- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Benim çevreme karşı haklarım

Orhan Göktaş / Yazar
Kendimize ve diğer insanlara karşı haklarımız olduğu gibi, çevremize karşı da haklarımız vardır. Ben bu yazımda cevre kavramını doğal çevreyi kast ederek kullanacağım. Yani hava, su ve toprak.
Çevre konusunda genel olarak iki yaklaşımdan söz edebiliriz.
Birinci yaklaşım;
“İnsan doğa karşısında zayıftır. Onunla savaşmalı, onu kontrol altına almalıdır. Benim ve diğer canlıların yaşam ihtiyaçlarını karşılayan doğadır, ona sahip olduğum oranda güçlü olurum. Kim doğaya, onun kaynaklarına sahip olursa güç de onda olur. Hava, su, toprak ve içindekilerden azami derecede faydalanmak için savaşmalıyım. Güç benim elimde olmalı ve doğayı ben yönetmeliyim.“ yaklaşımıdır.
İkinci yaklaşım;
“İnsan da diğer canlı ve cansız varlıklar gibi doğanın bir parçasıdır. Onunla uyum içinde olmalı, ondan faydalanmalı fakat ona da bir zarar vermemelidir. Hava, su ve toprak insanın yaşaması için ona verilmiş emanetlerdir. Emanete sahip çıkılmalı ve gelecek nesillere aktarılmalıdır. Doğanın bir dengesi var o dengeyi bozmamak gerekir. Tüm insanlar ve doğada yaşayan diğer varlıklar birbirleriye uyum ve dostluk içinde yaşamalıdır. ”
Birinci yaklaşım bizim inanç ve kültürümüzle uyuşmayan yaklaşımdır. Batılı ve çağdaş insan yaklaşımı genelde bu yaklaşımdır. Bu yaklaşım, “benim herkeste haklarım var onları almak için savaşmalıyım” ve “hak verilmez alınır” yaklaşımıyla birleşince dünya içinde yaşanılmaz bir hal alıyor. Batılı insan doğanın altındaki kaynaklara ve üstündeki uzaya sahip olabilmek için her yolu deniyor ve bir biriyle savaşıyor.
Bu yaklaşım öylesine vahşileşiyor ki topraktan daha fazla verim elde edip, daha çok kar etmek adına toprakla savaşıyor, ona değişik ilaçlar veriyor, tohumlarla oynuyor adeta toprağa işkence yaparak daha verimli hale getirmeye çalıyor. Sonuç: toprak ve mahsul bozuluyor.
Daha fazla sanayileşme, daha fazla teknolojileşme adına yapılan çalışmalar sonucu, toprağa ve suya atılan kimyasal atıklar yüzünden sularımız bozuluyor, yer altı suları yok oluyor. Yine sanayi çalışmaları yüzünden doğaya salınan gazlar hava kirliliğine yol açıyor. Uzay boşluğu uzay araçları ve uyduların çöplüğüne dönüşme tehlikesi yaşıyor.
Doğaya hükmetme iddiasında olan insan, kendi neslini adım adım felakete sürüklemektedir.
İkinci yaklaşım bizim inanç ve kültürel değerlerimize uygun bir yaklaşımdır. Doğa emanettir bize, emanete ihanet edilmez. Doğayı biz ana gibi görürüz, o bize tıpkı anamız gibi karşılıksız verir ihtiyaçlarımızı. Anadolu’muzda toprak “toprak ana”dır. Annemize gösterdiğimiz saygıyı ve hürmeti toprağa, dolayısı ile doğaya göstermek zorundayız. Doğa sadece bizim değil içinde yaşayan canlı ve cansız tüm varlıklarındır.
Doğaya zarar vermek hem gelecek nesillere hem de doğadaki diğer yaşayanlara ihanettir.
Doğayla savaş içinde değil barış içinde, dayanışma içinde olmak zorundayız. O bize nasıl yaklaşıyorsa biz de ona öyle yaklaşmalıyız. Doğanın dengesini bozmadığımız sürece ondan bir zarar gelmez. Ama biz onun dengesini bozarsak artık o da bize sağlıklı bir ortam sunamaz. Kirli hava, zehirli toprak ve su tüketmek zorunda kalırız.
Unutmamalıyız ki çevre bize emanettir, emanete ihanet eden bizden değildir.
Orhan GÖKTAŞ
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- PKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Ahlak ile edep arasındaki fark09 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Eğitimdeki yozlaşmaya karşı ahlak eğitimi25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Göç olgusu15 Nisan 2016 Cuma 06:00
- Terörün kaynağı emperyalist devletlerdir28 Mart 2016 Pazartesi 09:59
- Çanakkale bir kurtuluş reçetesidir19 Mart 2016 Cumartesi 06:00
- Fikir beyan etmekten korkar olduk!14 Mart 2016 Pazartesi 06:00
- Kadın yerini bilecek!09 Mart 2016 Çarşamba 06:00
- Kürt sorunu mu, Kürtlere yapılan zulüm mü?29 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Suriye eski hal muhal; ya yeni hal ya izmihlal22 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Hayata bakış ya da yaşam felsefemiz15 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












