• BIST 77.717
  • Altın 128,110
  • Dolar 2,9818
  • Euro 3,3020
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Bir şarkıyız; şarkı biziz..

04.04.2015 06:43
Bir şarkıyız; şarkı biziz..
Huzurun başkentinde duygular geçidi

BİZ ŞARKIYIZ; ŞARKI BİZİZ…

 

Çukurova Üniversitesi Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’nde bu hafta, KOZVAK Türk Sanat Müziği Topluluğu’nun dinletisi vardı.          

Bu hafta, hüzün, sevinç, coşku…

Bu hafta içten yapılan temennilerin olumlu sonuçlanması ve ardından gelen duygusal rüzgâr.

Hatırlarsınız, geçtiğimiz aylarda üstat Uğur Doğan Türe ve Zambak Türe’nin kızları geçirdiği trafik kazasından dolayı Ankara’da yoğun bakımdaydı.

Bütün sanatçıları üzüntüye boğan bu olay nihayet geçtiğimiz hafta sona erdi ve sanatçı çiftin kızları yoğun bakımdan çıkıp eve geldi.

Bir sevinç gözleniyordu konuklarda.

Toprağın uyanma coşkusu sanatçılarında yüzlerine vurmuştu. Gözde Ramazanoğlu, duygu yüklü ve yorgun olan Türe ailesi için bir sürpriz yaptı.

Saz sanatçıları ve koro yerini alınca Sayın Ramazanoğlu, Türe’lere geçmiş olsun dileklerini sunduktan sonra bütün salon ellerinde bulunan “geçmiş olsun” pankartlarını kaldırdı.

Salon, sevinçle doldu. (Resim -1ve 7)

Büyük Üstat Uğur Doğan Türe’nin gözleri, Çukurova’nın ilkbahar sabahlarında Toroslara selam veren bulutları gibi nemlendi.

Ve Üstat’ın gözleri, bulutlar gibi yağmadı.

Biz de Adana Medya Gazetesi olarak Türe ailesine acil şifalar diliyoruz.

Sazlarda Tamburi; Uğur Doğan Türe – Ud; Orhan Karaoğuz – Klarnet; Fatih Hoşnut – Kanun; Toktay Sökmen – Keman; Güniz Küstü – Ud; yasin özenli – i Hoşses’in Kudüm; Erhan Şahin olmak üzere yerlerini aldılar. (Resim 2 ve 3)

 

ŞARKILAR BİZİ, KENDİMİZLE YÜZLEŞTİRİR…

 

Toktay Sökmen’in Kanun Taksiminin ardından koro, Güftesi Behçet Kemal Çağlar’a ait Sadi Hoşses’in “Şarap Mahzende Yıllanır” şarkısını seslendirdi.

İkinci olarak, yine Sadi Hoşses’in Acemkürdi Makamı’nda bestesini Erhan şahin seslendirdi.

“Öyle bir zalime düştüm ki niyaz dinlemiyor

Yakıyor ateş içinde o figan istemiyor

Sanmayın bahtı açılmış da gönül istemiyor

Neylesin sevdiği gül gonca figan istemiyor…”

Sadi Hoşses’den esintiler Güftesi Nevres Paşa’ya ait olan yine Acemkürdi bir eser ile devam etti. Eseri, Saadet Dura hanımefendi seslendirdi.

“Aşkın ile gündüz gece giryânım efendim

Bülbül gibi gül ruyine hayranım efendim…”

 

ŞARKILAR DÖNEMİNİN TANIĞIDIR…

                                           

Şarkılar, insan yaşamının zaman makineleridir. Bir nota, bir frekans, bir deyiş sizi alır, yıllar ötesine götürür. O ezgiler ile bütünleştirdiğiniz yaşamı gözlerinizin önüne yeniden serer.

“Gurbet elde garip kalmış kuş idim / Aşkı içmiş ezelden sarhoş idim

Bir zamanlar ben yârin olmuş idim / Çayır çimen yaz olunca biçilir

Nazlı yardan acep nasıl geçilir.”

Yaz gelince, çayır çimen biçmenin ne olduğunu bilmeyen için bu şarkının bir anlamı olmayabilir. Yoktur da… İster ses, ister nefes… Ne olursa olsun, müşterek bir emek ürünü olmayınca ona anlam yüklemek de zordur. Güftesi Hüseyin Yurdabak’a ait olan Zeki Duygulu’nun Acemkürdi şarkısını dinlerken, 29 yıl önce hakka yürüyen babam ve 15 yıl önce toprağa emanet etmiş olduğum annemle birlikte Denizli Mahallesi’nde yine böyle bir bahar mevsiminde toprakla olan kavgamızda buldum kendimi.

Hiçbir makine, şarkılar kadar yıllara, anılara, hayatlara meydan okuyamaz. Şarkılar yaşanılan dönemin, coğrafyanın, kültürün, yaşam biçiminin, duyguların, tarihin tanıklarıdır.

Bir şarkıyı dinlediğimiz zaman yüzleştiğimiz şey, kendi hayatımızdır. Bu yüzden duygulanırız.

İsmet Nedim Saatçi’nin, güftesi Mehmet Erbulan’a ait şarkısını Osman Bayceli seslendirdi.

Gururlu bir terk edişin notalarla anlatılan ifadesi;

“Aşkınla yana yana kül olsa da ocağım

Bu gönül sayfasını artık kapatacağım.

Geçse de gençlik çağım boş kalsa da kucağım

Sözümü tutacağım, adını anmayacağım”

 

Sadi Hoşses yeniden şarkıları ile aramıza geldi. “Beklerim yolunu gözlerim ağlar / Aramızda kaldı ah! Kapkara dağlar.”

Ud taksiminin ardından Neriman Aşarsoylu şarkıyı seslendirdi.

 

SADETTİN ÖKTENAY: ADANA’NIN DUYGU DENİZİ…

 

Ve bir Adanalı bestekâr; Sadettin Öktenay. 15. Mart 1989 yılında kaybettiğimiz bestekarın dillerden düşmeyen bir çok eseri var.  (Aşkın Kanununu yazsam yeniden; Benim bu yollardan üzgün geçtiğim; Dudaklarımda arzu kollarımda yalnız sen;  Sevil neşelen sevme yanarsın; Tac olsan başıma takmayacağım gibi birçok eser)

Kadriye Şimşek, koro eşliğinde Sadettin Öktenay’ın “Sevgimizin aşkımızın üstünden / Sene geçti, mevsim geçti, ay geçti” şarkısını seslendirdi.

Koronun derinden gelen eşliği, hüzünlü bir bekleyiş gibi aklımızın kıyısından aktı geçti.

Ve yine sadettin Öktenay’ın ölümsüz bestesi: “Sana bir buse vermedim diye / nasıl Kızarsın istemedin ki…”

Şamil Şaşoğlu dinleyicilere hakim olan sesi ile salonu doldurdu. Salon mırıldanarak sanatçıya eşlik etti.

Nedret Kızıldenizli, Sadi Hoşses’in Hicaz makamı’ndaki eserini seslendirdi: “Gül sen gülün olayım, çiğne yolun olayım…”

Şimdi gözlüyorum, sevgilerin tanımı da sanal oldu. İnsanlar artık duygularını tanımlamakta zorluk çekiyorlar. Sanatçı yürekten gelen bir duyguyla “İnci gibi gülüşün, kırılıp dökülüşün” derken aklımdan bunlar geçiyordu.

Fatih Hoşnut’un Klarnet Taksimi ile sessizliğe gömülen dinleyiciler “Mahmur bakışlı dilberim” şarkısı ile coştu. Zeki Duygulu’nun Hicaz Makamındaki bu şarkısını sadece koro değil bütün konuklar seslendirdi.

Hani derler ya, “gönül telini titretme”, işte gerçekten gönül telinin nasıl titrediğini Uğur Doğan Türe’nin Tambur taksimi ile bütünleştiğimde yaşadım. Ardından Burhan yavuz, Ferit Sıdal’ın “Aklımı Başımdan aldı gözlerin” adlı şarkısını seslendirdi.

Sırasıyla Tülay Balamir; Sadettin Öktenay’ın “Taç Olsan Başıma Takmayacağım”, Şenay Apaydın ise Selahattin Erköse’nin Nihavent eserini seslendirdi; “Ak saçlarıma değil, gönlüme bak sevgilim / Bu sevda ocağını durmadan yak sevgilim”.

Ve nihayetinde Koronun seslendirdiği, Sadettin Öktenay’ın Nihavent Makamı’nda eseri: “Sevil neşelen sevme yanarsın…” ile şarkılar sona erdi.

Ç.Ü Ramazanoğlu Konağı Kültür Merkezi’nde Türk Sanat Müziği konseri olduğunda kapanışın 10. Yıl marşı ile yapılması artık bir gelenek olmuştur.

Bütün konuklar koro ve saz sanatçıları ile birlikte;

“Çıktık açık alınla on yılda her savaştan…” diye başlayan marş büyük bir coşku ile seslendirildi. 

Dinletiden sonra sanatçılar, Sayın Uğur Doğan Töre ile hatıra fotoğrafı çektirdiler. Çamlıyayla’dan gelmiş olan Rabia Önortaç’ın sevimli torunu konserin maskotu oldu.

Anı çok; Dostlar çok; Paylaşmak için o kadar konu var ki,

Ama maalesef her şey gibi sayfalar da biter; ama sözümüz ve şarkılarımız bitmedi.

 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Van'da hain saldırı: 6 asker şehit24 Mayıs 2016 Salı 20:49
  • Anadolu Lisesi'nden sergi23 Mayıs 2016 Pazartesi 11:32
  • Kadın hurafeler ve gerçekler19 Mayıs 2016 Perşembe 06:00
  • Cumhurbaşkanı dokunulmazlıkları referanduma götürür mü?18 Mayıs 2016 Çarşamba 15:54
  • Adana Sedat Memili’ye borçlu18 Mayıs 2016 Çarşamba 09:00
  • Kaçak tur ve rehber denetimi11 Mayıs 2016 Çarşamba 16:01
  • Adana'da elektrik kesintisi08 Mayıs 2016 Pazar 19:00
  • Akyürek'in kızı dünya evine girdi03 Mayıs 2016 Salı 11:08
  • Kadın ve yaşam sayfası02 Mayıs 2016 Pazartesi 06:00
  • Kızılay'a kan bağışı otobüsü26 Nisan 2016 Salı 16:40
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim