Arınç Cesaret Verdi, Cin Şişeden Çıktı

Paris’te haklarını arayan kadınlara “Cinsiyet Eşitliği” sempozyumunda liderlik yapan AB Uyum Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, BUGÜN’e konuştu.
Paris’te haklarını arayan kadınlara “Cinsiyet Eşitliği” sempozyumunda liderlik yapan AB Uyum Komisyonu Başkanı Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu, BUGÜN’e konuştu.
Tekelioğlu, “Kadın sorunlarında AB standartlarına uymak zorundayız. Muhafazakar bir parti olsak da demokrasi mazeret kaldırmaz” dedi.
Kimi zaman alınan görevler gereği, hayat ilginç tecrübeler sunar insanlara. Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu için de böyle oldu. İki yıldır Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanlığı’nı yürüten AK Parti Milletvekili Tekelioğlu, bu görevi gereği farklı alanlarda AB’ye uyum anlamındaki çalışmalar için birçok etkinliğin düzenlenmesinde de rol alıyor.
İTÜ mezunu uçak mühendisliği kökenli, Kayserili vekilimiz için belki de bugüne kadar olan etkinliklerden en önemlisi “Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi” kapsamında Fransa’nın başkenti Paris’te birkaç gün önce gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu” oldu.
5-10 erkek dışında bir salon dolusu feminist ruhlu, haklarını arayan kadınların buluşmasına liderlik yapmak durumunda kalan Tekelioğlu, hayatının belki de en ilginç deneyimini yaşadı. Ben de oradaydım ve Tekelioğlu ile bir söyleşi yaparak düşünce ve duygularını öğrenmeye çalıştım. Kendisiyle ayrıca AB ile yeni açılan 22’nci ve açılacak olan 23’üncü fasılların nasıl işleyeceğini konuştuk. AB ile ilişkilerin nasıl bir düzeye ulaşacağını da irdeledik.
Bu işlerin acemisiyim
*Mehmet Bey, bir erkek olarak önemli bir kadın sempozyumuna tanıklık ettiniz. Neler hissetiniz ve toplantılar sizi tatmin etti mi?
Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu işlerin acemisiyim. Buna rağmen elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. Toplumsal cinsiyet eşitliği, bütün dünyada tartışılan sorunları olan bir alan. Bu konuda Türkiye’de neler yapıldığını anlatmış olmak ve beklentilerin neler olduğunun görülmesi bakımından elbette ki faydalı bir toplantı oldu. Bu konuyla ilgili insanları bir araya getirdiğiniz zaman, diyaloğu artırıyorsunuz ve bilgilendiriyorsunuz. Çünkü bazıları yapılanları bilmiyor, kimisi de beklentileri bilmiyor. Dolayısıyla bu toplantıda iki tarafı da buluşturmuş olduk. Bu anlamda toplantının faydalı olduğunu düşünüyorum ve tatminkar buluyorum.
Yasağın kalkması hareketi artıracak
*Yabancı katılımcılar vardı, Türkiye’de kadın olmanın zorluğunu anladılar mı?
Dediğim gibi, olay sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir konu değil. Dünyadaki bir sorun bu. Tabii ki bazı şeyleri göstermelik olarak yapmakla olmuyor. Zorlamayla bir yerlere kadın koymakla olmuyor. Gerçekten ilgilenenleri bulmak gerekiyor. Çok çeşitli unsurları ortaya çıkarıp bulabilirseniz kadınlar çok daha aktif olabilirler. Bu anlamda bu Meclis’te “başörtüsü yasağı”nın kalkmasını önemli buluyorum. Çünkü, bazı kadınlarımızın bir kısmını birtakım yerlerden menederseniz, o taraftaki kadın gücünü düşürmüş oluruz. Bu bakımdan başörtüsü yasağının kalkmış olması da kadın hareketine zenginlik katacağına inanıyorum.
*Bu nasıl olacak?
Elbette, bu yöndeki potansiyeli artıracaktır. Daha önce bu işlerle ilgili 100 kadın varsa, şimdi başörtülülerle birlikte 200’e çıkmış olacak.
AB standartlarına ihtiyacımız var
*İki yıldır AB Uyum Başkanısınız? Herkes merak ediyor AB’ye girmek neden bu kadar zor?
Bizim bakış açımız şöyle; Bizim AB standartlarına ihtiyacımız var, bunları da yakalamamız lazım. Bağımsız olarak da bu hedefe ulaşmamız lazım. Halkın da bu paralelde düşündüğünü biliyoruz. Şimdi ben size sorsam, “Mesela çevre alanında AB standartlarını sağlasak iyi olmaz mı?” Olur değil mi? Trafikle ilgili, karayollarıyla ilgili o standartları sağlamış olsak veya temel insan haklarında sağlasak tabii ki çok iyi olur. 1980’lerin ihtilal, temel hak ve özgürlüklerde ulus devlet anlayışı her şeyi ortadan kaldırdı ve tek devlet, tek dil, tek millet, tek kültür meselesine zorladı. Onun için bugün o yanlışları tekrarlamadan herkesi hak ve hukuk çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor.
*Kürt sorununun çözümünde de böyle mi düşünüyorsunuz? Osmanlı bizden daha mı cesurdu?
Bugün Kürt sorununu çözmeye çalışıyoruz. Eğer siz, Kürtçe diye bir dil yoktur derseniz bu olmaz. Böyle bakınca işimiz çok zor değil. Mesela Osmanlılar, tebaaları arasında hiç ayrım yapmıyordu. Kürdistan adını da bir bölge olarak kullanıyordu. Bunu bugün böyle kullanırsanız yanlış anlaşılıyor. Bugün “Türkiye” diyoruz. Kürt vatandaşların da buna itirazı yok.
Kadın hakları çelişki değil
*Sizin partiniz muhafazakar bir parti. Şu işe bakın ki, kadın-erkek eşitliği sorununu çözmek size düştü. İlginç bir ironi oluşmuyor mu?
Bu ironi değil. Türkiye’nin AB ile ilişkilerini kolaylaştıran AK Parti oldu. 2002’de geldiğinden bu yana, “Türkiye AB üyesi olmalıdır” anlayışıyla hareket etti. AB’ye üye olacaksanız AB’nin bütün mevzuatına ve uygulamalarına da uyacaksınız demektir.
*Sadece uyum için mi, yoksa gerçekten kadın sorunlarını içselleştirdiniz mi?
Elbette, sadece uyum değil, birtakım kültür farklılıkları var. Diyoruz ki,”Prensip olarak biz bunları çözebiliriz”. Avrupa standartlarını dünya medeniyetinin “arıtılmış hali” olarak görürsek, bu konuyu böyle görmek istediğimi de açılışta söyledim. Tabii ki, Avrupalılar arasında da çeşitli görüşler var. Onlar daha çok Hıristiyanlık değerlerinin baskın olduğunu söylüyor. Böyle istisnalar olabilir ama genellikle baktığınızda bir “kül” üzerinde çalışılmış, düşünülmüş ve insanlık için yararlı şeyler olduğunu biliyoruz. Bu anlamda Türkiye, AB standartlarını oluşturmak için gayret ediyor. Evet, muhafazakar bir partiyiz ama biz bunları yapıyoruz demek istiyorum. Bir çelişki olarak da görmüyoruz. Çünkü demokrasi mazeret götürmez.
*Kadın gücü, iş yaşamına akarsa neleri başarırız?
Eğer Türkiye’de biz kadınlarımızı iş hayatının içerisine dahil etmezsek başka ülkelerle yarışamayız. Çünkü onlar dahil ediyorlar. Hiç dahil etmezsen yüzde 50 kapasite ile çalışırsın, dahil edersen yüzde 100 kapasite ile çalışırsın. Olaya böyle bakıyoruz.
Bölgeler arasındaki gelir eşitsizliği gündeme geliyor
*AB ile yeni bir sürece giriyoruz. Bundan sonraki takviminizde neler var?
AB ile ilgili yaptığımız şu: Öncelikle 22’inci fasıl açıldı, süratle onun gereklerini yerine getireceğiz. Bu fasıl, bölgesel politikalarla ilgilidir. Bütün bölgelerde eşitliğin sağlanması, gelir dağılımı farklılıklarının azaltılması için adım atılmasını gerektiren konuları kapsıyor. Eğer, bu söylediğim konularda kanun tasarısı gelecek olursa bunu hemen Avrupa normları açısından inceleyip, ilgili komisyonlara raporlarımızı yazmak gibi işler olacak. AB Uyum Komisyonu olarak çalışmalarımız hep bu yöndedir. TBMM’ye gelen kanun tasarılarını AB normları açısından değerlendiririz.
