• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Ah Efendim!

20.04.2012 11:41
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

Sizlere “Sen” diye hitap etmenin hafifliği bana ağır geliyor.

Kör ve sağırları oynayan bir kalabalığın, müşevveş ( düzensiz, yalpalayan ) bir ferdi olmak o kadar kötü ki.. Siz, şahit olduklarınızla bunu en iyi bilenlerden oldunuz. İnandığınız değerler, takındığınız tavır, yürüdüğünüz o yol, o müthiş inanmışlığınız..

Nadide insanlığınıza minnettardır bütün kâinat! Sizi, en anlayış fukarası olanlar bile anladı nihayetinde.. Ancak bizdeki “ben” den maada..

Ey Sevgili Siz! Siz Ey Sevgilimiz!

İkbal anlayışlarımız sizlerin bizlere öğrettiklerinizden çok uzak diyarlara bırakılmış. Aramıza giren “çıkar” ve “ben” dağlarını aşamıyor, aşmak istemiyoruz.

Size şekvam kendim ve “kardeş” bildiklerim içindir!

Yüreğimin nalânını rüzgârlara yüklemek istedim sizlere getirsinler, sizlerle paylaşmak istediklerim var diye. Almadılar. Taşıyamadılar. Çok ağır geldiğini söylediler. Bir yandan üzüldüm, için için büzüldüm, bir taraftan düşündükçe düştüm düşünce deryasına.. İmrendim doğrusu, rüzgarı, bin koşu da olsa kanat çırparak size, enfes rayihanıza, üstünüzde gezinen bulutlara, yağan yağmur damlalarına, ziyaretinize gelen her zerreye, nazik, nazenin bedeninizin misafir olduğu mekanın kıyısına, köşesine varabileceklere.. Ben varamıyorum, aradaki engelleri yaramıyorum.

Ey içimin, en içimin nadide sevdiceği, sevgilimiz! Size gelemezsem de, sizleri hep ama hep içimde taşımaktan, sizleri anmaktan, anlamaya, yaşamaya çalışmaktan mutluluk ve onur duyacağım.

Ey İyiliklerin en güzide temsilcisi!

Sizin yeriniz bir başka, bambaşka.. Hiç kimse sizin kadar çocukları daha içten ve güzel sevmedi. Sizler okşadınız diye, yetimlerimizin başını daha bir sevgi ile okşuyoruz. Tebessümün ne manaya geldiğini en iyi sizden öğrendik sizden uzaklarda.. Onur kırmadan onur kurtarmayı, istetmeden vermeyi, “Latif” esmasını en nezih haliyle marifet ve iltifata dönüştürmeyi, güvenmenin, güvenilmenin, paylaşmanın, dayanışmanın, geleceğin mutluluğunu inşa ederken kerpiç taşımanın, ateş yakılacaksa odunu sırtlanmanın, gecenin zifiri karanlığına aydınlık olmanın ne demek olduğunu siz, siz öğrettiniz! Siz  muhteşem ahlakı uyguladınız, “olması gereken”e uydunuz biz uyuduk, Siz “oldunuz”, biz öldük.. Ölmek her kula nasip ama işin içinde sizsizlikten doğacak “helak olma hali” var işin içinde..

Siz söylemiş ve uyarmıştınız efendim! Daha dün gibi asırlar öncesinden..

“Allah’ın Kutlu Kelamı “İp”ine sımsıkı sarılmanın, sizleri örnek edinmenin, ehl-i pâk-i Rasûl neslinizi sevmenin ne anlama geldiğini.. Dehlizlerden, derin kuyu ve menfezlerden çıkışın yegane çıkış yolunun nasıl olduğunu..

Ah! Binlerce Ah Efendim!

Kasvetin semalarında gezinmekten ayağımız yerlere değmiyor! Riya kanatlarının sahte çırpınışları; yüksek irtifalara çıkarttığı ruhumuzu, birden salıveriyor boşluğuna hayatın.. Paramparça olan anlayışların size layık olamama sefilliği.. Sizleri /sadece/ “sözde” anlamakla, yaşamadan anladığını zannedenler, zevahiri kurtarmaya çalışıyor insanlar. Suyun resmine bakarak susuzluğunu giderdiğini sananlar gibi..

Ey bizlerle imtihan olan, kendisiyle imtihan olduğumuz nadide Yâr!

Yeryüzünde hiçbir varlık sizin gibi anılmadı.. Sizler kadar övülmedi, sevilmedi! Sizin gibi olmaya çalışanlar, cehennemi ateşin yakıcı sıcağında, sizin rahatlatan gölgenizin, bulutları ve evreni kıskandıran rayihasında soluklandılar. Size duyulan hasret ve özlem, yeryüzünde hiçbir canlıya duyulmadı. Sizi özlemenin hazzını yaşıyorum! Hiç kimseye size selam verildiği kadar selam verilmedi. Siz, siz, siz..!

Ey en Sevgilinin Sevgilisi!

Çok az bir bedel karşılığında maverayı, bize nasıl kazanılacağını gösteren ve öğreten rehberlik! Kıymetini bilmediğimiz paha biçilmezimiz.. Ey bizim için tasalanan, acısını içine gömen, çok yakınımızdaki uzaklık.. Gözümüz var, görmüyor! Gözümüzün feri, nuru siz yoksunuz da ondan!

Ey gözümün nuru Efendimiz! Sizden uzaklığımızdır bizi bizden eden. Bir anlayabilsek sizi, bir anlatabilsek bize! Sizsizliğin ne demek olduğunu.. Gelecekte, bizlere başkaları daha yalın ve acı bir şekilde anlatmadan! O nadide “gül”ün dikeni bile olmayı becerememek..

Sizlere layık bir ümmet olamamanın hafifliği içindeyiz! Sizlere olan düşkünlüğümüz, cürümümüz ile orantılı durumda.. Sizsizlik çekilmiyor, çekilecek gibi değil Efendim! Sessiz çığlıkların sağanağı, gökyüzünün akıttığı yaşlara inat her tarafı kuşatmış durumda. Kardeşliğin katili “Ben”lik bir salgına dönüşmüş! Yürekler şerha şerha nalânlarda! Size aç, size susuz, size muhtaç bu canlar!

Siz ki Efendim; en seçkin hayırlı evlat, en harika eş, en müşfik baba, en sevecen dede, en zarif insan, en korkusuz kumandan, en adil yönetici, en hassas tüccar, en güvenilir dost, en candan arkadaş, en düşünceli komşu, ümmetinin düşkünü, en son ve seçilmiş kutlu Peygamber, Allah’tan en çok korkanımız ve O’na en çok bağlı olanımız, aranan ve özlenen en bulunmaz kardeş oldunuz. Kelimeler ve cümlelerin tarifte kifayetsiz kaldığı güzellik! Biz ise.. Utancımdan yutkunuyorum. Daha birbirimize kardeş olmayı becerememişken.. Ah! Ey Sevginin ve sevdanın mücessem hali!

İyi ki hayatımızda, geçmişimizde ve geleceğimizde varsınız! Rabbim, Sizi özlemenin hazzından bizi alıkoymasın! Çünkü sizi özlemek de güzeldir!

Allah’ım! Âlemlerde, âlemimizde, dünyamızda, ülkemizde, kentimizde ve kendimizde olup bitenleri en iyi bilensin! Bizi Onsuz sevgiden, Siz’den uzak yakınlıktan, yakınlığınızdan alıkoyan uzaklıklardan koru!

Bu ve bundan sonraki hayatın en güzel olayı; Sizlerle birlikte olabilmektir.

Her amelin bir emeli vardır. Benim de dileğim, âcizane emelim budur, Sizsiniz Efendim!

Kabul ola!

***

Muhtacız!

Çatlamış topraklarım,
Yanıyor, kavruluyor...
Bir damla suya hasret.
Kurumuş dudaklarım.
Mevsimler Hazana durmuş,
Savrulmuş fikirler...

Canlar aç!..

Eller Sema’ya durmuş,
Avuçlar sana..

Muhtacız! Muhtaç!

Sevgi ile kalın
akt

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
abdulmtalim şefkatli
27 Nisan 2012 Cuma 11:35
tebrik
Duygu yüklü yazılarınız bize ilham oluyor.Teşekkürler saygıdeğer hocam.
yunus bozdaş
20 Nisan 2012 Cuma 13:08
itiraf
bu itiraf bu susuzluk bu açlık kahinatın çok büyük bir bölümünün kabul etmesi ve yaşamaya-yaşatmaya çalışması gereken bir itiraftır mubarek olsun. rabbim senin ve sevdiklerinin kalbini kendi ve sevdikleriyle doldursun. vesselam
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim