• BIST 77.779
  • Altın 128,372
  • Dolar 2,9868
  • Euro 3,3082
  • Adana : 31 °C
  • İzmir : 34 °C
  • Ankara : 30 °C

Birinci elden gerginlik mesajları

31.07.2015 06:20
Birinci elden gerginlik mesajları
Dr. Ömer Uluçay yazdı

07 Haziran 2015 genel seçimleri, Türkiye için dönüm noktası oldu. 13 yıldır iktidar olan AKP artık yorgun düşmüş ve rüşvet-yolsuzluk davalarıyla yıpranmıştı. Halk AKP’yi iktidardan indirdi, koalisyonu, anlaşmayı ve birlikte yönetmeyi uygun gördü.

Ama partilerin başında olanlar, bildiklerinde ısrarcı oldular. Bu 52 gündür, hala müstafi AKP hükümeti iktidardadır. 63.Hükümeti kurmakla görevli AKP genel Başkanı Ahmet Davutoğlu, Türkiye’yi IŞİD ile savaşa sokmuş ve asıl Kandilde PKK mıntıkasına dalgalarla saldırılar yapıp sahayı bombalamakta ve buna misilleme olarak özellikle Doğu illerimizde asayiş olaylarında artış görülmektedir. Şu bir hafta içinde 10 kişi vefat etmiştir.

Savaş hali nedeniyle, TBMM, Terör için Araştırma Komisyonunun kurulması amacıyla olağanüstü toplanmış ve sert müzakereler yapılmıştır. Sonuçta, AKP ve MHP oylarıyla araştırma önergesi ret edilmiştir. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, davet üzerine Çin Cumhuriyetine gitmiştir.

Suruç Katliamında 32 kişinin şehit olması, aslında bir zincirin halkası olarak görülmektedir. Daha öncesinden HDP il binalarına, Genel Merkezine, seçim öncesinde 05 Haziran 2015 Diyarbakır Mitinginde katliam bombaları patlatılmıştır. Suriye’deki Kürt Güçleri YPG/YPJ ve ortaklarınca Tel-Abyad, IŞİD’in elinden alınmıştır.

Bu son olay, Türkiye’nin Suriye politikasının yetmezliğini göstermiştir. Buna misilleme ve intikam olarak Suriye Katliamının yapıldığı ileri sürülmektedir.

Seçim sonrasında MHP ve HDP, her biri 80 milletvekili çıkarmışlardır. Devlet Bahçeli HDP’yi “yok” saymakta ve Yargıtay Başsavcısını göreve davet ile HDP’nin kapatılmasını istemektedir. AKP genel Başkan Yardımcıları da ayni fikri beyan etmiş ve Selahattin Demirtaş’ın dokunulmazlığının kaldırılması için müracaat etmişlerdir.

Birinci derecede sorumlu olanların beyanatları, birlikte çalışmayı değil de çatışmaya işaret etmektedir:

Selahattin Demirtaş, "Saraya bağlı gladyo örgütüyle kirli, bir savaş yürütüyorlar. Kendi özel örgütünü kullanıyor. İstihbarat, MİT’in tutanaklarına değil doğrudan kendine akıyor. HDP’ye karşı tezgâh yapıyorlar. Bunu startı nerede verildi biliyor musunuz? Suruç katliamında. Suruç katliamını yapan, bu özel gladyo örgütüydü. IŞİD’in içine sokulmuş, kendilerine çalışan bir zavallı aracılığı ile Türkiye’nin pırıl pırıl evlatları katledildi." dedi.

Cumhurbaşkanı Recep Tayip Erdoğan, Çine giderken Esenboğa Hava Meydanında gazetecilerin sorularını cevapladı. Kendisinin “Başkan” olmasını önleyen HDP için alınacak önlemleri açıkladı:

“30 Mart'ta çözüm süreci istismar edildi. Başbakan olarak partimin başındaydım ve karşılığını bulmadı ve genel seçimlerde çözüm süreci hasar gördü. İç güvenlik yasasıyla, yasanın içeriğinde ne varsa, bunlar sadece bir yasa olarak bilinmelidir ki yasal bir düzenlemenin kitaplar arasında kalması için yapılmamıştır. Eğer uygulamada sıkıntı varsa, o zaman uygulayıcıların kendilerini test etmeleri gerekir. Buradan asla taviz verilemez. Şehirlerimizde, ilçe merkezlerinde, kırsalda nerede olursa olsun, bu ülkenin her santimetrekaresinde devlet vardır ve varlığını ortaya koyacaktır. Süreç şu anda başlamıştır ve bu süreç herhangi bir rehavete fırsat vermeden de devam edecektir. Ben parti kapatılması olayını doğru bulmuyorum. Fakat bu partinin yöneticilerinin bu işin bedelini ödemeleri gerekir diyorum, fert fert, birey birey. Anayasanın 14’ncü maddesi çok şeyler sağlıyor. Dokunulmazlık zırhından bunları sıyırmak suretiyle, terör örgütünü kendi arkasında gösterenler, “biz sırtımızı şuraya buraya dayıyoruz” diyenler bu ifadelerin bedelini ödemelidirler. Yönetenler, aktörler çok çok önemli. Biz gerçek kişileri bu konuda muhatap almalıyız. Tüzel kişiyle uğraşmanın anlamı yok. Parlamento gerekli değerlendirmeyi yapmalı, dokunulmazlık zırhından sıyırmalı. Terör örgütüyle iş mi tutuyorsun, ha bunun bedelini ödeyeceksin ve bunu ödetmeli”.

Kürt siyasi Hareketlerinin tarihi eskidir, zorlu ve çatışmalı geçmektedir. Türkiye’de yapılmış bütün Darbelerde, Kürtler başta olmak üzere başka kesimler de ağır zararlar görmüşlerdir. Anayasa Mahkemeleri, kurulmuş Kürt Partilerini kapatmış, yetkili ve sorumlularını cezaevlerine koymuş ve fakat buna rağmen arkası kesilmemiştir. Bu Partilerin sadece Kürt etnik grubuna ait olduğu, Türkiyelileşemedikleri, bir nakise olarak ileri sürülmüştür. Ne zaman ki HDP barajı aşmış ve mahrum bırakılmış kesimler TBMM’de temsilci bulundurmuş ve bu şekilde birilerinin “başkan” olması önlenmiş, işte o zaman kıyamet kopmuş ve savaş haline gelinmiştir. Bu da yetmemiş, bu partinin önde gelenlerinin dokunulmazlıklarının kaldırılması ve bedel ödemesi gündeme oturmuştur.

Böylece, IŞİD ile başlayan bu yeni Süreç, PKK ve HDP’ye karşı bombalama ve tutuklamalarla devam etmektedir. Bu bildik bir filmdir. 1990’larda gösterimde idi.

*

Yavuz Önen[1] yazmış, bakınız hele neler olmuş:

“1990'da Halkın Emek Partisi (HEP), 1992'de Özgürlük ve Demokrasi Partisi (ÖZDEP), 1993'de Demokrasi Partisi (DEP), 1994'te Halkın Demokrasi Partisi (HADEP) kuruldu. HEP, 1991 genel seçimlerinde Sosyal demokrat Halkçı Parti (SHP) listesinden Parlamentoya 18 milletvekili ile girdi.

Bu tarihten itibaren artık Kürt kimlikli siyaset öne çıktı. HADEP 1999 genel seçimlerinde yüzde 10 barajı aşamadığı için parlamentoya giremedi ancak yerel seçimlerde, bir büyükşehir ve altı ilde Belediye Başkanlığı kazandı. Böylece TBMM de ve yerel yönetimlerde siyasi kadrolaşmanın temelleri atıldı.

İlk üç parti Anayasa Mahkemesi tarafından kapatıldı. Derin devlet siyasi cinayetlere başladı. Milletvekilleri yöneticiler üyeler öldürüldüler. Milletvekili dokunulmazlıkları kaldırıldı. Yargılandılar, mahkûm edildiler.

 [ 2-3 Mart 1994: 13 DEP Milletvekilinin dokunulmalıkları TBMM Genel Kurulu'nda kaldırıldı. Leyla Zana, DEP Başkanı Hatip Dicle, Orhan Doğan ve Selim Sadak "örgüt üyesi olmak"tan 15 yıl hapis cezası aldı, 10 yıl cezaevinde yattı. Türkiye bu dava nedeniyle Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nde mahkûm oldu.]

Parti yöneticilerine siyaset yapma yasağı getirildi. Parti binaları bombalanarak tahrip edildi. Evraka el konuldu. Parti faaliyetlerine Yerel Yönetim etkinliklerine izin verilmedi. Yönetici ve üyelerin evlerine baskınlar düzenlendi. İşkencelere tabi tutuldular.

