Azizlik ve Delilik

Belki de mehdi benim…
Belki de sensin,
Ben, sen, o, biz, siz, onlar…
Şaka değil, şu an kendini Mehdi zanneden o kadar çok zavallı var ki, saymakla bitmez.
Hiçbir işe yaramayınca kendini “Bulunmaz Hint Kumaşı” görüp, Mehdi olduğuna inanan – ama şimdilik bunu açıklamayı sakıncalı gören – o kadar kafadan çatlak insan var ki…
Bunlar önemsiz de bu kafadan çatlakların ardına giden, kapısında yatan, neredeyse –haşa – secdeye varan insanlar…
Eğer bunların akıl sağlığı yerindeyse kendimi ihbar ediyorum: ben deliyim; hem de zır deliyim.
Size gerçek bir olay anlatayım; Bilginin sahibi George Gibbon. Kim mi? İngiliz tarihçi. Bu güne kadar yazılmış en muhteşem “Roma İmparatorluğu Tarihi” bu zat-ı muhtereme aittir.
Hıristiyanlığın ilk yılları… Pagan Roma, Hıristiyanlığı, tarihin en büyük kültür kıyımını yaparak kabul etmiş. Bir nevi özür dileme olarak Hıristiyan olanlara kıyak geçiyor. Putperestlikten Hıristiyanlığa geçenlere bir takım avantajlar veriyor. Manastırda görev alacaklara ise 3 ayrıcalık tanıyor. Bunlar askere gitmeyecek, vergi vermeyecek ve ömür boyu beleşten geçinecekler… Beleşçi ruhsuzlar manastırlara koşuyor, düne kadar imansız olanlar birden bire imana gelip İsa’nın Askeri oluveriyorlar.
Ah çıkar duygusu! Bütün kalbi fesatların gizli Tanrısı…
Keyf kıyak; vergi yok, askerlik yok, geçim derdi yok.
Tembel ve beceriksizin biri bu ayrıcalıklara ulaşmak için manastıra giriyor. Ama ne duaları ezberleyecek kadar beyni ne de manastırda iş tutacak kadar becerisi var. Kovuluyor. Başka bir manastırı deniyor; oradan da kovuluyor.
İşin ucunda askerlik, vergi… Baktı olacak gibi değil. Kentin kuzeyindeki dağlara çıkıyor. Orada bulduğu bir sütuna kendini zincirliyor. Gelip geçenler bakıyorlar ki, direk üzerine tünemiş yarı çıplak bir adam. Bu nedir ne değildir derken adamın ünü yayılıyor.
Orası kısa zamanda Hıristiyanların uğrak yeri oluyor.
Askerlikten ve vergiden kaçan tembel bir zır deli bir anda Hıristiyanlığın Azizi olup çıkıveriyor.
Olay Antakya’da geçiyor…
Bu Mübarek’in adı da Saint Simon Stilit.
Dönemin Papa’sı, horoz gibi direk üzerine tüneyen bu adamı ziyaret etti ve orası Hıristiyanlığın Hac yeri oluverdi.
Bu Zat-ı Muhterem İ.S 459 yılında ölünce, Hıristiyan Dünyasının Önderi Papa, 6 İmparator, bilmem kaç Kral ve sayısız din adamı cenazesindeydi.
Terk-i Dünya tarikatının merkezi olarak bilinen Saint Simon Manastırı, şimdi Samandağ-Antakya arasında 18 Km uzaklıkta Saint Simon Tepesi’nde bulunmaktadır.
Siyasal gücün kontrol amaçlı öne sürdüğü din, akıldışılıktan çıkınca bu tür olaylar kaçınılmazdır.
Adam Ben Mehdi’yim diyor; Adı İrfan. Gerekçesi de şu: “İran’ın adının r ile a arasına f koyun İrfan olur…” Gayet doğru. Matematiği, mantığı, fizik ve kimya gibi dersleri bir kenara atan vatandaşın böyle mantık yürütmesi gayet doğal.
Saint Simon günümüzde yaşasaydı, ağır akıl hastası olarak tedaviye alınırdı.
Günümüzde televizyonda boy gösterenleri dinleyen vicdanlı bilim adamı ve psikologlar, çaresizlik içinde bu zır delileri izliyorlardır.
Ve maalesef, Azizlik ( Dâhilik) ile delilik arasındaki çizgi o kadar ince ki, gördüğümüz çoğu dâhiyi deli veya çoğu deliyi dahi zannetmekteyiz.
Stilitler tarikatının kurucusu Saint Simon Stilit(İ.S.389- 459) olarak kabul edilmektedir. de çıkmıştır. Terk-i dünya tarikatının merkezi olarak bilinen St. Simon Manastırı, Samandağ-Antakya arasında Antakya'ya 18 km. uzaklıktadır. St. Simon Tepesi denilen ve denizden yüksekliği 479 m. olan bir tepe üzerinde bulunan manastır kalıntıları, 100x150 m2.lik bir alan üzerindedir. Kilikya ile Suriye'nin birleştiği sınır bölgede doğan ve genç yaşta Antakya'da yaşamaya başlayan St. Simon, (İ.S. 389-459) Stilitler tarikatının kurucusu olarak kabul edilmektedir. Bir manastırda aldığı temel din eğitiminden sonra kendini kentin dışında bir hücreye kapatan Simon, burada 3 yıl yaşamıştır. Daha sonra kentin bir kayaya zincirlemiş ve çevresine çizdiği bir çemberin dışına çıkmadan yaşamıştır. Sabrı, inancı kısa zamanda duyulmuş ve Hıristiyanlık dünyasının her yanından hastalar, dertliler, çaresizler vb. Simon'a gelmeye başlamıştır. M.S.VI.yy.da St.Simon adına buraya bir Manastır yapılmıştır. Burada inzivaya çekilen St. Simon'un, 20 m. yüksekliğindeki taş sütun üzerinde 45 gün yaşamış olması, Guinnes Rekorlarkitabında bir rekor olarak kaydedilmiştir. Bu sutununkaidesini bugün de görmek mümkündür.
Alınan bilgiye göre, adının İrfan olduğu öğrenilen kişi, Yıldırım ilçesi Millet Mahallesi Mucur Sokağı'nda 3 katlı bir binanın zemin katındaki evinin penceresinden çevreye rastgele ateş etmeye başladı.
Vatandaşların durumu bildirmesi üzerine olay yerine gelen polis ekipleri, çevrede güvenlik önlemi aldı.
İkna çabalarına olumsuz yanıt veren bu kişi, isteği üzerine binanın önüne gelen gazetecilere, "İki çocuğum var, benden sonra da onlar görev yapacak. Beni İran'dan bekliyorlar. İran'a 'f' ekliyorsun, İrfan oluyor. Gerçek Mehdi benim. Bugün 21 Aralık, gecelerin bitip, gündüzlerin uzadığı zaman" diye konuştu.
Bu kişi tarafından gazetecilerin evin önünden uzaklaşmasının ardından açılan ateş sonucu 3 polis memuru yaralandı ve bir polis aracı zarar gördü. Saçmaların isabet ettiği memurlardan ikisi, olay yerine çağrılan 112 Acil Servis ekiplerince ayakta tedavi edildi. Bacağından hafif yaralanan diğer polis ise çevredeki bir hastaneye götürüldü.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Kızılay milli irade nöbetine devam ediyorAdana’da, demokrasi nöbetine katılanlara, Türk Kızılayı tarafından gece boyunca çorba, çay ve su ikramında bulunuldu.Haber Yazılımı: CM Bilişim





.20160727090929.jpg)












