- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Akademisyenler bildirisi ve yankısı (3)

Dr. Ömer ULUÇAY / Yazar
Akademisyenler Bildirisine Ceza Takibi ve İlgili Açıklamalar
Bölge illerindeki sokağa çıkma yasakları ve saldırıların son bulması ve kalıcı barış talebiyle bildiri yayımlayan akademisyenlere karşı ‘cadı avı’ başlatıldı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve çeşitli suçlardan mahkûm olan Sedat Peker'in Akademisyenleri kasten söylediği “oluk oluk kan akacak, kanda banyo yapacaklar” açıklamasından sonra, kimi üniversiteler karşıt bildiri yayımlayarak akademisyenleri “hainlikle” suçlarken kimileri de soruşturma açtı, görevden aldı. Cumhuriyet savcılıkları soruşturma açtı ve devam ediyor.
Kocaeli Üniversitesi Rektörü Hülagü, "Söz konusu devletin birliğiyse akademik özgürlük olmaz" dedi.
Türkiye Barolar Birliği Başkanı Feyzioğlu: "Şunu hep birlikte söylemek zorundayız; devlet yıkılırsa herkes, hepimiz altında kalırız. Devlet yıkılırsa ne adaletten ne gelecekten ne refahtan ne insan haklarından ne de aydınlık bir gelecekten söz edebiliriz. O halde devleti yıkmak isteyen herkese, her güce karşı yekvücut olmak zorundayız. Bu noktada kanlı terör örgütü PKK’ya bir cümlecik dahi aleyhte konuşmadan sürekli ama sürekli Türkiye Cumhuriyeti’ne söz söyleyenleri, mütareke döneminin işgal altındaki İstanbul’un sözde aydınlarının kalıntıları olarak niteliyorum."
İl Baro Başkanları, Akademisyenler Bildirisini kınamaya devam etmektedirler.
*
AB ve ABD’den "akademisyen gözaltıları" açıklamaları
ABD Ankara Büyükelçisi John Bass[1], Akademisyenlere karşı yürütülen işlem ve tavır üzerine, Twitter adresinden ifade özgürlüğüne ilişkin açıklama yaptı:
"Güneydoğu'da yaşanan çatışmalarla ilgili görüşlerini ifade ettikleri için akademisyenler hakkında soruşturmalar açıldığı ve cezalar verildiğine dair haberler görmekteyiz. Söz konusu akademisyenler tarafından dile getirilen görüşlere katılmamamız durumunda bile, bu baskının, süregelen şiddetin sebepleri ve çözüm yollarıyla ilgili Türk toplumu içindeki meşru siyasi tartışmalar üzerinde dondurucu bir etkisi olmasından endişe ediyoruz.
"Demokratik toplumlarda vatandaşların görüşlerini, hatta ihtilaflı veya rağbet görmeyen görüşlerini bile, ifade edebilme fırsatına sahip olmaları bir zorunluluktur. Şiddetle ilgili endişelerin ifade edilmesi, teröre destek vermek ile eşdeğer değildir. Hükümet eleştirisi ihanet ile eşdeğer değildir. Türk demokrasisi rahatsız edici fikirlerin serbestçe ifade edilmesini kucaklayacak kadar güçlü ve dirençlidir."
Amerikan Büyükelçisi Bass'in bu açıklamasından sonra kendisine reaksiyon olmuş ve bunun üzerine, Amerikan Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü John Kirby[2], günlük basın toplantısının başında konuyla ilgili ağır bir açıklama yaptı:
“Türkiye’deki akademisyenlerin Türkiye’nin güneydoğusundaki ihtilafa dair fikirlerini ifade ettikleri için soruşturmaya uğrayıp gözaltına alındıkları haberlerini gördük. Biz bu uygulamayı, kolluk kuvvetleri, yargı makamları gibi resmi organların meşru siyasi söylemleri engellemede kullanılması vasıtasıyla süren Türkiye’deki rahatsız edici bir trendin parçası olarak görüyoruz.
"Ankara Büyükelçimiz John Bass’in söylediği gibi şiddet konusunda kaygı açıklamak, terörizmi desteklemekle eşit değildir. Hükümeti eleştirmek, ihanetle eşit değildir. Türk demokrasisi, rahatsız edici fikirlerin ifade edilmesini kapsama konusunda yeterince güçlü ve dirençlidir. Türkiye’nin dostu ve NATO müttefiki olarak, Türk yetkililerden, eylemlerinin ifade özgürlüğü dahil kendi anayasalarında güvence altına alınan evrensel demokratik değerlerle uyumlu olmasını sağlamalarını istiyoruz.”
AB Komisyonu sözcülerinden Maja Kocijancic[3], ‘barış bildirisi‘ni imzalayan aydınlarla ilgili bir soruya verdiği cevapta, "Türkiye’de gözdağı atmosferinin oto-sansür yoluyla ifade özgürlüğünü kısıtladığına dikkat çekti. Bu tespitin 2015’teki ilerleme raporunda da ortaya konulduğunu belirten sözcü,“Türkiye’ye mevcut kanunların Avrupa standartları ile uyumlu hale getirilmesi ve kanun önünde eşitlik ve ölçülülük ilkesini sağlayacak şekilde uygulanması çağrısında bulunduk"dedi
"Türkiye’de tüm siyasi liderlerin, ülkede hukukun üstünlüğünü hakim kılmak için bir araya gelerek acil ateşkes çağrısı yapması ve Kürt barış sürecine acilen dönülmesini isteyen Maja Kocijancic, bu konuda son iki yılda kat edilen önemli mesafenin ziyan edilmemesi gerektiğini belirtti. Bunun için tüm tarafların cesur davranması, somut adımlarla sosyal, kültürel ve demokratik hakların geliştirilmesi gerektiğine vurgu yapan sözcü, “Olumlu bir sonuca ulaşılması yolundaki tüm çabalara destek vermeyi sürdüreceğiz” dedi".
*
Vatan mücadelesi ve Demokrasi mücadelesi ayrı şeylerdir
Bu süreç, bir kırılmanın ve ayrışmanın işaretidir. Bir bakıma birlik ve bütünlüğün zarar görmesidir. Hür, eşit ve birlikte yaşama ortamının ve asayişin sağlanmasını temin koşullarından ziyade, bir ayrışmaya gitmesi çok yanlış olacaktır.
Vatan mücadelesi, bağımsızlık mücadelesidir, herkes birlik olmalıdır. Ama demokrasi mücadelesi ise, bir vatan üzerinde eşit, hür ve birlikte yaşamak için hak isteğidir. Bunda fikirler ayrı olabilir. Demokrasi mücadelesine mukabele, vatan mücadelesi şeklinde olursa, yönetim otoriterleşir, eleştiri ortamı kaybolur.
Demokratik olması gereken mücadelede yerine vatan mücadelesi ikame edilirse; toplum sanki yazı-tura gibi ayrışır. Bu savaş ortamı, kaybetmek veya kazanmak demektir. Bunda bölüşme, anlaşma, haklı görmek, müsamaha yoktur. Bunda ya ölmek veya almak vardır. Bizimle olmayan, bizden değildir, haindir, casustur, düşmandır.
Demokrasi mücadelesi ise, hak Talebi/isteğidir. Barış ortamında ve söz ile gerçekleşir, ikna ve tercih esasına dayanır. Demokratik ortamda müsamaha esastır ve bu ortamda fikirler, dilekler dile getirilir, toplum kabul ederse makbuldür, yoksa geçersiz kalır. Sonucu halkın oyu ve temsilcilerinin belirlenmiş süreçleri belirler.
Bilindiği gibi vatan mücadelesi; iş ile diş ile kan ve can ile olur. Söz, emre dönüşür, herkes sıraya girer, hak kalkar, ödev esas olur, birlik bütünlük ve tek emre/lidere uymak şart olur. Demokratik oylama yerine emir/kumanda geçerli olur. Şahıslar ve kurumlar, ya dost/taraftar veya düşman/karşıt olur. Renkler siyah ve beyaza indirgenir. Bu düpedüz savaş demektir. Söz yerine kurşun görev almıştır. Anayasamızda Cumhurbaşkanı demokratik düzenin devlet başkanıdır. Başkomutan olduğu zamanda Başkomutan olmakta ve kumanda tekleşmekte otoriterleşmektedir. Savaş ilanında buna dönüşmektedir.
Ateş ortamında dahi görüşmek vardır, olmalıdır. Bilinmelidir ki, kurşun söze tabidir.
Gelsin barış! Herkesin muradı, yaşama ortamı olan barış…
[1] http://www.hurriyet.com.tr/abd-buyukelcisi-basstan-akademisyen-bildirisi-aciklamasi-40040870,15. 01.2016
[2] Tolga TANIŞ / WASHINGTON: http://www.hurriyet.com.tr/abdden-akademisyen-gozaltilari-aciklamasi-40041159;15 Ocak 2016
[3] http://rasthaber.com/abd-ve-abden-akpye-sert-akademisyenler-aciklamasi/16 January 2016
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Darbe teşebbüsü ve mitingler28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Mustafa Suphi -127 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman'ın başsız bedeni ayaktan asıldı26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe girişimi sonrası kaos25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (2)23 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Darbe teşebbüsü akabinde olağanüstü hal ilanı (1)22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Topal Osman savaşlarda ve Karadeniz'de21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Topal Osman ve Mustafa Kemal Paşa19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe teşebbüsü ve meydanların gücü19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Prens Sabahaddin ve Adem-i Merkeziyet (3)16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












