- BIST 77.803
- Altın 127,945
- Dolar 2,9828
- Euro 3,3050
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Anne bedduasındaki şefkat

Talat Özyürek / Yazar
Birçok alışkanlığın hayatımızdan çekildiğini teessür ile izlemekteyiz.
Bazı alışkanlıklar, bir pazılın parçaları gibi bizim hayatımızı oluşturuyorlardı.
Her sabah sütçünün evin önünden geçmesi; sabahın erken saatlerinde yanık bir türkü seslendirir gibi, “simitçinin” bağırması- aynı sesleri ikindi ile akşam arasında da duyardık.
Tablacı diye nitelediğimiz sebzecilerin “sebzeci” diye geldiklerini haber vermesi ve daha onlarca ses hayatımızın birer parçasıydı.
Bu seslere karışan annelerin sesi karışırdı.
Duyduğumuzda bir yandan tüylerimizi diken diken eden bir yandan da bizi şefkatle saran annelerimizin sesleri.
Gündüz bir şey…
İstediğimiz toprak veya kum tepelerinde yuvarlanır, çamura batar, arkadaşlarla birbirimizi kovalardık.
Biz sokaktaki arkadaşlarımız ile kavgayı, dostluğu, fedakârlığı, toplumsallığı, düşünmeyi, gülmeyi ve ağlamayı öğrenirdik.
Kendimizi kaybettiğimiz oyunların sonunda annemizin sesi bizi kendimize getirirdi…
Annelerimiz, Yüce Allah’ın ‘Tebbet yeda ebi lehebin ve tebb- diyerek devam eden ve mealen; Ebu lehebin elleri kurusun ki dediği ve kuluna Âlemlerin Rabbi beddua ederken, kanaatimce Rabbimiz annelerimizin hiçbir zaman hesaba katmadığı bedduaları sokakları çınlatırdı;
“Halil, gözün kör olmayasıca…”
“Lan İbrahim! Allah canını alsın! Koş gel bakalım buraya!”
Bu öfkeye gizlenmiş, şefkatli ve sahiplik dolu sesler, akşamın çöküşüyle birlikte sokaklara dolardı.
Bunlar her gün alışkın olduğumuz seslerdi.
O sesin insana verdiği huzuru, bestelenmiş hiçbir eser veremezdi.
Çünkü bu sesin bestecisi, şefkat ve analık duygusuyla yoğrulmuş annelerimizdi.
“Pencereler kapanıp, kapılar sürmelenirken; bir kömür dumanıyla tütsülenen akşamlarda” hepimiz evimize girer önce dayağımızı sonra da yemeğimizi yerdik…
Şimdi o sesler yok...
Mahalle arasındaki sokaklara bakıyorum, bir sitenin çocukları hemen komşu sitenin çocuklarına yabancı.
Hiçbir anne “Bir kömür dumanı ile tütsülenen akşamlarda” çocuklarını çağırmıyor…
Hayatımızdan annelerimizin bizi beddua ederek çağıran o sesleri çekildi.
Sokak simitçileri,
Sebzecileri ve hallaçların sesleri gibi…
Neler kayboluyor hayatımızdan.
Öyle yavaş çekiliyorlar ki, gittiklerini bile fark edemiyoruz.
Gürültüler, sokak kavgaları, dostlukları yeşerten ilişkiler, kovalamaca ve sokakta gördüğümüz börtü böcekler…
Hepsi tek tek çekiliyor hayatımızdan.
Çocukluğumuzun en büyük cezası ve felaketi olan “yalnızlık” şimdi çocuklarımızın yaşam şekli oldu… Hepsi adeta fanusa hapsolmuş durumdalar…
Bu kader midir? Fıtrat mıdır? Yaşamın oluşturduğu şartlar mıdır?
Ne olursa olsun!
Bir annenin sokaktaki çocuğunu beddua ederek çağırdığı sesteki şefkat ve güveni özlememek mümkün mü?
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Demokrasi nöbetinde düşündüklerim28 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Türk Sosyoloji Devrimi ve Recep Tayyip Erdoğan25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- 15 Temmuz demokrasi bayramı18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- İnsanlığın felaketi: 'Emeklemeden yürümek'15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Türkiye liderliğinde barış rüzgarı12 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ne mutlu Adanalıyım29 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Kalp’te Allah’ın Hatırı Çoktur28 Haziran 2016 Salı 06:00
- Eski ve samimiyet24 Haziran 2016 Cuma 06:00
- Efendimizin gözünde insan talebe idi20 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Milli birlik ve tefrika14 Haziran 2016 Salı 06:00
- Milli birlik13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












