- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Asıl sorulması gereken soru!

A.Kadir TUNÇER / Yazar
Çok değil elli, altmış yıl öncesine kadar havasını teneffüs ettiğimiz bu kent; markası, ulusal bazda etkisi, sosyal hayattaki yeri ve konumu itibariyle tartışılmaz bir derecedeydi. Şimdi öyle mi?
Eskiye nazaran daha iyi bir duruma gelmesi gereken kentimizin bu gün itibariyle içinde bulunduğu konum ne kadar yeterli bir seviyede doğrusu düşündürüyor. Yetkili mercilerin şimdiye kadar verdikleri sayısı sayısız brifinglere rağmen, sayın Başbakan’ın bile mutlu olduğunu düşünmüyorum. İyi niyetli olmanın, bu kenti iyi niyetlerle yönetmenin tek başına yeterli argümanlardan olmadığını düşünecek olursak; yaşadıklarımızın, polemik/ler bataklığından bir türlü kurtulamayan bu kentin makus talihi olmamalı!
Bir zamanlar narenciye ve pamuk başta olmak üzere; ülkemizin işçi/istihdam başkenti bir kentten; günümüzde; hava durumu sunumunda bile kimi kanalların sıralamaya dahi almadıkları bir kent olmak.. İstihdamdaki öncü kent olma konumundan, işsizlikte Türkiye birincisi bir kente dönüşmek..
Markalaşmaktan tutun da, yatırım ve istihdam, kentsel dönüşümdeki “geri bırakılmışlık”, tarım alanlarının daraltılarak işlevsizleştirilmesi, gettolaşmaktan kurtarılamamış bir kent, kuzey-güney hattının dengesiz bırakılması, istikrarın sadece şahıslar üzerinde götürülmeye çalışılması, siyasetin ve entelektüelliğin çamura yatırılması, diz boyu geçen polemiklerin, nefes kesecek denli azgınlık derecesinde, burunları dahi tıkayacak şekilde çekilmez boyuta getirilmesi, her yıl yurt dışına yapılan meclis üyeleri ziyaretlerinin, ders alınması gereken şikayet ve deneyimlere rağmen, umursuzluğun dik alası bir şekilde, pervasızca, malzeme olacağı biline biline tepkilere aldırmaksızın aynı delikten defalarca ısırılmaktan haz alırcasına gerçekleştirilmeye devam edilmesi, buna dur diyecek üst merci öngörüsüzlüğü, siyasi yelpazenin sadece birkaç isim ve milletvekilinin etrafında estirilmesi, işsizlik kadar, yönetici enflasyonuna tabi bir kent.. Amaç kusur toplayıcılığı değil elbette.. Bunlar ve daha yüzlercesi bilinen vakıalar. Kangrene dönüşen yığınla sorun.. Bütün bu sorunlarla, iyi niyet ve gayretle mücadele eden insanları tenzih ederim ama, herkesin bulunduğu yer ve konum itibariyle vardığı nokta; üzülerek ifade etmeliyim ki “aynı”!.
Kentin varoşlarında en sade ve kuytudaki vatandaşa gidip sorsanız, kendisinden başka herkesi suçlar.. Kendisi haklıdır! En tepesindeki insanımıza gidelim, bardağın dolu tarafını göstermek suretiyle, iyi niyet gösterisi yaparak, kendini haklı göstermeye çalışır! O da haklıdır!
Parti il başkanları, Belediye Başkanları, Muhalefet, İktidar Milletvekilleri, Daire Başkanları, Müdürler, Sanayicilerimiz, Oda Başkanlarımız, Gazeteciler, yazar ve entelektüellerimiz, işçiler, memur ve emeklilerimiz, iş bulamayanlarımız, derneklerimiz, stk’larımız.. Herkes kendine göre, durduğu yerden baktığı zaviye açısından kendini haklı görüyor!.. Herkes haklı!
Bazen bu durumdan usanmamak mümkün değil.. Sağlam ve emin olduğum bir kaynaktan bana aktarılan bilgiye göre; bizzat sayın Başbakanın bile: “En çok İl Başkanı değiştirmek zorunda kaldığım il” diye şikayet ve serzenişte bulunduğu bir kentin hiç suçlusu yok mu? Başta Sayın Başbakan dahil!
Herkes mi haklı? Kendimize ne zaman dönüp bakacağız acaba?
Soru şu;
“Bizim hiç mi suçumuz yok?”
Sevgi ile kalın..
akt
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Tarihe düşen cemre!21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Acziyetimizin resmi!04 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Dispepsi!22 Haziran 2016 Çarşamba 06:00
- Halk artık “göbeğini kaşımıyor!”09 Haziran 2016 Perşembe 06:00
- Sorular ve Cevaplar!19 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
- İronilerimiz!02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Sayın Vali, Sosyal Hizmetler Vakfına neşter atmalı!13 Nisan 2016 Çarşamba 06:00
- Endişeliyim!01 Nisan 2016 Cuma 06:00
- Türkiye çok olmaya başladı!17 Mart 2016 Perşembe 06:00
- Hâl-i pürmelâl!02 Mart 2016 Çarşamba 06:00
- Yazık değil mi?09 Şubat 2016 Salı 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












