Arka Plan'da bu hafta NAİF insan, Prof. Dr. Sezgin GÜVEL

Böylesine naif bir insan nasıl anlatılır nereden başlanırki, bilemiyorum. Üstadlarımızdan birisi kalkıpta, Mehmet BALTACI'nın özelliklerini onda görüyorum dediği anda, ayrıca bunu kalabalık bir grubun, kalabalık ortamında söylemesi nasıl bir anlatımdır. Kelime anlamı daha çok içinde art niyet barındırmayan ve nezaketli insanlar için kullanılan bir sıfat olan NAİF kelimesini hakeden, içinde bulunduğumuz zaman diliminde özellikle kişisel hırs ve egoların tavan yaptığı bir dönemde EGODAN ARINDIRILMIŞ yüce insan. Varlığı daim olsun. Beni, seni desek neyse, lakin Sezgin Hocamı tanıyıpta sevmeyen varmıdır? Tanımayıpta sevmeyenler memleketimde çoktur. Onu tanımayıpta sevmeyen azdır. Varlığın daim olsun abim.

Şimdi koca sayfa yazacam. Ara GÜLER ustanın anlatımıyla, herşeyin kültüre dayandığı günümüzde boş bir sergi düşünürsek, tek bir çizgi çekerek bölücülük demek, bir tek duvar örmek insanları ikiye bölmektir. Yani böyle şeyler vardır dünyada. Ve bütün bunların yanı sıra, yazacamda boş bir sayfa bıraksam, ortasına Sezgin abimin fotoğrafını koysam üzerine birde sadece GÜZEL İNSAN, adam gibi adam yazsam. Ne kadar haklı olduğumu bilirler. Aynen öyle. Adam gibi adam, güzel insan. Hem mesleğinde, hem sanat yaşamında güzel insan. Profesör olması, kendi alanında parmakla gösterilen bir cerrah olması, iyi bir aile babası ve mütevazi bir yaşamı olması değerlerine değer katıyor. Eşi Funda Hanım ve dünyalar tatlısı oğulları Kaan ile birçoklarında gördüğümüz kibir ve egodan arındırılmış bir yaşam tarzı ile örnek olmaya devam ediyorlar. Hocamın söylediği iyi bir iş ve iyi bir eş tanımıyla harmanlanmış örnek bir yuva.

63 Adana doğumlu Sezgin GÜVEL Hocam. Fotoğrafa yaklaşık 20 yıl önce mecburi hizmet için gittiği Trabzon Fotoğraf Derneği (Foto Forum) kursları ile başlamış.O yıldan bu yana birçok ulusal ve uluslarası yarışmada çeşitli ödül ve madalyaların sahibi olmuş. Bu ödüllerle 2007 yılında Dünya Fotoğraf Sanatı Federasyonu FIAP tarafından AFIAP ünvanı ile onurlandırılmış. Bütün bunların yanı sıra Türkiye'nin en prestijli yarışmalarından birisi olan ALTIN KAMERA yarışmasını 5 kez kazanarak, kupanın sahibi olmuş.

Tıp cerrahı olan GÜVEL, halen Başkent Üniversitesi Adana Hastanesinde görev yapmakta. “Yaşama karşı söylemek istediklerimi fotoğraflarımla anlatmaya çalışıyorum” diyerek aslında fotoğrafın hayatında ne kadar yer kapladığını gösteriyor. Her şeyden önce fotoğraf makinesi ve/veya fotoğraf kitlelere ulaşmada çok kolay bir araç. Elinizde fotoğraf makinesini gören hemen gazeteci misiniz? diyor. Hayır deyince, o halde ne yapacaksınız bunları niye çekiyorsunuzlar başlıyor. Kendinizi anlatıyorsunuz. Siz kendinizi ne kadar anlatırsanız oda dünyasını o kadar açıyor. Böylece fotoğraflarını çektiğiniz kişilerin bir parçası olabiliyorsunuz. Bir yandan fotoğraf çekip, bir yandan yaşayarak öğreniyorsunuz yaşamları ve olayları...

Doktorluk ve fotoğrafçılık ilk bakışta çok farklı iki alan gibi görünse de aslında ikisinin de ortak noktası "insan". Her şeyden önce "insan sevgisi" olmadan iyi hekimlik de iyi fotoğraf da mümkün olmuyor. Hekimlik yaparken her aşamada hastanızın ruh halini, duygularını göz önünde bulundurmak zorundasınız. Onu dinlerken, muayene ederken, tanınızı söylerken, tedavi ve takibini yaparken… Ve bu okulda öğretilen bir şey değil aslında, yıllar içinde kendinize özgü yöntemler geliştirirsiniz en etkili iletişimi sağlamak için. Bu, başarılı tedavinin gerekliliklerinden biridir de. Dolayısı ile hekimlerin yıllar içinde insan, "insan ruhu" üzerine elde ettikleri deneyimleri hiç şüphesiz diğer sanat dallarında olduğu gibi fotoğrafçılık için de bir avantajdır aslında. Çünkü iyi fotoğraf için karşınızdaki kişinin duygularını önemsemek, hissetmek ve O’nun, "o an"ın duygusunu doğru yansıtmak zorundasınız.

