Şimdiye kadar hayatımızı kaplayan pek çok olumsuzluklara karşı, erdemli ve duyarlı insanlarımızın gösterdiği hassasiyetler, sağlam ve onurlu duruşlar, geleceğimizin sigortasını oluşturdu.
Sayısız aymazlıkları gördük. Uluslararası coğrafyalarda vuku bulan seviyesiz eylem ve söylemlere tanık olduk. Uzaktan da olsa, densizliklere tepkiler koydu bu toplum..
Dünyanın neresinde olursa olsun, eğri; eğridir!
Üzülerek ifade etmeliyim ki, dikkat ve rikkatin, tamamen karaborsaya düştüğü bir iklimi solumaktayız. “Ayinesi iştir kişinin..” Kimin ne yaptığını bir kenara bırakalım, “ne şekilde” pervasızlık segilediğine bakalım.
Günümüz liberal ekonomik sistemin kendine özgü kuralları var. Bizim toplumumuzun da öyle.. Seküler ( Laik, dinden bağımsız olan ) bir hayatın kendine göre işleyişi ve kabulü var. İslam dinine İman etme ve yaşama konusunda teslim olmuş bu toplumun da.. Global (Küresel ) sermayenin sınırtanımazlığının yanında, hassasiyetleri ve kırmızı çizgileri olan bir inananlar topluluğundan oluşan bir coğrafyanın insanlarıyız.
Farklı düşünce ve anlayışlarımızın; birbirimizi “incitme” noktasında bizleri ruhsat sahibi kılmaz. Erdemli olmak, öncelikle insan olmayı, farkındalığı gerektiren bir zarurettir.
Derler ya; “Müslüman mahallesinde salyongoz satılmaz!” diye.. Tam tersi bir durum ile karşı karşıyayız!
Yer Antalya. Hani şu son zamanlarda, Bira Festivalleri ile ülke gündemine oturan, hoş olmayan “çağdaş” manzaraların sergilendiği, bir ara festival esnasında, girilen alkol komasından dolayı; Almanya’dan gelen August Michaell Noll (69), Antalya’ya tatile giden 27 Yaşındaki Anıl Durmaz’ın, Antalya CHP’li Belediye Başkanı Mustafa Akaydın’ın geleneksel hale getirdiği bira festivalinde hayatlarını kaybetmişlerdi. Bu duruma, yazılı görsel, bölgesel ve ulusal pek çok kurum ve kuruluş tepkisini koymuştu. Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Muharrem Balcı, festivalin ölümlere rağmen devam ettirilecek olmasını “aymazlık” olarak nitelendirmişti. Bu işin bir tarafı. Madalyonun öteki çirkin yönü ise daha da vahim!
Antalya’da bir Holding. Kendince oyunu kurallara göre oynuyor. Oyunu, anlayışı kendine.. Bize faulden beter gelen uygulamalar var. Rahatsız edicilikten de beter. Can sıkıcılıktan da öte.. Kelimenin tam anlamıyla hakaret kusmuğu..
Antalya Alkollü içecek Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından üretilen ve Topkapı İçecek Dağıtım Pazarlama A.Ş. tarafından dağıtım ve pazarlaması yapılan bir rakıya “Abbas” ismi verildi. Verilecek başka isim yokmuş gibi. Kıran mı girdi rakınıza vereceğiniz isme?
Söz konusu isim, İslam Dünyası’nın Peygamberi Hz. Muhammed’in amcası ile Hz. Ali’nin Kerbela’da şehid edilen oğlunun ismi.. Yezit’lik çok kötü..
Bu toplumun hassasiyetleri ile oynamak, temel değer ve dinamikleri ile oynamak, umursamamak, dilediğini yapmak bu kadar kolay mı? Böylesi hassas bir dönemde; insanlarımızı karşı karşıya getirecek, infiale sevk edecek tutum, davranış, eylem ve söylemlerden uzak durmak gerekirken, yapılanın doğru olduğunu savunmak mümkün olabilir mi?
Bunu düşünenler, tercih edenler, uygulamaya sokanlar, onlara bu patent hakkını verenler, ruhsat verenler, seyirci kalanlar, umursuz davrananlar, kendilerini müsterih olarak sayabilecekler mi?
Sayın Sanayi Bakanımıza çağrıda bulunuyoruz!
Lütfen, toplumun hassas olduğu değerlerimize ilişkin olarak, hakaretamiz bu uygulamayı kaldırın. Rakıya konan “Abbas” marka patentini iptal edin. Oy aldığınız kahir ekseriyete, inancınıza ve etik anlayışınıza binaen, duymanız ve yerine getirmeniz gereken bir borç olarak. Sizden bunu talep etmeye bu toplumun hakkı var!
Eğriyi düzeltmek adına yazılan bir yazıdır bizimki..
Sevgi ile kalın..
akt