Aytaç Durak’a Söyleyeceklerim Var!

Millete malolmuş, uzun süre insanların kaderinde rol almış siyasilerin yaşadıklarını not alması, daha sonra hatırat olarak neşrtetmesi, ilgili kişinin tarihe ve millete borcudur. Bizim siyasi geleneğimizde hatırat kültürü vardır ve bu hatıratlar akademiye, siyasete, diplomasiye, devlet ve millet hayatına çok önemli veriler sunarak hizmet etmiştir. Şimdiye kadar ulusal bazda bir çok hatırat okudum, önemli faydalarını gördüm.
Maalesef, Adana bazında yerel hatırat kültürümüz yok. Cumhuriyetin kurulduğu günden bu yana, hem bölgesel, hem ulusal, hatta uluslararası bazda önemli bir yerleşim birimi olan Adana'da, siyasi anılar ve hatırat noktasında ciddi bir gelenek oluşmamış, demokrasiye geçiş tarihimiz olan 1950'den bu yana benim bildiğim ciddi bir hatırat neşredilmemiştir. Bunun bir anlamıda üzerinde yaşadığımız münbit topraklarda, tarihe malolacak siyaset adamları yetiştiremediğimizin itirafını da yaşamış olmamızdır.
Adana Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Aytaç DURAK'ın ''Söyleyeceklerim var'' başlıklı kitabını/ Hatıratını görünce heyecanlandım. Yaşamımın 25 yılında, yaşadığım şehri yöneten ve etkileyen kişinin bildiklerini anlatması tabi ki benim için önemliydi. Aynı zamanda durağanlaşmış Adana siyasi hayatına katkı koyacağı için sevindim. Üzüntü verici olan geçmiş elli yılımızda ve muhtemelen önümüzdeki 20 yıl içerisinde hatırat yazacak Adanalı yerel bir siyasetçinin olmayışınıda kabul etmiş oldum. Tek bir ihtimal Ömer Çelik gibi gözüküyor ama onun da Adana'ya dair gençlik yılları haricinde anlatabileceği birşey olmadığıdır. Ankara'da yaşadıklarını anlatacağına inanıyorum. Tabi ki Adanalı bir siyasetçinin Ankara tecrübelerini anlatması da kayda değer bir husustur, ilerde yazmayı düşünürse ilk okuyucunlarından birisi olurum.
Bu manada Aytaç DURAK beyi kutluyorum. Bu kitapla tarihe geçmiştir. Son elli yılda hatıratını yazan Adanalı bir siyasi olarak kendinde bu özgüveni görmüştür. Sadece matbuat hayatımıza ve hatırat kültürümüze yaptığı katkı nedeniyle dahi hesaba alınmayı ve okunmayı hak etmiştir. Ben de Aytaç bey bana imzalayarak gönderme nezaketinde bulunduğu için aldım, okudum ve değerledirmeye başlıyorum.
''ELEŞTİRİLERİM''
Aytaç bey tasarrufçudur. Tasarrufcu yanı kitabına da ziyadesiyle yansımış. Kendisinin bilgisayar klavye kullanmadığını biliyorum. Belli ki kendisi söylemiş, bir kişi de yazmış. Tarihe geçecek bir kitabı daha popüler ve basım kalitesi yüksek bir yayınevinde yaptırmalıydı. Mizampaj çok kötü, kronolji resmen dökülüyor. Bir bakıyorsunuz çocukluğunu anlatırken aniden belediye başkanlığına sıçrıyor, memuriyet hayatını anlatırken çocukluğuna geri dönüyor, gençliğini anlatırken aniden 60 yaşına sıçrıyor. Kitabı yazan ekip belli ki amatör, Aytaç beyin acemi olduğu bu alanda, bu kadar bariz hatalar yapmasına izin vermemeleri gerekiyordu. Matbaacı mantığında yapılan basım kalitesi çok düşük. Arka kapağın içerisine Aytaç DURAK'ın biyografisini yazmak, kasaba mantığında olmayan bir usül. Kitap içerisindeki resim yerleştirmeleri çok kötü, konuların işlenişi çok dağınık.
''ALENİ YANLIŞ BİLGİLER ''
*Ara rejim hükümetlerinin Başbakanlığını yapmış olan Nihat ERİM'i Bayındırlık Bakanı olarak yazmak çok büyük bir hatadır. Bu hata Aytaç beyin yapacağı hata olmayıp, kitabı yazan ekibin siyasi tarih yetersizliğinden kaynaklanan bir hatadır.
*Başkan Aytaç DURAK'ın Recep Tayyip ERDOĞAN'a, İl başkanı olarak Ak Parti kurulurken Ziyaeddin YAĞCI'yı önerdiğini, Tayyip beyin de Aytaç beyin tavsiyesi üzerine Ziyaeddin beyi Ak Parti Adana kurucu İl başkanı olarak atadığı bilgisi çok yanlış bir bilgidir. Ak Parti Adana kurucu İl başkanı Ömer Faruk GERGER olmuştur. Ziyaeeddin YAĞCI kurucular kurulu üyesidir. Ak Parti kurulduktan 11 yıl sonra 2013 yılında İl başkanı olmuştur
*Sayfa 197'de verilen bir fotoğrafda, Kayseri’de tramvay ve otomobilin çarpışması sonucu 1 kişinin öldüğü bilgisi yer alırken, ilgili fotoğrafTa tramvayın tepesinde alaaddin yazmaktadır. Yani Kayseri’de böyle bir kaza olmadığını, kazanın Konya’da olduğunu bizzat fotoğraf anlatmaktadır. Yazım ekibi, kitabı yazan ekip, burada'da müthiş bir skandala imza atmıştır.
''İLK DEFA DUYDUKLARIM VE ORJİNAL BULDUĞUM FİKİRLER''
Aytaç DURAK, 27 Mayıs ihtilali sonrası kurulan Yassıada mahkemelerine gitmiş, MENDERES'in yargılanarak aşağılandığı külot davası celsesine katılmış, o zaman Adalet Partisi’ne gönül veren bir genç olarak mahkeme başkanına itiraz etmiş, bir vesile ile başına bela almadan Yassıada'dan İstanbul’a geri dönmüş.
Yurt çapında ün yapmış olan mafya babası Mehmet Nabi İNCİLER, Adana’da yaşamış ve defalarca başkandan ihale istemiş.
ilginç bir cesaret örneği. Kitabın değişik yerlerinde defaatle kamu yararı varsa kanunsuzluk yapmaktan çekinmem diyor ve örnekleriyle anlatıyor.
Yoruma açık bir konu. 1984 yılında 2500 çalışan ile devraldığı Adana Büyükşehir Belediyesi çalışanı sayısı 2500. Başkan DURAK, 30 yıl sonra bu Belediyeyi 2600 çalışan sayısıyla devrediyor. Bence bu büyük bir başarı. Siyasetin, özeldede belediyelerin istihdam merkezi olarak görüldüğü bir coğrafyada, belediyeyi işçiyle doldurmamak maharet ister. Tam anlamıyla ölçü olmadığının farkındayım ancak şu an tahminimce 11.000 kişi çalışıyor. Yıl 2011 çalışan sayısı 2600 kişi, yıl 2015 çalışan sayısı 11.000 kişi. Takdir kamuoyunun ...
Serbest mimar iken öğle yemeğini evde yeme adeti pinti esnaf teamülüdür. Gerçekten şahsi hayatında çok tasarruflu bir insan. Bunun da tarihi geçmişini öğenmiş olduk. Sui-zan olacak ama bence sefer tasıyla evden yemek götürme adetini yaşadığını zannediyorum. Kafeterya ve lokantacıların başkanı sevmemesi normal.
1984 yılında belediye başkanı seçildiği dönemin seçim masraflarını ANAP İl başkanından tahsil etmiş. Başkanın parası kesinlikle çok kıymetli, burada helal olsun demekten başka birşey diyemem.
80 bin adet turunç ağacı dikerek, bugün önemli bir festival olan portakal çiçeği festivalinin temellerini attığını söylüyor. Turunç ağacının karizmasına inandığım için bu bilgiyi aktarmak istedim.
Milli Güvenlik Kurulu’nda terör birifingi verdiğini ben ilk defa duydum. İnsanları modern evlere apartmanlara taşıyarak birarada yaşama kültürünü devletin en üst tepe yetkililerine aktarmış. O dönem belediye evleri modelini önermiş, bence doğru bir önerme.
Belki de tek itirafı Adana’daki mevcut sistemin metro olmadığını kabul edişidir. Tam kontrollü raylı sistem diyor. Benim dönemimde 125 personel çalışarak kar ettik diyor. Acaba yanılıyor muyum. Hafif raylı sistem Mahmut ÇELİKCAN'ın kısa süren başkan vekilliği döneminde alalacele hizmete sunuldu. Bilet satışı yapıldı. Daha evvel bir kar- zarar meselesinin imkansız olduğunu zannediyorum.
Kürt sorunu konusunda yıllar evvel özerklik veya fedaratif bir modelin olabileceğini savunduğunu söylüyor. Ben Aytaç beyden geçmiş yıllarda böyle bir çıkış ve bir fikir duymadım ancak özellikle Aytaç bey için çok cesur bir fikir olarak gördüm.
Rüşvet ve haraçın ayrı şeyler olduğunu söylüyor. Ömründe hiç rüşvet vermediğini ancak hakkı olan bir duruma ulaşmak için haraç verdiğini söylüyor. Rüşvet vermenin haram, haraç vermenin ise zaruretten helal olduğunu söylüyor. Kesinlikle doğru.
CUMHURİYETİN İDARİ VE SİYASİ YAPISININ DOĞRULUĞU
Özelilkle son 5 yıldır bende aynı fikirdeyim. Türkiye Cumhuriyeti devletinin temelleri doğru şekilde atılmış, idari sistem kesinlikle doğru planlanmış. İmparatorluk geleneği ve batı rasyonalitesi harmanlanarak ciddi bir sistem oluşturulmuş ancak popülist siyasetçiler menfaatleri uğruna kurulan sistemi daha bir olgunlaştırmak yerine dejenere edip delik, deşik ettiler. Ben bir çok alanda eski Türkiye’yi özlüyorum.
Başkan DURAK, kitabının bir çok yerinde değişik örnekler vererek bunu anlatıyor.
*1990'lı yıllarda ben de hatırlıyorum tercihli sistem vardı, isterseniz ondördüncü sıradaki vekil adayını tercih edip Ankara’ya gönderebiliyordunuz. Ne kadar çağdaş ve özlediğimiz bir seçim sistemi
*Şehirlerdeki imar değişiklikleri ile alakalı yetki 90'lı yıllara kadar Ankara’daymış ne kadar doğru ve isabetli bir yaklaşım.
*Muhtar seçimi delege sistemi ile oluyormuş.
*Cumhuriyet dönemi okul kalitesinin hem eğitim, hem de bina olarak çok yüksek olduğunu söylüyor. Kesinlikle doğru.
*Şehirlerin yönetimi açısından çok önemli olan İl Müdürlerinin belirlenmesinde Vali imzası şart imiş. Şu an ise Valiyi kimse takmaz. Sıradan bir adamın İl Müdürü olduğunu, Vali atandıktan sonra duyuyor.
*80 öncesi Türkiye’deki tüm şehirlerin şehir eşrafı tarafından yönetildğini, siyasete giren ailelerin köklü ve soylu aileler olduğunu, siyasete giren insanların iflasa varan sonuçlarla siyasetten ayrıldığını ifade ediyor. Asalet, soyluluk ve eşraf vurgusunu kesinlikle önemsiyorum. Keşke Adana'nın asil ve soylu ailelerin çocukları bugün Adana siyasetinde yer alsalar. KURTTEPELİ, ARIKOĞLU, BOĞA, ÖZER, YEĞENAĞA soyadında bir tane siyasetçimiz var mı?
SİYASETÇİLERLE VE LİDERLERLE İLİŞKİLİ GÖRÜŞLERİ
Deniz BAYKAL ile ilgili ciddi bir iddiayı gündeme getiriyor. Belediyeden tavassut yoluyla ihale almaya çalışan bir şirketin ortağı olmakla itham ediyor. Kesinlikle Deniz BAYKAL bu konuda bir açıklama yapmalıdır.
*Tayyip Erdoğan Başbakan iken Cumhurbaşkanlığı seçimi tartışılırken, görüşme yaptığını ve Abdullah GÜL'ün yetersiz bir aday olduğunu ERDOĞAN'a söyledğini ifade ediyor. Doğrusu garibime gitti.
*Ömer ÇELİK'in hem de Başbakan ERDOĞAN'ın olduğu bir ortamda, kulağına eğilerek ''senin her işini engelleyeceğim'' dediğini ifade ediyor. Ömer beyin böyle huyları var mı bilmiyorum. Ak Parti Adana İl eski Başkanı Mustafa ATTAROĞLU bir defasında bana Başbakan ERDOĞAN'ın Adana’ya gelişi nedeniyle havaalanında Ömer ÇELİK ile gerginlik yaşadığını, Başbakan ERDOĞAN görmeden Ömer ÇELİK'in kendisine dirsek attığını söylemişti. Burada garibime giden Aytaç bey, Ömer beyi neden Başbakan ERDOĞAN'a şikayet etmemiş, ben olsam ederdim.
*Turgut ÖZAL'ı olgun ve mütevazi bir lider olarak görürken, Tayyip ERDOĞAN'ı gerçek anlamda liderliğe erişemediğini söylüyor.
*KEMAL KILIÇDAROĞLU ile CHP'nin Adana Büyükşehir Belediye Başkanlığı adaylık konusunda anlaştığını ima ediyor. Ancak KILIÇDAROĞLU, Amerikaya gidince CIA ve cemaatin devreye girerek engellediğini söylüyor.
SAVCI AZİZ TAKÇI MESELESİ
MİT tırlarının durdurulması kararını verdiği için şu an hapiste olan Savcı Aziz TAKÇI ile alakalı açıklamalarda bulunan Aytaç DURAK biraz da kafalarımızı karıştırıyor. Aytaç beyle alakalı önemli olan iddiaların hemen hemen tamamının iddianamesini Aziz TAKÇI yazmış. Nihayetinde bir arsa meselesi yüzünden tutuklanıp 45 gün cezaevinde kaldığı davayada Aziz TAKÇI bakmış. Aytaç DURAK'ın tutuklanma istemi ile mahkemeye sevkini Aziz TAKÇI yapmış. Aytaç DURAK bu fotoğrafı o dönem cemaat ve Ak Parti birlikteliği ve operasyonu olarak anlatıyor. Aziz TAKÇI'nın kendisine yaptıklarının ödülünü, özel yetkili savcı olarak aldığını söylüyor
Hülasa;
Benim için sadece hatırat yazması dahi kazanım olmuştur. Ancak kesinlikle 2. cildini çıkarmalı, konuşmadıklarını, yazmadıklarını yazmalıdır. Kitap beklentilerin çok altında bilgilere haizdir. Mustafa TUNCEL ile olan ilişkilerini, metro meselesini, 45 günlük hapis hayatını, görevden alındıktan sonraki son 4 yılını, basınla olan ilişkilerini, ümitlerini, sevinçlerini, hayal kırıklıklarını, ziyadesiyle yazmasını beklerim.
*Son satırın Muhatabı Hüseyin SÖZLÜ mü?
Kitap 371 sayfa. Kitabın bittiği son cümle manidar, bence yoruma gerek kalmayacak kadar açık.
*Talan günümüze kadar devam etti. Ve ediyor...
Bu satıra da Başkan SÖZLÜ cevap vermelidir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












