- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
"Bayramlarımız vardı bizim değil mi"

A. Niyazi Sertkalaycı / Fotoğraf Sanatçısı
Bayramlarımız vardı bizim değil mi? Çocukluğumda kokusuyla beraber hissettiğim. Farklı olan birçok kokunun içerisinde bulunduğu. Benim bayramlarda aklımda kalan en önemli koku, mezarlık ziyaretlerindeki BUHUR kokusuydu. Şimdilerde yavaş yavaş yok olan bir gelenek. AKKAPI Mezarlığını mistik bir hava kaplardı. Hani milletçe bayram olunca aklımıza gelir ya mezarlıklar. Koşarız. Farkına varır, tekrardan hatırlarız duygularımızı, kaybettiklerimizi. Farkta, tam burada ortaya çıkar. Normal günlerde o mistik kokuyu tek tük aralardan duyarız, bununla birlikte bayramlarda daha mezarlığa yaklaşınca ortaya çıkar.

Bayramlar gelince çocuklar, büyükler hatırlanır. Bir harf öğreten hocalar, dostlar, arkadaşlar aranır ziyaret edilir. Peki ya kimsesi olmayanlar. Ayrıca sadece bugün mü anmamız gerekiyor acaba, öksüzleri, yetimleri. Kimsesiz yaşlıları. Kaçımız Huzurevini, Kimsesizler Yurtlarını, oradaki yaşlı ve çocukları tanımadan ziyaret etti? Eskiden mahalle aralarında çocuk ziyaretleri, çikolatalar, şekerler, tatlılar, lokumlar hazırlanırdı. Herkesle bayramlaşılırdı. Şimdilerde bayram demek, farklı bir tatil kültürüne, şehri terkedip sadece telefonla aramalara bıraktı. Korkarım yakında telefon kültürüde kalmayacak. Hele ki kentleşme adı altında, hepimizin apartman dairelerinde yaşadığını düşünürsek. 12 katlı bir binada oturuyorum. 24 daire var. Sadece evi aldığım müteahittin bacanağı olduğu için 9. kat komşumu tanıyorum. Oda gidip gelmişliğimiz yok sadece karşılaştığımızdaki sohbetler. Birde site olduğu için güvenlik görevlileri. Bayramlaştığım tek kişi onlar. Ayrıca karşı blokta oturan, sitenin en tanınmış insanı, çok popüler. Kim mi? Kabasakal Mezarlığının İmamı. Oda bizi tanımaz, biz onu tanırız. İşte maalesef kendimde özeleştiri yaparak tüm şeffaflığı ile ortaya döküyorum. BİZ NEDEN BÖYLE OLDUK sorusunu, ısrarla sormadan edemiyorum.
-004.gif)
Eski mahalle kültüründe bayramlarda çocuk sesinden ortalık , günlük güneşlik olurdu. Bütün kapılar açıktı. Harçlıklar ise havalarda uçuşurdu. Şimdi karşılaşmamak için, insanlar çocuklardan kaçar oldu. Delikli kuruş kültürü bitti. Evet bunun nedeni ekonomik olabilir anlıyorum, bununla birlikte kimse kimseyi kandırmasın samimi hava da yok oldu.
-005.gif)
Adanamızın ünlü restaurantlarından birisinin sahibi, babamın anlatımıyla eşi Amerikalı Amerika'ya gider. Çocukluk arkadaşınıda gelmişken ziyaret eder. Bir yerlerde otururken garsona kahve ve su siparişi verir arkadaşı. Bizim restaurant sahibi kendisine söylediğini zannetiği kahveyi arkadaşının alıp içtiğini görünce, bir kültürün orada nasıl bir kültüre yenik düştüğünü görür. Benim insanım Balıkesirin dağ köylerinde de, Fekenin en ücra köşesinde de misafire nasıl ikram yapılacağının adeta dersini verir dersini. Olmayanları bulup buluşturur sofraya serer.

Peki, şimdilerde biraz samimiyet lütfen. En azından kendimize karşı. Bu yazdıklarımda ne kadar samimiyiz. Kendi kendimize soralım. Ve neden böyle olduk. Artan bir ivmeylede neden kültürümüz yok olup gidiyor. Sorunun cevabını samimi verirsek, bir yerden başlamak için vicdanımız bizleri rahat bırakmayacaktır.

Sevgili dostlar, ustalarımıza saygıyı, yine ustalarımız öğretti bize. Usta olmak, bir konuda başarılı olmak eyvallah, lakin güzel insanda, ne olursa olsun, ustalığın en önemli kriterlerinden.

ÇOCUK OLMAK kıymetini bilirsek, her devirde çocuk olmaktır. Bir tek bayramlarda değil, her daim onları hatırlamamız, onlara iyi bir rehber olmada önemli açıklardan birisini kapatacaktır. Ben bu vesile ile geçmiş bayramınızı tebrik ediyor, sevdiklerinizle mutlu, huzurlu, en önemlisi sağlıklı bir yaşam diliyorum. Sevgiyle kalın...

Sayfa no: YOK
Cilt no: YOK
Hane no: YOK
Ana adı?
Ben sokak çocuğuyum abi
Hani şu uçurtması asılı kalan çocuk varya,
Bilyelerini rüyalarında unutan çocuk,
Ve oyuncaklarını masal kahramanlarına kaptıran çocuk
O benim işte , o benim abi
Sahi, bir annem olmalıydı değilmi?
Ben dudaklarımda sokakları besteliyorum oysa
Sahi abi, tadı nasıldı anne sütünün?
Anneler nasıl okşar çocuklarını
Anne kokusu nasıldır kimbilir?
Ana ha?
Bir anne çizebilirmisin benim için
Karanlığın kar soğuğu parmak uçlarına bir anne
Unutulmuş çocukların ürkek avuçlarına bir anne
Ve yanına beni eklermisini abi?
Tıpkı sulu boya resimlerdeki gibi
Sımsıcak…
Sahi abi, senin gözlerini kesmiyor değil mi
Bir köprünün soğuk gergin ve karanlık bedeni …
Sahi sen hiç seyrettin mi ay dedeyi bir köprünün altından?
Üşüdün mü abi kayan bir yıldıza bakarken?
Abi sen, abi sen? boşver…
Gel boyat istersen ayakkabılarını
Ben, aha şu ayakkabıların bağcıklarından asılıyırom yaşama
Gel boyat ayakkabılarını
Boyat da resmi çıksın
Dostun, düşmanın tüm kaldırımlara
Sayfa no: yok
Cilt no: yok
Hane no: yok
Yokların varlığında tam göbek bağından yakalandın mı hiç yalnızlığa?
Sahi bir de… bir de babam olmalıydı değil mi?
Baba?
Beni döveecek bir babam bile yok biliyor musun?
Nasırlı ellerinde şefkat arayacağım bir insan
Kim bilir bayramda neler alır babalar çocuklarına
Unutmuşum !
Bayramlarınızda vardı sizin öyle değil mi
Arefeleriniz…
Bayramlarda temize çekilen dostluklar vardı sonra
Oysa ben kırık dökük ıslıklar ısmarlıyorum
Güneşe ve mehtaba…
Yankısız, bestelenmemiş ve bestelenmeyecek
Serseri ıslıklar…
Bir babam olsaydı belki yeterdi
Çocuk olurdum eskisi gibi
Şımarırdım öylesine
Boşver abi, kimin neyine bayram
Kimin neyine hediye, baba kimin neyine abi
Sahi senin düşlerin vardır
Söylesene, göremedğini rüyanın düşünü kurarmısın
Ahmet, bir düş görmüş geçenlerde
Yorgun ve geç gelen bir gecede
Utanırken anlattı, anlatırken utandı
Bir ip bağlamış gök kuşağına
'Bak ana uçurtmamı gördün mü
Ya uçurtmamın gölgesinde bilye oynayan çocukları?Ahmetin düşü işte…
Bana düşlerini kiralar mısın abi
Bedava boyarım ayakkabılarını
Bana düşlerini, düşlerini abi
Boşver…
Bak iyi parlayacak bu ayakkıbılar
En parlak ayakkabılarınla yürüyeceksin yaşama
Sen düşünme, sokaklar düşünsün beni
Gazete manşetleri, 3. sayfa haberleri düşünsün
İsimsiz bir damla gözyaşı düşünsün
Sen beni düşünme, düşünme be abi
Nasıl olsa ben olmayan ayakkabılarımın sıcaklığıyla
Basıyorum tüm kaldırımlara…
Olmasa da annesi babası sokakların
Sokak çocuğuyum işte
Ben sokak çocuğuyum
Kazanılmadan kaybedilmiş bir geleceğin herhangi bir yerinde
Ben sokak çocuğuyum abi
Hani şu uçurtması gökyüzünde asılı kalan
Oyuncaklarını masal kahramanlarına çaldıran çocuk var ya
İşte o benim
O benim abi
O benim….
Bedirhan GÖKÇE.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- PRAG bu işleri14 Haziran 2016 Salı 09:54
- Yurttaş gazeteciliği31 Mayıs 2016 Salı 09:56
- By KUKLA 224 Mayıs 2016 Salı 09:56
- Dinginliğin şehri: Mersin17 Mayıs 2016 Salı 09:55
- "Adana’yı fotoğraf kurtaracak"03 Mayıs 2016 Salı 06:00
- Ve Arka Plan Fotoğraf Derneği kuruldu26 Nisan 2016 Salı 06:00
- "Zamana uyanmak"19 Nisan 2016 Salı 06:00
- Sado Ağa'nın oğlu Tahir ÖZGÜR14 Nisan 2016 Perşembe 06:00
- Medeniyetler şehri: HATAY05 Nisan 2016 Salı 06:00
- Karnaval ve Adana29 Mart 2016 Salı 06:00
- Aşkın ‘N’ hali22 Mart 2016 Salı 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












