• BIST 77.779
  • Altın 128,079
  • Dolar 2,9850
  • Euro 3,3066
  • Adana : 30 °C
  • İzmir : 33 °C
  • Ankara : 28 °C

Adana'nın ünlü kedisi: Mikrofon

31.08.2015 10:40
Adana'nın ünlü kedisi: Mikrofon
Adana'nın ünlü kedisi: Mikrofon

Eğer evrende reenkarnasyon diye bir olgu varsa ben, bundan önceki yaşamımda mutlaka göç eden leylek veya somon balığıydım. Öyle değilse çok yazık olmuş bana…

Haritalara bakarak dahi kendimi o coğrafya ile bütünleştirerek mutlu olan bir insanım.

Her gezi ve fotoğraf anısı, ayrı bir dünya, farklı bir evren, dikkati hak eden bir coğrafyadır.

Ruhumu ve düşsel evrenimi yeni coğrafyalarla birleştirdiğim oranda mutlu oluyorum…

Bazıları buna hayal kurmak diyor… Desinler… İtalo Calvino’nun “Görünmez Kentleri”ni okurken, tüm Orta Asya’yı Marco Polo ile birlikte gezen insan ancak bu ruh halimi anlayabilir. Anlayabilen beri gelsin…

ADANA’NIN ENLÜ KEDİSİ: MİKROFON

“Beri Gelsin…” dedim, baktım Sema Erdoğan geldi. Sema Erdoğan Adana’da öncelikle sanatçı dostu bir insan... TV Program yapımcılığından, Radyo Genel yayın yönetmeliğine kadar 0n parmağında sekiz marifet olan bir insan. Kalan iki parmağı ile de kitap yazmaktadır. Adana’ya ilkleri kazandıran Kadınlarımız çalışması, çok özgün bir eserdir. (Resim-1)

Halen Başkent Üniversitesinin Başkent Televizyonu’nun Adana Bölge temsilcisi ve Başkent Radyosunun Genel Yayın Yönetmeni ve yine Aynı Üniversitenin yayın organı olan “Bütün Dünya Dergisi”nin yazar kadrosundadır. (Bütün Dünya Dergisi deyip geçmeyelim, 1960’lı yıllarda ilkokulu bitirdiğimde babam ödül olarak beni bu dergiye abone yapmıştı.)

Ama bütün bu işleri tek başına yapamaz. En büyük yardımcısı adını “Mikrofon” koyduğu kedisidir. (Söz aramızda kedisi kendisinden daha fazla tanınıp bilinmektedir.) (Resim -2)

Avrupa’yı gezdikten sonra ülkesine dönüp, kendisine acıyan ve üzülen insanların şaşkınlığı yoktu yüzünde… Yüzü yine her zamanki gibi aydınlık, sesi gene her zamanki gibi huzur verici bir orkestra idi…

“Belçika, Brügge’ye gideceğini bilseydim. Kızıma söylerdim. Seni misafir ederdi” dedim.

“Gerçekten üzüldüm. Mehlika’yı görmek isterdim” dedi.

“Şu adına Facebook (Yüz Kitabı) denilen ihbarcıdan izledim seninle Semra Ablanı. Avrupa kentlerini gezmişsiniz. Hani bizim meclis üyeleri gider ya… Hiç biri ne anısını anlatır ne de gezi notlarını. Sema Erdoğan’ın gözü ile neler gördün orada? Bizim memleketler kadar gelişmişler mi? Belediye hizmetlerin de bizim seviyemize ulaşmışlar mı?

İlk tepki olarak “kahkaha” faslını geçiyorum. Kahkahası bitince (Gazeteci hastalığı ya!) bu kez kendisi sordu: “Siz hiç yurt dışına gittiniz mi?”

“Gitmedim. Çünkü ben gençken gidip gelenleri gördüm. Gittikleri ruh hali ile döndükleri ruh halleri aynı değildi. O zamanlar, şimdiki aklım olmadığı için gitmemiştim.”

ADANA 6 BİN YILLIK KENT

“Evet, gidin görün, görmeniz gerekir. Brügge’den (Belçika) söz ettik, siz her zaman söylersiniz ya, Kent meydanlardan oluşur diye. Gerçekten öyle. Bir kentte, meydanın ne kadar önemli olduğunu Brügge’de görebilirsiniz. Sadece bir değil, birkaç meydan var. Adana’da ki 6 bin yıllık kent olduğu söyleniyor. Bir meydanın olmayışı hatta yapım aşamasında dahi bu denli problemlerin yaşanması çok üzücü... Brügge Kent Meydanı’nda en ilgimi çeken şeylerden biri, kocaman aynalar… (Resim-3) Bir optik dehası olarak aynalar öylesine yerleştirilmiş ki, istediğiniz gibi fotoğraf çekebiliyor ve anında meydanın tamamını görebiliyorsunuz.

