• BIST 77.898
  • Altın 128,241
  • Dolar 2,9840
  • Euro 3,3058
  • Adana : 35 °C
  • İzmir : 38 °C
  • Ankara : 32 °C

Bu ne yaman çelişki!

09.04.2012 14:32
A.Kadir TUNÇER / Yazar

A.Kadir TUNÇER / Yazar

Genel bir çerçeveye sahip pek çok “rağmen”lere rağmen yoldan çıkmamış hiçbir bireyin inkar etmediği, uygulamasa da ret etmediği, toplumsal ve/ya da bireysel kabul anlamında benimsediği, karşı çıkmadığı veya tam bir teslimiyetle iman ettiği değerler manzumesine sahip bir coğrafyanın ve oldukça zengin sayılan kültürler mozaiğinin birer parçalarıyız.

Kendi kabullerimiz olarak benimsediğimiz, kimilerimiz açısından özümsediğimiz, pek çoğumuz tarafından maskeli balolarda raks edercesine, başka yüzler takarak görüntü vermek, zevahiri kurtarmak, hatta süslemek adına içine düştüğümüz çelişkiler ummanında boğulurcasına gösteriş arenasında sahte kulaçlar attığımız değerlerimiz..

Allah’ı çok sevdiğimizi, iman ettiğimizi, /sadece/ söyleriz. Aslında sevginin kıyısından, köşesinden geçtiğimiz yok! İnsan sevdiğini dinlemez mi? Bize dinlemek bile ağır geliyor? Bırakın dinlemeyi, insan sevdiğini tanımaz ya da tanımamazlıktan gelir mi? Samimi olalım!

Allah’ın Kutlu Kelamı, hayatın en şaşmaz ve sarsılmaz yüce öğretisi, maveranın en somut tanımlayıcısı, hastalıklarımızın en sağlıklı ve seçkin yegâne reçetesi, ilahi hazinenin en mucizevi ikramı Kur’an-ı Kerim’i ne derecede okuyor, anlamaya çalışıyor ve yaşıyoruz? Akl-ı Selim sahibi her ferdin, hayatında kaç kez, anlamak adına ( mealden de olsa ) okumaya yönelik çaba sarfedip etmediğini, okuduğu taktirde ne kazanıp ya da neleri kaybettiğini düşünmesi gerekmez mi? Samimi olalım!

Vatan, Millet, Kardeşlik, Birlik, Beraberlik … Ve daha nice kavramlarımızın içini boşaltarak, kendi çıkar eksenli kabullerimizle yıllarca doldurduk veya doldurulduk! “Olması gereken”in bu manzaralar olmadığını bile bile.. İçini, işimize geldiği ya da peşin kabullerimizin hakim olduğu asli olmayan görüşlerle doldurmak suretiyle boşaltmıyor muyuz? Samimi konuşalım!

En tepedeki yöneticilerimizin bile “Ben”, STK’larımızın her birisinin ayrı ayrı “Ben”, Cemaatlerimizin “Ben”, Derneklerimizin “Ben”, Siyasi Partilerimizin “Ben”, Milletvekillerimizin “Ben”, Sendikalarımızın “Ben”, Başkanlarımızın “Ben”, Kurumlarımızın “Ben”, İşverenlerimizin “Ben”, bireylerimizin “Ben” olduğu zemheri bir ortamın neresindeyiz? Fotoğrafın hangi karesinde yer alıyoruz?

Açık konuşalım ve samimi olalım!

Böylesi bir hengâmede verdiğimiz yaşam mücadelesi, bize dair verilen “karar anı”na kadardır!

Zaman; her türlü kararlılık ve kararsızlık hallerinde bile akıp gidiyor. Herkesin, geriye dönüp bakma limiti, yaşadığı, hayatında yer edindiği ve çizikler yemiş olduğu tecrübeleriyle orantılıdır!

Bir “ay”a, bir “hafta”ya sığdırılmaya çalışılsa da, çağlara sığmayacak denli büyük bir hatırlatmanın vesilesi olan “Kutluluğun ve Mutluluğun” doğum günlerinde; “Ben”lere fırsat doğuyor!

Gelin “Ben”leri “BİZ” yapalım!

İçinde bulunduğumuz bütün olumsuzlukların ön ve arka planında, Peygamber Efendimizin hayatından, örnekliğinden ve İlahi Öğretiden olan uzaklığımız ve bağnazlığımız yatıyor! Yıllarca bu hep böyle oldu.. İçimizi ve dışımızı kemiren hastalığımız ve zehirimizin en kısa tanımı bu.. Panzehirimiz ise; Onlara sarılmak, anlamaya ve yaşamaya çalışmaktır!

Çelişkilerimizden kurtulmanın bir sonu mutlaka vardır. Bu; sonraya bırakılmayacak kadar öncelikli değil midir sizce? Sonrasından önce bu iklimin hazzını iliklerimize kadar yaşamamız, kimine göre son dönemeç olması muhtemel yolculuklar açısından, aslında bir zorunluluktur!

