- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Adana'nın kurtuluşu kutlu olsun

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Osmanlı İmparatorluğu, döneminin egemen süpergücü iken, teknolojinin gelişmesi ve Osmanlı’da yeterince bulunmayışı, siyasi koşullar ve iç çekişmeler devleti durgunluk dönemine sokmuştu. Yapılan pansumanlar yeterli olmamış ve bir ameliyatta yapılamamıştı. Ancak 1913 Bab-ı Ali Baskını ile Sadrazam öldürülmüş ve İttihat ve Terakki Cemiyeti tarih sahnesine çıkmıştı. Bu sırada sadre şifa niteliğinde Akçura-oğlu Yusuf Beyin formüle ettiği “üç siyaset tarzı” (Türkçülük, Osmanlıcılık, İslamiyet) tartışılıyordu. İslamcılar tek başlarına bir grup oldukları halde, Türkçü ve Osmanlıcı olanlarda da İslamcılık fikriyatı/gerçeği hareketlerin omurgasını oluşturuyordu.
Moderniteyi bu koşullarda yakalamak ve yaşamak isteyen Osmanlı Devleti, siyasi birçok badireden geçti ve dış gelişmelerin etkisiyle 1915 yılında “Ermini tehcirini” yaşadı.
“Tehcir Kanunu” olarak bilinen; fakat geçici kanun mahiyetinde olan ve asıl adı "Savaş zamanında hükümet uygulamalarına karşı gelenler için asker tarafından uygulanacak önlemler hakkında geçici kanun" 01 Haziran 1915 günü dönemin resmî gazetesi Takvim-i Vekayi'de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir. Uygulanması, Osmanlı Devletinde derin bir yara açtı. Bunun tartışmaları bugün de tüm şiddetiyle devam etmektedir.
Enver Paşa zamanında, Osmanlının Almanya ile yaptığı ittifak ve Batının kendi aralarındaki koloni/hegemonya savaşları kısa zamanda I. Dünya Paylaşım Savaşına dönüştü. Bu savaşta Osmanlı Devleti toprak kaybına uğradı. Osmanlı-Alman ittifakına karşı Rusya+İngiltere+Fransa+İtalya+Yunanistan Birliği oluştu. Beş cephede savaşan Osmanlı yenildi ve toprakları işgal edildi. Osmanlı Devleti, Mondros Ateşkes Anlaşması (30 Ekim 1918) ile imparatorluk topraklarının pek çoğunu düşmana bırakarak çekildi.
*
Bu dönemde Suriye cephesinde kalan Türk birliği, o cephede Yıldırım Orduları komutanı olarak bulunan Mustafa Kemal idaresinde Halep'e çekilerek, tamamen yok edilmekten kurtarılmıştır. Zamanın sadrazamı İzzet Paşa tarafından, o sırada grup komutanı Liman Von Sanders'ten (Alman Komutanı) elindeki tüm grup komuta ve koordinasyon yetkisini Mustafa Kemal Paşa'ya devretmesi bildirilmiş ve bu devir-teslim işlerini gerçekleştirmek için 31 Ekim 1918'de Mustafa Kemal Paşa Adana'ya gelmiştir.
Liman Von Sanders Paşa'nın “Yenildik... bizim için her şey bitti sözüne karşılık”, yetkiyi devr alan Mustafa Kemal Paşa “Savaş müttefikler için bitmiş olabilir, kendi istiklalimizin savaşı, ancak şimdi başlıyor” demiştir. İşte bu mücadele 1923 yılına kadar sürmüştür.
Toros geçitlerini tutmaya çalışan Bnb. Menil komutasındaki Fransız taburu, Karaboğazı'nda çevrilerek esir alınmıştır.
Mustafa Kemal Paşa’nın emriyle, denizden İskenderun'a çıkartma yapmak isteyen İngiliz ve Fransızlar’a ateşle karşı konulmuştur. Yıldırım Orduları Grubu ve 7. Ordu Karargahı lağvedilmiş ve Mustafa Kemal Paşa İstanbul'a çağrılmıştır. Kısa bir süre sonra işgal kuvvetleri Mersin limanından Çukurova'ya girmiş, tüm kilit noktaları kontrol altına almış ve sonra Adana'yı işgal etmişlerdir.
Terör ve baskı arasında kalan Adana ve yöredeki halk, örgütlenerek “Kilikya Milli Kuvvetler Teşkilatı”nı oluşturmuşlar. Çukurova, bölgelere ayrılarak, her bölgeye milis kuvvetleri ve komutanı atanmış ve tüm yöre bu milli direnme ve mücadele teşkilatının denetimine girmiştir.
Sonuçta 27 Mayıs 1920'de Fransız orduları komutanı Menil, milli kuvvetler tarafından esir alınmıştır. Karboğazı Olayı olarak bilinen olay, Kuvayi Milliye’nin ilk siyasi zaferidir.
Bunu takiben 28 Mayıs 1920'de Fransızlar Mersin-Adana hattına çekilmişler ve kuzey Çukurova tamamen kurtarılmıştır. Düzlük, ovalık yerde dört gün süren “Kaç-Kaç olayı” yaşanmıştır. 5 Ağustos 1920'de Mustafa Kemal Paşa, Fevzi Bey (Çakmak) ve milletvekilleri Pozantı’ya gelmiş ve burayı il haline getirerek “Pozantı Kongresini” yapmışlar ve daha sonra burada kurulan “Pozantı İstiklal Mahkemesi” kararlarıyla tarihteki yerini almıştır.
Sonuç olarak Fransa, T.B.M.M. hükümetini resmen tanıyarak barış yoluna gitmiştir. Türk-Fransız barış anlaşması, 20 Ekim 1921'de Ankara'da yapılmıştır. Bu anlaşma gereğince 5 Ocak 1922'de Fransızlar Çukurova'dan tamamen çekilmişlerdir.
Çukurova’nın kurtuluşu: 05 Ocak 1921
Antep’in kurtuluşu: 25 Aralık 1921
Urfa’nın kurtuluşu: 11 Nisan 1920
Maraş’ın kurtuluşu: 12 Şubat 1920
Atatürk'ün Adana Seyahatleri: 31 Ekim 1918, 05 Ağustos 1921, 15 Mart 1923, 13 Ocak 1925, 16 Mayıs 1926, 17 Şubat 1931, 28 Ocak 1933, 19 Kasım 1937, 24 Mayıs 1938.
*
Milli Mücadelede Güney Cephesi ve Çukurova direnişi çeşitli kalemlerce araştırma konusu olmuştur. Bunlardan bir kısmı yaşayan arkadaşlarımızdır, kendilerini tebrik ediyorum. Savaştan sonra, Çukurova bir ekmek teknesi olmuş ve Anadolu’nun her yanından buraya rızkını temin etmeğe insanlar gelmiş ve göçlere mekân olmuştur. Bu nedenle de Çukurova aynı zamanda bir folklor teknesi durumundadır. Anadolu, Kafkas, Balkan, Suriye kültür havzalarından göletler vardır. Bunlar birlikte olmuş, kaderlerini bölüşmüş ve barış içinde birlikte yaşamaktadırlar. Büyük ülke olmak ve geleneğe sahip çıkmak tam da budur.
Kıbrıs savaşında Çukurova hep birlikte yine şahlanmıştı. O günleri yaşamıştım, sevinçten, birlik ve dayanışmadan gözlerimiz doluyordu. Bu birlik ruhunun yeniden tesisi ve sürdürülmesi dileğiyle, Çukurova’mızın kurtuluşunu kutluyor ve halkımıza mübarek olmasını diliyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