Kıskandım mı? Elbette kıskandım. Neden Adana’mız da öyle bir şey yok. Adana’ya yakışır.”

“Sözü sana bırakayım anlat anlatabildiğin kadar…”

HER KENT DEĞERİNİ EVRENSELLEŞTİRİYOR

“Siz her hangi bir kente âşık mısınız? Bilmiyorum”

“Evet aşığım. Örneğin, Floransa ve Lizbon’a aşığım ama ikisini de görmedim…”

“Evet, işte, Aydın Sihay’ı bilirsiniz. (Bu vesileyle kendisine selam ve saygılarımı) Sanki Paris aşığı… Paris hakkında kendisinden öyle izlenim edindim ki, Paris’e gittiğimde Sayın SİHAY’ın anlattıkları hep kafamda idi. Bir takım beklentiler ve önyargılarla gittim. Eyfel Kulesi’ni ve Paris Meydanlarını hayranlıkla dolaştım. (Resim-4)

“Mesela Salzburg, biliyorsunuz Mozart’ın doğum yeri. Sadece bu özelliği ile dahi bir yılda milyonlarca turisti kente çekmeyi başaran bir anlayış var. Sanatçılarını öldürmek yerine, evrensel düzeyde yaşatanın çabası içindeler. Kente girince insan İnsan kendini o sanatçının eserlerine kaptırıyor.  (Resim-5)

Elbette özeniyorsunuz tabi. Bizim evrensel düzeyde olan sanatçılarımız aklıma geliyor ve hüzünleniyorum.

GELİŞMİŞ KENTLERİN HAYVANLARI DA ŞANSLI

Birçok kent, kendi durumuna özgü bir özellikle ön plana çıkmış. Salzburg’ta Salzack Nehri’nin kıyısında hiç beklemediğiniz şekilde kilit satıcıları görürsünüz. Sevgililer bu kilitlerden alıp, üzerlerine isimlerinin baş harflerini yazıyorlar ve Makarsteg Köprüsü’ne takıyorlar. Olağanüstü değişik ve renkli bir görüntü oluşuyor. Başka bir kente gidiyorsunuz, sokak ressamları… Başka ülke ve başka kent; sokak çalgıcıları…(Resim-6)  

Baı kentlerde de At Arabaları… İnanın o geziler o kadar güzel ki… (Burada bir ironi yapmak istiyorum, gelişmiş ülkelerde yaşayan hayvanların bile şanslı olduğunu düşünüyorum. Adana’nın Pınar Mahallesi’nde bazı dinsel gruplar köpeklere iyi gözle bakmıyorlar. Maalesef yemek vermeyi bile hoş görmüyorlar. Ancak Avrupa’da kentlerde yaşayan kedi, köpek gibi evcil hayvanların şanslarına bakınca bu kıyaslamayı yapmadan edemiyorum. S.M)

Bazı özellikler benzese de her kentin kendine özgü özelliklerinin ön planda olduğunu görebiliyorsunuz.

ADANALI AVRUPADAN ZENGİN…

 “Türkiye veya Adana’mız ile karşılaştırdığınızda dikkatinizi çeken ilk özellikler nelerdir?”

“Yoldaki otomobiller ile kullanılan cep telefonları ile karşılaştırdığımda Adana’nın, Avrupa’nın en zengin kenti olduğunu düşündüm.

Avrupa’nın hiçbir kentinde Adana caddelerindeki kadar lüks otomobil görmedim.

Avrupa kentlerinin Adana’ya göre ne kadar fakir olduklarını görüp, Avrupalı adına çok üzüldüm.

AVRUPA KORNASIZ… TELEFONSUZ…

Mesela Adana’da ciddi boyutta bir bisiklet parkı yok. Neden?

Çünkü hepimiz zenginiz. Bisiklete binecek kadar fakir değiliz(?). Avrupa’nın tertemiz ve o lüks kentlerinin her köşesinde bisiklet parklarını görebilirsiniz. Yollar da ona göre yapılmıştır.

Bir şey daha ilgimi çekti: Avrupalı Korna ile konuşmayı bilmiyor. Veya Avrupa’da hareket eden arabalara korna koymayı unutmuşlar. Avrupa’da bulunduğum süre içinde bir tek korna sesi duymadım. Adana’ya gelince yaptığım ilk şeyi yol kenarında birkaç dakika bekleyip, yüzlerce sinir bozucu korna sesi dinleyip özlem giderdim.

TRAFİK SIKIŞIKLIĞINI ÖZLEDİM

Bir de Trafik Işıkları…

Bakın şimdi o büyük kent meydanlarında onlarca yöne açılan yollar, yüzlerce otomobil, binlerce bisiklet ve yaya olduğunu düşünün… Kavşaktasınız ve trafik ışığı yok… Ve trafik sıkışmıyor. Bunu nasıl açıklarsınız?”

