• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Bremen mızıkacıları

11.08.2015 06:00
Sedat MEMİLİ / Yazar

Sedat MEMİLİ / Yazar

"Bremen Mızıkacıları"artık dünya klasikleri arasında ölümsüz yerini almıştır 

Bir düzeni ve toplumsal katmanı simgeler. 
Köpek, eşeğin; kedi köpeğin; horoz da kedinin sırtında...
Çocukluk düş dünyamın sıcak ve sevimli bir manzarası. 
Varlık mücadelesi veren bu dörtlü, aynı sorunlar paydasında buluşan dostluk geliştirmişlerdir. 
Açlık, ortak düşmanlarıydı. 
Tek silahları ise çıkaracakları gürültü... 
Çünkü eşek yaşlanmış çaptan düşmüştür. Köpeğin dişleri dökülmüş, kedinin pençeleri düşmüş, horoz ise niteliğini kaybetmiş. 
Yük taşımaya mecali kalmamış eşek, Şukar Dede'nin(*) sütçü beygiri gibi, "Ayakları sekili, kulakları dikili, sanki milletvekili..." tavrıyla karnını doyurma peşinde.
Köpeğe gelince, artık koruyamadığı sahibi tarafından görevden alınmış. Karın tokluğuna "köpeklik" yapanların değişmez yazgısı onu da yakalamış. 
Peki, kediye ne oluyor? Yanıtı basit. Sahipler daima itaat ister. Ufak ciğer parçalarına tamah edenlerin onur ve kişiliği, itaatin karanlığına boğulmaya mahkûmdur. Bizim kedicik, tükenen onur ve ilkesi ile yüzleştiğinde artık iş işten geçmiş oluyor. 
Horoz'un durumu hepsinden farklı... O, sahibinin borazanlığını yapmaktan rahatsız değil, ancak, kesilme korkusu var.  Bir anlamda can derdine düşmüş. 
Nesnel koşulları böyle olan bir orkestrayı düşünün. 
Horoz ötüyor; "ekonomimiz çok iyi", "yerel yönetimler yasası, demokratikleşmenin bir sonucudur."
Hatta hızını alamıyor; "Kıbrıs'ın yıllık maliyetinin ne olduğunu biliyor musunuz?" 
Ama horozun öttüğü yer, Kedinin sırtı; kedi nerede? Köpeğin sırtında... Peki köpek? Ha! O mu? O da eşeğin sırtında canım. 
Kediler ve köpekler, ellerinde ziller, borazanlar ve davullarla, horozun ötüşüne eşlik ediyorlar. Sesleri o kadar yüksek ki, arada bir "Yahu arkadaşlar, gürültüden başka somut hiçbir çözümünüz yok" diyenlerin sesleri duyulmuyor. 
Bu cazgırlar ve gürültücüleri sırtında taşıyan eşek ise bağırıyor; açız! 
Zaman zaman sesi, sırtında taşıdıklarının gürültüsünü aşıyor; işsiziz!... Perişanız!...
Ama, ortada bir çelişki var. "Açız" diye bağıranlar, kof gürültü yapanları sırtında taşıyor. 
Silkinmeyi, sırtına binmiş olanları atmayı bir türlü akıl edemiyor. 
Oysa gürültüyle karın doymayacağını biliyor; hepsinin kendi sırtında olduğunu da biliyor. Ama maalesef, silkinmeyi akıl edemiyor. Çünkü öylesine aç ki, kopan bu gürültü arasından karnını doyuracağını zannediyor. Gürültünün yarattığı umut ile açlığını bastırmaya çalışıyor. 
Şu "Bremen Mızıkacıları" bir âlem doğrusu! 
Hikâye bu ya, kopan gürültüden korkan hırsızlar kaçıyor ve masalardaki yiyecekler orkestra üyelerine kalıyor. Hadi geç canım! O geçen yüz yıldı. 
Şimdi hırsızlar, halkın sırtına binerek, onları sadece aç bırakmakla kalmayıp, ayrıca, bu yurda sahiplenenleri kovmaya çalışıyorlar. Bunun adına dünya vatandaşlığı diyorlar. 
Sahipler için öten horozlar koroya başlıyor, koca koca adamlar, televizyonlara çıkıp, gözlerimizin içine baka baka yalan söylüyorlar. Hem halkın sırtına binip, hem de halktan bilgileri saklayanlar, öte, öte kulakları tırmalıyorlar.
Deik ya... Bremen Mızıkacılar ölümsüzdür. 
(*) Şoholov'un "Don Kıyısında Hasat" adlı romanında canlandırılan tip. 

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim