- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Adana'yı tanımak (1)

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
“Santral Garajı”
Dr.Ömer Uluçay
Heyemola Yayınevi, kentlerimizi tanımak için bir proje geliştirmiş. Şehrin semtlerini merkez alarak bütünüyle tanınmasını amaçlamıştır. Bu klasik bir araştırma olmayıp, daha çok anılara ve yorumlara dayanmaktadır. Daha önce yayınlanmış İstanbul, İzmir ve Trabzon örneklerinde de bunlar görülmektedir. Bir seri oluşturan bu çalışmalar, çokça ince kitap/fasiküllerden oluşmaktadır .
Yayınevi, yayın programının amacını şöylece anlatmaktadır: “Bir kentin tarihini, coğrafyasını, toplumsal hayatını, geçirdiği değişimleri, insan tiplerini, atmosferini, doğal güzelliklerini, unutulan değerlerini, yeme içme kültürünü, gecesini gündüzünü, yazını kışını, folklorunu, eğlence hayatını, daha bin türlü özelliğini, herkes kendince görür. Tarihçi başka, coğrafyacı başka, turizmci başka, asker başka, öğretmen bambaşka bir gözle görür ve kendi bakış açısıyla yazmak ister. Ama bir yazar-edebiyatçı, kendince bir duyarlıkla yaklaşır kentine. Çevresine gönül gözüyle bakar. Kendisini değişik insanların yerine koyar, onların yüreğiyle de hissetmeye çalışır, öylece yazar… Yazar yazdığı zaman, birçok kimse o yazıda kendi duygularını, düşünüp de söyleyemediklerini bulur. Kendisinden önce yazılmış olanları da anımsamak ister”.
Bu sunum ve hedef, bence isabetlidir. Özellikle incelediğim Adana serisi için bunu söyleyebilirim. Arkadaşlarımın yazdıkları bu güzel çalışmalardan söz etmek, şehrimizin farklı semtlerini bir de onların gözünden görmek, anılarında şehrin iklimini solumak, Adananın renklerini görmek, farklı seslerini işitmek ne güzeldir.
ADANA Serisindeki Kitaplar ve Yazarları:
1. Zafer Doruk: Kanalköprü ve Denizli
2. Tuncer Uçarol: Taşköprü - Karşıyaka
3. Süreyya Köle: Abidinpaşa Caddesi′nde Dev Bir Çınar ve Adım Sesleri
4. Sabit Kemal Bayıldıran: Halklar Mahşeri Kocavezir
5. Refiye Okuşluk Şenesen: Adana Efsaneleri
6. Mustafa Emre: Adana’nın Yüreği Karasoku
7. Mehmet Hameş: Şeytanın Meleklerle Zılgıt Çektiği Yer Melekgirmez
8. İbrahim Oluklu: Karalar’dan Hürriyet Mahallesi’ne
9. Adnan Gül: Santral Garajı
10. Duran Aydın: Hergele Yolu
11. Adnan Gerger: Tepebağ
12. Bünyamin Hazar: Sular
13. Bülent Habora: Benim Başkentim Adana
*
Adnan Gül (1960), şair-yazar olarak kitaplar yayınladı, edebi etkinliklerde bulundu, yazdı ve konuştu. Yerel ve ulusal birçok edebi dergilerde yazıları yayınlandı. Dergi kuruculuğu ve yöneticiliği yaptı. Edebi uğraşı içinde araştırma yazıları ve öykü/roman da denedi.
Kendisiyle röportajlar yapıldı ve ilginç çıkışlar yaptı:
“Türkiye Edebiyatı 32 harfli bir alfabeden oluştuğu halde bütün yaşamsal kurallar baş harfe göre, yani a’ya göre, şekillenmiştir. Bu gerçek, yüzyıllık utançtan yalnızca biridir… Yüzyıldır adam gibi bir edebiyat eserinin çıkmaması biraz da bu faşizan donanımın yürürlükte olmasından kaynaklı. Şahsen sözlü kültürün olanaklarını ve demokratik tavrını daha çok önemsiyorum. Yazı kültürüne karşıyım, diyebilirim. Yine de yazmaktan başka çare yok. Günümüzde en faşizan olanlardan biri de edebiyat dünyasıdır. Kapitalizmle kucak kucağa demokratlar, en çok bu mahalde iş tutarlar… Bugüne kadar bir toplumun kaderini, yaşamsal öğelerini, kısacası dilini, inanç şeklini, şarkısını, türküsünü, yer, mekân, çocuk adlarını ve ağıtlarını bile bu yaklaşımın zatıâlileri belirlediler. Bu söylemin ritüelleri yazı kültürüne bağlı olarak sürdürüldü; nerdeyse tapınma merkezleri oluşturuldu. Çünkü yazı kültürü, devlet ve iktidar olmanın en geçerli karşılığıdır. Yazısız ( fermansız ) bir iktidarın olabileceğini kim düşünebilir!.. Şahsen sözlü kültürün olanaklarını ve demokratik tavrını daha çok önemsiyorum. Yazı kültürüne karşıyım, diyebilirim.”
Adnan Gülün şiir kitaplarını “Çukurovada Şiir ve Şiirde Çukurova” adlı eserimde incelendim.
“Ali Ozanemre: Şair Adnan Gül İle "Sıcak Vesika" Üzerine ” başlıklı ve özellikle şiir içerikli bir röportaj yayınladı. A.Gül, kendisi ve şiiri hakkında birçok şeyler söylemektedir:
“Çok imge-marazi şiir, az imge-fakir şiir, ya da yerinde imge-doğru dize-iyi şiir. Bu formüller, aslında benim şiir anlayışımın karşılığı, başkası bunu nasıl uyarlar bilemem, ama zamanla el ele verdiğimde, dediğin yığınaktan bile yararlanılabileceğini savunabilirim... İlle de imge demek durumundayım ve geçmişe yaslanarak bir şeyler yapmak derdindeyim… "Tekrar" dediğimiz neyse, öncesini aşmasıdır önemli olan. Küçücük bir örnek, otoriteyle sorunum her zaman vardı, bu benim şair yanımdan önce insan kimliğimle ilgiliydi. Oysa bana reva görülen sürgünler, ayrı bir şiiri kucağıma bırakmadı... Bu da hep tekrar ama ben onu, olanaklara döndürdüğüm onuncu tekrar diyerek yeniden farklı bir yanıyla konu edebilirim”.
1 Ancak, bir konuya dikkat çekmek gereklidir. Bu bir ansiklopedik ve bilimsel bir çalışma ve baskı değildir. Bütün olarak, hacmi itibariyle fiyatlandırma isabetsiz ve pahalıdır. Bu şekliyle kitapların değerinden çok ticari gaile öne çıkmış görünmektedir. Aslında bu kadar çok sayıda ve küçük hacimli parçalara ayrılması yerine, örneğin iki cilt şeklinde, iyi bir baskı olabilirdi. Böylece, seçmece almak yerine, hepsi bir bütün olarak hizmete sunulurdu.
2 Adnan Gül’ün eserleri:
Her Mevsim Gülde Hüzün, 1996
Dört Köşeli Dünyam, 2000
Önce Bulut Sonra Suyum, 2003
Sıcak Vesika, 2005
Zem ve Sahi: 2011
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