“Bana mı sordunuz, Belediye Başkanları veya meclis üyelerine mi?”

“Gözlerime inanamadım. Etrafta Trafik polisi de göremiyorsunuz. Ama kimse kimseye bağırmıyor; trafik sıkışmıyor, kornalar çalmıyor, yayalar sinirlenmiyor, bisikletliler can havliyle yaşamlarını kurtarmıyorlar… Sükûnet içerisinde hayat akıp gidiyor…

Avrupalıların telefon cahili olduğunu da fark ettim.

Yollarda yürüyen insanlara baktığınız zaman, zannedersiniz ki cep telefonu buralara gelmemiş.

Yolda telefon ile bağıra çağıra konuşan kimseye rastlamadım. Demek ki Avrupalılar hiçbir sorunlarını çözmüyorlar. Yazık. Veya cep telefonunun icat edildiğinden haberleri yok.

Hala soru işaretine yanıt bulmuş değilim; cep telefonu ile yollarda, arabaların içinde, toplu ulaşım araçlarında, direksiyon başında, mesai saatleri içinde, evlerinde, balkonların da ve dahi bil umum yerlerde cep telefonu ile konuşmadan sorunlarını nasıl çözüyorlar acaba?

Dilenciler ilgimi çekti.

Avrupa’da dilenci olacağını düşünmemiştim ama var. Fakat gördüğüm dilencilerin bizim dilencilerden şöyle bir farkı var. Bizdeki dilenciler insanın merhamet duygularına hitap ederken, Avrupalı dilenciler akıllara hitap ediyorlar.

Yaralı, kötürüm, engelli, başı gözü sarılı ve kucağında çocuk olan hiçbir dilenci yok. Hele hele çocuk istismarı; Avrupa’nın hiçbir kentinde bu çirkinliğe rastlamak mümkün değil. Kötülüğü veya çaresizliği teşhir eden hiç bir Avrupa dilencilerin değişmez aksesuarları köpekleridir. Hatta şuna tank oldum, yetkili bir dilenciye gelip köpeğin belgelerini sordu. Dilenci de çantasından çıkardığı belgeleri verdi. Köpeğin, doğum tarihi, aşıları, periyodik bakımları hey şey tamamdı. Yetkili dilenciye teşekkür edip gitti.

Slovenya’da sokak çalgıcılarının çok değişik müzik aletleri çaldıklarını gördüm. Uzaktan da olsa müzikle biraz ilgiliyim ancak, bu kadar değişik aletleri görmedim. Elbette aletler değişik olunca seslerin farklı olması da doğal.

SLOVENYA KAPİTALİZMİ BENİMSEMİŞ

Slovenya Sokak Çalgıcıları, kapitalist sistemi çabuk benimsemişler; ücretsiz fotoğraf çekmemize izin vermediler. Ne kadar para o kadar fotoğraf… Ben de çekmedim.

“Vay, pinti vay!”

“Hayır pintilikten değil, düşüncesi hoşuma gitmedi…”       

“Başka keşke benim de olsa diyecek kadar dikkatinizi çeken?”        

“O kadar çok şey var ki mesela saat 19.00’dan sonra kültür, sanat ve eğlence sektörü dışında kolay kolay hiçbir işyerinin açık olduğunu göremezsiniz. Gündüz, kaytarmadan, işini aksatmadan çalışanların, aileleri ile birlikte kiminin sinema, tiyatro kiminin eğlence yerleri veya dinlenme parklarına gittiğini görürsünüz. Çalışma saatleri ile kültür ve sanat faaliyetlerine ayırdıkları saatler farklı.  

Sinema, tiyatro, parklar ve müzeleri görünce kıskanmamak mümkün değil; Keşke benim olsa…

Sema Erdoğan beni daha çok komplekse sokmadan görüşmeyi bitirdim.

İyi ettim mi Mikrofon?

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:31
  • Beştepe’de kritik zirve27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:22
  • FETÖ mağduru polis adayları Cumhurbaşkanı'ndan yardım istedi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:09
  • TSK darbe girişimi için rakam verdi27 Temmuz 2016 Çarşamba 14:06
  • Korkmakta çok haklısın!27 Temmuz 2016 Çarşamba 13:04
  • Adana’da bir kalp ameliyatı için ilk kez robot kullanıldı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:54
  • Adana'da iş adamlarından da "1 dolar" çıktı27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:42
  • Otomobil portakal bahçesine uçtu27 Temmuz 2016 Çarşamba 12:39
  • Şehit Özel Harekat Polisi Malkav'a son görev27 Temmuz 2016 Çarşamba 11:28
  • 50 polisi şehit eden Pilot Azimetli'nin ifadesi27 Temmuz 2016 Çarşamba 10:55
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim