI GÜNLER YAKINDIR.
Dünya küdüs günü filistinin zülme haykırma günüdür ve kurtuluşun simgesidir.bir daha gördük ki her taraf kerbela ve hergün aşura.dünyanın bir çok coğrafyası artık kerbela.onlar ne kadar cana kastederse etsinler bu kıyamlar asla bitmeyecek.hz.hüseyn 72 yarenini kundaktaki oğlunu feda etmiş ne olmuş bize bizim canımız daha mı evla.allah kainatı onlar hürmetine yaratmış.varlığımızı imam hüseyn borçlu olduğumuzu unutmamak gerek.filistin işte bu ruhla kurtulabilir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim