• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Ateşe üflemek

20.10.2015 07:20
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

Sırtına, kurbağanın dili yapışmış bir sineğin düşünceleri ne olabilir?

Ne düşünürse düşünsün ne yapabilir?

Umberto Eco’nun “Gülün Adı” romanını bilirsiniz. Bir manastırda, seri cinayetleri çözmeye çalışan bir rahibin, karanlık güçlere karşı verdiği kavgayı anlatan mükemmel bir roman.

Gülmeyi bile insanlığa yakıştıramayan bir zihniyetin dudak ısırtan entrikaları.

Aydınlığın yanında yer alan bir rahip, engizisyon tarafından yakılarak öldürülme cezasına çarptırılır. Direğe bağlanana kadar, böyle bir sonun kendi başına geleceğine inanamayan rahip, kütükler alev alınca, onları söndürmek için üflemeye başlar.

Alevlere karşı tek bir insan üflemesi…

Oysa o rahip önceleri, insanları yakan sistemin dişlilerinden biriydi. Sıra kendine geldiği zaman, çaresizce küçük üfürmelerle alevleri söndürmeye çabaladı.

*

“Bana bir şey olmaz” mantığı, bir şey olmasına davetiye çıkarmaktır.

Çiftçi, “Malımı satamıyorum” diye çığlık attığında esnaf, futbol maçlarıyla ilgileniyordu. Ürününü satamayan çiftçinin içine düşeceği ekonomik krizin kendini ne denli etkileyeceğini düşünemedi. Sanayi Odaları ve Ticaret Odaları başkanlarının demeçlerini inceleyin, ne zaman çiftçiler lehine bir açıklama yapıp, önlem alınmasını istediler.

Şimdi küçük esnaf, elinde kart olana gözü kapalı kredili mal satıyor. Farkında olarak/olmadan,  sistemin soygun düzeninin bir dişlisi gibi görev yapıyor.

Bakacağız bakalım; alım gücünün en alt seviyeye düştüğü bu ortamda kendi işletme varlıklarını nasıl koruyacaklar?

Atatürk “köylü Milletin Efendisidir” dediğinde rahatsız olan sözde efendilere sesleniyorum; köylü ekonominin lokomotifi olduğu için efendidir. Köylü köyünde olduğu zaman, kentin varoşları oluşmaz. Köylü köyünde olduğu zaman, bütün kent belediyelerinin işi kolaylaşır ve hizmet maliyetleri düşer.

Bir yandan yangını körükleyip diğer yerden bireysel üflemelerle söneceğini kimse zannetmesin.

*

Geçen gün bir arkadaşım örnek veriyor. Korsanlar, bir gemiyi ele geçirdiklerinde, canlı bir esiri bir ölünün cesedine bağlayıp denize atıyorlar, sonra da o esirin yaşam mücadelesini izleyerek eğleniyorlarmış.

İktidarın sunduğu ve ilkelere uymayan çıkarlar, bedenimize bağlanmış ölü vücutlar gibidir. Bizi daima dibe doğru çekerler.

Alınacak bir ihale, maaşa yapılan küçük bir zam, dilin kahverengi olması karşılığında elde edilen terfi, bir çuval erzaktır bedenimize bağlı ölü vücutlar.

Bu ölü vücutlarla su üzerinde kalınamaz.

Kişisel üflemelerle büyük yangınlar sönmez.

Çünkü zamanında bir bardak su ile söndürülmeyen yangınları tonlarca su ile söndürmek zorunda kalırız.

Sırtına kurbağanın dili yapışmış sinek o son saniyede ne düşünür acaba?

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim