• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Amerika ve Bilinçaltı Tahribatı

22.04.2016 06:00
Talat Özyürek / Yazar

Talat Özyürek / Yazar

Toplumları silahlar değil, anlayışlar yıkar.

Silahla işgal edilen toplum bağımsızlığına daha kolay kavuşur. Ancak kültürel anlamda kuşatılmış ve işgal edilmiş toplumlar bağımsızlığına daha zor kavuşurlar.

Bu nedenle yıllar önce ABD’de savaş Bakanlığı yapmış olan General Taft: “Toplumları bundan böyle obüsle değil, dolarla işgal edeceğiz” demiştir. O tarihten itibaren de topraklarında güneş batmayan İngiltere’nin dünya egemenliğinde bir gerileme olmuş ve ABD egemenliği başlamıştır.

XX. yy ABD’nin dünyaya egemen olduğu yüzyıl olmuştur.

Gerçekten de ABD, savaşı sembolize eden ”obüs toplarını” değil; bir anlamda “kültürü” sembolize eden doları silah olarak kullanmıştır. ABD egemenliğinin yaygınlaşmasında Hollywood, bir savaş sanayisinden daha çok hizmet etmiştir.

Dünyaya pazarladığı kahramanlar, konular, çizgi filmler ile önce kendi tarih ve kültürünü ihraç etmiş, toplumlara benimsetmiş, işgalin bütün koşullarını hazırlamış ve sonra da kaynaklarına el koymuştur. Bu yöntemle, bazı devletleri tek kurşun sıkmadan işgal etmeyi başarmıştır.

Zafer, bir manada düşmanı öldürüp yok etmek değil, onun iradesini teslim almaktır. Bir düşman eğer iradesini teslim etmemişse, o devleti yıksanız da zafer elde etmiş sayılmazsınız.

Kurtuluş Savaşı ve Nazilerin Varşova önlerinde çöküşü örnek sayılabilir.

XIX. Yy. sonlarına gelinceye kadar önce savaş yapılır sonra düşman devlet işgal edilir ve sonra asimilasyon ile iradenin teslim olması sağlanırdı.

Asimilasyon yani iradenin teslimi sağlanamadığı müddetçe devletler risk altında olurlar. Cihan Hâkimi Osmanlı Devleti, asimilasyon politikası uygulamadığı için, sınırlarında bulunan topluluklar isyan etmiş ve devleti parçalamışlardır.

Eğer, Avrupa’da işgal edilmiş devletlerin yurttaşlarının iradesi teslim alınmış olsaydı, Osmanlı Devleti parçalanmazdı.

Osmanlı Devleti’ne pahalıya mal olan bu deneyim XX. yüzyılın başlarında ABD’nin yep yeni politikasını oluşturmasına sebep olmuştur.

ABD, bu deneyimin ışığı altında önce iradeyi teslim alıp – yani önce kültürel asimilasyon- sonra işgal eylemine girişiyordu. Aksi takdirde Irak’a, Libya’ya bu kadar kolay girebilir miydi?

Elbette bu kültürel asimilasyon için her türlü aracı kullandı. Burada çizgi filmler, atom bombasından daha şiddetli tahribat yapar.

Bilincimize hitap eden bir tehdit ile mücadele etmek kolaydır; asıl tehdit bilinçaltına yapılandır.

Sübliminal diye tanımlanan bilinçaltına gönderilmiş mesajlar, toplum yapısını tahrip niteliğinde kullanılmaktadır.

Şu an çoğu ailelerin evinde var ancak daha birkaç yıl önce “İnternet Cafe” ye girdiğimizde onlarca çocuğun, dünya ile bağlarından kopmuş, çevreye ilgisiz, duyarsız ve bütün dikkatini ekrana vermiş olduğunu görürsünüz. Oyun oynamaktadır ancak oynadığı oyunda insanları kovalıyor, yakalıyor, öldürüyor ve dolar kazanıyor. Çocuğun bilinçaltına kazancın ve zaferin ancak öldürmek ve yok etmekle eşit olduğu imajını veriyor.

Bu kişinin sorunları, bilgi, hoşgörü, anlayış ve uzlaşma ile çözeceğine kimse inanmaz.

Televizyonları tek olduğu yıllarda çizgi filmler ailece izlenirdi. Gündelik yaşamın çelişkileri üzerine kurulu filmlerde öğreticilik de vardı düzeyli bir mizah da vardı. Çizgi filmler insani değerleri ön plana çıkarırdı.

Şimdi çizgi filmler ailecek izlenemiyor, nerede bizi utandıracak sahnelerin çıkacağını kestiremiyoruz. Bunun dışında, hile, entrika, vuran, kıran, yok eden ve zekânın daima karşı tarafı teslim almak için kullanıldığı konular işleniyor. Bunun ardından çocuklar, ne yediklerine bakabiliyor ne de içtiklerine…

Tüketim Toplumu dendiği zaman sadece maddi değerleri tüketen insanlar topluluğunu anlamak eksiktir.

Tüketim toplumu, ahlaki değerleri, aile yapısını, atalar anlayışını, sahip olduğumuz kültürel değerleri tüketen insanlar topluluğu olarak da algılanmalıdır.

Ayrıca bu çizgi filmleri oluşturduğu sektör ile milyarlarca dolarlık pazarlar oluşuyor ve tüketim arz eden sistem, hiçbir işe yaramayan üstelik zararı olan bu ürünleri talep edecek bir toplum yaratıyor.

Atom Bombasının tahribatı, teknik önlemlerle giderilebilir. Ama kaybedilmiş bir neslin oluşturduğu tahribatı tamir için kaç neslin geçeceğini bilemiyorum.                                                                             

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim