Yangınlar küçük bir kıvılcımdan başlar. Hataları ve yanlışları görmezden gelmek ve/ya da umursamaz davranışlar sergilemek, toplumun geniş katmanlarını yaralar durur. Zamanla bu yaralanmalar, oluşturdukları enfeksiyonlar nedeniyle daha büyük rahatsızlıklara neden olur.
Haksızlıklar artar ve beraberinde adalet duyguları zedelenir. Bu ise; sonuçları itibariyle, en korkunç ve en tehlikeli sonuçlar doğuran, birey, toplum ve devlet açısından ihmal edilmemesi, dikkat ve hassasiyet gösterilmesi gereken bir realitedir.
Devlet değil, vatandaş odaklı bir siyasi anlayışın gün geçtikçe revaçta olduğu bir zamanda, özellikle bunun savunucusu olduğunu dile getiren iktidar, kendisiyle çelişkiye düşmemelidir.
“Adalet” kelimesini, isminin ilk harfi olarak tercih etmesi; konuya duyduğu hassasiyeti ve önemi gösterir. O halde kendisinden beklenen en önde gelen fiil; Adaletli olması gerektiği ile ilgili olur.
İçinde bulunduğumuz konjonktür, maalesef pek çok gerçeği, karmaşayla birlikte absorbe ediyor. İyi de; tahammülün de, görmezden gelmenin de bir sınırı olmalı. Açıkların, ihmallerin ve dürüst olmayanların yükünü taşımanın ağırlığı, dürüst vatandaşın üzerine yıkılmamalı! Acısı namuslu vatandaştan alınmamalı! Önemsiz gibi görünen pek çok husus, bireyden topluma dönüştüğünde, çarpımı milyonlarla yapıldığında, ortaya çıkan rakamların uçukluğu, hesapların ne kadar inceden yapıldığını daha net bir şekilde ortaya koyuyor.
Ayrıntılarda gömülüp, kendini belli ettirmeyecek şekilde kanımızı emen bir iki sülük meseleyi ele alalım.
Elektrik faturasını ödemeyeniniz var mı? Ya da dikkatlice inceleyebildiniz mi? Çoğunuz belki bunun farkındadır. Hatta çok az da olsa basına bile yansıdı.
Bu konu sadece beni ilgilendirseydi, es geçerdim ama, adı “hane” ve “iş yeri” olan her barınağı, buralarda yaşayan her sorumlu vatandaşı ilgilendiriyor. Yani anlayacağınız toplumsal bir sorun.. Hemen hemen ilgilendirmediği kimseler yok gibi..
Zülfü yare dokunmadan olmuyor..
Bilmeyen çoğunluk açısından hatırlatıyorum. Bilenleri de uyarmaları açısından.. Hafızalarınızı tazelemek adına, bir kez daha dikkatlice Elektrik faturalarınıza bakınız lütfen.. Nelere para ödüyoruz diye.. En çarpıcı kalemlerden biri, TRT katkı payı.. Her dönem siyasi anlayışın halk ile aralarındaki asma köprüsü, arenası.. Ansiklopedilere sığmayacak bir işleve sahip. Yararları elbette ki çok.. Kendi sektöründe bir ekol, bir okul, bir efsane.. Ama vatandaşın sırtında bir yük.. Trt 6 (Şeş) dahil, Avrasya, Trt Türk, yabancı dilden yayın yapan kanallar, dünyaya daha iyi kendimizi ifade etme ve tanıtma fırsatı vs..vs.. Bunların hepsi takdire şayan.. İyi de; vergileriyle hayatımızın neredeyse yüzde altmışına ortak olan devlet, bunların finansmanını da üzerimize yıkmadan yapamaz mı yapılması gerekenleri?!.. Trt Bandrol ücretleri listesi bir hayli uzun. Yeni kara taşıtlarından radyo, buzdolabı, cep telefonu, saat, dvd/cd player, fotoğraf makinesi, uydu alıcısı vs.. Verilen vergilerden pay alıyor. Faturalar hariç.. Sözümüz icraatlarına hatta 21 Kasım’da yapılacak Genel Müdür seçimine değil, sırtımızda oluşturduğu kambur ve çaktırmadan heybemizde açılan deliğedir. Sistematiğe dönüştürülmüş adaletsizliğedir!
Küçük ve önemsiz gibi gösterilmeye ve yıllardır yutturulmaya çalışılsa da..
Ben TRT payını vermek istemiyorum kendi adıma. Razı değilim. Ya siz?
Bunun fedakârlıkla alakası olduğuna da inanmıyorum açıkçası! Birileri bir şey yapmalı..
Ortada uçuk ötesi rakamlar var.. Adil değil!
Peki KKB’ye dikkat ettiniz mi? Yani Kayıp-Kaçak Kullanım Bedeli.. Akıl alır gibi değil.. Küçük parça ya.. Kolay yutulur.. Vatandaş farkına bile varmaz.. Şirketler; devletle anlaşmalarını yaparken, işin sağlamasını sağlam yapıyorlar! Biriken toplamın üzerine oturan gecikme bedelleri ve KDV ler, bilmem neler ile, çarpmalar daha da büyür, vatandaş kaza geçirir anlayacağınız.. Bunun ulusal/sayısal toplamında da, akıllara zarar rakamlar oluşur ve namuslu vatandaş, ezilip gider..
Geçtiğimiz günlerde; Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Taner Yıldız, 2003 yılından bu yana yapılan denetimler sonucunda, 2 milyar TL tutarında kayıp-kaçak kullanım bedeli tahakkuku gerçekleştirildiğini bildirdi. Yıldız, MHP Kütahya Milletvekili Alim Işık'ın yazılı soru önergesine verdiği yanıtın devamında; ''..Dolayısıyla, uygulama döneminin her bir tarife yılı için hedef kayıp kaçak oranlarının belirlenmesiyle tüketicilerin daha düşük kayıp-kaçak bedelinden fiyatlandırılması sağlanırken, dağıtım şirketlerinin daha düşük kayıp oranlarını gerçekleştirecek şekilde faaliyet göstermeleri teşvik edilmektedir'' bilgisini verdi. Tümüyle kaldırılması gereken haksızlığın; “daha düşük” bir mantıkla değerlendirilmesini, enerji tröstlerine karşı bir çaresizlik ve kendi vatandaşının hakkını yasalar doğrultusunda koruyamama acizliği olarak görüyorum. İşin bu kısmı, şirketlere verilen tavizden başka ne olabilir? Kabinenin en az uyuyan, en çok çalışan ve ARGE’ si en ciddi bakan/lıklardan biri olması, kendi vatandaşına karşı yapılan ve haksızlık olduğuna inanılan bu tür uygulamaların üstünü örtbas etmemizi gerektirmez diye düşünüyorum.
Kaçak elektrik kullananlardan bize ne? Bizler, onların verdiği açığı, ve/ya da yaptıkları ayıbı telafi etmek zorunda mıyız? Bu haksızlığı sırtımızdan alın lütfen! Bunda da Adalete davet ediyorum. Bu ödemeden de Razı Değilim! Bunun da fedakârlıkla alakası olduğuna inanmıyorum açıkçası! “Durum düzeltmesi” yapılmalı, Milletvekillerimiz, gereken temas ve incelemelerini yaparak, bu adaletsizliği gidermede kalıcı katkı koymalıdırlar. Dağıtım Bedeli, Pers.Sat.Hiz.Bedeli, Sözleşme Gücü, Enerji Fonu, Enerji Tüketim Vergisi, Yuvarlama (!),Sayaç okuma Bedeli.. Kağıt ve Kırtasiye masraflarını eklemeyi unutmuşlar galiba!
Şimdi sorarım Adalet ve İnsaf sahibi yöneticilerimize..
Allah aşkına; Adalet istemek hakkımız değil mi? Görünürde, parça halinde küçük görülen, toplamda uçuk rakam ve haksızlıkların önemi yok mu?
Yoksa, kabahatin “Bizim/kiler” olunca lügatteki yeri ve manası mı değişiyor?
Çözüm getirmesi gereken merciler!
Vebal altındasınız haberiniz olsun!
Çözümün lokomotifi de; halkın temsilcileri Sayın Milletvekillerimiz ve STK’larımızdır.
En başta Tüketiciler Birliği..
Lütfen çözünüz bu kirli düğümleri..
Haksız fatura ödemeleri; kamu vicdanını sessiz ve derinden yaralamaktadır.
Çözenlere selam olsun!
***
Neşter!
Hesap..
Kamunun sal’ı oldu, vicdan “kor” bir kafeste,
Tek dişli canavarın gülmesi can sıkıyor!
Gerçek; ense kökünde, hayat bir tık nefeste,
Maverasız bir hesap, dünyaları yıkıyor!
Sevgi ile kalın..
akt
http://www.ak-tuncer@hotmail.com