Kürt siyasi Parti’leri; cinayetlere, işkencelere, mahkûmiyetlere rağmen halkın desteğiyle ayakta kaldılar. Halk, zulme ve zorbalığı direndi. Öldürülenlerin, kaybedilenlerin cezaevine gönderilenlerin caydırılanların yerini bir başkası aldı.

Parti-Halkla iç içe geçti, bütünleşti, kitleselleşti. Kürt Halkının siyaset sahnesine akışı durdurulamadı.  Bu durum, PKK ile Kürt halkı ve PKK ile legal Kürt siyasi partileri arasındaki bütünleşmenin gerçekleştiğini de ifade ediyor.

Doksanlı yıllar Kürt siyasi hareketinin partileşmesi ve günlük siyaset içinde etkin olmasının temellerinin atıldığı yıllar olmuştur.

Kürt siyasi yaşamına katılan, Kürt kimliğinin ve kültürünün savunusunu yapan aydınlar, iş adamları da doksanlı yılların katliamına uğradılar.

Özellikle Tansu Çiller’in Başbakan ve Mehmet Ağar’ın Emniyet Genel Müdürü olduğu dönemde ve Ağar’ın 1000 operasyon olarak nitelediği insan avı çerçevesinde çok sayıda Kürt işadamı- avukat- yazar-aydın da öldürüldü.

Vedat Aydın, Musa Anter bu çerçevede öldürüldüler. Kürtçe yayınlar hedef alındı.  Kürtçe kitaplar yasaklandı, yazarlar yayınevi sahipleri cezalandırıldı. Kürt siyasi hareketi gazetelerinin -Özgür Gündem, Özgür Ülke...- büroları bombalandı, yazarları, çalışanları mahkûm edildi, öldürüldü. Gazete satıcıları ve dağıtıcıları da öldürüldü. Cinayetler faili meçhul kaldı.

Kürt müzisyenler ya da Kürtçe ezgi söyleyenler baskılandı; Ahmet Kaya ve çok sayıda sanatçı bu nedenle yurt dışında yaşamaya mecbur edildi. Sanat ve Kültür alanlındaki baskılar Kürtçeye getirilen yasaklar, Kürt siyasi hareketinin güçlendiren bir sonuç yarattı.”    

*

Bugün bu işlemlerin bir kısmı daha da ileri gitmiş ve buna günlerdir devam eden bombardımanlar ilave olmuş. HDP Türkiyelileşmiş ve üstelik Erdoğan’ın “Başkan” olmasını önlemiş. İşte asıl mesele, işin bam teli de burası. İktidar, muhalif olarak sadece HDP’yi görmektedir. HDP aslında Türkiye’de rejim/yönetim değişikliği isteyen yegâne partidir. Üyelerinin tespiti ile bir “Kurucu Meclis” hedeflemiştir. Asıl Birinci TBMM’de de İkinci Grup tasfiye edilmişti, çünkü yenilik istiyordu.

Bunlar doğum sancısıdır. Gün doğacak. Bekliyoruz.


[1] Yavuz Önen: Kürt Sorunu''nda Son 25 Yıl, İstanbul - BİA Haber Merkezi, 12 Aralık 2014,

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu habere henüz yorum eklenmemiştir.
Diğer Haberler
  • Necati Şaşmaz da Taksim'de demokrasi nöbetinde21 Temmuz 2016 Perşembe 10:05
  • Adana darbeye karşı tek yumruk oldu21 Temmuz 2016 Perşembe 06:00
  • Büyükşehir projelerine ÇÜ’den teknik destek20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:27
  • Adana Demirspor'da toplu imza20 Temmuz 2016 Çarşamba 15:24
  • Demokrasi darbeyi yener ve önler20 Temmuz 2016 Çarşamba 09:31
  • Darbe şehidi polis memuru toprağa verildi19 Temmuz 2016 Salı 20:00
  • 4 pilot adliyeye sevk edildi16 Temmuz 2016 Cumartesi 15:11
  • Halk, darbe girişimindeki askerleri polise teslim ediyor16 Temmuz 2016 Cumartesi 02:16
  • Bahçeli'den Hükümete tam destek16 Temmuz 2016 Cumartesi 01:05
  • Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı Erdoğan'a tazminat ödeyecek14 Temmuz 2016 Perşembe 19:00
  • Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
    Haber Yazılımı: CM Bilişim