Benim büyük düşüm: Ölü Yaprak Vuruşu

Beykent Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Sinema Televizyon Bölümü Öğretim Üyesi, Adanalı yönetmen Cengis T. Asiltürk, mamleketinde yapılacak Albatrosun Yolcuğu filminin galası için çalışıyor. Yaptıklarını ve yapmak istediklerini Adana Medya Gazetesi’ne anlatan Cengis T. Asiltürk, Adana ile ilgili bir film çekmek istediğini söyledi, “Bu benim en büyük düşüm” dedi.
TUTKULU BİR YAPINIZ OLDUĞUNU SÖYLEYEBİLİR MİYİZ?
CENGİS TEMUÇİN ASİLTÜRK: Evet! Galiba öyle... Gerçek dünya sıkıcı geliyor. Bu nedenle roman yazıyorum, film çekiyorum. Monitörün başında ya da elimde kalemle daha mutluyum. Romanımın bir sekansını yazmışım, kahvemi yudumluyorum ya da dekupaj çalışıyorum, filmin bir sahnesini kuruyorum. Tanrı beni bunlarla ödüllendiriyor, daha ne isteyebilir insan?
ÜRETKEN BİR AKADEMİSYENSİNİZ. SİNEMA KİTAPLARINIZ OLDUĞUNU BİLİYORUM
CENGİS TEMUÇİN ASİLTÜRK: Alanınızla ilgili fikriniz ya da bir sözünüz yoksa nasıl bilim insanı olacaksınız? Tembel insanlar okur, aktarır. Düşünen yeni bir şey söyler; söylenmemiş olanın, ayrıntıların peşindedir. Sinemada Diyalektik Kurgu, Sinemada Şiirsel Anlatım ve Sinemada Yaratıcı Yönetmen adlarında bilimsel eser niteliğinde üçleme kitabım yayınlandı. Başka kitaplarım var. Söyleyecek ve yaratacak hep yeni bir şeyler vardır. Çünkü hayat süreğendir.
ALBATROSUN YOLCULUĞU’NUN ANKARA GALASI VE ARDINDAN İSTANBUL GALASI GEÇTİĞİMİZ GÜNLERDE YAPILDI. SİZ ADANALI BİR YÖNETMENSİNİZ, NİÇİN İLK GALAYI MEMLEKETİNİZDE YAPMAYI DÜŞÜNMEDİNİZ?
CENGİS TEMUÇİN ASİLTÜRK: Aslında ilk gösterim Adanalılar için yapıldı, ama İstanbul’da... Borsa Liseliler Adana’dan geldiler... Öyle olsun istedim; önce Adanalılar izlesin, sonra Ankaralılar, sonra da İstanbullular, daha sonra da Fransızlar... Çünkü filmde serüveni anlatılan şair Adana’dan yola çıkar. Ankara ikinci durağı. Orada olgunlaşır, İstanbul’a (Şiiristan’a) gider. Oradan da Fransa’ya davet edilir. Gösterim süreci de bu sıralamada olsun istedim.
OYUNCULARDAN BAHSEDEBİLİR MİYİZ?
Cengis Temuçin Asiltürk: Salih Bolat ile birlikte bu ikinci filmimiz. Büyülü Gerçekler’de Ata Naci’yi canlandırmıştı. Kendisine inancım tamdı. Memnunun performansından... Şermin’i canlandıran Ufuk Kaptan’ın işine büyük bir aşkla bağlılığı beni derinden etkilemiştir. En büyük artısı özgüven... Bana sarsılmaz bir inanç duyması da benim şansım. Ufuk Hanım elastik, inatçı, adeta objektif oyunculuğu için yaratılmış birisi ve çok titiz. Hakiki bir insan bir kere... Şermin, canlandırılması kolay görünen, ama hiç de kolay olmayan bir kahraman; Ufuk Hanım’la tam istediğim(iz) gibi bir Şermin yarattık diyebilirim. Şenol İpek azimle çalıştı, düşündü, titizlendi, kendisiyle ve canlandırdığı Kemancı’yla hesaplaşmasını yaptı. Sonuçtan yüzde yüz memnunuz. Ercan Kesal, Nuri Bilge Ceylan’ın Üç Maymun adlı filminde gördüğüm an, bir daha asla silinemeyecek izler bırakmıştı bende. Kusursuz oynadı diyebilirim. Çekimlerde, aynı oyun yeniden ortaya çıkmaz mı acaba diye, bizden (kameradan, ışıktan, çevre seslerden) dolayı aynı planı tekrar alırız korkusu yaşadığımı itiraf etmeliyim. Nilüfer Aydan, daha çekim sırasında, beni ortama-sete yabancılaştırp sinema perdesinin karşısına getirdi. Betül Arım ve Önder Paker zaten bilinen ustalar. Çok değişik ve genç yüzler de var tabi; Zeynep Solman Kul, Ebru Doğdu, Kerem Can San, Başar Alemdar, Fatih Efe Karakaplan, Sena Çolak gibi...
YENİDEN ORAYA DÖNMEK İSTİYORUM; ALBATROSUN YOLCULUĞU FİLMİ HANGİ SINIFTA YER ALIYOR? GİŞE FİLMİ, FESTİVAL/SANAT FİLMİ?
CENGİS TEMUÇİN ASİLTÜRK: Tuzaklarla dolu bir soru! Bu tür ayrımlara, böylesi kavramlara nasıl yaklaşacağımı bilmiyorum ben. Hayatım boyunca iyi filmler ve iyi kurulamamış filmler gördüm; ayrımı böyle koymak istiyorum... Bir film çok sayıda kişi tarafından izlendiği için kötü film olamayacağı gibi, az sayıda kişi tarafından beğenildiği ya da çoğu kişi tarafından anlaşılmadığı için de sanat filmi, nitelikli film olamaz! Once Upon A Time in America (Bir Zamanlar Amerika), Before The Rain (Yağmurdan Önce) çok sayıda insan tarafından izlendi, beğenildi. Bunlar hem gişe filmidir, hem sanat filmidir, hem de festival filmidir. Önemli olan anlayarak bakmak... Şu an, gişe filmi ve festival filmi denilerek ortaya nasıl bir fark konulmak istendiğini de anlamamış olabilirim(!). Başarılı bir film, benim için sanat yapıtıdır. İzleyiciyle nerede hangi koşullarda, kaç kişiyle buluştuğunun önemi yok. Albatrosun Yolculuğu hangi kategoriye girer? Hayatla, kendinizle, dünyayla, gaiple derdiniz yoksa film çekmeyin! Başka işler de var hayatta. Bir şey “söyleme” arzusu duymalısınız; müzik yapma, şiir yazma, roman yaratma, resim yapma arzusu gibi, önüne geçilemez bir arzu. Ben, bir şey söylemek istediğim için film çekiyorum. Albatrosun Yolculuğu da bu nedenle çekildi. Her yaştan, her eğitim düzeyinden insan izledi filmimi, anlamayan bir kişiye bile rastlamadım, ama bu filmin sanatsal yönden çok katmanlı ve güçlü bir film olduğunu da biliyorum.
ALBATROSUN YOLCULUĞU’NU NE KADAR SÜREDE ÇEKTİNİZ?
CENGİS TEMUÇİN ASILTÜRK: Zihnimde beş altı ayda... Sette ise 36 iş gününde. Kurgu çalışması çeşitli nedenlerle iki yılda tamamlanabildi. Sonuçtan son derece memnunum.
YENİ FİLM PROJESİ VAR MI?
CENGİS TEMUÇİN ASILTÜRK: Her yıl birkaç senaryo geliyor, ama bir türlü gerçekleşmiyor, filmler çekilemiyor, tamamı yapımcıların ekonomik sorunları nedeniyle... Sinemanın koşulları çok ağır. Yapımcılar için de ağır... Kanımın fazlaca ısındığı bir senaryo geldi. Onun üzerinde çalışıyorum. Genç ve işlerinde titiz bir yapımcı olan Raşit Görgülü’nün bir projesi. Güven telkin eden bir kişi Raşit Bey. İlk kez kendi yazmadığım bir senaryoyu çekeceğim. Kendi kurmadığım farklı bir dünyaya giriş... Heyecan verici...
Teşekkür ederiz, bize zaman ayırdığınız için.
Cengis Temuçin Asiltürk: Ben teşekkür ederim.
BENİM BÜYÜK DÜŞÜM ADANA İLE İLGİLİ FİLM ÇEKMEK
On yıldır üzerinde çalıştığım, kendi romanımdan uyarladığım bir proje var: Ölüyaprak Vuruşu. Benim büyük düşüm o... Biraz pahalı geliyor yatırımcılar için. Çok özel ve hiçbir sinema izleyicisinin kayıtsız kalamayacağı bir film olacağını biliyorum... Ama ben biliyorum. Bunun önemi yok! Bir yapımcının çıkıp bunu bilmesi lazım. Sezgileri güçlü bir yapımcı bu projeye yatırım yapsa asla pişman olmayacaktır. Bekliyorum... Olay güneyde bir kentte başlıyor; Adana, Mersin, Antalya, Hatay ya da Muğla’da... Ölüyaprak Vuruşu adlı senaryoyu okuyup, “sanat filmi olabilir” diyen yapımcıları anlayamıyorum. Bu senaryodan, Babam ve Oğlum kadar kolay anlaşılabilir bir film çıkacağını anlamamalarını gerçekten anlayamıyorum. Fikret Kuşkan, “Babam ve Oğlum’dan sonra oynamayı istediğim tek proje Ölüyaprak Vuruşu” diyor. Mete Horozoğlu, “Bir yerden bir milyon dolar bulmalıyız” deyip duruyor Ölüyaprak Vurşu için. Serap Aksoy, “Mal varlığımı ipotek edip bu filmi çekelim” diyor. Böyle bir şeyi kabul edemem... Tomris Giritlioğlu, “Cengis, çok güzel bir senaryo” diyor. Görüntü Yönetmeni Uğur İçbak, “Filmografimde özel bir yeri olacağını biliyorum... “ diyor. Ama önemli olan bir yapımcının çıkıp bir şey demesi...
“Bir filmin ya da romanın kurmaca evrenine ait gerçeklik niteliği neredeyse her zaman müphem olan gerçeğin kendisinden daha masumdur.”
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaretSri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Paaker Mohideen Amza, Vali Mahmut Demirtaş’ı makamında ziyaret etti.
Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandıİçişleri Bakanı Efkan Ala, darbe girişimi soruşturmasında gözaltı ve tutuklama rakamlarını açıkladı
Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandıDiyarbakır’da darbe girişimi ile ilgili başlatılan soruşturma çerçevesine gözaltına alınan 7’nci Kolordu Komutanı İbrahim Yılmaz ve 2’nci Birleştirilmiş Hava Harekat Merkezi Komutanı Tümgeneral Atilla Darendeli tutuklandı.Haber Yazılımı: CM Bilişim




.20160727090929.jpg)












