- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
AYAKKABILAR VE ANLATTIKLARI…

Sedat MEMİLİ / Yazar
Her nesnenin dili olduğuna inanırım.
Ayakkabı, taş, tahta, odun veya ağaç…
Hiç fark etmez.
Doğayı oluşturan ve bizim “ayrıntı” saydığımız her nesne konuşur.
“Yeryüzünde annemiz ve babamız olmayan hiçbir nesne yoktur” der Budha.
Biz onları anlamadığımız, dinlemediğimiz ve en önemlisi de “anlamak istemediğimiz” için umursamayız.
Bu da insanın bencil yönüyle açıklanabilir.
Ayakkabılar…
Örneğin ayakkabıların dili olsaydı ne anlatırdı?
Her çocuğun hayalini süsleyen ve sihriyle onu çeken bir ayakkabı vardır.
Bir trafik kazasından sonra devrilmiş bir motosikletin on beş yirmi metre ötesinde bir çocuk ayakkabısının tekini görünce ne anlarsınız?
İşte o anladığınız şey, o tek çocuk ayakkabısının anlattığı şeydir.
Bir hastaneden poşet içinde çıkarılan bir ayakkabının size bir şey anlatması için konuşması mı gerek?
Çok tanık oldum; sevdiğimiz bir canı hastaneye yatırıyoruz. Özenle giymiş olduğu ayakkabı daha sonra hasta “sandıkla” ayakkabı “poşetle” çıkıyor.
Bir vefatı bu olaylardan daha hazin anlatan sahneler vardır; ancak, ben karşılaşmadım.
“Recep Amca”nın – günlük dilimize böyle geçti – giydiği ayakkabı da sefaletin en hazin anlatımıdır.
Bazı ayakkabılar vardır, cezaevlerini bir o yana bir bu yana dolanır durur…
O ayakkabıların, çimenlerde ve ya serilmiş renkli halılarda gezen ayakkabılardan haberi yoktur.
Ayakkabıların yazgısı insanların yazgısı gibidir.
Adana Küçüksaat merkezine bir kamera koyalım. Kamerayı sadece ve sadece ayakkabıları görüntüleyecek şekilde ayarlayalım.(*)
Ayakkabıların görüntüsünden giyenlerin durumunu saptayabilir miyiz?
Bana göre evet.
Topuğuna basılmış beyaz ayakkabı… Göz alıcı parlaklıkta topuklu kırmızı ayakkabı… Boncukları ve fiyonkları olan mavi ayakkabı… Sadece siyah bağcıksız… Veya tek giyilmiş ayakkabı…
Çeşit çeşit Ayakkabı… Ayakkabı… Ayakkabı…
Çeşit çeşit insan…
Çıplak ayaklar da ayakkabı varmışçasına sahipleri hakkında bilgi verir.
Kimi ayakkabılar varoşların müdavimleridir…
Yaşamı boyu otel lobileri görmeyen ayakkabılar olduğu gibi yine yaşamı boyu varoşlardan haberi olmayan ayakkabılar vardır.
Nesneler, öyle konuşurlar ki, onları dinleyin…
Onları dinlediğiniz zaman kendinizi bambaşka ve kirlenmemiş bir dünyada bulursunuz.
Veya bir psikiyatr kliniğinin soğuk ve tek ranzalı odasında…
Ama, bu dünyayı anlamak istemeyen, anlamaktan korkan ve içindeki huzursuzluğu örtmek için insanlığından bile çıkanları gördükçe o tek ranzalı soğuk odaları özlememek mümkün değil.
Sanıyorum esas konuşulacak insanlar orada.
(*) Bu konuda hazırlanmış bir kısa metraj film senaryom vardır.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- Küçük müdürlerin küçük kapısı27 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- İmam hatipler ve terörizm26 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Ak Partiye öneriler25 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Halkın vicdanı harekete geçti22 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- Ateş ve altın21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Orada kaldı20 Temmuz 2016 Çarşamba 06:00
- Uzak saniyeler19 Temmuz 2016 Salı 06:00
- Darbe'ye darbe18 Temmuz 2016 Pazartesi 06:00
- Bugün günlerden Dedem Rüstem Dağlı16 Temmuz 2016 Cumartesi 06:00
- Artık "halk" ithal ediyoruz15 Temmuz 2016 Cuma 06:00
- İnsanı kaybettim, insan nerede?14 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












