• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Allah’tan Korkun!

08.08.2012 10:01
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

Devletlerin, uluslararası tröstlerin, emperyal güçlerin, içinde bulunduğumuz coğrafyanın amansız gündemi.. Komşularımızın, ülkemizin, iktidarın, muhalefetin, sivil toplum örgütlerimizin gündemi.. Mazlum, muhtaç, yetim ve yoksul insanlarımızın gündemi..

 Gündemler ve gündemin içinde habire demlenen demin içinden akıp giden dem..

 Herkesin kendisine göre bir hesabı var! Kaygılar ve beklentilerin ortak paydası insanımız..

 Kim nereden ve hangi zaviyeden olayları nasıl değerlendiriyor ayrı bir konu ama asıl olması gereken ise; bireysel kaygımızın odağında hangi telaşları taşıyoruz/taşımalıyız acaba?

 Kısa bir fikir turu, kendimizle yapacağımız kısacık bir içsel seyahate ne dersiniz?

 İçinde bulunduğumuz merhamet iklimini fırsat kabul etme anlayışının gerekliliğini göz önünde bulundurarak..

Boğuntuya gitmesinden korktuğum önceliklerimizi yitirme kaygısını düşündüğümde içim ürperiyor. Acaba bir nebze de olsa “faydalı olma kaygısı” ile üstlendiğimiz kamu görevi sorumluluğumuzu yerine getirebiliyor muyuz diye..

Solumakta olduğumuz özel Ramazan iklimine rağmen dehşet verici senaryoların, sohbet ve telaşların, geleceğe ilişkin yapılan hesapların, riya ve paketlere ambalajlanan iyiliklerin, zanna dönüşen isnatların, makyajlanıp dar vakitlere sığdırılan “kardeşlik” gösterilerinin sahnelendiği devasa bir oyunun tam orta yerinde.. Çelişkilerimizin amansız girdabında boğuşup duruyoruz. Üstelik tek başımıza değil, çevremizdeki insanlarımızı da dibe çekerek yapılan bir boğuşma..

Oyunun neresinde yol alıyoruz..

Herkesin kendine özgü muhasebesi kendine.. Hesap uzmanlarının tespitleri, “kaçırılan vergi”nin arayışını veya tutarını tespit etmeleri önceliklidir. Bizim bilhassa birer birey olarak, vergi kaçırmak kadar “iyilik kaçırdığımız” da önemli değil midir?

“Hatırlat, zira hatırlatma mü’minlere fayda verir.” (Zariyat:55)

Pozisyonunuz her ne olursa olsun, hele ki inanıyorsanız, seçkin peygamberin bile kavuşma dileğinde bulunduğu böylesi bir iklimde, kaygı ve yakarmalarının yoğunlaştığı her deminde, bizlerin kendimizden bu kadar emin olmamız çelişki olmaz mı?

İçini alabildiğine boşalttığımız değerlerimizi yeniden kazanmanın ve doldurmanın telaşını ne kadar duyuyoruz?

Allah ve Resulü’nün en önemli uyarılarından biri olan ve kurtuluşumuzun anahtarı sayılan evrensel buyrukları “Allah’tan Korkun!” fermanı, hayatımızın hangi alanlarında ve ne kadar geçerli bir gerçek?

Toplumsal ve/ya da bireysel uğraş ve yoğunluklarımız, kendimize yeniden çeki-düzen vermemize engel olmamalı!

Yapılabilecek pek çok nasihat ve tavsiyenin pek çoğunu bilenlerimize en samimi hatırlatmam; unutulmamalıdır ki, eninde sonunda, üzerine bastığımız toprağın altına gireceğiz.

O halde sevgili dostlar, elimizden, gönlümüzden ve beynimizden düşürdüğümüz, yitik bir sevda hükmüne geçen anahtarı elimize alalım. Kapıları bizim için sonuna kadar açan ve esenliğe götüren yegane çözüm kaynağı..

Gelin hepimiz, gündemin demini bununla doldurmaya başlayalım!

Üstelik “Er kişi niyetine” değil,

Her kişi niyetine!

Sevgi ile kalın..

akt

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
matemli adanalı
08 Ağustos 2012 Çarşamba 15:44
imam cafer-i sadık buyurdu:
Ariflerin Allah'a yalvarıp yakarmaları üç temele dayalıdır: Korku, ümit, sevgi. Korku, ilmin; ümit, yakinin; sevgi de marifetin ürünüdür. Korkunun nişanesi (günahtan) kaçıştır; ümidin nişanesi talep etmektir, sevginin nişanesi ise sevileni diğer şeylere tercih etmektir. Kalbinde ilim yerleşen insan korkar; doğru korku meydana geldi mi de (azaba sebep olan şeylerden) kaçar; kaçtığında ise kurtulur. Yakin nuru kalbi aydınlattığında insan faziletleri görür, fazileti görebilen ise o faziletleri ümit eder, ümidin lezzetini tattığında ise insan aramaya koyulur; aramaya muvaffak olan ise sonunda aradığını bulur. Marifet ışığı kalpte tecelli ettiğinde, muhabbet rüzgarı esmeğe başlar, muhabbet rüzgarı esmeğe başladığında, mahbubun gölgesiyle üns eder ve onu (mahbubu) diğer şeylere tercih ederek emirlerini yapmaya koyulur.

Bu üç ilkenin misali, Harem, Mescid'ül Haram ve Ka'be gibidir. Kim Hareme girerse güvende olur, kim Mescid-ül Haram'a girerse, organları, isyanda kullanılmaktan güvencede olur ve kim de Ka'be'ye girerse, kalbi, Allah'dan gayrisinin zikriyle meşgul olmaktan berî olur." (Misbah-uş Şeriat, s. 2-3)
HÜSEYİN AĞUŞ
08 Ağustos 2012 Çarşamba 15:42
korku ve ümit
Mevlana mesnevide derki: “Rahmet ağlamalara bağlıdır. Kul ağladı mı rahmet denizi dalgalanmaya başlar. Gönül darlığı mazlum âhından; ferahlık hizmetten doğar! “ İnsan bir yandan istek ve arzularına kavuşmayı ümit ederken, diğer yandan bu istek ve arzularına kavuşamamaktan dolayı korku duyar. Geleceği düşünmek ve geleceği ile ilgili kararlar almak, yalnızca insana özgü bir olgudur. Ama insan, geleceğine ilişkin bir karar alırken, kendini güven içinde hissetmek ister. Her iki durum da geleceğe yöneliktir ve insanın tutum ve davranışları üzerinde belirleyici bir rol oynar. Bu nedenle müminin temel duygularından birisi korku, diğeri de umuttur.

Âşık’ın maşuk karşısındaki ruhi durumunu belirleyen ve davranışlarını etkileyen bu iki duygu; sevgiliden korkmayı ve O’ndan ummayı öğretir. Umarken korkmak, korkarken ummak âşık için bir nehir olur. Akar sevgiliye giden engin denizlere doğru. Ama yolcuyu harekete geçirecek ve yolda ilerlemeyi sağlayacak bir şey olmalıdır. Bunun adı (haf) korkudur…

“Fareler aslandan korkmazlar, fakat kediden titrerler. Farelere hükmeden kedidir. O huyda olan insan şeklindeki mahlûklar da Allah’tan korkmazlar. Fakat yüksek mevkilerde bulunanlardan, zenginlerden, kuvvetli zalimden korkarlar. Allah’tan gayrisinden korkmak fare gibi olmaktır. Allah’tan korkmaya herkes layık değil. Misk saçan ceylanlar aslandan korkarlar. Fare de kim ki aslandan korksun; o ancak kediden korkar. Hak güneşinin korkusu onlara layık değil. Allah’tan korkmak büyük bir şereftir, büyük bir üstünlüktür. Ahmakların Rabbiyse kullardır. ‘En büyük falanca derler.’ Onun önünde eğilir, ona minnet ederler. Onlar bu temiz kapıya layık değillerdir.”(Mesneviyi şeriften).acaba biz hangi katagorideyiz?selamla selamette kalın.
cihan
08 Ağustos 2012 Çarşamba 11:52
korkmak lazım....
Ağabey, özellikle ""paketlere ambalajlanan iyilikler..."" cümleniz çok dikkatimi çekti ve düşündürdü beni, aklıma,
""onun arabası var güzel mi güzel, şoförü de var, özel mi özel, maalesef ruhu yok.."
şeklindeki şarkı sözleri geldi,
Allah,
rızasını kazanmayı ilk amaç edinebilmeyi nasib etsin
ellerinize, emeğinize sağlı,
selam ve dua ile...
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim