Aydınların Adana'ya eleştirisi

Suriye ile başlayan ve Ortadoğu'yu kasıp kavuran kanlı kantliamlar, AKP'nin stratejik derinlik masalının altında yatan mezhepçi dizayn ihtirasıyla bezeli dış politika ile içerideki kardeşlik hukukunu hedef alan bir mavzere dönüştü.
Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin, alevilere karşı ayrımcılık yapıldığını tescilleyen karar ile birlikte uluslarası toplum da Türkiye'deki en teme insan haklarından birisi olan inanç ve ibadet özgürlüğü kapsamındaki sabıkasını açık bir dille seslendirmeye başladı.
Alevi çocuklarının zorunlu din dersleri ile sünnileştirmesine yönelik yürütülen milli eğitim pratiği, Suriye'yi hedef alan mezhep temelli dış politika stratejisi ve alevi toplumunun ibadethanelerine uygulanan ayrımcılık elbette Adana'nın da alevi nüfusun şehir nüfusuna oranına bakıldığında öncelikli gündem maddeleri arasında yer alır.
AKP bu manada alevi popülasyonunu yok sayarak siyaset üretmeye çalıştıkça başarısız oluyor,olacaktır da...
İşte ulusal ve uluslararası politika ekseninde AKP'nin yok sayma ve asimilasyon politikalarını kendisine yönelen bir tehdit olarak gören Adana alevileri, aslında sessiz sedasız yerel siyaset sahnesinde de bilinç altındaki tehditlerle siyasal yönelimini belirliyor.
Önceki gün Seyhan Kültür Merkezi'nde yoğun bir katılımla gerçekleşen ve Ortadoğu politikalarının, yalanlarının ve gerçeklerinin tartışıldğı panelde, Ehlibeyt Kültür ve Dayanışma Vakfı Genel Başkanı Ali Yeral ve gazeteci Ömer Ödemiş bilinmeye, duyulmaya ihtiyacı olan gerçekleri anlattı.
CHP Çukurıva İlçe Başkanı Haşmet Biçer'in destek verdiği, CHP Çukurova Gençlik Kolu Başkanı Hakan Karasaç'ın büyük özveriyle düzenlediği panel, Adana'da konuşulmayan ancak alevi halkını yakından ilgilendiren gerçeklerin cesurca ve çırılçıplak konuşulmasına vesile oldu.
Ali Yeral ve Ömer Ödemiş, Antakya gibi Adana için de tehdit oluşturan, sosyolojik ve güvenlik anlamında çok ciddi meseleleri kulaklara fısıldayınca, günlük siyasal ihtiraslardan uyanıp, derin uykuya bir hançer gibi saplanan gerçekleri fark ediyorsunuz.
Buna rağmen alevi toplumunun yüyüze geldiği asimilasyon ve imha politiklarını Adana'nın kendi siyasal devinimi ne kadar anlatabiliyor, ne kadar konuşabiliyor ve ne kadar hassasiyetle yaklaşabiliyor, burası tartışma götürür.
Zira panele katılan konuklar da konuşmacılar da bu konuda Adana'ya bir dizi eleştiri getiriyor. Ömer Ödemiş'in kürsüden verdiği örnek ise kan dondurucu bir etkiyle, ölüm soğukluğunda anlatıyor gerçeği. "Lazkiye'de alevi kadınlar saçlarını kestiyor. Ve onuruyla yaşamak ya da onuruyla ölmek için çantasında el bombasıyla dolaşıyor" diyor...
Hemen yanı başımızdaki Antakya'yı sınırdan geçince karşımıza çıkan bu savaş sosyolojisini, trajedisini Adana'da alevi aydınları, siyasetçileri; savaş karşıtı politikacılar ya da alevi toplumundan oy bekleyen hangi siyasal parti yeterince konuşuyor, konuşabiliyor.
Sizce bu aleştiri ne kadar haksız? Özellikle Adana'da alevi oylarıyla seçilen CHP'li yöneticiler, milletvekilleri, belediye başkanları bu savaş sosyolojisi ve tehditlerle ilgili temel belediyecilik kadar hasbıhal edebiliyor mu?
Bu konuda ben de aydınların Adana'ya yönelttiği eleştiriyi haklı buluyorum. Bu yazıyı üzerine alması gerekenler de kendilerini biliyor. Toplumun önünde milletvekili ve belediye başkanlığı sırasına girenler şapkasını önüne koyup iyice düşünmeli.
CHP Çukurova İlçe Başkanı Haşmet Biçer ve Gençlik Kolu Başkanı Hakan Karasaç'ı gerçeklerin konuşulmasına katkı sağladıkları için tebrik ediyorum. Çukurova Belediye Başkan Yarcımcısı Mustafa Selek ve Seyhan Belediyesi Kültür Müdürü Güven Boğa'ya da hassasiyetleri ve katkılarından dolayı emeklerine sağlık demek isterim. Cesaretlerini ve yürekliliklerini tebrik ediyorum.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












