Ayhan Barut dönemi değil "hepimizin dönemi"

İstavrit, denizde toplu olarak yaşar. En büyük düşmanı Kılıç Balığıdır. Kılıç balığına göre istavrit çok kolay yenilir yutulur bir balıktır. Zamanla istavritler, kılıç balığına karşı bir yöntem geliştirirler. Uzakta kılıç balığını gören istavritler, hemen bir araya gelerek – deyim yerindeyse-safları sıklaştırarak- tek bir kütle tek gövde oldukları imajı vermeye başladılar. Kılıç balığı bu devasa gövdeye saldırmaya cesaret edemez. Felsefe, mantık, psikoloji, sosyoloji ve siyaset ilminden yoksun istavritler düşmanla baş etmenin ve hayatta kalmanın yolunu bulmuşlardır: Birleşmek
Kılıç Balıkları da zamanla gelişerek bu devasa kütleyi ele geçirmenin bir yoklunu arar ve bulurlar; onları bölmek. Evet, felsefe, mantık, psikoloji, sosyoloji ve siyaset ilminden yoksun kılıç balıkları yutup yok edecekleri hedefleri ele geçirmenin yolunu bulmuşlardır; onları bölüp parçalamak.

Sayın Ayhan Barut’u 2000’li yıllardan itibaren izledim. O zamanlar Ziraat Mühendisleri Odası Adana Şube Başkanı idi. Uzlaşmacı, birleştirici, ekibe kazandırıcı tavrı ile her zaman dikkatimi çekmiştir.
CHP’nin Adana İl Başkanlığına seçilmiş olması büyük bir aşama ve CHP için umuttur. İlk gittiğim zaman koridorda çiçek demetlerinden yürüyemedim. Ama çok önemsemedim.Neden önemsemediğimi röportajın sonunda söyleyeceğim.
Sayın Ayhan Barut’u benim tanıyor olmam önemli değildir; asıl önemli olan onu Adana’nın tanıyor olmasıdır. Bu şehirde 2000 ve 2008 yılları arasında üst üste 4 dönem Ziraat Mühendisleri Oda Başkanlığı görevini başarıyla yürütmüştür. Bunun anlamı: Adana’da ayak basmadığı toprak çayını içmediği köy kahvesi, elini sıkmadığı muhtar kalmamıştır. Adana’yı bilen ve “örgüt”, “örgütlenme” konusunda da deneyim edinmiştir. Bir de bu özelliklere doğasında var olan “barıştırışı”, “birleştirici” ruhunu da eklerseniz… Eh işte daha ne olsun…
Yine de zihnimi kemiren soruyu sordum:
“Sayın Barut, İl Başkanlarının çoğunu tanırım. Bana göre hepsi birbirinden değerli kişiler. Şahsen hepsini de sevdim. Ama koltukları ısınmıyor; bakıyorsunuz ki değişmiş. Neden?”
Adana’da görev yapmış İl Başkanlarımızın hepsi sizin de ifade ettiğiniz gibi değerli kişilerdir. Hepsi de partinin görev ve amaçlarına sahiplenmiş, elini taşın altına koymuş, birikimli ve yurtsever insanlardır.
İl Başkanlarının sık sık değişmesi konusu ise gayet doğal bir sonuçtur. Adana’da görev yapan arkadaşlarım seçim süreçlerinde kişisel tercihlerini kullanarak aday olmuşlardır. Sanki Adana’da İl başkanlığı Koltuğu sı sık el değiştiriyor gibi bir algı var. Hayır, bu görev üstlenen il başkanlarının seçim zamanlarında kişisel tercihlerinin doğal sonucundan başka bir şey değildir. Çoğunu siz de biliyorsunuz, bazı arkadaşlarımız milletvekilliği bazıları da belediye başkanlıkları içim görevlerinden yasal olarak ayrılmışlardır. Ama Sayın Serdar Seyhan’ı hatırlayın 8 yıl görev yapmıştır.
Bu gün ben burada bu koltukta oturuyorsam, kimsenin şüphesi olmasın, benden önce görev üstlenmiş arkadaşlarımın çabaları sayesindedir. Bu partiye herkes bir şey katmıştır ve zaten Cumhuriyet halk partisi nasıl ki yurdumuzda yaşayan halkımızın ortak değeri ise, Adana’da da CHP Adanalının ortak değerlerin toplamıdır.
Sayın Behçet Ünsalan’dan başlayarak, Selman Serttepe, Sedat Doğan, Tümer Mavi, Serdar Seyhan, Orhan Sümer, Zeydan Karalar, Burhanettin Bulut, Gökhan Yağ, kardeşlerimizdir, ağabeylerimizdir. Onlar İl Başkanı olmadan önce de ve daha sonra da bu partiyle yoğrulmuş emek vermiş kişilerdir. Onların görüş ve deneyimlerine her zaman ihtiyacımız vardır.
Nitekim ilk defa size söylüyorum. İl Başkanı olarak görev yapmış bütün arkadaşlarımızla Salı Günü bir araya geleceğiz. CHP üzerinde oluşturulmuş ayrıcılık, gayrıcılığın bir şehir efsanesi olduğunu kanıtlayacağız. Partinin dününü, bu gününü konuşacağız. Birikimlerini bizlerle paylaşmaya devam etmelerini isteyeceğiz. Hala hepsi benim il başkanım ve ben onların emrindeyim. Süreç içerisinde neler yapmamız gerektiği konusunda değerli bilgi ve görüşlerini alacağız ve almaya devam edeceğiz.
AYHAN BARUT DÖNEMİ DEĞİL; HEPİMİZİN DÖNEMİ
“Bence çok güzel bir düşünce… Amacına ulaşacağına inanıyorum. Sayın barut, bizim gazete de dahil olmak üzere bütün gazeteler, il başkanlığınızı “CHP’de Ayhan Barut Dönemi” olarak duyurdular. CHP’yi kişiler mi yönetiyor? Sistem mi?”
“Öncelikle şunun bilinmesi gerek, CHP’de Ayhan Barut Dönemi” olmaz; olsa olsa hepimizin dönemi olur.
Küçük olsun benim olsun dönemi değil, büyük olsun hepimizin olsun dönemi olmalıdır. Yeter ki küsmeden darılmadan, alınganlık göstermeden görevimizin bilincinde olarak…
“Bu görev?”

“İktidar olmak! Her CHP’linin asli görevi artık budur. İktidara gelmek için yapılması gereken görevleri yerine getirmek.
Siyaset uzun soluklu bir iştir. Siyasette herkes yaptığı hizmetlerin karşılığını belki hemen alamaz ama sonuçta mutlaka alır. Bir partinin kişiler dönemi yoktur, olmamalıdır. Egemen olan partinin organları tüzük ve programlarıdır. Başarılı kişi bu tüzüğün gereği ve programlarını geniş halk kitlelerine yayandır. Kişiler görevi üstlendikleri zaman ne yapacaklardır? Tabi ki, partinin tüzüğü, programı ve ilkelerine göre davranacaklardır. CHP şu şahsın veya bu şahsin partisi değil, kişilerin partisi değil, halkın, kitlenin partisidir.
Zaten, filanca kişinin dönemi gibi bir anlayış yaygınlaşırsa bu o kişi üzerinde de olumsuz bir baskı yaratır. Verim düşmesine neden olur.
CHP bir kitle partisidir.
“Sayın Barut, Sağ eğilimli partilere bakıyorum, ast-üst ilişkisi ve katı bir hiyerarşi göze çarpıyor. Sosyal Demokrasi’de her kafadan bir ses çıkıyor algısı var. Sosyal Demokrasinin en büyük zaafı, hoşgörü mü?”
Sosyal Demokrat görüş, herkese önce insan gözüyle bakan, kimsenin özgürlük alanına kimsenin müdahale etmediği; kısıtlamadığı bir sistemin adıdır. Hepimizin davranışlarını yönlendiren düşüncemizin bu görüşlerle yoğrulmuş olması gereklidir. İnsanı, insan olarak görmek, ona ve varlığına, haklarına özgürlüğüne saygı duymaktan dana engin bir erdem var mıdır? Çıkış noktası insana saygı olmayan hiçbir görüşün ömrü uzun olamaz.
