Adanalı tiyatroyu onunla sevdi

Adana Şehir Tiyatrosu’nun duayenlerinden Akil Yıldırım, 30 yıllık meslek hayatından emekli olduktan sonra, Kuzey Adana’da kurduğu ilk özel tiyatro ile televizyon dizisi kuşağı olarak bilinen yeni nesil gençlere, dermansız bir hastalık sayılan sahne tutkusunu bulaştırıyor. Sanat adına yaptıklarını ve yapmak istediklerini Adana Medya açıklayan Yıldırım, “Adana’da sanattan anlayan bir topluma sahibiz. Ayrıca memleketimiz sanatçı zenginidir. Sadece kebap ve şalgamımızla değil, sanatçılarımızla da meşhuruz” dedi.
Tiyatroya 30 yıl yetmedi, ömrünü adadı
Adana’da, tiyatro sahnelerinin tozunu yutan birçok isim televizyon dizilerinde kendine yer bulmak için İstanbul’a yerleşti. Hemen hemen hepsi de başarılı oldu. Dolayısıyla bu toprakların yetiştirdiği kalifiye oyuncuları hep dışarı verdik. Bugün üne kavuşmuş birçok oyuncuda emeği bulunan, eline fırsatlar geçmesine rağmen memleketini terk etmeyip sanat yaşamını Adana’da sürdürmeye devam eden 30 yıllık emektar Akil Yıldırım, bugün Adana Medya’nın konuğu oldu. Tiyatro Mavra – Çukurova Sahnesi’ni kurup oyunlar sergilemeye ve gençleri yetiştirmeye kendini adayan Yıldırım, “Kaliteli iş yaptığınız zaman Adanalı aslında bunun karşılığını veriyor” diyor.
TİYATRO MAVRA – ÇUKUROVA SAHNESİ HAKKINDA BİLGİ VERİRMİSİNİZ?
Tiyatro Mavra – Çukurova Sahnesi, 2014 yılında tarafımdan kurulmuştur. 1980 yılından itibaren aktif olarak sürdürdüğüm tiyatro çalışmaları süresince, Adana Gösteri Sanatları Merkezi, Adana Büyükşehir Belediyesi Şehir Tiyatroları gibi önemli kurumlarda, 30 yılı aşkın süredir; oyuncu, yönetmen ve eğitmen olarak görev aldım. 2014 yılında Şehir Tiyatrosu’ndan emekli olduktan sonra bundan sonraki sanat çalışmalarımı bu çatı altında devam ettirme kararı aldım.
KURULUŞ AMACINIZ VE VİZYONUNUZ NELERDİR?
Adana başta olmak üzere bölgemizde tiyatro sanatına aktif katkı sağlamak, başta tiyatro olmak üzere tüm sahne sanatlarına ilgi duyan genç kuşaklara eğitim vermek, kendi bünyesinde sergilenecek çocuk ve büyük oyunları sahnelemek, yaz ve kış dönemi kurs programları hazırlayarak diksiyon, drama, oyunculuk eğitimleri organize etmektir. Tiyatro Mavra – Çukurova Sahnesi, sezon boyunca birbirinden değerli eserleri seyircisiyle buluşturmak üzere, titizlikle seçilen yeni oyunları Adana seyircisi ile buluşturmayı kendisine misyon edinmiştir. Haftanın hemen her günü farklı bir programla izleyicilerine hizmet vermeyi hedeflediğimiz tiyatro salonumuz, yetişkin oyunları için 65, çocuk oyunları içinse 120 kişilik kapasiteye sahip olup, ziyaretçilerimizin konfor ve güvenlikleri ön planda tutularak tasarlanmıştır.
ADANA’NIN TİYATRO KÜLTÜRÜNE İLGİSİ NASIL?
Yaklaşık 30 yıldan beri bu memlekette tiyatronun içerisindeyim. Güzel ve kaliteli bir oyun sahnelediğiniz zaman, Adanalı emeğinize değer vererek salonu mutlaka doldurur. Adana’da sanattan anlayan bir topluma sahibiz. Ayrıca bu topraklar sanatçı zenginidir. Buradan İstanbul’a gidip ülke genelinde önemli işler başaran nice tiyatro sanatçısı arkadaşlarımız var.
ADANA’DA TİYATRO DAHA ÇOK HANGİ KESİME HİTAP EDİYOR?
Son yıllarda belediye başkanlarının hassasiyeti sayesinde tiyatronun artık bütün kesime hitap eden bir sanat dalı olduğunu açıkça ifade edebilirim. Varoş tabir edilen mahallelerde yaşayan insanlarımız, belediyenin sağladığı imkanlarla oyunları izlediler. Mahallerden otobüsler kaldırıldı ve onlar için ücretsiz oyunlar sahnelendi. Sanatın dışında kalan bu insanların oyunları ve vermek istediğimiz ince mesajları algıladığını farkettik. Başkanlarımız, hem sosyal hayata, hem tiyatroya büyük fayda sağladılar.
TİYATRONUN SOSYAL YAŞAM ÜZERİNDEKİ ETKİSİ NEDİR?
Tiyatro, insanı insana anlatma sanatıdır. Yani hayatın ta kendisidir. Mesela çocuk oyunlarına önem veriyoruz. Çocuklara, kötü alışkanlıklardan nasıl korunmaları gerektiğini, yanlış yaparlarsa başlarına neler gelebileceğini tiyatro aracılığıyla göstermişizdir. Oyunu izleyen çocuk, sadece vakit geçirmekle kalmayıp, neyin ne olduğunun da farkına varabiliyor. Büyük oyunlarında ise hem eğlendiriyor hem de düşündürüyoruz.
MESLEKTE 30 YILI DOLDURDUNUZ. 30 YIL ÖNCESİ İLE GÜNÜMÜZDEKİ TİYATRO ARASINDA NE FARK VAR?
Tiyatrolara 30 yıl öncesi gibi rağbet gösterilmediği bir gerçek. Özellikle televizyonlarda yayınlanan diziler tiyatroya ciddi balta vurdu. Eskiden tiyatrolar ful dolardı. Bir de eski seyirciler şimdikilerden çok farklıydı. Tiyatroya gelirken özel bir davete gider gibi şık giyinirlerdi. Şimdi tiyatroya geliyorlar ama biraz da iterek geliyorlar. Eskiden haftada 5 gün oynardık, şimdi 2’ye düştük.
DİZİ FİLMLERİN GERİSİNDE KALAN TİYATRODA, ŞU AN YETERİNCE OYUNCU YETİŞİYOR MU?
Eskiden birkaç yerde konservatuar vardı. Şimdi ise Türkiye’nin birçok kentinde bulunuyor. Bu da tiyatrocu yetişmediği anlamına gelmez. Üniversitelerde daha teorik ve bilimsel eğitimler veriliyor.
SANATIN BİRÇOK DALINI İCRA EDENLER ADETA CAN ÇEKİŞİYOR. PEKİ TİYATRO KAZANDIRIYOR MU?
Tiyatroculuk yapan bir insan asla zengin olamaz. Oyuncuların birçoğu da İstanbul’a yöneldiler zaten. Dizilerde oynamayı tercih ediyorlar. Bu işe gönül verenler ekonomik anlamda ekonomik olarak özgür değildir. Özel tiyatrolar ayakta durmakta güçlük çekiyor. Adana’da, 6 tane özel tiyatro var. Bunlardan biri de bize ait. Kuzey Adana’da bunun eksikliğini hissettik ve tiyatromuzu bu bölgeye açtık. 12 kişilik bir ekibiz. Şu an Kuzey Adana’da tek tiyatro bizimki. Ocak ayının sonunda ‘Kocamın Nişanlısı’ adlı oyunumuza başlayacağız. Hafta sonları drama derslerimiz var.
TİYATROCULUK EĞİTİMİ DE VERİYORMUSUNUZ?
Evvela tiyatrocu olmak için gelen öğrencileri üniversitelere yönlendiriyoruz. Alaylı tabir edilen oyuncuların yetişmesini istemiyoruz. Gençlerin, bu işin eğitimini üniversitelerde aldıktan sonra sanata atılmalarını teşvik ediyoruz. Usta-çırak ilişkisi eskidendi. Kalmadı artık. Eğer yetenekliyse ve üniversiteye gitme imkanı yoksa onlara her türlü desteği sağlamaya da hazırız. Alaylı yetiştirmek için uğraşmıyoruz. Gençlere tavsiyem düşlerinin peşini asla bırakmasınlar. Ama daha önceki tavsiyem; yapayalnızken, kafalarını yastığa koyduklarında, etraflarında kimsecikler yokken... Kendilerine şu soruyu sorsunlar: Ben oyunculuk dışında herhangi bir şey yaparak eşit derecede mutlu olabilir miyim? Cevap evetse hemen bıraksınlar. Ama cevap hayırsa zaten oyuncu olacaklar. Yapacak bir şey yok. katlanacaklar. Kimse bunun kolay olduğunu söylemedi.
SAHNE SİZİN İÇİN NE İFADE EDİYOR? BU KADAR YORGUNLUĞA DEĞECEK NE VAR SAHNEDE?
Sahne zorla yapınan bir şey değil. İsteyerek yapılan bir meslek. Bu ancak sahnede hissedilen bir şey. Tüm algıların açık olduğu bir an. Herkesin kendini kollama kendini idare etme ve daha önce provalarda gösterdiğin performansı gösterme. Her zaman aynı performansı göstermeyebilir insan ama bazı yerlerde yapmadığın şeyleri yapıp kendini şaşırtabilirsin. .Bir insanı doğru düzgün giyinebilmek ve sunabilmek baka bir şeyle bakmıyorum ve oynadığım oyundan zevk alıyorum
NE KADAR ZOR GİBİ GÖRÜNSE DE BUNU SEVİYORSUNUZ DEĞİL Mİ?
Çok... Hatta tutkuyla bağlanmadan yapılacak iş değil. Çünkü tiyatro sizi sağaltan, iyi hissettiren bir şey. Ben tiyatro yapmasaydım ruh hastası olabilirdim. İyi bir oyunu oynarken iyileşiyorum. Ve izleyiciyi de iyileştiriyorum. Çünkü size bir şey hatırlatıyorum: insanı... Siz de insansınız. Kendinizi ya da başka birini hatırlayıp bir çıkarım yapıyorsunuz. Tiyatronun diğer sanat dallarından daha kalıcı olması da şu yüzden; tiyatro iyi yapıldıysa bir anı bırakır. Fotoğrafı yoktur ama anı unutulur mu? Siz akşam tiyatrodan, girdiğinizden farklı bir insan olarak çıkarsanız işte o zaman izlediğiniz sanattır. Sanatın dönüştürücülüğü devreye girmiştir ve eğlence olmaktan çıkar. Bir eserin sanat olup olmadığını anlamının yolu da budur.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












