- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
At hızıyla çalışan zihin

Sedat MEMİLİ / Yazar
Yaşadığı gibi düşünmek ya da düşündüğü gibi yaşamak...
İşte bir çok sorunun kilitlendiği odak noktası.
“Olmak ya da olmamak...” diyordu buna Sheakpeare. “İşte bütün mesele bu” diyerek de sorunu ortaya koyuyordu.
Yaşadığı gibi düşünmek, bir anlamda nesnel koşullara teslim olmaktır.
Orada insan ve insana ait değerler yoktur.
Orada insan kendinden başka her şeydir.
Örneğin müşteridir, işçidir, memurdur, devlet adamıdır ya da kımıldayan hareket eden bir nesnedir.
Orada insan yerine, sıfatlar vardır.
Yani kişi “önce gazeteci sonra insandır.”
Önce belediye başkanı ya da yetkili sonra insandır.
İnsan olması sıfatının gerisinden gelir.
İnsanlık bir anlamda sıfatların takipçisidir. Belki biraz acı olacak ama bu düşünce tarzında “Sıfatın varsa, sen O’sun, ondan başka hiçbir şey değilsin.”
Bu nedenle kapitalist sistemlerde insanlar, parası kadar konuşurlar. Hisseleri kadar söz sahibi olacakları kanunlarla belirlenmiştir.
Bu nedenle, varlığı sıfata dayalı toplumlarda, “arkadaşlık, dostluk, erdem, vefa, aşk ve sevgi” gibi duyguların işlendiği, romanlar, öyküler, sinema filmleri büyük cirolar yapar.
İnsanlar bu öykülerde kaybettiği değerler ile yüzleşir ve bu yüzleşmenin de bedelini öderler.
Bu yüzden, betonlaştırdıkları yeşili, bir saksıya sıkıştırır, evlerinin salonlarına koyarlar.
Yaşadığı gibi düşünmenin hazin sonuçlarıdır bunlar.
Çünkü kişinin yaşamı, daima kontrol altında tutulmaktadır.
*
Bir de düşündüğü gibi yaşamak var.
Yaşam boyu özveri ister.
İnsanları taptığı yapay değerlere sırt çevirmeyi gerektirir.
Neyi, ne uğruna feda ettiğiniz asıl soru olarak durur karşınızda.
Bu yaşam biçimi, nesnel koşullara egemen olma halidir.
*
BEDEL ÖDETECEK AYMAZLIK
İlk buhar makinası 1698 yılında İngiltere’de icat edilmiştir. Dünya nüfusunun çoğu farkında değildi ama bir makine çağı başlamıştı.
Kafalarındaki hız kavramı bir atın hızı kadar olan insanlar, aniden attan daha hızlı giden araçlarla karşılaştılar.
Zihinsel ilişkileri at hızı ile kalan insanlar, makine hızı ile düşünenlerin egemenliği altına girdiler.
Makinelerle, insan emek ve değerlerini sömüren ve gittikçe şişen sistem, insanlara neye, nerede, nasıl düşüneceğini de dayatmaya başlamıştır.
Bunun sonucu olarak kendimizi bir anda yaşadığı gibi düşünen insanlar topluluğu arasında bulduk.
Düşünme zahmetine bile katlanmayan insanlardan oluşan bir toplum elbette bedel ödeyecektir.
Aklı at hızıyla çalışanlar, “bedel ödeyeceklerini” bilmez…
Onlar bedel ödediklerini anladıkları zaman zaten iş işten geçmiş olur…
Çünkü bedel makine hızıyla kendini ödetir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