Avrupa’da- partinin adı, tüzüğü ve programı ne olursa olsun- hangi parti iktidarda olursa olsun, gerçekte iktidarda olan Sosyal Demokrasi anlayışıdır.
Avrupa’da bir yaşam biçimi olarak yorumlanan sosyal demokrasi maalesef biz de bir siyasal görüş olarak kısıtlanmaktadır. Esas terslik budur. CHP, insanlaşmanın temel göstergesi olan sosyal demokrasiyi ilke edinmiş bir partidir. Aslında her partinin bu ilkeleri benimsemesi gerekmektedir. Çünkü dediğim gibi sosyal demokrasi bir siyasal tercihin konusu olmamalı bir yaşam biçimi olmalıdır.
Avrupalı bu görüşü yaşam biçimi olarak algıladığı için her hangi bir sorun çıkmıyor. Ancak bizde bir siyasal tercih olarak algılandığı için “Ben bilirim”, “Ben yaparım,” tarzında çıkışlara sık sık rastlıyoruz. Doğal olarak bu da sıkıntı yaratıyor.
CHP’nin temel ilkelerinden biri, kişileri kısıtlamamak, kim olursa olsun görüşlere değer vermek ve özgür beyinli özgür düşünceli insanlar yetiştirmektir. Anlayış böyle olunca zaman zaman bir takım sıkıntılar oluyor ama bunlar rahatsız edici değil, toparlayıcı ve yön gösterici eylemler olarak yorumlanmalıdır. Zaten CHP olarak her şeye biat eden bir kişilerin oluşturduğu bir ümmet değil, özgür düşünceli, üretken, hak aramasını bilen bireylerin oluşturduğu bir toplum için yola çıkmışsınız.”
“AK Parti Merkez ve İlçe Teşkilatlarının nasıl çalıştığını gördüm. Alenen söylüyorum, eğer bu çalışmaları aşamazsanız Adana’da işiniz yine zor…”
“Evet onu biliyorum. Siz de birkaç kez uyarı niteliğinde gündeme getirdiniz. AKP’nin çalıştığının en az 10 katı kadar çalışmak için yola çıktık. 10 Kat diyorum. Neden 10 kat. Çünkü AKP, devletin olanaklarını da kullanmaktadır. Teşkilatlarına bilgi ve belge aktarımı çok hızlıdır. Haksız rekabet koşuları altında olduğumuz için bu dezavantajlı durumumuzu telafi etmenin yolu AKP teşkilatlarından kat kat fazla çalışmaktır.
CHP’nin olanakları çok kısıtlı olduğu için bunu üç yolla aşabiliriz.
Çalışmak… Çalışmak… Çalışmak…
Ayrıca Adana’nın en ücra köşesine kadar bilen biriyim. Gerçekte kentsel ve kırsal kesimin taleplerinin karşılığı CHP’dir. Bunu bizim bilmemiz yetmez. Bunu halkımıza anlatmalıyız. Bizim anladığımız tarzda değil, halkımızın anladığı tarz da anlatmalıyız. Sade ve yalın bir dil kullanmalıyız. İşte o zaman halkımız gerçek ihtiyaçlarının karşılığının CHP’de olduğunu görecektir.
Adana Sosyal demokrasinin kalesi konumunda idi, bunu yeniden tesis ettiğimiz an kendimizi başarılı saymalıyız.
Sayın Ayhan Barut ile daha çok şey konuştuk. Aday tercihlerinden tutun, başkanlık hakkındaki görüşlere kadar… Bunları zaman zaman köşemizde ve bu sütunlarda paylaşacağız.
Şimdi gelelim, çiçek çelenklerinden ve buketlerinden yürüyemediğimiz koridorlara…
Sayın Barut, partisiyle barışık ve uzlaşmacı kimliği ile bu göreve gelmiş. İstavrit balıkları gibi kılış balığına yem olmamak için devasa bir kütle oluşturmak istiyor. Çünkü, CHP’ye ve ülkemize yönelik bir tehdit unsuru olarak gördüğü AK Partiye karşı mücadelenin ayrışmakta değil, bütünleşmekte olduğunu görüyor.
O çiçekleri gönderenler, bu bilinç içindelerse CHP Adana’da iyi yolda.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