Başlangıçta sadece gezdiğim, gördüğüm yerleri, güzel bir çiçeği, bir insanı fotoğraflamak, yani anları kaydetmekti. Bir süre sonra neden bu çektiklerimi çevremdekiler de görmesin diye düşünmeye başladım. Uzun süre gezi fotoğrafları çektim. Bunlarla ilgili gösteriler hazırladım ve bunları çeşitli dergilerde değerlendirme yoluna gittim. Ama son yıllarda değişim sağlayabilecek projeler için çalışıyorum. Ahmet YAKAR arkadaşımla hazırladığım DÖKÜMHANEDE isimli sergi ve katalog çalışmam oldu. Ciddi ses getiren bir projeydi. Şimdilerde ARKA PLAN Atölyemizde arkadaşlarıma ilk sunumu yaptığı ZAMANSIZ MEKANLAR ve geçmişten günümüze YAŞAMA DAİR Sezgin Hocamın önemli gösterileri.

Sezgin Hocam ülkemizin en prestijli yarışmalarından olan ve yılda sadece bir kişiye verilen Yunus Nadi Ödülünü, hem de 2 kez alan tek, yüce insan. Yunus Nadi Ödülü diğerlerinden farklı olsa gerek diye bir soru başlangıcını gördüm bir yazısında, olduğu gibi aktarıyorum. Benim işyerimdeki odamın duvarında 1994 yılında bu ödülü alan Adana'da Vahap AKŞEN'in fotoğrafı asılıdır. Yıllardır hergün bu fotoğrafa gururla bakarım ve herkese gururla gösteririm. Hem Vahap Ağabey'in fotoğrafı olduğu için hem de YUNUS NADİ Ödüllü bir fotoğraf olduğu için. Bu ödüle sahip olmayı kısa bir süre öncesine kadar hayal etmemiştim. Sonuçta şimdiye kadar aldığım ödüllerden ayrı bir yere koyduğum ödül bu. Yunus Nadi gazetecilikle önce Ulusal Kurtuluş Savaşının sözcülüğünü üstlenmiş, Cumhuriyetin ilanından sonrada hem milletvekili hem de gazeteci olarak Cumhuriyetin korunması yolunda mücadele vermiş bir insan. Onun adını taşıyan bu ödüller 1946 yılından beri değişik dallarda veriliyor. 2002 yılından bu yana fotoğraf dalında ödül verilmemişti. Fotoğraf dalında uzun bir aradan sonra verilen ödülün sahibi olmaktan gurur duyduğumu söyleyebilirim.Bu ünvana, Yunus Nadi ödüllü fotoğrafçı ünvanına sahip olmanın, önemli bir sorumluluk yüklediğini düşünüyorum. O da daha iyisini üretme gerekliliği.

Kıymetli dostlar çok az yetişen böyle önemli değerler, ayrıca tanımaktan onur duyacağım böyle isimlerin hepimizin bir anda hayatına yön verip zor zamanda abluka yardırıp çıkartacağı kesin. Kıymetli abimi tanımanın mutluluğu, her daim yanımda olacağını bilmenin gücü ise çok farklı bir keyif. Her daim her platformda yanımda olan abimin yakın zamanda birçok projeyle karşımıza çıkacak olacağını bilmenin sevinci de benim ve fotoğraf camiasının heyecanını katlıyor.
Daha çok kısa bir süre öncesinde atölye çalışmalarımda final zamanı KÜRATÖR'lük görevini gerçek anlamda kabul edip, sergimizi hazırlayıp, seçicilik yapıp hatta ve hatta elleriyle sergimizi asması ise bizlere ayrı bir gurur kaynağı. Gerçek KURATÖR nedir? nasıl olmalıdır? sadece fotoğraf seçmeyle KÜRATÖR olunur mu? sorularınıda bir kez daha atölye arkadaşlarımıza öğretti. Yoksa hadi bir sergi var, hadi sende gel sergide, olmayan sanat eğitiminle, iki fotoğraf seç demeyle olmuyor bu işler. KÜRATÖR nediri bir arattırdığınızda ortaya çıkan sonuç= Çağdaş sanat bağlamında küratör, sergi düzenleyicisi anlamında kullanılır. Bu anlamda küratörler, bir koleksiyonu arzuladıkları bir etkiyi yaratmak amacıyla düzenlerler. Serbest küratörler (freelance curator) ise herhangi bir galeri veya müze adına çalışmayan, çağdaş sanatta nispeten yeni ortaya çıkmış kişilerdir. İsviçreli Harald Szeemann bu tür küratörlere verilebilecek örneklerdendir. Günümüzde, sanat kurumları, karşılarına çıkan finansal konulardan teknolojiyle ilgili uygulamalara kadar birçok sorun karşısında küratörlerin rolünü tekrar gözden geçirmek durumunda kalmışlardır. Bunun sonuçlarından birisi ABD ve İngiltere gibi ülkelerdeki üniversitelerde verilen küratörlük uygulamaları dersleridir. Bağımsız küratörler kendi özel yöntemleriyle sergiler oluşturmaları için veya ortak çalışma amacıyla galeri ve müzelerce davet edilebilmektedirler. Uzun lafın kısası yani bu saatten sonra konumunuza, geçici makamlarınıza baktığımızda insanlara YUTTURMAYA çalışmayın. Anlamını bilmiyorsanız da KULLANMAYIN veya bilene danışın.

Sevgili dostlar ayrıca sevgili abimle, tüm bu yaşanmışlıkları, sözlü ve görsel bir şekilde izleyeceğiniz programımız olan ARKA PLAN'da, Akdeniz TÜRK TV ekranlarında olacağız. Yakında başlayacak programımız her pazar sabahı, kahvelerinizi yudumlarken, pazar keyfinizi yaşarken saat 11.00 itibariyle ekranlara gelecek. Bu haftalıkta benden bu kadar. Sevgi, saygı, hakkaniyet ve muhabbetle, ÜRETİM DEVAM EDİYOR...
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












