ADANA’YI TANIMAK (2)

“Santral Garajı”
İşte Adana “Santral Garajı-Çek Bir Umut” , adlı Adnan Gülün bu eseri kendisinin kahraman olduğu, anılarını ve dolayısıyla Santral Garajını ve o dönem Adana’sını anlatmaktadır. Aslında kitabın adı eksik gibi görünmektedir. Bilindiği gibi Santral Garajı birçok vilayette vardır. Özgünlüğü belirtmek için herhalde “Adana Santral Garajı” demek daha isabetli olacaktı. Ama olsun…
“Çek bir umut” deyişi, “aslında “çek bir fırt” olarak söylenir. Bu anlatım ve aktarma şairane bir metafordur. Yani bir “fırt” bile “umut” olmakta ve mutlu kılmaktadır. Satırlar mısraya dönmüş, imge, tema, metafor peşpeşedir. Anlatım akıcı ve vurucudur. Sözcükler arada duraklama yaptırmakta ve satırı, paragrafı tekrar okutmaktadır. Dil sade olmakla birlikte, Azeri, Diyarbekrî’dir. Bunun yanında anlamını bilemediğim yerel sözcükler de var. Santral Garajında, Adanalı bir haykırış, çığırma sesi işitilmiyor. Hepsi efendi olmuş maşallah. Hani nerde “hadi lan, seni de Al… söyletme bana”.Hani Garajı basan Kabadayılar?
Yazar, alıntı bilgilerle(?) söze girdiği Santral Garajı kitabına, Çukurova’nın pamuk ambarı oluş nedenini ve serüveni ile başlamaktadır. Daha sonraki bölümlerde “Zemin Etüdü (1-7) olarak başlıklar konulmuş. Sosyal bir anı-kitapta “zemin-alt yapı etüdü” denilmekle, sosyal/sınıfsal bir inceleme okuyacağımı bekledim. Ama göremedim. Yer yer değiniler var ama bunlar “zemini” tam yansıtmamış. Bunun yanında yolcuların binip-indiği, gelip-gittiği ve kaybolan şahıslar ve malları, kaçan servisleri, parası çalınıp ortada kalmışları, cenaze nakillerini ve daha birçok olayı anlatılanlara ekleyip düşünmek Santral Garajını özüne döndürür, boyutlandırır.
Bunlarla anlaşılıyor ve görülüyor ki, Santral Garajı kendi başına bir dünyadır. Bunun iklimi, yolcuları ve aktörleri her saat değişmektedir. Yazıhane, yolcu, şoför, esnaf, karşılayanlar/uğurlayanlar ve bir de parazitler olarak gruplanan kalabalık; çok renkli, çok faktörlü, çok dilli, her yaştan ve iki cinsten, farklı kültür, varlık ve görgü düzeylerinde olan bir halktır. Bir daha ve ertesi gün birbirini görenlerin sayısı azdır. Hizmet ve asayiş elemanları farklıdır. Ufak çaplı yangın ve küçüklü-büyüklü kavgalar, öldürmeler nadir değildir. Birbirini kaçıranlar ve onları kovalayanların kavgası, kaçmışlara kurulan pusular Garajın bir başka görüntüsüdür.
Santral Garajı konusu:
”Diyarbakır/Çüngüş/Keleşevler köyünde, bir odalı evde doğmuş, büyümüştür. Evini, köyünü, giyim kuşamı, insani ilişkileri, anasını ve babasını anlatmaktadır. Avcılık, bölgede yaygındır ve bunun yarattığı dostluklar vardır.
Köy yaşamı sürerken, baba dostu avcı müdür, Adnan’ı görür ve babasından ister, “Çermik Kız Yatılı Okulunun kontenjanı dolmamış, erkek öğrenci alınıyor ve “Bozo”yu oraya gönderelim” der. Bozo, Yatılı Okul deposundan görmediği elbiseleri ve ayakkabıları giymektedir. Yuvadan ayrılmış olmanın hüznü yürektedir. Henüz ”kulakları oynamadığı” için bir bekâr ve lojmanda yalnız kalan bayan öğretmenin evinde hizmettedir. Annesinde görmediği farklı birçok şeyi görüp öğrenmiştir.
Okulda veliler ziyarete gelmiştir. “Zazaki konuşmak yasaktır.” Anne ve kız birbirine bakıp yutkunmaktadır. Anne Türkçe bilmez, gözlemci öğretmen yasak Zazakiye izin vermez. Bakışır dururlar. Bu çaresizlik, Adnan’ın kalbinde onulmaz bir yara açar ve iyileşmez, kitabın birçok yerinde bunu tekrarlar, dünden bugüne atıf yapar. “Kim anlar” dersin. Bereket duvarlar kanla yıkıldı da açılan deliklerden ölümü önleyecek kadar nefes alınıyor şimdi.
Babanın eve aldığı pilli radyo öyküsü, 1970lerde Türkiye’ye gelen Tv yayını ve misafirliğini anımsatıyor. Konu-komşu haberler için tek odalı evde toplanmaktadır. Bunlar ne mutlu insanlardır, radyodaki Türkçe konuşuyor ve dinleyenler anlıyor. Ben de yılbaşılarda radyo dinler ve Kürt dinleyenlere tercüme ederdim. O zaman Kâhta Ortaokulunda öğrenci idim.
Kuruluş döneminde Doğu Demiryolu boyunca yerleştirilmiş ve devletçe desteklenmiş Türkmen yerleşimleri oluşturulmuştu. Diller farklı coğrafya ve kader aynıdır.
Adnan, yazın evden kaçmış Adanaya Kocayusuf Garajına ve ordan da Santral Garajına gelmiştir. Yolculuk ve Garaj serüveni, şehirdeki gözlem ve ilişkiler, okul serüvenleri kitabın konusunu oluşturmaktadır.
Adnan, artık Santral Garajında çayocağı işleten Filit Ustanın, eski baba dostunun çırağıdır. Tek ayaküstünde çay dağıtmakta, boşları toplamakta, esnafı tanımakta, yolcuları izlemekte ve simsarları gözlemektedir. Bu birikim ve yakıştırma, tahminleri ile olayları yorumlamakta ve kişileri, karekterleri tanıtmaktadır.
Garajın ayrı bir kısmında bulunan Akdeniz Seyahat Acentasının araba ve yolcularının durumu dikkatini çekmiştir. Arabalar yeni, insanlar giyimli, temiz ve saygılıdır. Bir ıslık çalar, kısa süre gideni-geleni gözler ve hızla Çayocağına döner.
Ayakkabı boyacısı-tamircisi Casim Dayı kanlıdır. Çok iyi bir insan, temiz ve dürüst ama yüreğinde korku var. Nitekim günün birinde, öldürdüğünün torunları, tanımadıkları Casim Dayıyı, ayakkabıyı cilalarken gögsünden vurarak öldürürler. Bu olay Adnan’ı şoke edecektir, çevredeki insanların ilgisizliği, karakolun umursamazlığı, kimsenin şahit olmayışı, Adnan’ın yüreğini yaralar ve öfkesi kabarır. Konik çay tepsisini sağa sola vurarak hızla Çayocağına döner.
Sonra Malatya Tarım Meslek Lisesine kaydolur. Sehayat zorlu, zahmetlidir, hele para da olmayınca yalanın bini bir paradır. Adamlar da yalanı tanıyor ama yardım da etmek istiyorlar. Derken tembihlenerek trene bindirilir.
Okuldan kaçış ve tekrar Adana Santral Garajında Filit Ustanın çırağı olmak bir başka duraktır. Adanada yağmur ve sel birliktedir. Garaj göl gibidir, yağmur dinmiyor, yapacak bir şey yok. Tekrar babaevine dönüş. Yolun zahmeti, çamur, kar, kış ve kıyamet.
Sonunda Erganide bir kahvehanede, kış mevsiminde toplaşan diğer öğrencilerle birlikte bekleyiş. Küçükler, büyükleri taklit eder. Oturdular masalara ve başladılar kumar oynamağa. Zaza çocukları birlik olup ve Zazaki konuşarak ve sadece Azerice konuşan Adnan’ı üterler. Kahveci Adnana kızar, “bilmiyor musun, seni ütmek için birlik olmuşlar namussuzlar” der ve azarlar, para da almaz. Aradan zaman geçmiştir. Adnan bir kamyonun üzerine arkadaşlarıyla binmişltir. Bavulu düşmesin diye tuttuğu kulpa eli yapışmıştır. Ve nihayet Adnan bakar ki, tek odalı baba evinin kapısı önünde, Casim Dayı yapması bir çift ayakkabı vardır.
Kamil Koç yazıhanesi, Abidinpaşa Caddesi, Kızılay ve Küçük Saat Meydanı derken, Adnan, Adana caddelerini gezer ve tanıtır, ilk deneyimlerini aktarır. Zorba Sabiti, Darendeli Fıfıs Nuroyu, Deli Şemoyu, Midyatlı Ali’yi, üçkâğıtçı ve cepci-yankesici taifesini anlatır. Adanadaki diğer garajları ve nihayet Adana Santral Garajının yıkılışını dile getirir.
Rahat okunan ve akıcı, insanı düşündüren bir kitap. Bir şairin öykü/roman denemesi. Farklı temalar, imgeler, kıyaslama ve gözlemler. Anı, serüven, katılımlı gözlem, umut, tezat hep birlikte. En iyisi kitabı okumak.
Selam ve saygı ile.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