O kutlu İnsanın evrensel çağrısına bir kez daha kulak ve gönül verelim:

“Ey Allah’ın Kulları! Kardeş Olunuz!”

İnanın birileri ne kadar kirletmeye çalışsa da, Kardeşlik Güzeldir!

Sevgi ile Kalın..

akt

UYARI: Küfür, hakaret, rencide edici cümleler veya imalar, inançlara saldırı içeren, imla kuralları ile yazılmamış,
Türkçe karakter kullanılmayan ve büyük harflerle yazılmış yorumlar onaylanmamaktadır.
Yorumlar
ahmet bozkurt
12 Nisan 2012 Perşembe 11:21
ne güzel yazmışsınız
sevgili yazar, bu ülkenin neredeyse tamamı müslümandı, kimi ibadetini yoğun yapar, kimi sadece oruç tutar, kimide sadece sıkışınca Allah adını anar, ama hepsi müslümandı.. taaaa ki, birilerinin yüzde 99 çoğunluğu müslüman bu ülkede islami özellikleri ön plana çıkaran bir parti kuruncaya kadar.. siyasi partilerin taraftarı olduğu kadar muhalefetide vardır ve islama muhalefet oluşturduğunuz zaman bir süre sonra o muhalefeti iktidarda yaparsınız.. şu an için herşey yolunda gözükebilir, sokaklar ve camiiler islamiyetin yoğun yaşanmaya başladığını düşündürebilir, peki ya ekonomi çökerse, olur a bu hükümet gözle görülen zaaflarından dolayı nefret kazanırda iktidarı kaybederse.... sayın yazar, ülkemizde ateizm patlaması yaşanmaktadır, sizce bunun sebebi nedir... dün akşam iran belgeseli izledim, ilk yıllarda katı bir şeriat yaşanırken, şimdi halk yavaş yavaş açılıp saçılmaya başladı, hangi iktidar talibi daha fazla özgürlük vaadederse o parti daha fazla oy alır hale geldi.. en hassas olduğumuz camiye, kışlaya, okula siyaset girmesin prensibi tamamen yıkıldı, bugün bu bazıları için zafer kabul edilebilir, hatta şeriatta gelebilir... ama bu inanan sayısını arttırmadığı gibi, ileriye dönük inançlarımıza çok büyük zararları olacağını hep beraber göreceğiz.. isim isim sayacağım vekiller, müdürler, belediye başkanlarının yolsuzluklarını görünce islamiyet tekrar yezit dönemine döndü diye düşünüyorum... üzülüyorum, üzülüyorum, inançlarımı yitirmeye başladıkça üzülüyorum... Allaha dua ediyorum bu kötü örnekleri görüp inancımı yitirmeden artık öleyim diye
AHMET YILDIZ
12 Nisan 2012 Perşembe 10:13
ben ben ben
ben ben ben varsa biz yok anlamı taşır.allah katında güç duruma düşmeme adına gelin değişelim.değiştirelim.önce nefsimizi hesaba çekelim,sonra kardeşlerimizi eleştireceksek kimseye anlatmadan o kardeşimize gidelim hasbihal edelim ne dersiniz iyi olmaz mı?
hüseyin ağuş
10 Nisan 2012 Salı 20:22
bireylerin dirilişi
Müslümanlar yeniden adaletin, kardeşliğin, vahdetin, bağlılığın, insani ve manevi bir medeniyetin kurucuları olma yolundadır. Yegâne ve güçlü bir ümmet meydana getirerek, asrısaadetteki nebevi toplumun hatırasını, içinde bulunduğumuz asrın gereklilikleriyle uygun şekilde canlandırır. Şurası kesindir ki, aziz İslam dini, bulunduğumuz asırda insanlığı adalete, barışa ve yüce insani değerlere yönlendirecek kapasiteye sahiptir.madem bizlerde böyle bir kapasite var ise hani çalışmaların ürünleri nerede,anlaşılmaktadır ki halisane yapılmayan çalışmalar atıl kalmakta BEN cillik had safhada allaha sunulacak birşey kalmamakta.hal böyle olunca düşman dışarda hep beraber düşmanı kötülemekte ama yanıbaşımızdaki BEN düşmanının düşman bilmemekteyiz.kıyamet kopuncaya kadar da bu hal böyle devam edeceğe benziyor.15 yıl öncesini bir hatırlayalım tüm camialar yine vardı ve var olmaya devam ededecek ama kimse kimseye beğenmeden hayatlarına devam etmekte.müminler kardeştir ayetine sadık olmadığımız aşikar olmaktadır.öyleyse gelin hep beraber İMAN ımızı sorgulayalım.iman varsa kardeşlik var kardeşlik varsa iman var.halihazırda kardeşlik hukukları çiğnenmişse İMAN zedelenmiştir vesselam.
Yazarın Diğer Yazıları
Tüm Hakları Saklıdır © 2012 Adana Medya | İzinsiz ve kaynak gösterilmeden yayınlanamaz.
Haber Yazılımı: CM Bilişim