- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Amerika Hollywood Film Endüstrisi ve Algı Operasyonu

Talat Özyürek / Yazar
Hollywood endüstrisinin temel felsefesi, toprak kazanmaktansa, algıları kazanın mantığıdır…
Aşağıda anlatacaklarım, gözlemler sonrasında bilinçaltını nasıl daha derin ve etkili kullanabilirize yöneliktir…
Dünyada film endüstrisinin iktisadi, politik ve yönetsel anlamda geldiği noktada oluşan dönüşümleri globalleşme vetiresi ile ilişkilendirip ortaya koymaktadır. Yenidünya düzeni dediğimiz illuminati ile küresel imaj oluşturma çabaları gerek fotoğraf gerek sinema gerekse de televizyon ve internet aracılığı ile yürütülmeye başlanmıştır…
İnsanlara görsel olarak iletilen mesajların daha etkili olduğu anlaşılarak film sektörü ana merkeze konulmuştur. ABD, bu yolla belki de küresel hiçbir istihbarat örgütlerinin bile ulaşamadığı alanlara ulaşmayı ziyadesiyle başarmıştır…
Toplum sosyolojisini derin travmaların, mutsuzluk ve hoşnutsuzluk göstergelerini sinema filmleri üzerinden analiz eden bir takım uzmanlar, filmleri kategorize ettikten sonra sinemanın toplumsal değişim ya da mutasyon artık ne derseniz birebir illiyetli olduğu kanaatine varmışlardır. Bu minvalde bakıldığında Hollywood sektörü düşünüldüğünde, bu ilişkinin belirleyicisi olan Amerika duruşu ideolojisi ile ilgili direk paralelliklere sahip olduğu göze çarpmaktadır…
Stanford Üniversitesinin yapmış olduğu araştırmada insanların yalnızca %6 mantıklı karar verirken %94 ise şuur yahut bilinçaltı denilen mantıksızlık çukurundan beslenmektedir… Üst lopun bir saniyede kaydettiği bilgi 400,000 bayt iken alt lop yani bizleri ikna eden alt beyin saniyede 202 milyon bayt kayıt yaptığı saptanmıştır.
Yani: Basit tanımla TV ekranı 25 eşit ekrana bölünmüş bir sistem içermektedir… Biz ise bu parçalardan yalnız 24 parçasını görür ve onu algılarız. 25. Kareyi ise yukarıda belirttiğim alt lop sessiz sedasız algılar ve şuur altımıza yerleştirir… Gözlerimiz bu detayları sezemez bile. Lakin bilincimiz algılar ve kaydeder, depolar ve uygular…
Algı yönetimi:
Örneğin, ırak işgali algı yönetimi açısından gayet başarılı bir örnektir:
Irak işgali öncesinde ABD kamuoyunu ikna etmek için Irak’ın elinde kitle imha silahı olduğu, şayet müdahale edilmezse bu silahların masum insanlar üzerinde kullanabileceği algısı ziyadesiyle yaratılmıştır… Böylece Irak’a yapılacak müdahale ilk etapta ahlaki açıdan zaruri bir görünüme kavuşmuş akıbetinde ise BM kararıyla uluslar arası hukuka uygun hale getirilmiştir… İşgal sona erdiğinde ise hiç kimse ama hiç kimse kitle imha silahlarının nerede olduğunu sormamıştır…
Sinema salonlarında, insan beynini yönlendirecek şekilde mikro düzeylerde objeler yerleştirilerek insanların film arasında nescafe isteklerini uyandırarak tüketime yönlendirdikleri ve bunu da %70 başardıkları psikanalistler ve psikologlar tarafından kanıtlanmıştır… Aynı yolu coca cola denemiş tüketiciler tarafından fark edilip mahkemeye verilmiştir…
Bu minvalde algı oluşturma ticari kuruluşların araçları haline dönüşmüş, nihayetinde ise kitlelerin kapsama alanına girmiş, siyasetçilerin olmazsa olmaz araçlarından biri haline gelmiştir. Mutlaka işitmişsinizdir tanınmış ya da ünlü olmak için çaba gösterenlerin ‘image-maker’ olarak kullandıkları profesyoneller, temsil ettikleri kişilerin kamuoyu nezdindeki algılarını yönetmektedirler…
Bir NATO generali anlatıyor: ‘Yaptığımız hatalar için oldukça etkili bir taktiğimiz vardı… Çoğunlukla bu hataların neden ve sonuçlarını kestirebiliyorduk… Lakin kamuoyunu etkisizleştirebilmek için, bir tahkikat yürüttüğümüzü, çeşitli varsayımların olduğunu söylüyorduk. Gerçeği ancak 10 gün sonra, artık kimseyi ilgilendirmediği zaman açıklıyorduk’.
Bir örnek de kendimden vermek gerekirse, ben her Pazar TRT’nin istisnasız verdiği western film denilen kovboy filmini çok acil bir şey olmazsa kaçırmam yakın dostlarımda bunu bilirler… Yine bir sabah izlerken Taner Talaş aradı… Sanırım kovboy filmi izliyorsun, dikkatimi çeken tüm iptidai tüm feodalliğe rağmen evlerin içi gayet şık, özellikle hanımlar çok bakımlı ve mutlaka erkekler fularlı… Ve tüm kovboylar bütün Vandallıklarına rağmen mahkeme salonunda hâkimin tüm kararlarına itirazsız uyuyorlar dedi… Adamların bilinçaltına yolladıkları ABD adaleti mesajlarını düşünebiliyor musunuz?
Çizgi Filmler:
Şirinler: Şirin köyü komünist bir köyü andırır. Para yok, değiş-tokuş ile ticaret yapıyorlar. Her şey herkesin… Kolektif bir anlayış var… İthalat-ihracat yok. Her şeyi kendi köylerinde üretiyorlar vs… Şirin baba dikkat ettiniz mi bilmem? Tıpkı Karl Marx gibi sakalı var. Aynı zaman da komünizm rengi olan yalnızca kendinde olan kırmızı bir başlıkla dolaşıyor…
Red Kit: Red Kit adaletli olmasına rağmen yalnız, Daltonlar çete olmasına rağmen başlarında çok korktukları, karşı gelmedikleri anneleri ve her ne olursa olsun birbirine bağlı dört kardeş...
Temel Reis: Temel reiste ilk algı; üzerinden hiç çıkarmadığı, Amerikan deniz piyadesi üniformasıdır. Sözüm ona topluma, yeşil oyu sevdirmeyi amaçlamış olan temel reis neden ağzından hiç düşürmediği piposu ile tütün içer? Bu ne paradokstur…
Kabasal figürünü ise şark insanına benzetmiş, her türlü gayri ahlaki davranışları kabasakala yakıştırmışlardır.
Durum gerçekten bu kadar vahim mi yoksa benmi aşırı kurgusal ve şüpheci yaklaşıyorum?
ABD’li siyasetçi Kissinger’in konu ile alakalı şu sözü sanırım algı meselesini daha da netleştirmektedir; ‘Bir şeyin gerçek olmasından daha önemli olan o şeyin gerçek olarak algılanmasını sağlamaktır’
İzah etmeye çalıştığım endüstri haline gelmiş bu sistem, ilk 1900’lü yılların başlarında bir illüzyonist aynı zamanda psikoloji profesörü olan bir bilim adamı tarafından keşfedilmiştir
Sevgili arkadaşlar ben, biz kuşkucu değiliz, kesinlikle uzaktan hemde çok uzaktan duygularımızla oynuyorlar…
Sevgi ile Kalın
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Demokrasi nöbetinde düşündüklerim28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Türk Sosyoloji Devrimi ve Recep Tayyip Erdoğan25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz demokrasi bayramı18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- İnsanlığın felaketi: 'Emeklemeden yürümek'15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Türkiye liderliğinde barış rüzgarı12 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ne mutlu Adanalıyım29 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Kalp’te Allah’ın Hatırı Çoktur28 Haziran 2016 Salı 06:00
- Eski ve samimiyet24 Haziran 2016 Cuma 06:00
- Efendimizin gözünde insan talebe idi20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Milli birlik ve tefrika14 Haziran 2016 Salı 06:00
- Milli birlik13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












