Ak Parti'nin sevabı günahından çok

AK Parti’nin kurucularından, AK Parti Adana Milletvekilliği ve İl Başkanlığı görevlerini yapmış Sayın Ziyaeddin Yağcı ile insan tadında bir sohbetimiz oldu.
Adana’nın siyasi arenasında hep karşı karşıya geldik.
Siyasi görüşlerimiz siyah ve beyaz kadar farklıydı. Kendisi milletvekili iken ben İşçi Partisi’nin İl başkanı idim. Siyasi hasım olarak çeşitli ortamlarda bir araya geldik.
İçten içe insanlığına, derinliğine, sükûneti, hoş görüsü ve sadeliğine hayran olduğum bir kişiliği vardır.
Bu günlerde Taner Talaş’ın rahatsızlığı Sayın Ziyaeddin Yağcı ile farklı bir konuda yollarının kesişmesine neden oldu. Sayın Yağcı’nın Ekim/ 2005 tarihli “Hastalık Sevilir mi?” başlıklı bir mektubu Sayın Talaş’ın eline geçti. O mektup vesilesi ile bir araya gelecektik ama satın Talaş’ın engeli çıktı. Mehmet Akdoğan ile birlikte Sayın Ziyaeddin Yağcı’yı ziyaret ettik.
Nezih bir ortam ve geçmişi yad eden sıcak ve samimi bir hoşbeşten sonra saldırıya geçtim:
SEVABI GÜNAHINDAN ÇOK
“Sayın Yağcı, şimdiki AK Parti Kurduğunuz AK Parti mi?”
İçinden, nereden çıktı bu şimdi der gibi tebessüm etti ve :”Her hayal ete kemiğe bürünürken şekil değiştirebilir. Binlerce kişi ile kurulan bir partide tabi ki tek tek insanların hayalinin gerçekleşmesi mümkün değil. Ki daha sonra parti bu sayı milyonları bulmuştur.
Partinin kuruluşundan itibaren halisane duygularla, devletime, memleketime, partime hizmette bulundum. Binlerce insan da öyle yaptı. Şimdi dönüp geriden bu güne bakıyorum da bu hareket sevabı günahından çok bir hareket olmuştur.
Muhalefette iken öyle şeyler söylüyor ve öyle şeyler hayal ediyor ki insan ama planladığınız her şeyi, iktidarda iken yapmak mümkün olmayabiliyor. Muhalefetten iken ne kadar iyi niyetli olursanız olun, iktidara geldiğinizde olayların çok farklı olduğunu görebiliyorsunuz.
Rahmetli Süleyman Demirel’in anılarını, muhalefet ve iktidardaki düşünce ve konuşmalarını içeren bir kitap okuyorum. Kitabı okudukça “Rahmetli keşke hiç iktidar olmasaymış, hep muhalefette kalsaymış” diye düşünmekten kendimi alamadım.”

NEHİRLER TEMİZSE GÖLLER DE TEMİZ OLUR
“İktidar neyi değiştiriyor?”
“Göller, kendisine akan nehirlerden oluşur ve onlarla beslenir. Gölleri besleyen nehirler ne kadar temiz olursa, göl de öylesine temiz olur. Ama o gölü besleyen nehirler, çer çöp dolu olursa göl de çer çöp dolar…”
“80 öncesi neden hapse düştünüz*”
Risale-i Nur okuduğumuz için. 1972 yılı 12 Mart dönemi idi. 1971 yılında bir konu çıktı ortaya: Nurculuk. Arkadaşlar haftada bir, bir araya gelir, sohbet eder, günlük olayları değerlendirir bu arada Risale-i Nur okurduk. O dönemde Nurculuk hakkında yaklaşık 2000 dava açıldı. Herkes 3-5 ay tutuklu kalıyor ama kimse ceza görmüyor. Aynı adam, aynı suçtan belki 10-15 defa cezaevine konuyor, 5-6 ay tutuklu kalıyor ve beraat edip serbest kalıyor.
Zulüm nedir? Zulüm böyle bir şeydir.
ERGENEKONDAN TEREDDÜTÜM OLDU
Neyse ki şimdi böyle zulümlerle karşılaşmıyoruz artık.
Babam bize kızardı. Özellikle, Atatürk’e saygı duyun derdi. Hepimizi eleştirirdi. Bir gün yine evimizi bastıklarında başlarında bir Albay vardı. Babam’da bitişik evde yaşıyordu. Komşumuzdu. Onun da hiçbir dahli olmadığı halde alıp tutukladılar. Mahkeme günü “Ben Nurculuk nedir bilmem. Yeni hükümet kurulsa bana hademelik bile vermez. Ben elifi görsem mertek sanırım…” dedi. Ama 6 ay boşuna yattı cezaevinde. Çünkü yasalarda böyle bir suç yok. Beraat ile hapisten çıktıktan sonra bize kızan babam hak verdi.
Bakın unutamadığım bir anı. Bir Albay ve çevresindekiler tarafından vim basıldığında tesadüf ben elimde tepsi arkadaşlara çay veriyordum. Gürültüleri duyunca yine elimde tepsi ile karşımda gördüğüm Albaya, “Buyrun, çay alır mısınız?” diye sordum. Yani ne yapayım. Karşımda bir Albay duruyor. Hepimizi toplayıp görürdüler. O albay mahkemede ev sahibi olarak benim için ‘İçeriye girdim ki bu şahıs, sırtında cüppe,başında sarık, önünde rahle… Tam ayin halinde yakaladık…’ diye ifade verdi.
Sonradan çok düşündüm. Bu adam beni tanımaz etmez. Hiçbir husumetimiz yok. Neden böyle yaptı? Şimdi Ergenekon, balyoz gibi olaylara bakıyorum da inanmak konusunda çok tereddütüm oldu.

HİÇ SEÇİM MAĞLUBİYETİ YAŞAMADIM
“İl Başkanlığı’ndan neden istifa ettiniz?”
“Kol kırılır yen içinde kalır. Önce şunu kabul edelim; her il başkanı girdiği seçimi kazanmak ister. Ben görev yaptığım zaman içerisinde kimlerle seçimi kazanıp kazanmayacağımı bilirim. Her il başkanı bilir. Seçecek arkadaşlara baktım. Kazanamayacağıma kanaat getirince, kazanamayacağım bir seçime neden gireyim diye düşündüm. Ben hiç seçim mağlubiyeti yaşamadım; yaşamak da istemem.”
“Siz sık sık sayın hem başbakanlığı hem de cumhurbaşkanlığı döneminde Sayın Recep Tayyip Erdoğan ile görüşüyorsunuz herhalde?”
“Görüşüyoruz. Ben hem partinin kurucusuyum, hem milletvekilliği hem de il başkanlığı yapmış kişiyim. Mesela İl Başkanlığım sürecinde… 2011’in sonu ve 2012’nin başları, vatandaşlar İl Başkanı olarak beni önermişler. Ben “Unumu eledim, eleğimi astım” dedim. Ama Teşkilat Başkanı’na kadar isteklerini duyurmuşlar. Ona da itiraz ettim. O zaman Başbakanımız Tayyip Bey, gece beni aradı. Yine itiraz ettim. “Bizim zamanımız geçti. Gençleri alıp yetiştirin” diye önerdim. Israr etti. Kabul ettim. Ama neyse ki o dönemin gençlerinden biri Şimdi İl Başkanı diğeri de Milletvekili.”
GÖREV ARTIK GENÇLERİN
“Milletvekili kim?”
Fatma Güldemet Sarı hanım efendi. Tabi Meclis Üyeleri falan da var. Gençlerin yerimi almalarından huzur duyuyorum. Kendilerinde cevher olanlar bu cevheri ortaya koymalı ve bizler de onların yolunu açmalıyız. Ahlaken mazbut gençlere toplumumuzun ihtiyacı vardır. Bu konuda yetişkin insanların görevde olması hem bizi hem toplumu mutlu eder…”
ALMAN İSTİHBARATI ALEVİLİĞİ BÖLÜYOR
“Sayın Cumhurbaşkanımız ile görüşüp de hiç paylaşmadığınız bir konu var mı?”
“Tayyip Bey, yetenekli ve bilgili bir insandır. Bir konu hakkında açıklama yaparken anlattıkları bizleri çok düşündürmüştü. Bazı dış güçler, “Ali’siz Alevilik” konusunu çok deşiyorlar. İstihbaratımızın verdiği bilgilere göre, Almanya İstihbaratı, Almanya’da bulunan bazı Alevi kuruluşlarına 30 Milyon Euro karşılıksız yardım yapmış. Bir istihbarat teşkilatı, başka bir ülkenin inançları ile ilgili olarak üstelik Ali’siz Alevilik gibi temelsiz bir konuda neden yardım yapsın? Bu konuda herkesin dikkat etmesi gerek. Bu istihbarat örgütleri, milli birlik ve bütünlüğümüze zarar veren faaliyetler içerisindedir.
Bu konuyu anlattığı zaman dikkat kesilmiştim. Ve hala devletimizin birlik ve bütünlüğüne yönelik faaliyetler, çerisinde olduğumuzu düşünüyorum.”
DURAKLA ARAM ÇOK İYİ
“Bu konu ciddi. Benim de bu konuda tereddütlerim var. Sayın Yağcı bir ara Sayın Aytaç Durak’a yıktığı camiyle ilgili mektup yazmıştınız. Şimdiki muhabbetiniz nasıl?”
“Şimdi bir yaramı deştiniz. O mektubu yazdıktan sonra bir zaman geçti ve mektubu yeniden okudum. Allah var, tenkitlerim doğru ama sözlerimin çok ağır ve incitici olduğunu gördüm. İnanır mısınız utandım. O mektupta, caminin yerine yenisi yapılana kadar muhabbetimi keseceğimi söyledim. Yenisi yapıldı. Şu an aramız çok iyi. Daha sonra da bir konu hakkında mektup yazmıştım. Yaptığı bir hizmeti takdirle karşılayıp tebrik etmiştim. O mektup da bile “Cami konusu mahfuz kalmak kaydıyla” demiştim.
Kavga şuuru iptal ediyor.
Neyse ki, Sayın Durak da sağduyulu bir insan. Şimdi çok çok iyiyiz.
ALİ NESİN’İ TANIR VE SEVERİM

“Çocuklarınızdan biri Nesin Vakfı’da hizmet veriyor. Günlük yaşantınızda bu konuda bir dönüşle karşılaşıyor musunuz?”
“Ben Ali Nesin ile tanışırım. Takdir ettiğim ve sevdiğim bir bilim insanıdır. Oğlum Mustafa yağcı ODTÜ Matematik Bölümü’nde okudu. Bugüne kadar çözülmemiş matematik problemini çözecek kadar yetenekli bir kişi olmuştur. Dünya Matematikçileri arasında adı olan bir kimsedir. Bununla gurur duyma hakkım vardır. İzmir’deki Matematik Köyü’ne gidip matematik dersleri verdi. Ücret almadan vakıfta hizmet verdi. Her yıl gider, artık gelini ve çocukları da götürmeye başladı. Bu hareket çok hoşuna gidiyor. Bu memleketin çocuklarına matematik gibi bir konuda hizmet veriyor.
Ben Ali Nesin’i Adana’da da misafir ettim. Ben de gideceğim matematik köyüne. Bu konuda hiçbir şekilde eleştiriye uğramadım. Matematik müspet bir ilimdir. İnancımız “İlim, Çin’de de olsa gidin alın” der. Bilimin gavuru Müslümanı olur mu?”
“Bu seçimlerde AK Parti Adana’da ne yapar?”
“Bu seçimlerde AK Parti’nin Adana’da ve Türkiye genelinde oylarını yükselteceğini tahmin ediyorum…”
Sayın Ziyaeddin Yağcı, bizi misafir etti, mercimekli köfteyaptırdı. Bir çok konuda daha konuştuk ama dostane bir konuşma oldu. Son olarak Adana Medya Gazetemize teşekkür etti. 2005 yılında yazdığı mektubu anlatmaya sıra gelmedi. Başka zaman.
Biz de kendisine teşekkür ediyoruz.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Haber Yazılımı: CM Bilişim







.20160727090929.jpg)












