- BIST 77.898
- Altın 128,241
- Dolar 2,9840
- Euro 3,3058
- Adana : 35 °C
- İzmir : 38 °C
- Ankara : 32 °C
- Fethullah Gülen'in Papa'ya mektubu ve önerisi
- Norveç'ten Finlandiya'ya 100. yıl hediyesi: Dağ
- 15 Temmuz Yüreğir'de ölümsüzleşecek
- Sri Lanka’nın Ankara Büyükelçisi Amza’dan Vali Demirtaş’a ziyaret
- Cilt bakımında arı sütü kremi faydaları ve yararları
- Hadım cezasına hukukçulardan dikkat çeken uyarı
- Efkan Ala: 8 bin 113 kişi tutuklandı
- Korgeneral Yılmaz ve Tümgeneral Darendeli tutuklandı
- TEOG Türkiye birincisi Cumali Kankılıç Başkan Sözlü’yü ziyaret etti
- Adana’ya "Demokrasi Sokağı"
- Anne incir toplarken öldü, kızı sinir krizi geçirdi
- Katil zanlısı tutuklandı
- Ezgi Manlacı, Adana ASKİ'de kaldı
- Şehit Ömer Halisdemir'in adı havalimanına verilmeli
- Beştepe’de kritik zirve
Benim kendime karşı haklarım

Orhan Göktaş / Yazar
Yaşam insana verilmiş bir haktır ve en önemli “insan hakkı” “yaşam hakkıdır.”
Herkes kendisine verilmiş yaşam hakkını korumak zorunda mıdır?
Bize verilmiş yaşam hakkına karşı sorumluluklarımız var mıdır?
Bu sorulara cevap vermeye çalışalım.
Bu konuda değişik düşünceler var, onlardan biri; madem yaşam bana verilmiş bir haktır, dolayısı ile bu beden bana aittir. Bedenimin üzerinde her türlü tasarrufa sahibim, ona istediğim gibi davranırım, ister iyi bakarım ister kötü, istersem yaşamaya devam ederim istemezsem sonlandırırım kimse karışamaz, kime ne?
Bir başka düşünce ise; yaşam bana verilmiş bir haktır, benim kazandığım, elde ettiğim bir hak değildir. Beden bana verilmiş bir emanettir, günü geldiğinde sahibine teslim etmek zorundayım. Bu sebeple emanete iyi bakmak, onun yaşamını en iyi şekilde devam ettirmek, ona ihanet etmemek zorundayım şeklindedir.
“Beden benim bedenim onun üzerindeki tüm haklar da bana aittir” düşüncesi, bizim inanç ve toplumsal değerlerimize uygun değildir.
Beden bana emanet olarak verilmiştir, emanete hakkıyla sahip çıkıp, ona zarar gelmemesi için çalışıp sahibine en güzel şekilde teslim etmeliyim düşüncesi, bizim toplum ve inanç değerlerimize daha uygundur.
Birinci bakış açısı yani “beden üzerinde her türlü hakkım var kimse karışamaz” düşüncesi insanın bedenini hoyrat kullanmasına sebep olabilir. Zararlı alışkanlıklar, vücut temizliğine dikkat etmeme, sağlıklı yaşam için çaba harcamama, aile sorumluluğu almama hatta evlenip eş ve çocuk sahibi olmama, eş ve çocuk sahibi olsa bile onlara karşı sorumsuz davranma gibi davranışların “insan hakkı “olduğu düşüncesine sevk eder. Bu da temelde yaşam kalitesini, çevreyle iletişimini ve birlikte yaşadığı toplumu dolaylı ve dolaysız, maddi ve manevi açıdan olumsuz olarak etkiler.
İkinci bakış açısı ise yani “beden bana emanettir” düşüncesi. İnsanı hayata bağlar, zararlı alışkanlıklardan uzak tutar, sağlıklı yaşamaya, spor yapmaya, zihinsel ve bedensel egzersize yönlendirir. Ebeveyn, akraba, aile kurma, eş ve çocuklarına karşı sorumlu davranmaya yönlendirir.
Dolayısı ile hem yaşam kalitesini yükselir hem de içinde yaşadığı topluma karşı sorumluklarını yerine getirdiği için topluma maddi ve manevi açıdan olumlu katkı sunar.
Unutmamalıyız yaşam hakkı bize verilmiş bir haktır, bizim kazandığımız bir hak değildir.
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
- PKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör13 Haziran 2016 Pazartesi 06:00
- Ahlak ile edep arasındaki fark09 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
- Eğitimdeki yozlaşmaya karşı ahlak eğitimi25 Nisan 2016 Pazartesi 06:00
- Göç olgusu15 Nisan 2016 Cuma 06:00
- Terörün kaynağı emperyalist devletlerdir28 Mart 2016 Pazartesi 09:59
- Çanakkale bir kurtuluş reçetesidir19 Mart 2016 Cumartesi 06:00
- Fikir beyan etmekten korkar olduk!14 Mart 2016 Pazartesi 06:00
- Kadın yerini bilecek!09 Mart 2016 Çarşamba 06:00
- Kürt sorunu mu, Kürtlere yapılan zulüm mü?29 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Suriye eski hal muhal; ya yeni hal ya izmihlal22 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Hayata bakış ya da yaşam felsefemiz15 Şubat 2016 Pazartesi 06:00
- Taner TalaşNe yaptığımızın farkında mısınız?

- Doğan GülbasarFETÖ’yü sadece Erdoğan bitirirdi!

- Osman PALAMUTBilgi kirliliği ve asılsız ihbarlar

- A.Kadir TUNÇERTarihe düşen cemre!

- İrfan CANSol yanın acıyor mu Türkiye'm

- Sedat MEMİLİKüçük müdürlerin küçük kapısı

- Zekeriya SOYDANZekeriya Soydan: Şebbihalar!

- Mehmet AkdoğanOral Korurlar ve yaşam ilkeleri

- Talat ÖzyürekDemokrasi nöbetinde düşündüklerim

- Yüksel MERTMilli irade için demokrasi

- Dr. Ömer ULUÇAYDarbe teşebbüsü ve mitingler

- Mahmut KORKMAZMillet korku duvarlarını yıktı

- Tülin ERSOYÜzerimize ölü toprağı mı serpildi?

- Uğur BaşaranSözlü inandırıcılığını yitirdi

- Foto-YorumHastane çöplerini okulun önüne atıyor!

- Hasan Çevikİkinci islam

- Prof. Dr. Yılmaz KURT15 Temmuz DARBE Girişiminin BATI Ayağı

- Orhan GöktaşPKK,Ermeniler,Zerdüştler ve İslami Terör

- Arif GökçeHayatımızı ibadet kılabilmek

- Hasan Hüseyin TÜRKTopa ayağını uzatan trilyonlar istiyor

- Aziz Terziİsrail Varlığı ile İlişkilerin Normalleşmesi Üzerine

- A. Niyazi SertkalaycıPRAG bu işleri

Haber Yazılımı: CM Bilişim

.20160727090929.jpg)