Yüksek katma değerli üretim lazım
*Türkiye ekonomisinin AB ülkelerinden daha fazla büyümesi süreci nasıl etkiler?
Büyüyoruz ama henüz onların büyüklüğüne ulaşamadık. Krizden onlar kadar etkilenmedik bu doğru ama ekonominin büyümesinde alınacak daha çok yol var. Mesela kilo başına ihracatta Almanya 4 dolar kazanırken, biz kilo başına 1 dolar kazanıyoruz. Türkiye, düşük katma değerden orta katma değerli ürünlere geçse de 2023 hedeflerini yakalayamaz. Biz bugün Türkiye bütçesinin yüzde 1’ini Ar-Ge’ye yatırıyoruz. Bunu yüzde 2’ye hatta yüzde 3’e çıkarabilsek bile kullanacak adam yok.
*Ar-Ge’de kullanacak adam yok diyorsunuz, öyleyse yüzde 2’ye nasıl çıkaracağız?
Onun için gençleri yurt dışına gönderiyoruz. Master’lar, doktoralar vs Ar-Ge’lerin teşvik edilmesi için. Ar-Ge için Sanayi Bakanlığı yüksek teşvikler veriyor. Bu potansiyeli değerlendirmek için her şey yapılıyor.
*Gençlere ‘Haydi Ar-Ge’ye yönelin” mi diyorsunuz?
Öyle demek zorundayız. İleri teknoloji üretiminin yolu Ar-Ge’den geçiyor.
Merkel seçimi bitirdi yeşil ışık yaktı
Yeni fasıllar açılmasında AB’nin tutumunda genel bir yumuşama oldu. AB’nin iki patronu Almanya ve Fransa, bu yumuşama politikalarıyla yeni bir stratejiye mi geçtiler?
Almanya açısından bakarsak Başbakan Merkel, ülkesindeki seçimlerde vatandaşlarına karşı Almanya’da bir yabancı karşıtlığı ne derseniz deyin gelişiyor. Dolayısıyla o seçimlerde kendi partisi adına herhangi bir risk olmasın diye o şekilde davrandı. Şimdi Merkel, seçimi bitirdi yeniden Türkiye’ye yeşil ışık yaktı.
Gezi olaylarının sürece etkisi yok
*Denildiği gibi fasılların açılmamasında Gezi olaylarının etkisi yok öyle mi?
Bence Gezi’nin önemi yok. Merkel, Türkiye’nin potansiyelini çok iyi görüyor. Türkiye, Ortadoğu, Kafkaslar ve Akdeniz’de büyük rolü olan bir ülke. Dolayısıyla AB, Türkiye’nin o bölgelerin en güçlü ülkesi olduğunu görmezden gelemez. O bakımdan hem Merkel yumuşuyor hem de Fransa yumuşuyor. Çok yakında Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Türkiye’yi ziyaret edecek. Bunun da çok önemli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz.
*Hollande’ın yumuşamasında Sinop Nükleer Santrali’ni Fransa’ya verecek olmamızın payı da var mı?
Ülkeler, tabii ki menfaatleri açısından da ilişkiler kurarlar. Fransızlar’la sadece nükleerde değil, havacılıkta da bu tür büyük projeler yapabiliriz. Bu yumuşama, ister o kaygıyla olsun ister başka kaygılarla olsun, bunlar gereken şeyler. Biz Türkiye olarak adımlarımızı buna göre atarız. Olay sadece ve sadece ticari değil, işin kültürel boyutu da var tabii ki.
Kimi zaman alınan görevler gereği, hayat ilginç tecrübeler sunar insanlara. Prof. Dr. Mehmet Tekelioğlu için de böyle oldu. İki yıldır Avrupa Birliği (AB) Komisyonu Başkanlığı’nı yürüten AK Parti Milletvekili Tekelioğlu, bu görevi gereği farklı alanlarda AB’ye uyum anlamındaki çalışmalar için birçok etkinliğin düzenlenmesinde de rol alıyor.
İTÜ mezunu uçak mühendisliği kökenli, Kayserili vekilimiz için belki de bugüne kadar olan etkinliklerden en önemlisi “Parlamentolar Arası Değişim ve Diyalog Projesi” kapsamında Fransa’nın başkenti Paris’te birkaç gün önce gerçekleştirilen “Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Sempozyumu” oldu.
5-10 erkek dışında bir salon dolusu feminist ruhlu, haklarını arayan kadınların buluşmasına liderlik yapmak durumunda kalan Tekelioğlu, hayatının belki de en ilginç deneyimini yaşadı. Ben de oradaydım ve Tekelioğlu ile bir söyleşi yaparak düşünce ve duygularını öğrenmeye çalıştım. Kendisiyle ayrıca AB ile yeni açılan 22’nci ve açılacak olan 23’üncü fasılların nasıl işleyeceğini konuştuk. AB ile ilişkilerin nasıl bir düzeye ulaşacağını da irdeledik.
Bu işlerin acemisiyim
*Mehmet Bey, bir erkek olarak önemli bir kadın sempozyumuna tanıklık ettiniz. Neler hissetiniz ve toplantılar sizi tatmin etti mi?
Doğrusunu söylemek gerekirse ben bu işlerin acemisiyim. Buna rağmen elimden geleni yaptığımı düşünüyorum. Toplumsal cinsiyet eşitliği, bütün dünyada tartışılan sorunları olan bir alan. Bu konuda Türkiye’de neler yapıldığını anlatmış olmak ve beklentilerin neler olduğunun görülmesi bakımından elbette ki faydalı bir toplantı oldu. Bu konuyla ilgili insanları bir araya getirdiğiniz zaman, diyaloğu artırıyorsunuz ve bilgilendiriyorsunuz. Çünkü bazıları yapılanları bilmiyor, kimisi de beklentileri bilmiyor. Dolayısıyla bu toplantıda iki tarafı da buluşturmuş olduk. Bu anlamda toplantının faydalı olduğunu düşünüyorum ve tatminkar buluyorum.
Yasağın kalkması hareketi artıracak
*Yabancı katılımcılar vardı, Türkiye’de kadın olmanın zorluğunu anladılar mı?
Dediğim gibi, olay sadece Türkiye’yi ilgilendiren bir konu değil. Dünyadaki bir sorun bu. Tabii ki bazı şeyleri göstermelik olarak yapmakla olmuyor. Zorlamayla bir yerlere kadın koymakla olmuyor. Gerçekten ilgilenenleri bulmak gerekiyor. Çok çeşitli unsurları ortaya çıkarıp bulabilirseniz kadınlar çok daha aktif olabilirler. Bu anlamda bu Meclis’te “başörtüsü yasağı”nın kalkmasını önemli buluyorum. Çünkü, bazı kadınlarımızın bir kısmını birtakım yerlerden menederseniz, o taraftaki kadın gücünü düşürmüş oluruz. Bu bakımdan başörtüsü yasağının kalkmış olması da kadın hareketine zenginlik katacağına inanıyorum.
*Bu nasıl olacak?
Elbette, bu yöndeki potansiyeli artıracaktır. Daha önce bu işlerle ilgili 100 kadın varsa, şimdi başörtülülerle birlikte 200’e çıkmış olacak.
AB standartlarına ihtiyacımız var
*İki yıldır AB Uyum Başkanısınız? Herkes merak ediyor AB’ye girmek neden bu kadar zor?
Bizim bakış açımız şöyle; Bizim AB standartlarına ihtiyacımız var, bunları da yakalamamız lazım. Bağımsız olarak da bu hedefe ulaşmamız lazım. Halkın da bu paralelde düşündüğünü biliyoruz. Şimdi ben size sorsam, “Mesela çevre alanında AB standartlarını sağlasak iyi olmaz mı?” Olur değil mi? Trafikle ilgili, karayollarıyla ilgili o standartları sağlamış olsak veya temel insan haklarında sağlasak tabii ki çok iyi olur. 1980’lerin ihtilal, temel hak ve özgürlüklerde ulus devlet anlayışı her şeyi ortadan kaldırdı ve tek devlet, tek dil, tek millet, tek kültür meselesine zorladı. Onun için bugün o yanlışları tekrarlamadan herkesi hak ve hukuk çerçevesinde değerlendirmek gerekiyor.
*Kürt sorununun çözümünde de böyle mi düşünüyorsunuz? Osmanlı bizden daha mı cesurdu?
Bugün Kürt sorununu çözmeye çalışıyoruz. Eğer siz, Kürtçe diye bir dil yoktur derseniz bu olmaz. Böyle bakınca işimiz çok zor değil. Mesela Osmanlılar, tebaaları arasında hiç ayrım yapmıyordu. Kürdistan adını da bir bölge olarak kullanıyordu. Bunu bugün böyle kullanırsanız yanlış anlaşılıyor. Bugün “Türkiye” diyoruz. Kürt vatandaşların da buna itirazı yok.
Kadın hakları çelişki değil
*Sizin partiniz muhafazakar bir parti. Şu işe bakın ki, kadın-erkek eşitliği sorununu çözmek size düştü. İlginç bir ironi oluşmuyor mu?
Bu ironi değil. Türkiye’nin AB ile ilişkilerini kolaylaştıran AK Parti oldu. 2002’de geldiğinden bu yana, “Türkiye AB üyesi olmalıdır” anlayışıyla hareket etti. AB’ye üye olacaksanız AB’nin bütün mevzuatına ve uygulamalarına da uyacaksınız demektir.
*Sadece uyum için mi, yoksa gerçekten kadın sorunlarını içselleştirdiniz mi?
Elbette, sadece uyum değil, birtakım kültür farklılıkları var. Diyoruz ki,”Prensip olarak biz bunları çözebiliriz”. Avrupa standartlarını dünya medeniyetinin “arıtılmış hali” olarak görürsek, bu konuyu böyle görmek istediğimi de açılışta söyledim. Tabii ki, Avrupalılar arasında da çeşitli görüşler var. Onlar daha çok Hıristiyanlık değerlerinin baskın olduğunu söylüyor. Böyle istisnalar olabilir ama genellikle baktığınızda bir “kül” üzerinde çalışılmış, düşünülmüş ve insanlık için yararlı şeyler olduğunu biliyoruz. Bu anlamda Türkiye, AB standartlarını oluşturmak için gayret ediyor. Evet, muhafazakar bir partiyiz ama biz bunları yapıyoruz demek istiyorum. Bir çelişki olarak da görmüyoruz. Çünkü demokrasi mazeret götürmez.
*Kadın gücü, iş yaşamına akarsa neleri başarırız?
Eğer Türkiye’de biz kadınlarımızı iş hayatının içerisine dahil etmezsek başka ülkelerle yarışamayız. Çünkü onlar dahil ediyorlar. Hiç dahil etmezsen yüzde 50 kapasite ile çalışırsın, dahil edersen yüzde 100 kapasite ile çalışırsın. Olaya böyle bakıyoruz.
Bölgeler arasındaki gelir eşitsizliği gündeme geliyor
*AB ile yeni bir sürece giriyoruz. Bundan sonraki takviminizde neler var?
AB ile ilgili yaptığımız şu: Öncelikle 22’inci fasıl açıldı, süratle onun gereklerini yerine getireceğiz. Bu fasıl, bölgesel politikalarla ilgilidir. Bütün bölgelerde eşitliğin sağlanması, gelir dağılımı farklılıklarının azaltılması için adım atılmasını gerektiren konuları kapsıyor. Eğer, bu söylediğim konularda kanun tasarısı gelecek olursa bunu hemen Avrupa normları açısından inceleyip, ilgili komisyonlara raporlarımızı yazmak gibi işler olacak. AB Uyum Komisyonu olarak çalışmalarımız hep bu yöndedir. TBMM’ye gelen kanun tasarılarını AB normları açısından değerlendiririz.
Yüksek katma değerli üretim lazım
*Türkiye ekonomisinin AB ülkelerinden daha fazla büyümesi süreci nasıl etkiler?
Büyüyoruz ama henüz onların büyüklüğüne ulaşamadık. Krizden onlar kadar etkilenmedik bu doğru ama ekonominin büyümesinde alınacak daha çok yol var. Mesela kilo başına ihracatta Almanya 4 dolar kazanırken, biz kilo başına 1 dolar kazanıyoruz. Türkiye, düşük katma değerden orta katma değerli ürünlere geçse de 2023 hedeflerini yakalayamaz. Biz bugün Türkiye bütçesinin yüzde 1’ini Ar-Ge’ye yatırıyoruz. Bunu yüzde 2’ye hatta yüzde 3’e çıkarabilsek bile kullanacak adam yok.
*Ar-Ge’de kullanacak adam yok diyorsunuz, öyleyse yüzde 2’ye nasıl çıkaracağız?
Onun için gençleri yurt dışına gönderiyoruz. Master’lar, doktoralar vs Ar-Ge’lerin teşvik edilmesi için. Ar-Ge için Sanayi Bakanlığı yüksek teşvikler veriyor. Bu potansiyeli değerlendirmek için her şey yapılıyor.
*Gençlere ‘Haydi Ar-Ge’ye yönelin” mi diyorsunuz?
Öyle demek zorundayız. İleri teknoloji üretiminin yolu Ar-Ge’den geçiyor.
Merkel seçimi bitirdi yeşil ışık yaktı
Yeni fasıllar açılmasında AB’nin tutumunda genel bir yumuşama oldu. AB’nin iki patronu Almanya ve Fransa, bu yumuşama politikalarıyla yeni bir stratejiye mi geçtiler?
Almanya açısından bakarsak Başbakan Merkel, ülkesindeki seçimlerde vatandaşlarına karşı Almanya’da bir yabancı karşıtlığı ne derseniz deyin gelişiyor. Dolayısıyla o seçimlerde kendi partisi adına herhangi bir risk olmasın diye o şekilde davrandı. Şimdi Merkel, seçimi bitirdi yeniden Türkiye’ye yeşil ışık yaktı.
Gezi olaylarının sürece etkisi yok
*Denildiği gibi fasılların açılmamasında Gezi olaylarının etkisi yok öyle mi?
Bence Gezi’nin önemi yok. Merkel, Türkiye’nin potansiyelini çok iyi görüyor. Türkiye, Ortadoğu, Kafkaslar ve Akdeniz’de büyük rolü olan bir ülke. Dolayısıyla AB, Türkiye’nin o bölgelerin en güçlü ülkesi olduğunu görmezden gelemez. O bakımdan hem Merkel yumuşuyor hem de Fransa yumuşuyor. Çok yakında Fransa Cumhurbaşkanı Hollande, Türkiye’yi ziyaret edecek. Bunun da çok önemli bir gelişme olduğunu düşünüyoruz.
*Hollande’ın yumuşamasında Sinop Nükleer Santrali’ni Fransa’ya verecek olmamızın payı da var mı?
Ülkeler, tabii ki menfaatleri açısından da ilişkiler kurarlar. Fransızlar’la sadece nükleerde değil, havacılıkta da bu tür büyük projeler yapabiliriz. Bu yumuşama, ister o kaygıyla olsun ister başka kaygılarla olsun, bunlar gereken şeyler. Biz Türkiye olarak adımlarımızı buna göre atarız. Olay sadece ve sadece ticari değil, işin kültürel boyutu da var tabii ki.
UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
SON EKLENEN GALERİLER
Diğer Haberler
Şehit babası: İdam gelene kadar 'Vatan Sağolsun' demeyeceğimTunceli’de polis noktasına terör örgütü tarafından roketatar ve uzun namlulu silahlarla gerçekleştirilen saldırıda şehit olan polis memuru Kaan Kılıç'ın babası "İdam gelene kadar 'Vatan Sağolsun' demeyeceğim." dedi.
Darbeci pilotların devlete maliyeti en az 27 milyon TLDarbe gecesi kendi halkını havadan bombalayan pilotların, emekli olana kadar devlete maliyeti 100 milyon TL'yi buluyor.
Hande Fırat: Gelecek için Sayın Cumhurbaşkanımız dedimCumhurbaşkanı Erdoğan'ın mesajını telefonuyla CNN Türk'ten Türkiye'ye duyuran sunucu Hande Fırat, 15 Temmuz ve sonrası duygularını anlattı.ÖNE ÇIKANLAR
1/5
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim
Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












