• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

BANA BAK, VATAN HAİNİ

26.11.2014 08:00
Mahmut KORKMAZ / Yazar

Mahmut KORKMAZ / Yazar

                                                  

Bildim bileli vatana ihanet ve hain kelimelerinden rahatsız oldum.

Daha Anadolu’nun kuş uçmaz kervan geçmez bir köyünde Amerikan süt tozu ile beslenirken, tezekle ısınırken, lastik ayakkabılarınız yırtıkken lüks sabun kokar öğretmenimiz Osmanlı padişahlarının hain olduğunu anlatmıştı.

Memleketi düşmanlara satmışlarmış.

Şapkaya karşı çıkanların, Arapça harfleri kullananların da hain olduğunu öğrenmiş olduk. 

Sonra büyüdük beslendik yüksek mekteplere gittik.

Vatan hainlerinin ne kadar çok olduğunu öğrendik.

Komünistlerin, şeriatçıların da vatan haini olduğunu öğrendik.

Türk parasının kıymetini koruması kanununa ihanet edenlerin de vatan haini olduğunu öğrendik.

Yerli malı yurdun malı her Türk koçun tenekelerini kullanmalıydı.

Baktım ki herkes vatan haini, nemim onlardan neyim eksik diyerek bende sistem tarafından vatan haini ilan edilenlerden bir guruba dâhil oldum.

Cumhurbaşkanları malum resmi tapınma günlerinde yumruklarını sıkarak kin ve nefretlerini hainlerin üzerine kusarlardı.

Askeri üniformalıların bir ana avrat sövmediği kalırdı. 

Tabi kavgada taş değmeyen, yağmurda yaş değmeyen, devletin tüm sövgülerini kutsal sayanlar için dem bu demdi,  vatan cennetti.

Sonra efendim darbe yaptılar, bize vatan haini diyenlerde vatan haini ilan edildi.  Oh oldu, güzel oldu. Medreseyi Yusufiyede dipçik zoru ile istiklal marşını kuzu kuzu söylettiler.

Sonra Kürt olduğunu söyleyenler çıktı ortaya.

Devletin resmi görüşü olan kart kurt efsanesini kabul etmedikleri için tam vatan haini ilan edildiler.

Kürt denen kavim gerekli olsa zaten devlet bunu bulur buluşturur ortaya koyardı. Demek ki yoktular. Hiç olmamışlardı. Osmanlı haritalarında Kürdistan diye bil bölge olmamıştı. Medreselerde Kürtçe eğitim hiç olmamıştı. Binlerce cilt kitap hiç yazılmamıştı.

Kongresine besmeleyle başlayan Milli Nizam Partisi vatan haini ilan edilmişti. Nasıl türkü arkadan vuran Arapların kelimeleri ile kongreye başlanırdı.

Hazım Hikmet zaten vatan hainiydi.

Necip Fazıl ondan daha beter vatan hainiydi.

Hatta Yozgat’ın etrafını tel örgülerle çevirip şeriatçı vatan hainlerini oraya toplayıp nesilleri bitinceye kadar toplumdan izale etmek gerekli idi.

Dincilerden gıcık kapan devlet, Alevilerin de varlığını kabul etmiyordu. Din veya mezhep devletin dediği şekilde olmalıydı.

Bu kritere uymayanlar külli vatan haini idi.

Başını kapatan hatunlardan, sakal bırakan hacı emmilere kadar dinde aşırı giden herkes vatan haini idi.

Zaman geçti. Berlin duvarı yıkıldı.

İşine gelmeyen herkesi hain ilan eden zihniyet hiç değişmedi.

 Memleket evlatlarını birbirine düşürenler vatansever sayılırken kanı durduranlar bunlara göre vatan haini ilan edilmeye devam ediyorlar.

Ellerinde bir hainlik mührü önlerine gelenin alnın çatına hain diye basıyorlar.

Yerleşik düzenin değişmemesini istedikleri kuralları ile insanları, gurupları aforoz etmeye devam etmek istiyor.

Memleket hayrına bir tek eseri bulunmayanların en büyük kozu ihanet edebiyatı.

Fakat anlamadıkları bir konu var.

Millet uyandı. Yemiyor bu hamasi nutukları.  Vatan hainliği ile suçlananların aslında vatansever olduğunu biliyor.

Seçim sonuçları bunu en belirgin kanıtıdır.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
Ali Cangil
26 Kasım 2014 Çarşamba 15:25
15:25
Sen başörtüsünü, din iman sömürüsünü bırak...Lafı geveleme... Bana göre Tayyip Erdoğan ı, Bülent Arınçı Abdullah Gülü ve aynı zihniyetin ekiplerini savunmak da ihanete ortak ve destek olmaktır.
Ali Cangil
26 Kasım 2014 Çarşamba 15:22
15:22
Bak Mahmut efendi, senin "abin"lerden Büleht bey ne demiş, oku lazım olur.
Başbakan Ahmet Davutoğlu, başkanlığında Başbakanlık Merkez Bina'daki toplantı 5.5 sürdü. Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Bülent Arınç, toplantı sonrasında açıklamalarda bulundu.

HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş'ın açıklamalarını eleştiren Arınç, " Birincisi söylenenler hükümeti zor duruma düşürüyor. Siz bunları söylediğiniz de hükümet bunları vaat etmiş gibi oluyor, hayır biz kurumsal olarak bunlar olabilir, üzerinde çalışalım diyoruz. İkincisi Öcalan'ın bile talep etmediği, Öcalan'la hükümet olarak görüşmediğimiz, MİT'in bu görüşmeleri yaptığı bilindiği halde onun taleplerinin dışında bir takım şeyler ileri sürmek suretiyle Öcalan'ı da zor duruma düşürdüğünüzü bilmiyorsunuz" şeklinde konuştu.

ÖCALAN'I ZOR DURUMDA BIRAKTILAR

Hiçbir gazete sayın Demirtaş'ın 1,5 ay boyunca nerede olduğunu merak etmedi. Biz neler olduğunu iyi biliyoruz. Sahici olun, kendiniz olun. Çözüm sürecini tıkayacak hiçbir şey yapmayın. Söylenenler Hükümeti zor duruma düşürüyor. Siz bunları söylediğiniz de hükümet bunları vaat etmiş gibi oluyor, hayır biz kurumsal olarak bunlar olabilir, üzerinde çalışalım diyoruz. İkincisi Öcalan'ın bile talep etmediği Öcalan'la hükümet olarak görüşmediğimiz, MİT'in bu görüşmeleri yaptığı bilindiği halde onun taleplerinin dışında bir takım şeyler ileri sürmek suretiyle Öcalan'ı da zor duruma düşürdüğünüzü bilmiyorsunuz. Siz kimin sözcülüğünü yapıyorsunuz da Öcalan'ı itibarsız hale getirmek istiyorsunuz?

Arınç: "HDP bugün çok önemli bir görev yapıyor. Çözüm süreci içerisinde Öcalan ile ve diğer paydaşlarla irtibat konusunda ve bir siyasi kanat olarak halkı temsil eden bir siyasi parti ve milletvekilleri olarak onların çok daha sorumlu davranması, çok daha anlayışlı olması hükümetle ilişkilerini çok daha dürüst götürmeleri gerekir. Bunun dışına çıktıkları zaman çözüm süreci bundan olumsuz etkilenir."dedi.

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Arınç, Yargıtay Başkanı Ali Alkan'ın açıklamalarına ilişkin, "Yargıtay Başkanı Sayın Alkan, kendi adına bir açıklama yapmış. Bu konuşulur, tartışılır gerekliyse Sayın Adalet Bakanımız da herhalde bu konuda bir açıklama yapabilir" dedi.
Ali Cangil
26 Kasım 2014 Çarşamba 15:19
15:19
Oku da belki lazım olur mahmut efendi.
Görevini bıraktıktan sonra ilk seyahatini Londra’ya yaptı kendisiyle ilgili biyografiyi kaleme alan dostuyla buluştu

Kraliçe’yi hatırlattı
EXTER Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Gerald MacLean’ın kendisiyle ilgili kaleme aldığı biyografi kitabının tanıtım resepsiyonuna katılan Abdullah Gül, üniversite eğitimini aldığı Londra’nın kendisi için özel bir yeri olduğunu söyledi. Gül, Cumhurbaşkanıyken Kraliçe 2. Elizabeth’in davetlisi olarak Londra’yı ziyaret ettiğini hatırlattı.

Olağanüstü biri
ABDULLAH Gül and the Making of the New Turkey başlıklı biyografi kitabının yazarı MacLean, “Bu kitap tarihtir ve olağanüstü bir kişinin yaşantısıdır” dedi. İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı, İşçi Parti milletvekili Jack Straw da “Abdullah Gül’ün hayatında tanıdığı en olağanüstü insanlardan biri olduğunu” dile getirdi.

11’inci Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, görevini bıraktıktan sonra ilk yurt dışı seyahatini 20 Kasım’da İstanbul’dan Londra’ya yaptı. Abdullah Gül, burada bir dizi görüşmede bulundu. Görüşmelere ilişkin detaylı bilgi verilmedi. Gül, Londra’daki temaslarının ardından Kanada’ya geçerek Halifax Uluslararası Güvenlik Forumu’na katıldı. Gül Kanada’da katıldığı forumun ardından Türkiye’ye dönerken yeniden Londra’ya uğradı. Gül, burada kendisiyle ilgili Profesör Gerald MacLean’in kaleme aldığı biyografi kitabının tanıtım resepsiyonuna katıldı. Türkiye’nin Londra Büyükelçiliği rezidansındaki resepsiyonda, İngiltere’nin eski Dışişleri Bakanı, İşçi Partili milletvekili Jack Straw, kitabın yazarı Exeter Üniversitesi öğretim üyesi Profesör Gerald MacLean gibi çok sayıda davetli hazır bulundu. Büyükelçi Abdurrahman Bilgiç ile eşi Esra Bilgiç’in ev sahipliğindeki resepsiyonda Abdullah Gül’e, eşi Hayrünnisa Gül eşlik etti. Onbirinci Cumhurbaşkanı Gül resepsiyonda yaptığı konuşmada, Londra’da bulunmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, Londra’nın kendisi için özel bir yer olduğunu, burada üniversite eğitimini aldığını kaydetti. Son olarak Cumhurbaşkanıyken Kraliçe 2. Elizabeth’in davetlisi olarak Londra’yı ziyaret ettiğini anımsatan Gül, her gelişinde muhakkak kitapçılara gittiğini ve yeni kitaplar aldığını anlattı. Jack Straw da “Abdullah Gül’ün hayatında tanıdığı en olağanüstü insanlardan biri olduğunu” dile getirerek, “Sadece Türkiye’de değil, uluslararası olarak da olağanüstü bir kişi. Abdullah Gül ve eşinin dostu olmak benim için ayrıcalık” ifadelerini kullandı. Abdullah Gül, daha sonra da Chatham House düşünce kuruluşunda konuşma yaptı.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim